25 Ağustos 2011 Perşembe

City'deki Arsenal Lobisi



Arsenal'den Manchester City'e transfer olmasından sonra City'nin kadrosunda bir zamanlar Arsenal'de oynayan oyuncuların saysı 6 ya çıktı.Kim bu oyuncular? Emmanuel Adebayor Samir Nasri Kolo Touré Gaël Clichy Patrick Vieira David Seaman...Bu 6 isimden David Seaman ve Patrick Viera dışındaki 4 isim halen City takımının oyuncuları.Adebayor, Clichy, Toure ve Nasri daha birkaç yıl önce Arsenal forması giyiyorlardı.Bu 4 ismin diğer ortak  yanı ise hepsinin de Arsenal'den transfer edilmesi.Arsenal'den gidenlere baktığımızda şu anki krizin sebebi gayet net görülebiliyor.Yakında kimse kalmayacak gibi.Yıldızlar bir bir satılırsa olacağı bu.Bakarsınız elde kalan yıldızlardan da City'e giden olur birgün.

Nasri İmzaladı



Nasri 19 numaralı Manchester City formasına kavuştu.Takımdaki eski Arsenallilerle özellikle Patrick Viera ile konuştuktan sonra bu kararı verdiğini söylüyor.İnanılmaz bir Arsenal lobisi olmuş Manchester City'de.Nasri bakalım City'de umduğunu bulacak mı?

TFF&UEFA İşbirliği



UEFA'nın baskısıyla, tehditiyle alınmış olan karardan sonra ortalık toz duman altında.Aykut Kocaman'ın istifa ettiği, Nihat Özdemir'in görevini bırakacağı söyleniyor.Bu kararların açıkcası olayın sıcaklığıyla alındığını düşünüyorum.O yüzden bu kararlar sonrasında geri çekilebilir.Herkesin oturup sakin kafayla ne yapacağını düşünmesi gerekiyor.Acele alınmış kararların kulübe hiç faydası olmayacaktır.

Bu haberlerden sonra gelelim bir başka konuya.TFF'nin almış olduğu bu karar sonrası UEFA'dan bir açıklama geldi.Açıklama UEFA Genel Sekreteri Gianni Infantino'dan geldi.Genel Sekreter şikeye sıfır tolerans tavrından dolayı TFF'nin doğru karar verdiğini söylüyor.Kim söylüyor bunu?2006 yılında İtalya'da patlak veren bahis skandalında suçlu bulunan ve Seria A'ya -8 puanla başlayan Milan takımının o sezon katıldığı ve sezon sonunda da mutlu sona ulaştığı organizasyonun Genel Sekreteri söylüyor.2006 yılında suçlu bulunan Milan Şampiyonlar Ligi'ne katılırken şikeye,bahise sıfır tolerans uygulanmıyor, daha davası başlamamış olan Fenerbahçe şikeye sıfır tolerans adı altında men ediliyor.Sen gelme bizi kirletebilirsin diyor.Sonra biz de diyoruz ki haklısın UEFA.Aman sana leke bulaşmasın, senden uzak tutayım ama o leke benim içimde kalsın, beni kirletsin.

Bu olayda anlaşılmaz iki olay var.Birincisi TFF'nin kararı.İkincisi UEFA'nın tavrı...TFF "senin üzerinde leke var, şampiyonlar ligine gidip o güzelim markayı kirletme.Sen gel bizim ligde oyna.Bizim ligde oynarsan lekeli misin değil misin ona bakmayız" demesi hiçbir şekilde kabul edilemez.Bizim ligimizin bir marka değeri yok mu?Eğer Fenerbahçe şampiyonlar ligine katıldığında üstündeki lekeyle ortalığı pisleyecekse o zaman neden marka değerimiz tavan yapmış ligimizde Fenerbahçe'yi dahil ediyorsun?UEFA ise 2006-2007 sezonunda Milan'ı şampiyonlar ligine dahil ediyor ama daha suçu sabit olmamış Fenerbahçe'yi markamı kirletirsin düşüncesiyle istemiyor.Hem TFF'nin verdiği karar hem de UEFA'nın kararı çelişkili kararlar.Nerden bakarsan bak bu işin içinden çıkamazsın.

TFF ve UEFA sorumluluğu üstlerine almamak için orta yol buldular.TFF Fenerbahçe'yi Avrupa'ya göndermedi, UEFA ise Trabzonspor'u Fenerbahçe'nin yerine Avrupa'ya çağırdı.Eğer TFF Fenerbahçe'yi göndeermeyip Trabzonspor'u gönderme kararını kendi verseydi o zaman diyeceklerdi madem bu kararı verecektin ne diye 15 ağustosta kararını açıklamadın.Ya da madem 15 ağustosta gizlilik kararı var diye karar veremedin.Şimdi niye böyle bir karara imza attın.TFF bu sorulardan bir anlamda kurtuldu.Eğer UEFA bu kararları alsaydı o zaman Fenerbahçe'nin aklanması durumunda ödemek durumunda kalacağı bir tazminat ortaya çıkacaktı.UEFA da bundan kurtuldu.Yani TFF&UEFA işbirliği ile bu sorulardan ve dertlerden kurtuldular ve kendilerince doğru olan ama çok saçma olan kararı aldılar.Kendilerini kutluyorum.

24 Ağustos 2011 Çarşamba

Fenerbahçe ŞL'de Yok Peki STSL'de Var mı?


Bu süreç artık canımı sıkmaya başladı.O yüzden lafı uzatmadan bir şeyler söylemek istiyorum.TFF bundan sonra yapacağı tek şey var.Fenerbahçe'yi lige katılımından men edecek.TFF bu karardan sonra Fenerbahçe'nin ligte mücadele etmesine izin veremez.Peki nasıl olacak bu?İki yolu var.Ya Fenerbahçe kendisi ligten çekilecek ya da TFF ligleri tarihi sonradan belirlenecek bir tarihe erteleyecek.Bunun başka yolu yok.Bu noktadan sonra vereceği kararı erteleyemez, geçiştiremez TFF.Play off gibi saçma konularla zaman harcayacağına ertele ligleri ve kararını vermek için gizliliğin kalkmasını bekle.Bu şartlar altında eğer ligler başlar ise sonucu kötü oalbilecek olaylar ortaya çıkabilir.

2 Gitti Kaldı 14



Litvanya'da düzenlenecek olan Avrupa Basketbol Şampiyonası öncesinde kadromuz 14 oyuncuya indirildi.Kadrodan çıkarılan isimler beklediğim isimler oldu.Guard Barış Ermiş ile uzunlarımızdan Furkan Aldemir Orhun Ene tarafından kadrodan çıkarıldı.Bugün başlayan Adidas Cup'tan sonra da kadro biraz daha daraltılacak ve 12 kişiye indirilecek.Çıkarılacak diğer isimlerin Cenk Akyol ve İzzet olmasını bekliyorum.

Kurşun Döktürmek Şart


Ben giderek futbol dünyasının başında kara bulutların olduğu düşüncesine kapılmaya başladım.Neden mi?Hemen açıklayayım.
  • Türkiye'de 3 Temmuzda başlayan soruşturma nedeniyle ligimiz ertelendi
  • İspanya'da oyuncular greve gitti ve La Liga'da ilk hafta maçları oynanmadı.
  • İtalya'da da oyuncuların greve gitmesi bekleniyor.Seria A'da zamanında başlamayabilir.
  • İngiltere'de Londra'da yaşanan olaylardan dolayı Tottenham - Everton maçı ertelendi.
  • Yunanistan'da soruşturma sonucu iki kulüp küme düşürüldü.
  • Futbol dışında en önemli organizasyonlardan biri olan NBA de bile lokavt.Daha ne olsun.
Hakikaten futbol camiası bir kurşun döktürsün.Bu kadar olay Avrupa futbolunun bünyesine zarar.Bakalım daha neler göreceğiz.

Spa Öncesi Güven Tam



"Yaklaşık bir ay kokpitin dışında kalınca, herkesin Spa-Francorchamps gibi bir pistte yarışmayı sabırsızlıkla beklediğini düşünüyorum. Spa, dünyanın en harika pistlerinden biri.Spa her zaman favori pistlerimden biri oldu. Kendinizi gerçekten limitlerinizde hissettiğiniz bir yer. Formula 1 aracında bunu hissetmek müthiş bir duygu.Hafta sonuna oldukça iyi bir yerde başlıyor olacağız. Son iki grand prix'yi kazandık. Araç oldukça güçlü. Ayarları geliştirmek için yoğun şekilde çalıştık. O yüzden şu an gerçekten ilham verici bir güvene sahibiz, bu da bizi özellikle de sıralamalarda biraz daha öne çıkarabilirElbette hafta sonu muhtemelen hava durumundan etkilencek. Yağmursuz bir yarışı tercih ederim, fakat samimi olmak gerekirse, her türlü şartı kabul ederim."

Lewis Hamilton

"Spa'da yarışmayı seviyorum, fakat maalesef son yarışlarda, son iki yarışta benden kaynaklanmayan hatalardan dolayı pek yarışamadım. Bu kez daha şanslı olmayı umuyorum.Macaristan'da kazanarak yaz tatiline başlamak tabi çok güzel bir duyguydu. Yağışlı havada olduğu gibi kuru zeminde de kazabileceğimizi düşündüğüm bir yarıştı, Spa için bunu akılda tutmak önemli olacak, çünkü muhtemelen orada da pist hafta sonu hem kuru, hem ıslak olacak.Aracımız şu an sürüş açısından gerçekten oldukça rahat. O yüzden bu hafta sonu lastik seçiminin bizi çok fazla etkileyeceğini sanmıyorum. Valencia'daki yarışın ardından medium lastikler hakkında çok şey öğrendik.DRS'nin Spa'da, diğer bazı pistlerde olduğu gibi çok önemli olacağını düşünmüyorum. Henüz nerede kullanılacağını bilmiyorum fakat Eau Rouge'dan Les Combes'e girerken kullanmak için birçok fırsat var. DRS'nin yarışa birşey katıp katmayacağını görmek ilginç olacak."

Jenson Button

Belçika GP öncesi Mclaren takımı pilotları Jenson Button ve Lewis Hamilton açıklamalarda bulunmuşlar.Son iki yarışı kazanmalarının kendilerine olan güveni arttırdığını söylüyorlar.Pilotların, takımın güvenini yerine gelmesi ve Redbull pilotlarıyla baş edebileceklerine inanmaları gerçekten önemli.Çünkü Vettel sezona öyle bir giriş yaptı ki şampiyon adaylarının moralleri bozuldu.Ama son iki yarışla birlikte Vettel'in de yenilebileceğini, galibiyet alamayacağını gördükten sonra tüm şampiyonluk adaylarının iştahı kabarmıştır.Geçen günlerde Raikkonen Vettel'in yarış kazanmasına gerek yok gibisinden bir söylemde bulunmuştu.Hakikaten öyle.Vettel hata yapmadan sezonu sürdürürse ilk üçte kendine yer bulursa şu anki puan farkını koruyarak şampiyon olabilir.Kritik Avrupa yarışları öncesi Vettel'in 2 yarışta da geçilmesi önemli bir mesaj olabilir Vettel'e.Ensendeyiz haberin olsun mesajı verilmiş olabilir.Bunun doğru olup olmadığını Belçika GP'sinde göreceğiz.Bu yarışta MClaren'e güveniyorum.Özellikle yarış yağmurlu olursa...

Eto'o Bitti Sırada Kim Var?



Sonunda Eto'o Rusya ekibi Anzhi ile anlaştı ve 3 yıllık sözleşmeye imza attı.Attığı imza ile en çok kazanan oyuncular sıralamasında liderliğe yükseldi.Eto'o yıllık 20 milyon euro ile 3 yılda 60 milyon euro kazanacak.Gerçekten inanılmaz bir rakam.Genellikle yaşı gelmiş oyuncular böyle tercihlerde bulunurken Eto'o gibi daha Avrupa'nın önemli liglerinde yapacağı çok şey oyuncunun para için Rusya'ya gitmesine açıkcası şaşırdım.TErcih meselesidir bir şey diyemeyiz ama keşke Avrupa'da kalsaydı.

Anzhi takımı yıldız transferler peşinde yoluna devam ediyor.Şimdi de sıra Alves'e geldi.Barcelonalı oyuncuya yıllık 15 milyon euro önereceklermiş.Barcelona teklifi kabul etmez büyük ihtimalle ama Anzhi her türlü girişimde bulunacaktır.Alves ile birlikte Arshavin'in de peşindelermiş.Bunu da belirtelim.


Kuyt'a Inter Kancası



Eto'o Inter'den ayrıldıktan sonra Inter cephesi bir forvet arayışına girdi.Yokladıkları isimler arasında Dirk Kuyt da bulunuyor.Dirk Kuyt Inter'in ilgilendiğini doğruluyor fakat Liverpool'da mutlu olduğunu, daha yeni kontrat uzatıldığını söyleyerek Liverpool'da kalmayı tercih edeceğini söylüyor.Açıkcası Liverpool'un da Kuyt'u bırakacağını sanmıyorum.Hele kadroda Carroll gibi bir baş belası varken.Interli arkadaşlar ilgilensinler ama fazla abartmasınlar.Çünkü Kuyt satılık değil.

23 Ağustos 2011 Salı

Arthur Zico'nun Yeni Takımı Irak



Bir dönem Fenerbahçe'yi de çalıştıran Arthur Zico'nun yeni takımı belli oldu.İlk olarak 6 Ağustosta Zico ile Irak Futbol Federasyonu arasında görüşmeler başladığını söylemiştim.Anlaşma sağlandı sağlanıyor diyerek bugüne kadar geldik.Görüşmeler olumlu sonuçlandı.Zico Irak Takımını 2014 Brezilya'ya götürmeye çalışacak.İlk duyduğumda kabul etmez demiştim ama anlaşılan Zico yeni maceralerın peşinde gitmeyi seçmiş.Hayırlı olsun diyelim.

Fabregas Açılışı Yaptı



Napoli ile yapılan hazırlık maçında Fabregas Barcelona forması ile ilk golünü attı.Maçta açılışı Fabregas yaptı.Devamı gelir umarım...

Nasri Manchester City'de


Ve beklenen transfer açıklandı.Arsenal'de yaprak dökümü devam ediyor.Şampiyonlar Ligi'nde gruplara kalma açısından çok kritik Udinese maçı öncesi Samir Nasri'nin Manchester City'e  transfer olduğu Arsenal resmi sitesinden duyurdu.Takımla birlikte İtalya'ya gitmeye hazırlanan Nasri kadrodan çıkarıldı ve sağlık kontrolleri için Manchester'e doğğru yola çıktı.City uzun uğraşlar sonucunda Nasri'yi kadrosuna katmayı başardı.Arsenal için ise işler kötü gitmeye devam ediyor.Fabregas'tan sonra Nasri'nin de ayrılması kadroda doldurulması mümkün olmayan boşlukların çoğalması anlamına geliyor.

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Liverpool'dan Ayrılması Beklenen Oyuncular

Liverpool gerekli bölgelere transferlerini yapmış durumda ve geçen seneden daha hazır bir görüntü çiziyor.bunun yanında takımdan gitmesine kesin gözüyle bakılan oyuncularla hala yollar ayrılmış değil.Kim bunlar?Alberto Aquilani, Joe Cole ve Kyrgiakos...


Aquilani ilk geldiğinde büyük heyecan yaratmıştı.Liverpool orta sahasında iyi şler yapacağı düşünülüyordu.Ama sakatlığı her şeyin kötü gitmesine neden oldu.bir türlü istediği oyunu sergileyemedi, hatta formayı da kaybetti.Takımdan ayrılmasına kesin gözüyle bakılıyor.Aquilani ile ilgilenen Milan kulübü ile pazarlıklar son aşamasına gelmiş durumda.Yakın zamanda açıklanır diye tahmin ediyorum.O'nun en iyi yer İtalya gibi duruyor.


Bekleneni veremeyen bir diğer isim ise Joe Cole.Chelsea izlediğimiz Joe Cole'u maalesef Liverpool'da göremedik.Kenny Dalglish de Joe Cole'den artık bir şey beklemiyor.Bir an önce takımdan ayrılmasını bekliyordur.Fazlalık olmasın diye.Joe Cole ile Milan ve QPR takımları ilgileniyormuş.


Krygiakos hakkında hiçbir şey demiyorum.Şu an bile neden Liverpool'a alındı bilmiyorum.Yol ver gitsin diyorum.Krygiakos'un peşinde olan takım ise Wolfsburg'muş.Liverpool'dan uzak olsun da nereye giderse gitsin.

Wenger'e Casusluk Cezası



Arsene Wenger'e bir kötü haber de UEFA'dan geldi.Şampiyonlar Ligi Elemelerinde oynanan Udinese maçında Arsene Wenger cezalı olmasına rağmen yardımcısıyla iletişimi kesmedi ve talimat vermeye devam etti.Bu durum gözlemcinin dikkatini çekti ve Arsene Wenger'i uyardı.Uyarı ile yardımcıyla iletişimini kesti.Kurallara aykırı olan bu davranışın bedeli de 2 maç men oldu.Kritik Udinese deplasmanında takımının başında olamayacak.Olası bir elenmenin ardından tüm fatura Wenger'e çıkacak gibi duruyor.Udinese'nin Arsenal'i elemesi de hiç uzak bir ihtimal değil.

Ben Nerede Yanlış Yaptım??

Yaş Ortalaması 24 Olan Kadro



Her takımın sezon öncesinde çektirdiği klasik karelerden biri.Kazanılan kupalar da fotoğrafı bir ayrı güzel göstermiş.Yalnız ben bu fotoğrafa bakarken bir şey aklıma geldi.Barcelona'nın mevcut kadrosunda çıkılabilecek en genç kadro nasıldır diye düşündüm.Kurduğum kadro şu şekilde;

football formations

Kadrodaki 11 kişinin yaş ortalaması 24 ve sadece 3'ünün 24 yaşın üstünde.Bekler Adriano ve Alves ve kaleci Valdes kadroda yaşlı konumundalar.Barcelona'nın kaleci bölgesinde yedek olarak Pinto'ya kalmasından dolayı genç bir kalecileri şu an için yok.Valdes 29, pinto 35 yaşında.Beklerden Adriano 26, Alves 28 yaşında.Bekler yaş olarak genç olsalar da Barcelona gibi alt yapıdan oyuncu fışkıran bir kulüpte artık yaşlanıyorlar demek mümkün.Alternatiflerini bulmak ileriki sezonlarda çok önemli olacaktır.Kadroya baktığımızda Barcelona'da bu sezon daha çok forma şansı bulacağını düşündüğüm Thiago ve Fontas göze çarpıyor.Barcelona bu iki oyuncudan çok şey bekliyor ve gelecekte yeni Xavi ve yeni Pique olması bekleniyor.Barcelona kaleye ve beklere yeni genç isimler yerleştirdi mi bu kadro Barcelona'ya uzun yıllar hizmet edecektir.

Premier Lig 2. Hafta Arsenal:0 - Liverpool:2




Premier Ligte 2 .hafta maçında Liverpool 2000 yılından beri kazanamadığı Arsenal deplasmanında 2-0 lık bir skorla galip geldi ve 3 puan ile evine döndü.Geçen hafta Sunderland karşısında alınan beraberliğin önemli olmadığını; oynanan oyunun önemli olduğunu söylemiştim ve Liverpool'dan ümitli olduğumu söylemiştim.Liverpool haftasonu Arsenal karşısında oynadığı oyunla iyi bir görüntü vermeye devam etti.Bazı noktalarda hala eksiklikler var ama lige iyi başlama konusunda gayet başarılılar.Arsenal maçında Ramsey'in kendi kalesine attığı gol olmasaydı belki maç 0-0 bitecekti ama ortaya konulan oyun gerçekten memnun edici.Luis Suarez maça kulübede başladı ama oyunun devamında Kenny Dalglish O'nu sahaya sürdü ve golünü de atmış oldu.2. maçında 2. golünü attı.liverpool tarihine adını yazdıracak bir performans ile yoluna devam ediyor.Zevkle takip ediyoruz.

Arsenal'e gelecek olursak durumu hiç iyi değil açıkcası.Sakatlıklar, cezalılar Wenger'in elini kolunu bağlıyor gibi duruyor.Liverpool karşısına çıkardığı kadroyu kurmakta baya zorlandı.Oynatmamayı düşündüğü Nasri'ye bile ilk 11de yer verdi.Arsenal geleceği açısından önemli olan sakatlıklar veya cezalılar değil Wenger'in ıslıklanması dikkat çekici.Wenger'in kurduğu ve senelerdir kullandığı sistemin kurbanı olacağı kırk yıl geçse aklıma gelmezdi.Görüntü onu gösteriyor sanki.Taraftarlar artıkgenç genç bir yere kadar demeye başladı.Üstüne bir de takımın yıldızları da takımdan ayrılırken...

Tekrar Liverpool'a dönersek Andy Carroll 2 maçtır hayal kırıklığı.Carroll'un olumlu bir hareketi yok.Kenny Dalglish'in bir dahaki maçta O'nu yedek bırakması muhtemel.Suarez-Kuyt ikilisi daha faydalı olacaktır.Eğer Carroll kendini toparlamaz ise giderek formayı unutacaktır.Yeni transferlerden Jose Enrique geçen hafta olduğu gibi yine takıma yararlı oldu.Charlie Adam ve Henderson orta şeker bir performans gösterdiler.Zamanla performansları artacağını düşünüyorum.

Robbie Keane Amerika'da



Ve Robbie Keane Amerika'ya ayak basar...

Seni de Gördük Hodgson



"En üst seviyeden aşağılara düşmek kolay değildir, orada kalmak istersiniz. Gerçekçi olalım, takımların bir menajere verdikleri ortalama süreye bakarsak, eğer 35 yıl çalışacaksanız birçok kulübe ihtiyacınız olacaktır. Benim için sorun değildi, ben şanslıydım ve kariyerimden zevk aldım. Ama 35 yıllık bir kariyer hedefleri varsa insanları en üst seviyeden başlatmaya zorlar mıydım bilmiyorum." 

Roy Hodgson

Kim söylüyor bunu?Liverpool tarihindeki en kötü teknik adam söylüyor.Liverpool'un başındayken o kadar kötü oynatıyordu ki Liverpool az daha küme düşecekti.Neyse aynı Hodgson Villas Boas'ın Chelsea'nin başına geçmesine kendince yorum getirmiş.Demiş ki eğer uzun yıllar bu mesleği yapacaksan kariyerinin başında büyük kulübe gelmek iyi olmayabilirmiş.Acaba kendisi Liverpool'un başına 63 yaşında geldiği için 33 yaşında Chelsea'nin başına geçen Andre Villas Boas'ı kıskanmış olabilir mi?Bana göre bu sözler o anlama çıkıyor gibi.Yetenekli bir teknik adamın kariyerinde ne zaman karşılacağını bilmediği bir fırsatı erken yaşta olsa bile değerlendirmek istemesi son derece doğal bir durum.Chelsea'de kalıcı olması için başarılar kazanması gerekir ama önümüzdeki birkaç sezon şampiyonluk gelmese veya kupa kazanılmasa da Villas Boas takımda kalacaktır diye düşünüyorum.Bu konuda son olarak Hodgson'a sen karışma diyorum.Seni de gördük.

21 Ağustos 2011 Pazar

Fırsat Bu Fırsat



"Mourinho, 109 yıllık geçmişi ve büyük bir futbol kültürü bulunan bir kulübe geldi. Barcelona maçının son dakikalarında yaptıkları, bu kulübün onurlu geçmişine yakışmıyor." 

Jorge Valdano

Geçen sezonki fatura Jorge Valdano'ya kesilince anlaşılan Valdano bu duruma içerlemiş ve fırsat bu fırsat diyerek Mourinho'ya laf atmış.Haklılık payı olmakla birlikte bu açıklama ile anlıyoruz ki Mourinho olası bir başarısızlıkta çok zor durumlara düşebilir.Sezonun ilk kupasını Barcelona'ya kaptırdı bile.

Çin Basketbol Federasyonu'ndan İzin Çıkmadı



NBA'deki lokavt ne kadar sürecek hala belli değil.Fazla uzun sürmez diyen var, bu sene oynanmaz diyen de var.Oyuncular ligin başlamama ihtimalini göz önüne alarak başka ülkelerde oynamayı tercih ediyorlar.Birçok yıldız Avrupa'ya geldi şimdiden.Bazı isimlerin de Avrupa'ya gelmesi an meselesi.Basketbolcular için Avrupa dışında başka bir yer daha var.Pazar açısından büyük olan Çin'den bahsediyorum.Geçmişte birçok NBA yıldızı Çin'de oynamayı tercih etmişti.Gerçi Çin'e gidenlerin acabı biraz da para idi.Bu sefer oyuncular sponsorlarının iteklemesiyle büyük pazardan ne alırsak kardır mantığıyla ikna edildikleri için Çin'de oynamaya sıcak bakacaklarını dile getirmişlerdi.Wade, D. Howard, Kobe gibi oyuncular Çin'de oynamaktan memnun edeceklerini söylüyorlardı.Bu yıldızları üzecek bir haber geldi Çin Basketbol Federasyonu'ndan.Çin Basketbol Federasyonu aldığı kararla NBA'de kontratı olan oyuncuların transferine hiçbir şekilde onay vermeyeceklerini açıkladılar.Ancak NBA'de kontratı biten oyuncular transfer edilebilir diye açıklama yaptılar.Bu karar Çin'e gitmek isteyen yıldızlar kadar onların sponsorlarını da üzmüştür elbette.Bu durumda yıldızlar başka ülkelere yelken açabilirler.Mesela Kobe-Beşiktaş anlaşması yakın olabilir.Çünkü Çin gibi bir pazardan sonra Avrupa'da istenilen parayı verebilecek ülkelerin başında geliyoruz.Bakalım yıldızlar Çin dışında alternatifleri var mı?

Lebron James Barcelona Antremanında



Önce Liverpool şimdi de Barcelona...Karakter bakımından pek sevmediğim Lebron Barcelona'yı ziyaret ederek biraz olsun sempati kazanmıştır.Gerçi Kobe'yi takip etme gibi bir düşünceye de sahip olmuş olabilir.Lebron bu olur mu olur...


Falcao'nun A.Madrid Tercihi



"Porto'ya çok minnettarım. Atletico'ya benim için sarfettiği efordan dolayı teşekkür etmek istiyorum. Çok büyük bir takıma geldim ve dünyanın en önemli liginde oynayacağım. Benim için 40 milyon euro ödediler ve bu büyük bir sorumluluk. Kulübün bu güvenine karşılık vermek istiyorum ve umarım hedeflerime ulaşırım."

UEFA Avrupa Ligi'ndee Porto formasıyla göstermiş olduğu  performansla Avrupa devlerinin dikkatini çeken Falcao'nun yeni takımı belli oldu.Villas Boas'ın Chelsea'ye gidişinden sonra herkes Falcao'nun İngiltere'ye gideceğini bekliyordu ama bu transfer gerçekleşmedi.Falcao 40 milyon euro bonservis bedeli karşılığında Atletico Madrid'e transfer oldu.Açıkcası bu transfer beni biraz şaşırttı.Çünkü ben tüm Avrupa'nın gözdesi olsam, oynadığım takımım şampiyonlar liginde oynayacak olsa iki seçeneğim olurdu.Birincisi takımımda kalıp şampiyonlar liginde de kendimi gösterir ve öyle bir başka takıma giderim.İkincisi ise eğer takımdan ayrılacaksam gideceğim takımın şampiyonlar liginde olmasına özen gösteririm.Ama Falcao belli ki buna bakmamış ve faydalı olabilceği bir takıma gitmeyi düşünmüş.A.Madrid'in Avrupa Liginde oynamasına bakmadan.Bakalım bu tercihi Falcao'nun kariyerini nasıl etkileyecek?Zirveye çıkabilecek mi yoksa bir parlayıp sönecek mi?

Hamilton Ferrari'ye Gider mi?



" Eğer başka bir takımda takım arkadaşı olsaydık daha temiz ve gerçekçi bir mücadele olurdu.Yaşadığınız zor zamanlardan her zaman ders çıkarırsınız. O sene genel olarak iyiydi hem Lewis hem de ben çok şey öğrendik. Zirvedeki bir pilotla aynı takımı paylaştığınızda birlikte büyümeyi öğrenirsiniz. Yarışa hazırlanmak hatta sürüş stili konusunda kendinizi geliştirirsiniz çünkü telemetri verilerini paylaşırsınız.Harika bir deneyimdir."

Fernando Alonso

Lewis Hamilton'un Ferrari'ye gider misin sorusunu gelecekte ne olur diyerek geçiştirmesi, Alonso'nun Hamilton'un Ferrari'ye gelebileceğini söylemesi ve en son olarak Alonso'nun Hamilton hakkında iyi şeyler söylemesi beni şüphelendiriyor açıkcası.Her F1 pilotun rüyasırıdır Ferrari ama Mclaren'de iyi geçinememiş iki pilotun buluşma yeri Ferrari olamaz.Özellikle Mclaren'de 1. pilot konumunda olan Hamilton için.Eğer Hamilton Alonso ile birlikte Ferrari adına yarışırsa takım 1. pilot olarak Alonso'ya öncelik verecektir.Çünkü bir takımda iki şampiyonluk adayının olması o takımı çok zorlar ve takım bir ismin üstünde yoğunlaşır.Zamanında Alonso-Hamilton ikilisi Mclaren'de bu sorunu yaşamıştı.Son iki sezondur da Redbull takımı aynı sıkıntıyı yaşıyor.Webber çoğu zaman Vettel'in kaytarılmasından duyduğu öfkeyi dile getirmekten çekinmiyor.O yüzden bir takımda iki şampiyon adayı olmaz.Bu yüzden Hamilton'un Alonso'nun olduğu Ferrari takımına gideceğini sanmam.Dahası gitmesini de istemem.Hem ayrılacağı takımın Mclaren olmasından hem de gideceği takımın Ferrari olmasından dolayı.Umarım böyle bir trasnfer olmaz.

20 Ağustos 2011 Cumartesi

Spora Doyacağız


Bugünden başlayarak 18 Eylüle kadar spora doyacağımızı düşünyorum.Açılışı bugün İspanya bisiklet Turu ile yapıyoruz.İspanya Bisiklet Turu 21 etaptan oluşuyor.Tur 11 Eylülde bitiyor.Eğer bisiklet turlarını yakından takip ediyorsanız ya da hiç bisiklet turu izleme şansı bulamadıysanız İspanya Bisiklet Turu'nu kaçırmayın.

İspanya Bisiklet Turu devam ederken 27 Ağustosta Dünya Atletizm Şampiyonası başlıyor.Şampiyonada bizi temsil edecek sporcuların fazla olması ve başarı beklediğimiz sporcularımızın olması bu şampiyonayı takip etmemiz için yeterli bir sebep.Şampiyona 4 Eylülde sona erecek.

29 Ağustosta bir diğer spor dalında bir organizasyon var.4 Grand Slam'den biri olan Amerika Açık başlayacak.Teniste her organizasyon izlenir ama benim için bir Roland G. iki Amerika Açık şeklindedir.Hele ki erkeklerde Nadal'ı, kadınlarda Ana Ivanovic ve Caroline Wozniacki'yi destekliyorsanız.

Son olarak Litvanya'da düzenlenecek Avrupa Basketbol Şampiyonası var.31 Ağustosta başlayacak zor maraton 18 Eylülde son bulacak.Milli Takımımız şu an için iyi görüntü vermese de eminim ki oyuncularımız en iyi şekilde oyunlarını oynayacaklardır.Unutmayalım ki geçen sene de kötü bir görüntümüz vardı hatta Tanjevic inanılmaz eleştiriliyordu.Sonra ne oldu?Dünya 2.liği geldi.O yüzden umudumuzu kaybetmeden şampiyonayı takip edelim.

Son olarak tarihleri bir daha vereyim.

20 Ağustos - 11 Eylül (Eurosport)

İspanya Bisiklet Turu

27 Ağustos - 4 Eylül (NTVSpor)

Dünya Atletizm  Şampiyonası

29 Ağustos - 11 Eylül (NTVSpor)

Amerika Açık

31 Ağustos - 18 Eylül (NTVSpor)

Avrupa Basketbol Şampiyonası

18 Ağustos 2011 Perşembe

Şimdi Neredeler?

20 yaş altı dünya şampiyonları tarihine baktığım sıralarda Best Eleven blogunda bir liste gördüm.Liste geçmiş şampiyonalarda minimum 4 gol atmış oyuncuların şu a hangi takımda oynadıklarını gösteriyor.Tanıdık isimler var, şampiyonada parlamış ama devamını getirememiş oyuncular var.Ben de bu tür araştırmalar yapıyorum.Topladığım bilgileri derleyip toparlayınca blogda paylaşacağım.Şimdilik Best Eleven'in listesine bakalım.

2009 Egypt
8 - Dominic Adiyiah (Ghana) - AC Milan (loan to Karşıyaka)
5 - Vladimir Koman (Hungary) - Sampdoria
4 - Alan Kardec (Brazil) - Benfica (loan to Santos)
4 - Ransford Osei (Ghana) - Maccabi Haifa (loan to Granada)
4 - Aarón (Spain) - Almería
4 - Yonathan del Valle (Venezuela) - Deportivo Táchira (Venezuela)
4 - José Salomón Rondón (Venezuela) - Málaga

2007 Canada
6 - Sergio Agüero (Argentina) - Manchester City
5 - Adrián López (Spain) - Atlético Madrid
4 - Maximilliano Moralez (Argentina) - Atalanta (Italy)
4 - Jozy Altidore (USA) - AZ (Netherlands)

2005 Netherlands
6 - Lionel Messi (Argentina) - FC Barcelona
5 - Fernando Llorente (Spain) - Athletic Bilbao

5 - Oleksandr Aliev (Ukraine) - Dynamo Kyiv
4 - Graziano Pellè (Italy) - Parma
4 - David Silva (Spain) - Manchester City

2003 UAE
4 - Fernando Cavenaghi (Argentina) - River Plate
4 - Dudu Cearense (Brazil) - Atlético Mineiro

4 - Daisuke Sakata (Japan) - FC Tokyo
4 - Eddie Johnson (USA) - Free (formerly Fulham)

2001 Argentina
11 - Javier Saviola (Argentina) - Benfica
6 - Adriano (Brazil) - Corinthians
6 - Djibril Cissé (France) - Lazio

5 - Robert (Brazil) - Monterrey (Loan to Puebla FC)
5 - Benjamin Auer (Germany) - Alemannia Aachen (2.Germany)
4 - Maxi Rodríguez (Argentina) - Liverpool
4 - Winston Parks (Costa Rica) - FK Baku (Azerbaijan)
4 - Mohamed El Yamani (Egypt) - Floriana FC (Malta)

1999 Nigeria
5 - Mahamadou Dissa (Mali) - KSV Roeselare (Belgium)
5 - Pablo Couñago (Spain) - Free (formerly Ipswich Town)
4 - Gaspard Komol (Cameroon) - Retired
4 - Peter Ofori-Quaye (Ghana) - Hearts of Oak (Ghana)
4 - Mamadou Bagayoko (Mali) - OGC Nice
4 - Taylor Twellman (USA) - Retired
4 - Javier Chevantón (Uruguay) - Colón (Argentina)

17 Ağustos 2011 Çarşamba

Orhun Ene Litvanya'ya Nasıl Bir Kadro Götürecek?



Litvanya'nın ev sahipliğinde yapılacak olan 2011 Avrupa Şampiyonası'na 13 gün kaldı.Takımımız çalışmalarına tam gaz devam ediyor.Hazırlık aşamasında  görüntümüz pek parlak değildi ama moralleri bozmamız gerekiyor.Geçen sene düzenlenen Dünya Şampiyonası'nın öncesinde de oynadığımız maçlar da pek de iyi değildik.O yüzden hazırlıklar sürerken oynadığımız maçların skorlarından çok bir arada oynayarak oyuncularımızın birbirlerini tanıması önemlidir.

OYuncularımızın birbirlerini tanıması diyorum ama kadroda olması muhtemel 3 oyuncumuzun sakatlığı var.Sinan Güler hafiften kendini toparlasa da Ömer Aşık ile Semih Erden'in durumu kafaları karıştırıyor.Her ne kadar şampiyonaya yetişecekleri söylense de takıma dahil olduklarında geçen seneki performanslarından ne kadarını sahaya yansıtacaklar kestirilemiyor.Bu iki uzunumuzun dışında geçen sene takımda çok önemli roller üstlenen Kerem Gönlüm sakatlığından dolayı şampiyonada olamayacak.Geçen seneki başarıda önemli katkıları olan pota altının bel kemiği durumunda olan Semih, Ömer ve Kerem'den yararlanamayacak olunması gerçekten Milli Takım için kötü bir haber.Ömer ve Semih sakatlıktan kurtulur ve sahaya %100 leri verirler.Ama bunun çok kolay olamdığını söyleyelim.Maç temposuna alışmaları zaman alabilir ve bu zaman içerisinde Milli Takım için her şey bitebilir.

Pota altı oyuncularımızdaki bu sıkıntılardan dolayı Orhun Ene epeyce zorlanacaktır.Elinde pota altı oyuncusu olarak Enes, Oğuz, İzzet ve Furkan bulunuyor.Yetişecekleri söyleniyor ama ola ki Semih ve Ömer şampiyonada olmazsa saydığım bu dörtlü ile oldukça sıkıntı yaşarız.Bu yüzden Orhun Ene'nin Ömer ve Semih'i kadroya dahil etmekten başka bir şansı yok.15 dakika oynayabilecek durumda olsalar bile kadroya dahil edilmeleri gerekir.Onlarsız gideceğimiz bir şampiyona bizim için başlamadan biter.

Ömer Aşık ve Semih Erden'in kadroda olabileceğini düşünerek  12 oyuncu kimlerden oluşacak bir bakalım.

Öncelikle kadroda yeri kesin olan isimlerden başlayalım.Bu isimlerin başında takım kaptanı Hidayet geliyor.Oynadığımız turnuvada iyi bir görüntü vermese de Hidayet bu takım için çok değerli.Geçen seneki Sırbistan maçının kahramanı olan Kerem Tunçeri'nin de yeri garanti.Keremsiz guard pozisyonu düşünülemez.NBA'deki temsilcilerimizden Ersan İlyasova'nın da yeri hazır.Takımın hem savunmasında hem de hücumunda önemli rollere sahip olan Ömer Onan da kadroda kesin yer alacaktır.Pota altındaki tek sağlam oyuncumuz olan Oğuz Savaş da kesin olacaktır.Dünya Şampiyonasına yetiştirilemeyen ama bu şampiyonada kendisinden çok şey beklediğimiz Emir Preldzic kadroda yerini alacaktır.

6 oyuncuyu kadroya dahil ettik.Kaldı 6 oyuncu.Pozisyonlardan giderek diğer 6 oyuncunun kimler olabileceğine bakalım.

Guard pozisyonunda Ender, Barış ve Doğuş var.Bu üç isim arasında yeri daha garanti olan oyuncu Ender Arslan.Bir standartı olmamsından dolayı bazen sıkıntı yaratsa da oynadığı zaman neler yapabildiğini biliyoruz.O yüzden Ender kadroda olmalı.diğer isim kim olacak?Genellikle Barış hep 3. guard olarak kadroya alınıyor ama bu sefer Barış'ın değil de Doğuş'un seçileceğini düşünüyor.Guard pozisyonunda savunma yönü yüksek olan bir ismin olması bizim açımızdan daha iyi olacaktır.Bu şampiyonada Doğuş'u denemekte fayda var d,ye düşünüyorum.

Pota altına geldiğimizde Oğuz Savaş'ın kesin olacağını düşünürsek pota altında mücadele edecek diğer üç isim için adaylar Ömer Aşık, Semih Erden, Enes Kanter, Furkan Aldemir ve İzzet Türkyılmaz...Eğer Ömer ve Semih şampiyonaya kadar iyileşir ve 15 dakika bile oynayacak duruma gelirlerse Orhun Ene kesin olarak kadroya dahil edecektir.Eğer Ömer ve Semih kadroda yer alırsa 3.isim belli.Enes Kanter...Ömer, Semih, Oğuz ve Enes'ten oluşacak pota altı güçlü bir pota altı oalcaktır diye düşünüyorum.Tabi ki Ömer ve Semih iyi durumda olurlarsa.

Gelelim kısalara.Ömer Onan, Hidayet, Emir ve Ersan dışında kalan kısalar Sinan, Cenk.Uzun kollarıyla rakip oyuncuları çıldırtan, savunmasıyla takıma moral veren Sinan ile oynanan turnucada iyi bir performans sergileyen, takımın en iyilerinden olarak göze çarpan Cenk Akyol arasında seçim yapmak zorunda kalacak Orhun Ene.Sakatlıktan dolayı fiziksel olarak şu an için iyi durumda değil Sinan Güler.Şampiyonaya kadar ne olur bilemiyorum.Ondan beklenen katkıyı verebilirliği konusunda şu an için şüphelerim var.Diğer taraftan Cenk'e de güvenemiyorsunuz.İyi bir oyuncu ama takıma ne kadar katkı verir kestiremiyorsunuz.Emir de kadroya dahil edilmişken ben tercihimi Sinan'dan yana kullanırdım.Emir hem savunmada hem de hücum da Cenk'ten daha fazla işe yarayacaktır.

Ben 2011 Avrupa Şampiyonası öncesi bir kadro oluştumaya çalıştım.Üç aşağı beş yukarı kadro bu şekilde oalcaktır diye düşünüyorum.Umarım şampiyona öncesi hiçbir sakat oyuncumuz olmaz ve hazır bir şekilde Litvanya'ya gideriz.Benim kadrom şu şekilde;

Kerem Tunçeri, Ender Arslan, Doğuş Balbay, Ömer Onan, Sinan Güler, Emir Preldzic, Hidayet Türkoğlu, Ersan İlyasova, Enes Kanter, Ömer Aşık, Semih Erden, Oğuz Savaş.....

Hisselerdeki Bu Keskin Artışın Sebebi Nedir?


Pazartesi günü Türkiye Futbol Federasyon'un şike soruşturmasında Etik Kurulu'nun verdiği raporu değerlendirerek kararını açıklamasını bekliyorduk.Pazartesi sabahı CNBC-E kanalında ekonomi haberlerini takip ederken Fenerbahçe hisselerinin güne %10luk bir artışla başladığı gördüm.Birkaç dakika sonra ekrana spor endeksini getirdiler ve yanlış gördüğümü düşündüğüm oranın doğru olduğu anladım.Biraz şaşırmıştım çünkü hakkında bir soruşturma olan ve Federasyon tarafından hakkında karar açıklayacağı bir kulübün hisselerinin artması çok dikkat çekiciydi.O gün kulüp hakkında bir belirsizlik varken bu kadar keskin bir artışın olması beni düşündürmedi değil.Federasyon'un basın toplantısı için belirlemiş olduğu 17.30 a yakın saaatlerde bir kez daha hisselere baktım.Artış %10 ile kalmamış %20 gibi inanılmaz bir artışla günü kapatmıştı.Borsa kapandı ve Federasyon kararını açıkladı.Fenerbahçe küme düşürülmedi.

Federasyon kararını açıkladıktan sonra kendime şunu sordum.Acaba Fenerbahçe'nin küme düşürülmeyeceği daha önceden sızdırıldı mı?Çünkü belirsizliğin hakim olduğu bir ortamda bu kadar keskin bir artış beklenmez.Eğer böyle bir artış olmuşsa şüphe ile bakılır.Ben de hisseleri takip etmeye başladım.dün hafif bir artış gözlemdi.Bugün ise ilk seansı %6lık bir kayıpla kapattı.Pazartesi günü %20lik artıştan sonra bugün gelen %6lık düşüş gerçekten izlenilmesi, incelenmesi bir durum.

Resimdeki grafiğe bakacak olursak sürekli düşen hisseler 10 Ağustostan itibaren yükselişe geçmiş.Bu tarih tam da Federasyon Başkanı'nın kararımızı pazartesi ya da çarşamba açıklayacağız dediği günlere denk geliyor.Federasyon Başkanı'nın açıklaması, hisselerin yükselmesi, hissenin karar gününde keskin artışı ve bugün hisselerde satışı olması...Bu kadar tesadüf olur mu bilemem ama incelenmesi gereken bir durum olduğu çok açık.

Not:Resimdeki ilk nokta 10 Ağustosa ait.Diğer noktalar da sırasıyla 11 Ağustos, 12 Ağustos ve 15 Ağustosa aittir.

16 Ağustos 2011 Salı

Robbie Keane'nin Kariyeri



Avrupa'dan bir yıldız daha Amerika rüyasına kapıldı ve belki de Avrupa defterini kapattı bilemiyoruz.Kimden bahsettiğimi biliyorsunuz.8 Temmuz 1980 Dublin doğumlu olan Robbie Keane'den bahsediyorum.Avrupa futbolunu takip edenler yakından tanıyordur ama ben yine de Robbie Keane'nin kariyerinden bahsetmek istiyorum.



Robbie Keane futbol kariyerine ülkesinde Crumlin United'e başladı.Alt yapı takımı olan Crumlin United'de dikkatleri çeken Keane 1995 yılında Wolwes'in alt yapısına transfer oldu.Wolwes'un alt yapsında gelişimini sürdüren Robbi Keane 17 yaşındayken ilk maçına Norwich City karşısında 1997 yılının Ağustos yılında çıktı.Ertesi sezon atmış olduğu 16 gol ile hem takımının en golcü oyuncusu oldu hem de tüm gözlerin kendisine çevrilmesini sağladı.



18 yaşındayken £6m gibi rekor bir bonservis bedeliyle Coventry City'nin yolunu tuttu.Coventry City forması altında 1i sonradan oyuna girmek üzere çıktığı 32 maçta 12 gol atmayı başardı.Gerçi attığı 12 gol takımının 44 puandan fazla almasına yaramadı ama o sezon takımının en golcü ismi oldu.gol krallığı sıralamasında da 16.sırada yer aldı.



Robbie Keane çok iyi iki sezon geçirdikten sonra kariyerindeki ilk büyük transferini yaapmış oldu.İtalyan devi Inter Robbie Keane'i £13 milyon karşılığında kadrosuna kattı.2000 yılında Inter'in başında olan ve Robbie Keane'nin transferinde pay oynayan Lippi Robbie Keane için o zaman izlediğim gençler arasında en iyi isimdi demiş.Bir genç oyuncu için hocasının kendisi hakkında böyle düşünmesi inanılmaz gururu verici bir şeydir.Ama Robbie Keane için o sezon harika geçmedi.Lippi takımdan ayrıldı ve Lippi'nin yerine gelen Marco tardelli ile anlaşamadı.Bu anlaşmazlıktan sonra Keane Leeds'e kiralandı.Sezonun geri kalan kısmında Leeds'e kiralanan Keane 24 maçta 9 atmayı başardı.Keane attığı gollerle biraz olsun Leeds'in o sezonki 4.lüğüne katkı vermiş oldu.



Kiralık oynayan Keane'nin performansından memnun olmuş olacak ki Leeds £12 milyon bonservis bedeliyle Keane'i trasnfer etti.Keane için 2001/2002 sezonu hiç de iyi geçmedi.Leeds'deki ilk sezonunda 24 maçta 9 gol atmayı başaran Keane 2001/2002 sezonunda çıktığı 34 maçta sadece 3 golde kaldı.Beklenein altında kalması O'nu daha fazla Leeds'de tutamadı.Leeds'in içinde bulunduğu ekonomik krizden çıkmak içins atacağı oyuncuların başında Keane geliyordu.O tarihlerde gelecekte adını tarihine yazdıracağı kulüp Keane ile ilgilenemeye başladı ve £7 milyon karşılığında transfer etti.



2002/2003 sezonunda Leeds formasıyla 6 maça çıktıktan sonra Keane Tottenham forması giymeye başladı.O sezon Tottenham formasıyla ilk golünü Blackburn' e attı ve sezonu da 29 maçta 13 gol ile tamamladı.Keane Tottenham formasıyla kaydadeğer bir başarı elde edemese de oynadığı 6 sezonda Tottenhamlı Keane olarak adını tarihe yazdırmış oldu.Keane 6 sezonda Tottenham formasıyla çıktığı 210 maçta 85 gol atarak kariyerinde zirveye çıktı.



2008/2009 sezonunda yaptığı transferle şaşırtan Liverpool Keane'nin peşine düştü.O sıralar Liverpool sonrasında pişman olacağı imza atmaya devam ederken araya da Keane'i sıkıştırabildiler.Keane Liverpool'a £19 milyon karşılığında geldi.Rafael Benitez gelen baskılardan dolayı gereksiz hamlelerde bulunuyordu.O zamanlar da Keane transferinin nedeni anlamamıştım.Bu Keane'nin kötü oyuncu olmasından değil sadece Liverpool'a uygun olmadığından dolayı idi.Haklı olduğum sezon ilerledikçe ortaya çıktı.Benitez Keane'i transfer edişindeki amaç doğrultusunda oynatamadığından Keane Liverpool'da oldukça başarısız olmuş gibi gözüktü.Keane Liverpool formasıyla 22 maça çıktı ve sadece 5 gol atabildi.Liverpool Keane'nin hatalı bir transfer olduğunu ve artık O'ndan yararlanamayacağını anladıktan sonra takımdan gönderilmesine karar verdiler.


Keane Liverpool'dan ayrıldıktan sonra eski takımı Tottenham'a geri döndü.Keane eski takımına geri döndükten sonra kaldığım yerden devame derim diye düşündü ama işler istediği gibi gitmedi.2009/2010 sezonunda Tottenham formasıyla 20 maça çıktıktan sonra ligin ikinci yarısında Celtic'e kiralandı.Celtic macerasından da bir şeyler çıkaramayan Keane tekrardan Tottenham'a döndü.2010/2011 sezonuna da Tottenham'da başlayan ve 12 maça çıkan Keane ligin ikinci yarısında tekrardan kiralık olarak gönderildi ve West Ham'a gitti.West Ham'da 13 maçta 2 gol atan Keane takımının ligden düşmesine engel olamadı.

Keane son kez döndüğü Tottenham'dan geçen gün £3,5 milyon karşılığında ayrılarak LA Galaxy'e transfer oldu.Keane bundan sonra kariyerine Amerika'da devam edecek.Şu an 31 yaşında olan Keane bir daha Avrupa'ya döner mi bilemem.Eğer Amerika'da kendini biraz olsun toparlayabilirse tekrardan İngiltere'ye dönebilir veya ülkesine gidebilir.Bunu zaman gösterecek.



Keane ile ilgili son olarak şunu demek istiyorum.Eğer Dünya Kupası yolunda karşılaştıkları Fransa ile yaptıkları maçta Henry'nin eli olmasaydı ve o maç sonunda K.İrlanda Dünya Kupası'na gitmiş olsaydı Keane'nin kariyeri daha farklı olabilirdi.Belki o zaman Amerika'ya değil de Avrupa'da başka bir takımda oynardı.Olasılıklar üstüne konuşmak ne kadar doğru bilemiyorum ama bunları söylemekten de kendimi alamıyorum.El üstadı Henry olmasa idi belki şu an bildiğimiz Keane'i izliyor olacaktık.Yaktın Keane'i Henry.

Fenerbahçe Ülker Nasıl Bir Kadro Kurdu?


Eurolegaue temsilcilerimizden Anadolu Efes'in kadrosunu mercek altına aldıktan sonra şimdi de bir diğer temsilcimiz Fenerbahçe Ülker'in kadrosunu değerlendirelim.

İlk olarak 1 numaradan başlayalım.Hiç şüphesiz Roko Ukic Fenerbahçe Ülke için çok şey ifade ediyor.Takım için ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu Eurolegaue macerasında yokluğunda çektiğimiz sıkıntılardan, kaçırdığımız çeyrek finalden anlayabiliriz.Ukic zaman zaman kendisinden istenenin dışına çıkıp takıma zarar verebiliyor ama yapabildikleri bildiğimizden dolayı bu hataları göz ardı edilebilir.Fenerbahçe Ülker Ukic'in olmadığı maçlarda veya Ukic'in dinlendirildiği dakikalarda Ukic kadar katkı vermese bile en azından çarkların dönmesini sağlayacak bir oyun kurucuya ihtiyaç var olduğunu görerek geçen sezon Šarūnas Jasikevičius'u kaadroya dahil etmişti.Ama Šarūnas Jasikevičius'den istenilen verim alınamadı ve bu sezon için kendisiyle yollar ayrıldı.Yerine topa baskıyı iyi yapabilen Curtis Jerrells alındı.Šarūnas Jasikevičius savunmada ayaklarına söz geçiremeyerek takımı savunmada baya zor duruma düşüyordu.Hücumda ise artık eskisi gibi olmadığını fark etmeyerek oynamaya çalışması hücumda bazen top kayıplarına neden oluyordu.Yerine gelen Curtis Jerrells ise belki hücumda bir Ukic gibi sayıya katkı vermeyecek ama en iyi yaptığı şeyi topa baskıyı istenilen düzeyde yaparsa takıma katkısı çok olacaktır.O nedenler Curtis Jerrells'in transferini çok önemsiyorum.Bu sezon guard pozisyonuna bir başka transfer daha oldu.Daha önceden de Fenerbahçe Ülker forması giymiş olan Hakan Demirel.Göze çarptığı günden bugüne beklenen sıçramayı yapamaması kendisi açısından bir eksi oalarak görülebilir.Ama Engin Atsür talihsiz sakatlığından sonra o bölgeye bir transfer şarttı ve seçilen oyuncu da bilinen bir oyuncu oldu.Hakan Demirel'in rolü küçük olsa da takıma katkı verecektir diye düşünüyorum.



2 numara pozisyonunda kariyerinin ilk yarısında savunmasıyla öne çıkan ve bir zamanların "Kelepçe" lakaplı Alper Şahin'e benzettiğim bir oyuncuyken özellikle Fenerbahçe Ülker Eurolegaue'de mücadele etmeye başlamasından itibaren hücumda da katkı vermeye başlayan, roket gibi fırlayıp turnike atmasının dışında istikrarlı bir üçlük yüzdesine sahip olan bir oyuncuya sahip Fenerbahçe Ülker.Bu oyuncu tabi ki Ömer Onan.Gerçekten Ömer Onan'ın son yıllarda kaydetmiş olduğu ilerleme alkışlanacak cinsten.Kendisine ne görev verilirse verilsin en iyi şekilde yapmaya çalışıyor.Fenerbahçe Ülker bu sezon 2 numaradan daha fazla sayı katkısı alabilmek için Ömer Onan'ın yanına Bojan Bogdanović'i kadrosuna kattı.Bojan Bogdanović belki bir yıldız değil ama en azından takıma verebileceklerini düşündüğümde son deerece isabetli bir transfer.Geçen sezon o pozisyondan Kinsey ile sınırlı sayı katkısı geliyordu ve o pozisyonda işler kötü gittiğinde sorumluluk alabilecek ve pozisyon yaratabilecek bir oyuncuya ihtiyaç vardı.Bu anlamda kendisine veya arkadaşlarına pozisyon yaratma anlamında Bojan Bogdanović elinden geleni yapacaktır.Sadece burada önemli olan Bojan Bogdanović'in takıma uyum sağlayabilmesidir.Uyum sağlandıktan sonra Fenerbahçe Ülker bu pozisyondan önemli derecede katkı alacaktır.



3 numara pozisyonunda ise geçen sezondan tanıdık isimler var.Marko Tomas ile bütün pozisyonlarda oynayabilen Emir Preldzic.Marko Tomas geçen sezon kritik maçlarda iyi işler yaparken bazen de ortalıkta gözükmedi.Bunun nedeni ise bence takımın hücumda zaman zaman iyi organize olamamasıydı.Marko Tomas sadece kendisine pozisyon yaratıldığında etkili olabilen bir oyuncu.Kendisine pozisyon yaratmada biraz sorun yaşayabiliyor.Emir'e gelirsek her pozisyonda oynayabilme avantajını iyi kullanan Fenerbahçe Ülker Emir'den çok yararlandı.Geldiği günden beri inanılmaz bir sıçrama yapan Emir bir anda takımın değişmez ismi oldu.Bunun yanında Emir'in bazı eksileri de yok değil.Hucümda işler kötü gittiğinde sorumluluk almak istiyor ve bazen saçma top kayıpalrı yapıyor ya da gereksiz şutlarla hucümdan boş dönülmesine neden oluyor.O'ndan istenilen hücumda sorumluluk alması iyi bir şey ama ssorumluluk alırken önceliğini takımın düzenini korumaya vermeli.Çarkın çalışmasını sağlamadan zorlama pozisyonlarla sonuca gittiği her pozisyonda istediğini bir türlü yapamıyor ve bu da takıma zarar veriyor.Eğer Emir bu yönünü biraz geliştirebilirse doğru tercihler seçiminde yol kat edebilirse o zaman kariyerinde büyük sıçrama yapar.


Pota altına geldiğimizde 4 ve 5 numarayı birlikte değerlendirmek daha iyi olur.Geçen sezon içerisinde bu pozisyonlarda çok sıkıntı yaşanmıştı.Vidmar ve Mirsad'ın sakatlığı, Lavrinovic ve May'in istenilen katkıyı verememesi sonucu Oğuz ve Kaya'ya inanılmaz bir yük binmişti.Bu iki oyuncunun da bu yükü zaman zaman taşıyamadığını gördük.Buraya iyi bir isim gelmesi şart olmuştu.O isim James Gist oldu.İnanılmaz atletikliğiyle tanıdığımız Gist Fenerbahçe Ülker'e katkı verecektir.Ama Gist'in yeterli olacağını düşünmüyorum.Gist ile beraber bu pozisyonda oynayabilecek Kaya, Oğuz ve Vidmar'ın dışında dış şutu olan bir 4 pota altı oyuncusuna ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.Kadroda Mirsad var ama Mirsad ağır sakatlık geçiriyor ve dönüşünde ne kadar etkili olur bilemiyorum.O yüzden bu pozisyona mümkünse dış şutu olan bir uzuna ihtiyaç var.Lavrinovic veya Mirsad tarzında.Eğer dış şutu olan bir uzun bulunamazsa en azından bir uzunun alınması gerekiyor.Bunu söylememin nedeni geçen sezonki düşülen durum.Özellikle Vidmar askatlandıktan sonra pota altı gücünden güç kaybetti ve bir türlü toparlanamadı.Başta Aydın Örs olmak üzere teknik heyet başka transfrin olmayacağını söylüyorlar ama bence bir kez daha düşünsünler.Onlara akıl verecek durumda değilim ama bir uzun transferi takıma katkı sağlayacaktır diye düşünüyorum.Bir transfere daha ihtiyaç olduğunu düşünmemle birlikte pota altının yeterince kaliteli oyunculardan oluştuğunu söylemem gerekiyor.Yeterli olup olmadığını sezon içerisinde göreceğiz..

Genel olarak Fenerbahçe Ülker kadrosu hakkında düşüncelerim bu şekilde.Geçen sene ile kıyasladığımızda Kinsey gibi savunması ön planda bir oyuncu yerine Bojan Bogdanović gibi skora katkı sağlayabilecek bir oyuncunun alınması ve guard pozisyonuna Curtis Jerrells gibi topa baskısı iyi olan bir oyuncunun alınması ile baskı savunmasının daha çok guard pozisyonunda yapılacağını düşünebiliriz.Kadroya tek bir noktada itirazım oldu.O da pota altındaki oyuncuların yeterli olma konusundaki şüphem.Umarım işler iyi gider de bu şüphem yersiz olmuş olur.Çünkü tüm amacımız İstanbul'da düzenlenecek olan F4'e katılmak.

15 Ağustos 2011 Pazartesi

Şu An İçin Doğru Karar Olabilir Ama...



Federasyon beklenen kararını açıkladı ve karar iddianameyi beklemek oldu.Gerekçe olarak da savunmaların gizlilikten doalyı alınamaması.Eğer bir karar verecekseniz eğer suçlunan insanlar kesin olarak suçlu olsalar da haklarında karar vermeden önce mutlaka savunmalarını almanız gerekir.Bu çerçevede soruşturma üzerinde gizlilik kararı varken Federasyon'un şüphelilerin savunmalarını almadan haklarında karar veremez.O yüzden gizlilik kararının kalkmasını yani iddianamenin kabul edilmesini bekleyecek Federasyon.bu konuda kimse Federasyon'a kızamaz.Süreci yavaş işletiyor, topu taca atıyor diyebilirsiniz ama şüphelilerin ifadesini almadan karar vermesini bekleyemezsiniz.

Peki bundan sonra ne olack?Lig aynen devam edecek.Takımlarımız Avrupa'da yoluna devam edecek.Burada herkes hemfikir.Ama şunu unutmayalım.Eğer iddianame sezon ortasında kabul edilir ve isnat edilen suçlar
gerçekten vahim ise o zaman Federasyon adı geçen kulüpleri bir alt lige düşürmek zorunda.Sezon sonuna kadar bekleyemez.Federasyon'un bunu göz önünde bulundurması gerekiyor.Federasyon bugün için doğru bir kara almış olabilir ama ileride bu karar başına iş açabilir.Eğer iddianame sezon ortasında kabul edilir ve gerçekten durum vahim ise bakalım Federasyon'a sezon sonunda karar ver diye baskı yapan kulüplerin
dediği mi  olacak yoksa bir an önce temizlik yapılsın diyenlerin dediği mi olacak.Hep beraber göreceğiz.

Fenerbahçe özünde sadece şunu söylemek istiyorum.Sezon içerisinde acaba ne kadar verilecek düşüncesiyle futbol oynamak zor olacaktır.Fenerbahçe için hiç de iyi olmadı maalesef.Bugünü kurtarmış olabiliriz ama ya gelecek ne olacak.Şu an için gelecek ucunda ışık görülmeyen bir tünel gibi.

Kuş Yuvaya Döndü



Karşılamaya hazır mısınız diye seslenmiştim.Beklenen transfer gerçekleşti ve Fabregas yetiştiği yere, evine geri döndü.Gerçi geri gelmesi biraz pahalıya patladı ama söz konusu Fabregas olunca gerisi teferrüat oluyor.Fabregas transferiyle Iniesta ve Xavi biraz olsun rahatlayacaktır.Uzun maratonda bu iki oyuncuyu yıpratmadan sezon sonuna saklamak için o ayarda ve Barcelona futbolunu iyi bilen, oynayabilen bir oyuncunun varlığı her zaman avantajdır.Fabreagas'ın performansını merakla bekliyoruz.Umarım her şey istenilen şekilde
gerçekleşir.Visca El Barça...

El Clasico'da Real Frısat Kaçırdı



Maçı izleyemedim ama özetinden ve okuduklarımdan edindiğim izlenime göre Real MaAdrid Barcelona'yı yenebileceği bir zamanda yakalamış.Birçok pozisyondan yararlanamamış REal Madridliler.
Barcelona ikinci yarı geri çekildş ve Real Madrid'in üstüne gelmesine izin vermiş.Eksikleri unutmamak ile beraber bu haliyle bile Real Madrid'e yenilmemesi Barcelona için iyi bir işaret.Gerçi Ronaldo'ya yapılan penaltı verilseydi de aynı şeyleri söyler miydik bilemiyorum ama en azından Real Madrid'in iyi bir performans sergilediği bir maçta yenilmemek Barcelona için önemliydi.

Bu arada izlememiş olanlar için buyrun Villa'nın golü.Eğer top yan ağlara değiyorsa kalecinin yapacağı bir şey yoktur derler.





Nejat Biyediç Aramızdan Ayrıldı



Bursalılar tarafından çok sevilen İmparator olarak çağrılan Nejat Biyediç  yakalandığı hastalığı yenemeyerek aramızdan ayrıldı.Yakınlarına, sevenlerine başsağlığı diliyorum.Nur içinde yatsın.

6+2+sınırsız da Ne Kadar Sınırsız



Federasyon şike soruşturması sürecinde bir nefes alma ihtiyacı hissetti ve gündem olarak başka
bir konuyu gündemini aldı.Aslında Federasyon seçilirken takımlara verdiği sözü yerine getirmek niyetindeydi.Bugünlere bırakmayacaktı.Ama 3 Temmuz günü futbol dünyasının gündemi değişince söz verilenler buzdolabına koyuldu.Şike soruşturması biraz olsun durulunca ısıtmak için fırına koydular.En son olarak da ısıtıp önümüze koydular.

Federasyon seçimlerinde kulüplerin istediği bir şey vardı.Yabancı sınırlamasının kalkması...Yabancı sayısı konusunda sıkıntı yaşayan kulüplerimiz fesih bedellerinden kurtulmak için Federasyonu bu konuda sıkıştırdılar.Federasyon Başkanı olma yönünde ilerleyen Mehmet Ali Aydınlar da bu teklife sıcak baktı ve
o yönde karar verdi.Geçen sezon kimsenin anlamadığı 6+2+2 kararı yerine 6+2+sınırsız kararı alındı.Yani istediğin kadar oyuncuyu tribünde oturtabilirsin.

6+2+2 kararı neden alınmıştı?Çünkü Beşiktaş yabancı kontenjanında sıkıntı yaşıyordu ve geçiçi olarak bu çözüm bulundu.Ama başta Beşiktaş olmak üzere bazı kulüplerimiz yine akıllanmadı ve yabancı sayılarını dengeye getiremediler.Yeni Federasyon ile artık istediğin kadar oyuncu sözleşme imzalayabilirsin.Mecbur kalınarak fesh edilen sözleşmeler dönemi kapanmış olundu.

6+2+sınırsız kararının ne gibi artıları veya eksileri var bir de ona bakalım.Takımlarımızın bu karardan destek alarak yapacakları yabancı transferlerin hem sayısı hem de kalitesi yönünden bazı endişelerin olacağı beklenebilir.Bu kararla birlikte özellikle bütçe bakımından güçlü olan takımlarımız yabancılar konusunda dengeli seçimler konusunda başarı yüzdesinin düşeceğini öngörebiliriz.Nasıl olsa serbest deyip tabiri caizse coşup normalde alacağı fiyatın kat ve kat daha fazla fiyata alacağı oyuncularla kadroyu şişirebileceğini öngörebiliriz.Her cümleyi öngörebiliriz diye bitiriyorum ama gerçekte durum böyle.Yabancı oyunculardan kullanmadıklarını nassıl olsa satarım düşüncesiyle bir kenara itip yabancı oyuncuya açmış gibi sağa sola saldırdığını veya saldırabileceğini biliyoruz.O yüzden bu tür durumların olacağını söyleyebiliriz.

Kulüplerimizin transfer anlayışını referans olarak alırsak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz.Tribünde oturtacakları oyuncuların Türk olmasındansa yabancı olmasını tercih edeceklerdir.Şu anki sistemde bile yerli oyuncuların forma bulması zor iken, oynatamadığımız yerliler kulübede yer bulamayıp tribünde otururken tribünde oturdukalrı yerleri bile onlara çok görerek onları kaldırıp yerine yabancıların oturacağı kaçınılmaz.

Eksinin yanında artısı da oalbilir.Kulüplerimiz iyi bir scout ekibi kurarsa, bu scout ekibi yurt dışında oyuncu taramasında bulunursa, gelecek vaad eden genç yetenekler bulunursa,genç yeteneklerin gelişimi sağlanarak takıma verimli hale getirilmeye çalışılırsa o zaman bu 6+2+sınırsız kararı kulüplerimize bir avantaj sağlayabilir.Ama bu ihtimal o kadar az ki.Kulüplerimizin transfer konusundaki düşüncelerini bir anda değiştirmeyecekleri o kadar net ki.O yüzden bu kararın artısı teoride olsa bile pratikte bu artı hiçbir şekilde kullanılamaz.

6+2+2 kararını işe yaramadığını gördük.YEni Federasyonun aldığı 6+2+sınırsız kararı bakalım ligimizi, kulüplerimizi, Türk oyuncularımızı nasıl etkileyecek?Net bir çerçeve çizilmediği sürece bu tür kararlar beklenilen yarardan çok beklemediğimiz zararları verecektir.Umarım kulüplerimiz bu kararla birlikte coşup maceralara atılmaz ve dengeli bir transfer politikası izlerler.

14 Ağustos 2011 Pazar

Real Madrid - Barcelona Maç Öncesi



Sezonun ilk El Clasico geldi çattı.Kadrolar, dizilişleri geçen seneden biliyoruz.Bu sene de aynı dizilişle sahaya çıkacaklar.Yukarıdaki kadrolar bekleniyor.Real Madrid tarafında belki Di Maria'nın yerine Coentrao oynayabilir.Barcelona tarafında ise merakla beklenen isim Alexis Sanchez.Büyük ihtimalle başlangıçta yedek kulübesinde otuuracak.Oyunun gidişatına göre oyuna girecektir.Pique ve Busquest'in sakatlıklarından dolayı oynamama ihtimali var ama düşük.Eğer oynamazlarsa bu iki oyuncunun yerlerine Mascherano ve Pedro oynayacaktır.Maçın başlamasını dört gözle bekliyoruz.Maçın saati 23.00.Sakın kaçırmayın.Visca El Barca...

Önemli Olan Nasıl Başladığın (Liverpool:1 - Sunderland:1)



Liverpool yeni sezonu Sunderland karşısında açtı.Yeni transferlerden Jose Enrique, Charlie Adam, Stewart Downing ve Jordan Henderson'un ilk 11'de sahaya çıktığı maçta Liverpool maça iyi başlamasına rağmen Sunderland ile 1-1 berabere kaldı.Liverpool'un golü 12. dakikada Luis Suarez'den gelirken Sunderland'in golü 57. dakikada Larsson'dan geldi.Oyuna gelecek olursak Liverpool oyuna iyi başladı.İlk 15 dakikaki istekli oyunuyla Sunderland'iin üstüne gitmeye başardı.12. Dakikada da bu baskının meyvesini aldı.Golden sonra Liverpool biraz olsun duruldu ve Sunderland oyunda dengeyi yakaladı.İkinci yarıya iyi başlayan Sunderland 57. dakikada eşitliği sağladı.1-1 den sonra Liverpool istediği pozisyonları yaratamadı.Bunda Andy Carroll uyumuz oyunu ve pozisyonlarda ağır kalmasının payı çok büyük.Eğer Carroll performansını arttıramazsa formasını Dirk Kuyt'a kaptırabilir.

Transferlere baktığımızda sol bekte Jose Enrique ile kanatta Downing performanslarıyla çok dikkat çekti.İlerisi için ümit verdi.Henderson ile Charlie Adam idare eder bir performans sergilediler.Bu iki oyuncu hakkında fikir sahibi olabilmek için biraz daha zamana ihtiyaç var.

Liverpool lige puan kaybı ile başlamış olabilir.Başlangıçta önemli olan takımın nasıl oynadığı idi.Andy Carroll dışında hayal kırıklığı yaratan bir oyuncu olmadı.Bu sevindirici.Ben açıkcası Liverpool'dan umutluyum.Artık önümüzdeki maçlara bakıcaz.

2011-2012 Sezonu Maç Programı



Beko Basketbol Ligi'nde fikstür belirlendi.İlk maçımızı Trabzonspor ile oynayacağız.Beşiktaş ile 4. hafta, Galatasaray ile 12. hafta, Anadolu Efes ile 14. hafta oynayacağız.Galatasaray ile oynayacağımız maçın tarihi biraz kötü olmuş.Yılbaşı arifesinde maçın olması tribünleri etkileyebilir.Fenerbahçe Ülker'in maç programı;

1.Hafta 15-16 Ekim 2011
Fenerbahçe Ülker - TrabzonsporAliağa Petkim - Hacettepe Üniversitesi
Olin Edirne - Galatasaray
Mersin Büyükşehir Belediyesi - Tofaş
Banvit - Pınar Karşıyaka
Erdemir - Anadolu Efes
Türk Telekom - Antalya Büyükşehir Belediyesi
Beşiktaş - Bandırma Kırmızı

2. Hafta: 22-23 Ekim 2011
Antalya Büyükşehir Belediyesi-Fenerbahçe Ülker Pınar Karşıyaka-Beşiktaş
Anadolu Efes-Aliağa Petkim
Bandırma Kırmızı-Türk Telekom
Trabzon Basket-Mersin Büyükşehir Belediyesi
Hacettepe Üniversitesi-Olin Edirne
Tofaş-Erdemir
Galatasaray-Banvit

3. Hafta: 29-30 Ekim 2011 Aliağa Petkim-Tofaş
Fenerbahçe Ülker-Bandırma Kırmızı
Olin Edirne-Anadolu Efes
Mersin Büyükşehir Belediyesi-Antalya Büyükşehir Belediyesi
Banvit-Hacettepe Üniversitesi
Erdemir-Trabzon Basket
Türk Telekom-Beşiktaş
Galatasaray-Pınar Karşıyaka

4. Hafta: 5-6 Kasım 2011 Pınar Karşıyaka-Türk Telekom
Antalya Büyükşehir Belediyesi-Erdemir
Anadolu Efes-Banvit
Bandırma Kırmızı-Mersin Büyükşehir Belediyesi
Trabzon Basket-Aliağa Petkim
Hacettepe Üniversitesi-Galatasaray
Tofaş-Olin Edirne
Beşiktaş-Fenerbahçe Ülker

5. Hafta: 12-13 Kasım 2011
Aliağa Petkim-Antalya Büyükşehir Belediyesi
Fenerbahçe Ülker-Türk Telekom
Olin Edirne-Trabzon Basket
Mersin Büyükşehir Belediyesi-Beşiktaş
Banvit-Tofaş
Erdemir-Bandırma Kırmızı
Hacettepe Üniversitesi-Pınar Karşıyaka
Galatasaray-Anadolu Efes

6. Hafta: 19-20 Kasım 2011 Pınar Karşıyaka-Fenerbahçe Ülker
Antalya Büyükşehir Belediyesi-Olin Edirne
Anadolu Efes-Hacettepe Üniversitesi
Bandırma Kırmızı-Aliağa Petkim
Trabzon Basket-Banvit
Türk Telekom-Mersin Büyükşehir Belediysi
Tofaş-Galatasaray
Beşiktaş-Erdemir

7. Hafta: 26-27 Kasım 2011 Aliağa Petkim-Beşiktaş
Anadolu Efes-Pınar Karşıyaka
Olin Edirne-Bandırma Kırmızı
Mersin Büyükşehir Belediyesi-Fenerbahçe Ülker
Banvit-Antalya Büyükşehir Belediyesi
Erdemir-Türk Telekom
Hacettepe-Tofaş
Galatasaray-Trabzonspor

8. Hafta: 3-4 Aralık 2011 Pınar Karşıyaka-Mersin Büyükşehir Belediyesi
Antalya Büyükşehir Belediyesi-Galatasaray
Fenerbahçe Ülker-Erdemir
Bandırma Kırmızı-Banvit
Trabzon Basket-Hacettepe Üniversitesi
Türk Telekom-Aliağa Petkim
Tofaş-Anadolu Efes
Beşiktaş-Olin Edirne

9. Hafta: 10-11 Aralık 2011 Aliağa Petkim-Fenerbahçe Ülker
Anadolu Efes-Trabzon Basket
Olin Edirne-Türk Telekom
Banvit-Beşiktaş
Erdemir-Mersin Büyükşehir Belediyesi
Hacettepe Üniversitesi-Antalya Büyükşehir Belediyesi
Tofaş-Pınar Karşıyaka
Galatasaray-Bandırma Kırmızı

10. Hafta: 17-18 Aralık 2011
Pınar Karşıyaka-Erdemir
Antalya Büyükşehir Belediyesi-Anadolu Efes
Fenerbahçe Ülker-Olin Edirne
Mersin Büyükşehir Belediyesi-Aliağa Petkim
Bandırma Kırmızı-Hacettepe Üniversitesi
Trabzon Basket-Tofaş
Türk Telekom-Banvit
Beşiktaş-Galatasaray

11. Hafta: 24-25 Aralık 2011
Aliağa Petkim-Erdemir
Anadolu Efes-Bandırma Kırmzı
Olin Edirne-Mersin Büyükşehir Belediyesi
Banvit-Fenerbahçe Ülker
Trabzon Basket-Pınar Karşıyaka
Hacettepe Üniversitesi-Beşiktaş
Tofaş-Antalya Büyükşehir Belediyesi
Galatasaray-Türk Telekom

12. Hafta: 30-31 Aralık 2011
Pınar Karşıyaka-Aliağa Petkim
Antalya Büyükşehir Belediyesi-Trabzon Basket
Fenerbahçe Ülker-Galatasaray Mersin Büyükşehir Belediyesi-Banvit
Bandırma Kırmzı-Tofaş
Erdemir-Olin Edirne
Türk Telekom-Hacettepe Üniversitesi
Beşiktaş-Anadolu Efes

13. Hafta: 4 Ocak 2012 Aliağa Petkim-Olin Edirne
Antalya Büyükşehir Belediyesi-Pınar Karşıyaka
Anadolu Efes-Türk Telekom
Banvit-Erdemir
Trabzon Basket-Bandırma Kırmızı
Hacettepe Üniversitesi-Fenerbahçe Ülker
Tofaş-Beşiktaş
Galatasaray-Mersin Büyükşehir Belediyesi

14. Hafta: 7-8 Ocak 2012 Aliağa Petkim-Banvit
Fenerbahçe Ülker-Anadolu Efes
Olin Edirne-Pınar Karşıyaka
Mersin Büyükşehir Belediyesi-Hacettepe Üniversitesi
Bandırma Kırmızı-Antalya Büyükşehir Belediyesi
Erdemir-Galatasaray
Türk Telekom-Tofaş
Beşiktaş-Trabzon Basket

15. Hafta: 14-15 Ocak 2012 Pınar Karşıyaka-Bandırma Kırmızı
Antalya Büyükşehir Belediyesi-Beşiktaş
Anadolu Efes-Mersin Büyükşehir Belediyesi
Banvit-Olin Edirne
Trabzon Basket-Türk Telekom
Hacettepe Üniversitesi-Erdemir
Tofaş-Fenerbahçe
Galatasaray-Aliağa Petkim