21 Haziran 2013 Cuma

Thiago'nun Geleceği...


Barcelona'da orta sahada oynayan oyuncuların en büyük sıkıntısının forma şansı bulamama olduğunu biliyoruz.Mascherano az daha takımdan ayrılıyordu ama Guardiola defansa monte ederek bir çözüm buldu.Keita, Yaya Toure gibi oyuncular forma şansı bulamadığı için takımdan ayrıldılar.Geçen sezon takımda dahil olan Song da yeteri kadar oynayamamaktan memnun değil.

Orta sahada Xavi, Iniesta, Busquets ve Fabregas'ın olması teknik adamların tercihlerini sınırlı tutuyor ve bu isimlerin dışında başka bir oyuncu kolay kolay forma şansı bulamıyor.Son yıllarda Thiago yavaş yavaş bu durumu değiştirmeye çalışıyor ama hala tam olarak 11 oyuncusu olmuş değil.Oynama isteğinden dolayı ve Barcelona'da önünde birçok ismin olmasından dolayı transfer dedikoduları çıkması son derece normal olduğunu düşünüyorum.

Geçen sezon 27 maçta şans bulmuş ama ortalama olarak 52 dakika sahada kalmış olduğunu görüyoruz.Thiago gibi bir oyuncu bu rakamdan mutlu değildir diye tahmin ediyorum.Bu sezonu düşünürken ya takımda daha fazla dakika forma bulacağından emin olup takımda kalacak ya da kendisini farklı bir takımda ispat etmek için takımdan ayrılacak.Barcelona büyük ihtimalle takımdan ayrılmasına izin vermeyecektir ama Thiago'nun daha fazla sahada olması sağlayacak bir ortam yaratması gerekiyor.

Xavi, Iniesta ve Fabregas gibi isimleri kesmek biraz olması Thiago'nun forma şansını azaltıyor ama teknik ekip güvenerek formayı vermesi halinde Thiago en bu üç isim kadar katkı verecektir diye düşünüyorum.Barcelona son yıllarda orta saha oyuncularında görülen bu memnuniyetsizliği Thiago özelinde çözebilecek mi göreceğiz.

20 Haziran 2013 Perşembe

Andy Carroll İçin Yeni Bir Sayfa


Fernando Torres'in takımdan ayrılmasından sonra Liverpool forvet hattına takviye yapma ihtiacı hissetti ve Fernando Torres'den kazandığı parayı kullanarak Andy Carroll transferini gerçekleştirdi.Fernando Torres ile aynı özelliklere sahip olmamasına rağmen genç olması sebebiyle gelecek için yatırım olarak düşünülen Andy Carroll Liverpool kariyerinde beklenen performansı gösteremedi.Fernando Torres Chelsea transferinde hissetmiş olduğu baskının aynısını Andy Carroll da hissetti ve bu da performansına yansıdı.

Liverpool kiralık olarak gönderdiği oyuncusunu elinden çıkaracağını düşünmüyordum ama kırmızı formayı giydiği maçlarda istenileni yapamadığı için oyuncusuna güvenemedi ve kadro planlamasında yer vermedi.Teknik ekibin Carroll'a olan güveni azaldığından takımdan gönderilmesi her iki taraf için hayırlı olacaktır diye düşünüyorum.

Andy Carroll için yeni bir sayfa başlıyor ve 6 yıllık sözleşmeyi imzaladığı West Ham'da bir tık yukarıya çıkmayı başarırsa tekrardan dikkat çekmeyi başaracaktır.Bu şansını iyi kullanarak tekrardan transfer piyasasından olmayı hedeflemeli ve bu yönde çalışmalıdır.Liverpool'da olmamış olabilir ama olma ihtimali her zaman var olan bir futbolcudur.

15 Haziran 2013 Cumartesi

Önünü Görememek...


Fenerbahçe'de bir yazı rahat rahat geçirildiğini hatırlamıyorum.Ya başkan istiffa ediyor ya başkan teknik adamı kovup yeni bir sistem! yaratmaya çalışıyor ya da son yıllarda olduğu gibi şike olayları patlak veriyor.

Aykut Kocaman'ın gidişi veya Aziz Yıldırım'ın gösdermesinin ardından Abdullah Kiğılı teknik adamın bir hafta on gün içerisinde belirleneceğini söyleyip acale etmeyeceklerini sile getirmişti.Dediği süreyi çoktan geçtik ve hala teknik adam belli değil.Kendi kafalarında bir isim var gibi gözüküyor ama belirsizlik sürmeye devam ettikçe taraftar da tepki koymaya başlıyor.

Teknik adam belli değil belki ama transfer çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor ve bazı isimler açıklanmaya başlandı.Bu durum bazı kesim tarafından teknik adamın belli olduğuna işaret olsa da yönetimin teknik adam arayışları olması bunu çürütüyor gibi duruyor.Açıkca söylemek gerekirse yönetim Ersun Yanal'ı cepte tutuyor ve acaba başka bir isim olur mu diye hareket ediyor.Böyle bir planları var tabi buna plan denirse.

Belirsizlikler yetmezmiş gibi bir de UEFA'daki soruşturmada sona gelinirken ceza gündemde olması teknik adam belirsizliğinin ötesinde daha fazla bir önünü görememe durumu var.Ceza alıp almama durumu yönetimin kafasını kurcalayacağı için transfer çalışmaları ne kadar verimli olur şüpheli.Fenerbahçe avrupaya gidebilirse kriz atlatılmış olur ama bu gerginlik takıma nasıl yansır bilinmez.Gidemediği takdirde ise tüm çalışmalar sonuçsuz kalacaktır ve transfer için harcanan paralar boşa gidecektir.Sonuçta Fenerbahçe bir sezon daha avrupadan yoksun kalacak ve bir kez daha avrupadan gelemesi muhtemel paradan yoksun kalarak ekonomik anlamda sorun yaşayacak.

Yönetimin önündeki çok büyük bir kriz var ve bir şekilde çıkmayı başarırsa takımı transferlerle güçlendirerek yoluna güçlü bir şekilde gidecektir.Eğer çıkamazsa yani avrupadan men gelirse bu durum sadece takımı etkilemez, yönetim de bu cezadan gerekli payı alır diye düşünüyorum.Taraftarlar şu ana kadar desteklerini gösterseler de 2 kere avrupadan men cezası alan bir yönetime karşı bir tepki göstereceklerdir diye tahmin ediyorum.Sonucu bekleyip görmek lazım.UEFA'dan gelecek karar futbolumuzda bazı şeyleri değiştirecetir.

Gündem Gezi Parkı

Son birkaç haftadır gündemi belirleyen olaylardan ötürü blogu fazlasıyla boşladım ve hiçbir şekilde futbolu, basketbolu, transferleri takip etmedim.Daha doğrusu takip etmek içimden gelmedi.Çünkü daha önemli şeyler vardı.

Herşey gezi parkı ile başladı ama polisin orantısız şiddetiyle şu ana kadar gösterilmemiş bir şekilde hükümetin beklemediği kadar bit tepki doğdu ve halk meydanlara döküldü.Gezi parkına yapılan müdahele sonucu kendisinin yok sayıldığını düşünenler, nasıl yaşayacağıma karışma diyenler, ne yiyip ne içeceğime karışma diyenler kısacası kendisinin yok sayıldığını düşünen halk derdini anlatabilmek için meydanlara indi.

Bir tek şey diyorlardı.Bizi anlayın, bizi yok saymayın.Tek talepleri buydu.Kendilerinin anlaşılmasını istediler, kendilerine karşı şefkatle yaklaşılmasını istediler, nefes alma haklarının ellerinden alınmamasını istediler.Masumcaydı istekleri.Zaten bu kadar sürmesini sağlayan da budur.

Tek bir adım atılması haline gezi parkında bulunanlar on adım atacakları belirtmeleri bu sorunun kolay çözüleceği izlenimi vermişti ama bir türlü uzlaşı ortamı sağlanamadı.Aslında gezi parkında direnişte olan gençler ile konuşmak onları anlamaya çalışmak çok zor olmasa gerek diye düşünüyorum.Siyasetin kalıplaşmış tartışmaların çok dışında bir dile sahip olduklarından direnişçilerle dialog kurmak şimdiki siyasetçiler için zor olabilir belki ama gençlerin dilinden anlayan birilerinin sorumluluk alması gerekiyordu.

Gençlerin dilini anlamamak yapılan yanlışlar arasında yer alıyor maalesef ve çözüm için hala ciddi bir adım atılmış değil.Ortada duran sorunu inatlaşmak yerine orta yol bularak çözmek her iki taraf için de iyi olacaktır.Aslında her iki taraf demek yanlış olacaktır.Sonuçta bu yeşil herkes için gerekli ve herkesin nefes alma hakkı var.

Devletin geç de olsa bir iyilik yapıp ısrarcı oldukları projeden vazgeçtiklerini açıklamalarını ve ister polis olsun ister vatandaş olsun şiddet uygulayan herkesi yargı önüne çıkarmalarını istiyorum diliyorum.Vazgeçmeyi yenilmek olarak algılamamak gerekir.Çünkü direnişçilerin tek istedikleri parkımızı bize bırak ve sorumluluarın cezalandırılması.İleri demokrasi olarak nitelendirdiğimiz bu anlayışta bunların yapılması normal karşılanır diye tahmin ediyorum.

16 Mayıs 2013 Perşembe

Yabancı Sınırlamasının Yarattığı Bonservis Bedelleri


Beko Basketbol Ligi Play off öncesi yapılan basın toplantısında Erman Kunter'in bir gazetecinin sorusuna yönelik verdiği cevapta yabancı sınırlamasının kalkması gerektiğini ve Türk oyuncularının rekabet edebilecekleri bir ortamın sağlanması gerektiğini söyledi.Ayrıca Fransa örneğini vererek yabancı sınırlamasının olmadığı ülkelerde yerli oyuncularının önünün kesilmediğini ve kaliteli yerli oyuncuların zaten oynama şansı bulduğunu söyledi.

Erman Kunter'in bu açıklaması Türk futbolunda bir türlü matematiğini tam anlamıyla oluşturamadığımız yabancı oyuncu sınırlamasının yerli oyuncular piyasası üzerindeki etkisini gösteren bir olayı hatırlattı.

Hatırlayacaksınız 2008-2009 sezonu öncesi transfer haberlerinin en başında Mehmet Topuz vardı ve özellikle Beşiktaş ve Fenerbahçe yoğun çaba gösteriyorlardı.İki kulüp Mehmet Topuz'u kadrosuna katmak için maddi anlamda ellerinden geleni yaptılar.Kazanan taraf Fenerbahçe oldu ve Mehmet Topuz imzayı attı.Aslında bu transfer şekli ilk defa olmuyor, büyük ihtimalle de son olmayacak.Mehmet Topuz transferinde konuşulan şey kendisi için verilen bonservis bedeli.Bir Türk futbolcu için verilmeyen bir bedel olduğu için kamuoyu tarafından fazlasıyla konuşuldu ki konuşulması da gerekirdi.

Peki Mehmet Topuz ne yaptı da iki büyük takımı birbirine düşürdü?Mehmet Topuz'un Fenerbahçe'ye gelmesini sağlayan son sezonuna baktığımızda forvet arkasında serbest oyuncu olarak oynadığı Kayserispor'da oynadığı 35 maçta 14 gol 6 asist istatiğini yakaladı ve Kayserispor'un ligi 7. sırada bitirmesinde büyük rol oynadı.

Kayserispor'un hücumuna verdiği katkıyla takımının her şeyi durumunda olan bir oyuncunun bonservis bedelinin 9 milyon euro olduğunu gördükten sonra acaba Mehmet Topuz ile aynı istatistikleri yakalamış ve takımını üst sıralara taşımış bir oyuncunun bonservis bedeli ne oldurdu diye düşündükten sonra denk bir örnek buldum ve karşılaştırma fırsatı doğdu.

Bundesliga'da Freiburg bu sezon kimsenin beklemediği bir şekilde sonuçlar aldı ve ligde son hafta öncesi şampiyonlar ligine gitme ihtimalini koruyorlar.Freiburg'un bu performansında en büyük katkıyı veren isim hiç kuşkusuz Max Kruse.Bu sezon Freiburg formasıyla çıktığı 38 maçta 12 gol 10 asist yaparak takımının avrupa hayalleri kurmasını sağladı.Max Kruse gelecek sezondan itibaren Gladbach forması giyecek.Peki Gladbach Max Kruse için ne kadar ödeyecek?2.5 milyon euro...

Aradaki farkı gördüğümüzde ya bizim kulüplerimiz eli bol davranırken diğer takımlar transfer yaparken kılı kırk yarıyorlar ya da bizim kulüplerimiz bu tür oyunculara gereken değeri vererek doğru yapıyorlar demek isterdim ama bu farkın oluşmasının sebebini hepimiz biliyoruz.Yabancı sınırlaması nedeniyle ihtiyaç duyulan Türk oyuncularının hak etmedikleri bir şekilde değerlenmesi sonucunda kulüplerimiz daha fazla zarar görmektedir.Zararı önlemek adına yapılması gereken tek şey oyuncunun pasaportuna değer vermek yerine oyuncunun kalitesine önem vermek olmalıdır.Ancak bu şekilde şişirilmiş bonservis bedellerinden ve hak etmeyenlere verilen önemden kurtulabiliriz.

Son olarak bu iki transfer olayını kısaca özetlersek yabancı sınırlamasının nasıl sonuçlar doğurduğunu bir kez daha anlarız diye düşünüyorum.

Yaş 25 Mevkii Forvet arkası 35 maç 14 gol 6 asist Bonservis bedeli 9 milyon euro

Yaş 25 Mevkii Forvet arkası 38 maç 12 gol 10 asist Bonservis bedeli 2.5 milyon euro

Arka Direk Savunması


Avrupa Ligi'nde finalde Benfica'yı son dakika golüyle yenerek şampiyon olan ve avrupada üst üste ikinci şampiyonluğu yaşayan Chelsea'de galibiyet golünü getiren bir duran toptan geldi.Defans oyuncusu Ivanovic'in arka direğe hareketlenerek kendisine alan yarattıktan sonra iyi yükselerek attığı gol ile yarı final mücadelesinde Fenerbahçe'nin Benfica karışısında bulduğu gol arasında benzerlikler vardı.

Benfica duran toplarda genellikle ön direk savunmasına ağırlık verdiği için arka direk savunması ikinci plana atılıyor ve arka direk savunması için hava hakimiyeti daha düşük oyuncuları koyuyorlar.Yarı final ilk maçını hatırladığımızda Fenerbahçe zaman zaman kornerlerini arka direğe kullanarak kendisine fırsat yaratmaya çalıştı ve birinde de arka direk savunmacısının hatasını iyi değerlendirerek gol bulmayı başardı.

Günümüz futbolda duran topların önemi ortadayken Benfica'nın bu tercihinin üzerine gitmek rakip takım için yapılması gerekenler listesinin başında olması gerekir.Dün oynanan final maçına baktığımızda son dakikada kullanılan kornerde Ivanovic arka direğe hareketlendi ve top kendisine gönderildive yine Fenerbahçe maçındaki arka direk savunma zaafiyeti ortaya çıkmasıyla Ivanovic bu fırsatı iyi değerlendirdi.Takımına kupayı getiren golü atma onuruna erişmiş oldu.

Tek maçlardaki başarısı ortada olan Benitez muhakkak Benfica'nın bu zaafiyetini analiz edip takımına ona göre taktik vermiştir diye düşünüyorum ki son dakikada atılan golde Benitez'in katkısını görebiliyoruz.Benfica tarafı ise bir hafta içinde ikinci önemli maçı kaybettiler ve en önemli hedeflerini gerçekleştiremediler gibi görünüyor.

14 Mayıs 2013 Salı

2013 Barcelona'ya İyi Gelmedi


Guardiola dönemi sona erdikten sonra takımın başına geçen Tito Vilanova'nın Barcelona'da neler yapacağı merak konusuydu.Guardiola'nın yardımcısı olarak çalıştığı sezonlardan dolayı takımı en iyi tanıyanlardan biri olması avantaj olarak görünse de 1. adam rolünde ilk kez olacağından bir soru işareti vardı.Ama Tito Vilanova önderliğindeki Barcelona öyle bir başlangıç yaptı ki tüm soru işaretlerini bertaraf etmeyi başardı.

2012 yılında hem gol yollarında hem de kazanma oranında tarihinin en iyi dönemi yaşayan Barcelona 2012'de oynadığı 28 maçta 24 galibiyet alarak hem ligde rakipleri ile arasında fark oluşmasını sağladı hem de şampiyonlar liginde bir üst tura çıkmayı başardı.Gol yollarındaki etkinliği de bu başarıda önemli bir yer tuttu.2012 yılında 80 gol atan Barcelona kalesinde 29 gol gördü.2012 yılı başarılı olarak nitelendirsek de özellikle Real Madrid karşısında sonuç alamaması dikkat çekiciydi.İspanya Süper Kupa'yı rakibine kaptıran Barcelona ligin ilk yarısında oynann ilk maçta da 2-2 berabere kalarak rakibine üstünlük sağlamayı başaramadı.

2012 yılı Barcelona açısından ne kadar iyiyse 2013 de o kadar kötüydü.Tito Vilanova rahatsızlığı nedeniyle takımın başında olamaması ve Tito Vilanova'nın yardımcısının takımı idare etmekte zorlanması Barcelona'nın performansını etkiledi ve hem oyun olarak hem de sonuç almada sıkıntılar yaşadılar.Sakatlıkların etkisiyle birlikte kadronun iyi bir şekilde kullanamaması Barcelona'da 2013 istatistikleri 2012'e göre düşüş gösterdi.

2012'de maç başına 2.86 gol atmayı başarırken bu rakam 2013'de 2.41 olarak göze çarpıyor.Bunun yanında defansif açıdan kalelerini bir türlü gole kapatamamalarından dolayı yedikleri goller Barcelona takımını zorladı.2012'de maç başına 1.04 gol yerken 2013'de 1.28 gol yemişler.Kötü defans performansına şu açıdan da bakabiliriz.Barcelona 2013'de oynadığı 29 maçın sadece 7'sinde gol yememeyi başardı ki bu rakam Barcelona açısından oldukça kötü.

Barcelona'nın gol sayısında gerilemesi ve kalesini gole kapatamaması doğal olarak kazanılan maç sayısını da etkiledi.Zira Barcelona sezon başındaki performansından uzak olması 2013 yılında galibiyet sayısının 16'da kalmasına neden oldu.

Barcelona'nın 2012 ile 2013 arasındaki farkından dolayı Tito Vilanova bu seneyi bir kenara bırakıp asıl gelecek sezona odaklanmak gerektiğini söyledi ve başarılı olup olmadığını gelecek sezondan sonra karar verilmesini istedi.Her ne kadar bu sezon Barcelona şampiyon olsa da Tito Vilanova rahatsızlığı nedeniyle takımının başında olmadığı maçları düşünürsek takıma ne verebileceği hakkında kesin bir karara varmak için bir sezon daha beklemek doğru olur düşünüyorum.

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Gebze Beşiktaş'ı Bekliyor


Beşiktaş yönetimi İnönü Stadyumu'nu yenileme kararını açıkladıktan sonra gelecek sezon oynayacakları bir stadyum arayışına girdiler.Seçenekler arasında İstanbul'da yer alan stadyumlar olsa da İstanbul dışı da düşünüldüğünü düşünüyorum.İstanbul dışı olarak göze batan Gebzespor'un stadı olarak gözüküyor.

Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker açıklamalarında Beşiktaş'ın Gebze'de oynayabileceğini söylemesiyle bir anda Gebze öne çıktı gibi görünüyor.Gebzespor amatör lige düşmesiyle kentteki futbol heyecanının yok olacağından dolayı Gebze'nin tekrardan futbolla iç içe olması ve büyük bir takımın kentte oynayarak ekonomik anlamda da bir getirisinin olacak olması Gebze Belediye Başkanı'nın bu açıklamayı yapma sebebi olarak görüyorum.

Beşiktaş yönetimi Gebze'de oynamak ister mi biemiyorum ama taraftar açısından bir şeyin değişeceğini sanmıyorum.En azından kendilerini yabancı bir ortamda oldukları hissine kapılmayacaktır.İlk olarak isim benzerliğinden bahsedelim.Beşiktaş'ın taraftar grubu ile Gebzespor'un taraftar grubu aynı ismi taşıyorlar.Beşiktaş'ın Çarşı Gebzespor'un Eski Çarşı...İkincisi olarak Beşiktaş'ın çarşıda buluşup yürüme ritüelini Gebze'de de yapabilirler.Gebze'de meydanda toplanıp stada doğru güzelce yürüyebilirler.

Taraftarlar için İnönü gibi bir ortamı bulmakta zorlanabilirler ama Gebze'deki stadı düşündüğümde sahaya aynı şekilde etki yapabileceklerini düşünüyorum.Yolculuk açısından da kolay olacaktır.Tek soru işareti bilet fiyatları nasıl olacağı konusudur.Eğer bilet fiyatları dengeli olursa Gebze halkından da alacağı destekle güzel bir sezon geçirebilir Beşiktaş.

Umarım Beşiktaş yönetimi Gebze seçeneği ciddi bir şekilde düşünür ve Gebze'de oynamayı tercih eder.Birkaç sene önce Fenerbahçe'yi ağırlayan kent bu sefer tüm sezon boyunca bir büyük ağırlar.Merakla bekliyoruz.

10 Mayıs 2013 Cuma

Freiburg'un Başarısında Payı Olanlar



Bundesliga'da bu sezon şaşırtan bir performansla 6. sırada buluna Freiburg avrupaya gitme hayalleri kuruyor.Hamburg'a 3, Gladbach'a 4 puan fark atan Freiburg çok olmasa da bir avantaja sahip.Avrupaya gidip gitmeyeceklerini sezon sonunda göreceğiz ama Freiburg açısından diğer önemli şey ise takımı buraya kadar getiren bazı oyuncuların takımdan ayrılacak olması diye düşünüyorum.Freiburg'un avrupanın kıyısına kadar getiren futbolcuları sıralayacak olursak herhalde ilk olarak Max Kruse'den bahsetmek gerekiyor.


Geçen sezon St Pauli'de oynadığı 34 maçta 13 gol 6 asist yapmasıyla dikkatleri üzerine çeken Max Kruse bu sezonun başında Freiburg'a transfer oldu.Forvet arkası mevkisinde oynayan 25 yaşındaki oyuncu bu sezon takımını taşıyan oyuncu oldu.Takımının gol ve asist lideri durumunda şu an ve bu sezon göstermiş olduğu performansla bir basamak daha yukarıya çıktı ve gelecek sezondan itibaren 2.5 milyon euro karşılığında Gladbach forması giyecek.Marco Reus etkinliğinde olup olmayacağını bilemeyiz ama Reus'dan sonra alınabilinecek oyunculardan biri olduğu aşikar.


Freiburg'un bir diğer önemli ismi olarak sol kanatta oynayan 25 yaşındaki Daniel Caligiuri sayabiliriz.Futbolda kanat oynayan oyuncuların skora katkı vermelerinin ne kadar önemli olduğunu düşünürsek 5 gol 5 asist Freigurg için son derece önemli oldu.Max Kruse ve Jonathan Schmid ile birlikte takımın skor yükünü çeken Daniel Caligiuri de sezon sonunda takımdan ayrılacak.2.5 milyon euro karşılığında Wolfsburg'a gidecek.Özellikle son iki sezonda yakaladığı çizgi ile kariyer açısından iyi bir şekilde ilerlediğini söyleyebiliriz.

Hollanda'dan İngiltere'ye Uzanan Kariyer


Vitesse alt yapısında yetişen 24 yaşındaki forvet Ricky van Wolfswinkel Hollanda'da Vitesse ve Utrecht formasıyla çıktığı 93 maçta 30 gol atarak avrupa takımlarının dikkatini çekti ve 2011-2012 sezonunda Sporting'e transfer oldu.Sporting'de oynadığı 53 maçta attıpı 26 gol iyi bir rakam olarak gözüküyor.Ricky van Wolfswinkel önce Hollanda sonrasında Portekiz kariyerinden sonra şimdiki durağı İngiltere oldu.Premier Lig ekiplerinden Norwich City Sporting'e 10 milyon euro ödeyerek Ricky van Wolfswinkel'i kadrosuna kattı.

İngiltere'de fiziğin çok önemli olduğunu göz önüne alırsak ne kadar başarılı olacak kestirmek zor.Hollanda ve Portekiz'de yakaladığı gol rakamları etkileyici görünüyor elbette ama fiziki açıdan yetersiz kalırsa İngiltere kariyerinde başarısız olma ihtimali var.Yine de ligde gol sıkıntısı çeken Norwich City için iyi bir transfer olduğunu düşünüyorum.Zira Norwich City ligde en az gol takımlar arasında yer alıyor.Şu an için her iki taraf için de yararlı bir birliktelik olacak gibi duruyor.Tabi öncelikle Norwich City ligde kalmayı başarmalı.

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Fernandes Gönderilmek mi İsteniyor?


Beşiktaş'ta forma giyen Fernandes hakkında gazetelerde hergün yeni bir haber yayınlanıyor ve haberlerin başlıkları “Fernandes ve olay” şeklinde oluyor.Bu tarz haberlerin peş peşe gelmesi insanı oldukça düşündürüyor.Fernandez ile Samet Aybaba oluşan gerginlikten sonra Fernandes'e cephe alan kesimin Fernandes'i Beşiktaş'tan göndermeye çalışması bu tarz haberlerin son günlerde yoğunlaşmasının nedeni olabilir diye düşünüyorum.Fernandes'in Beşiktaş'a gelmeden önce de gece gezmelerinin var olduğu bilenlerin sırf takımdan ayrılmasını sağlamak için kamuoyunu inandırma çalışmaları olarak görüyorum bu tür haberleri.Saha içinde takımın beyni durumunda olan ve sezonun geneline baktığımızda takımını taşıyan oyuncuların başında gelen bir oyuncuyu karalama yöntemini kullanarak iç hesaplaşmalarda malmeze haline getirmek son derece yanlış.Yönetim içerisinde kimin kimle ne derdi varsa bunu kendi aralarında halletmeleri gerekirken Beşiktaş takımına zarar verecek şekilde çözmeye çalışmaları veya karşı tarafa hasar vermeye çalışmalarının doğru olmadığı aşikar.Ama öyle gözüküyor ki Beşiktaş'ta iç hesaplaşma olmadan Fernandes hakkındaki bu haberlerin devamı gelecek gibi duruyor.Umarım Fernandes gibi bir oyuncu böyle bir ortamın içinde daha fazla yer almaz.

Alkışlama Tercihi Taraftara Bırakılmalı


Galatasaray'ın ligde şampiyonluğunu ilan etmesinden sonra merak edilen bir şey var.Şampiyonluğunu iki hafta kala ilan eden Galatasaray'ı ağırlayacak olan Fenerbahçe şampiyonu alkışlayacak mı?Fenerbahçe yöneticisi Abdullah Kiğılı Galatasaray'ı alkışlayabileceklerini söylerken Fenerbahçe teknik adamı Aykut Kocaman ise henüz öyle bir ortamın oluşmadığını söyledi.Taraftar gruplarının çoğu da alkışlanmaması gerektiğini söylüyor.

Ülkemizde şampiyonu alkışlama olayının büyütüldüğü kadar diğer ülkelerde büyütülüyor mudur merak ediyorum.Her seferinde bizlere İngiltere'den, İspanya'dan örnek verirler ve öyle olmamız gerektiğini söylerler.Haklılık payları var ama unuttukları bir şey var.İngiltere'de, İspanya'da var olan futbol kültürü maalesef biz de yok.Bırakın futbol kültürünü “saygı” denen kavrama sahip değiliz daha.

Barcelona alt yapı hocaları çocukları eğitirken ilk olarak onlara teknikten,taktikten önce “saygı”nın anlamını öğrettiklerini söylemişlerdi.Yani onlar için saygı her şeyden önce geliyor ve çocuklara bunu aşılamaya çalışıyorlar.İşte biz de eksik olan şey bu maalesef.Alt yapıdaki çocuklara ne veriyoruz, nasıl çalıştırıyoruz bilemiyoruz ama bir şeyi biliyoruz ki mental açıdan gelişimi yok sayıyoruz.

Toplum olarak çocukluktan itibaren saygı kelimesinden yoksun olarak yetiştikten sonra saygı içerikli davranışlar beklemek yanlış diye düşünüyorum.Bunu bile bile hala acaba alkışlayacaklar mı gibi haberlerle gündem oluşturmaya çalışmak ne kadar doğru bilemiyorum.Biliyoruz ki toplumun yetiştiriliş tarzı ve futbol kültüründen dolayı Fenerbahçe tribünleri ve takımı Galatasaray'ı alkışlamayacaklardır.Taraftarlar arasında alkışlayama yeltenenler ise büyük ihtimalle tepki ile karşılaşacaklardır.

O yüzden bırakalım bu tarz haber yapmayı.Çünkü insanın içinden alkışlamak geliyorsa alkışlar.Bir insana zorla bir şey yaptıramazsın.Zira zorla yaptırdığın takdirde o eylemin önemi kalmaz.

Alper Potuk Transferi Arayı Açar


Sezon başında Fenerbahçe Alper Potuk ile ilgilenmişti ama parasal konularda anlaşılamadığı için bu transfer gerçekleşmedi.Sezon başında konuşulan rakamlar o zamanki Alper Potuk için fazla olduğu düşünüldüğü için Fenerbahçe geri adım attı.Sezon sonuna geldiğimizde ise Alper Potuk oyununu geliştirdi ve ligimizde göze batan oyuncular arasına girdi.Bunun sonucunda da transfer döneminin gözde isimlerinin başında geliyor.

Konuşulanlara göre Alper Potuk gelecek sezon Galatasaray forması giyecek.Söylenen paralar fazla mı değil mi bilemem ama Galatasaray'ın bu hamlesi son derece önemli.Fenerbahçe zamanında Selçuk İnan rakibine kaptırdı ve son iki sezondaki farkın oluşmasına neden olan oyuncuların en başında geliyor.Eğer Fenerbahçe Alper Potuk'u da rakibine kaptırırsa rakibiyle arasındaki farkın biraz daha açılmasına engel olamayacağını düşünüyorum.

Galatasaray şampiyonlukların gelmesiyle ekonomik açıdan rahatlamasından dolayı transferlerde daha rahat olurken Fenerbahçe'nin ekonomik durumunu düşünerek transferlerde daha dikkatli davranması iki takım arasındaki farkın açılmasına neden olacak gibi duruyor.

26 Nisan 2013 Cuma

Keyifli Maça Aday & Bursaspor-Akhisar


Ligin boyu kısaldıkça hedefi olan takımlar arasında oynanan maçları izlemesi kadar keyifli bir şey yoktur.Hikmet Karaman ile birlikte Avrupa'ya gitme yolunda ilerleyen Bursaspor ile Hamza Hamzaoğlu'nun ligde tutmak için elinden geleni yaptığı Akhisar arasında oynanacak maç 31. haftanın izlenmesi gereken maçlar arasında yer alması gerekiyor diye düşünüyorum.Akhisar'ın çıkışı ile birlikte kendilerine olan güvenin artması en büyük avantajı gibi görünüyor.Ayrıca Gekas gibi bir silahın deplasmanda çok iş yapacağı da aşikar.Diğer taraftan Avrupa yolunda Beşiktaş'ı yakalayan ve az da olsa şampiyonlar ligi umudu olan Bursaspor taraftarının desteği ile elinden geleni yapacaktır.Umarım zevkli bir maç olur ve izleyenlere büyük keyif verir.

Sebastian Rode Bayern Yolunda


Bayern gelecek sezon için kadro planlamasını şimdiden yapmaya başladı.Barcelona maçı öncesi Mario Göetze transferini açıklayan Bayern'in şimdi de Bundesliga'da göstermiş olduğu performansla dikkat çeken Frankfurtlu Sebastian Rode ile ilgilendiği konuşuluyor.90 doğumlu olan Sebastian Rode ligde göstermiş olduğu performansla değerine değer kattı ve hemen Bayern'in dikkatini çekti.Gelecek sezon Bayern'in başına geçecek olan Pep Guardiola'nın oyuncular üzerindeki etkisini düşününce olası transferde Sebastian Rode birkaç sınıf atlayabilir.

Umarım Eksikler Hissedilmez


Deplasmana 1-0 gibi avantajlı bir skorla giden Fenerbahçe avantajınıı korumasına yardımcı olacak en önemli üç oyuncusundan yoksun olması takım savunmasını ciddi bir şekilde etkileyecektir.Mehmet Topal'ın yerine Selçuk Şahin oynaması aynı çizgide olmasalar bile Selçuk da kesici rolünü iyi yapabilir.Webo'nun yerine de büyük ihtimalle Caner oynayacaktır.İki oyuncu arasındaki fark Fenerbahçe için avantaj mı olacak dezavantaj mı olacak oyun içerisinde göreceğiz.Asıl Aykut Kocaman'ı sıkıntıya sokacak olan eksiklik Raul Meireles'in eksikliği.Benfica karşısında göstermiş olduğu istek ile sahanın en iyisi durumundayken yaşadığı sakatlık nedeniyle oyundan çıkması Aykut Kocaman'ı kara kara düşünmeye sevk etmiştir diye düşünüyorum.Deplasmanda oyunu soğutacak, pas alışverişi yapabilecek, sorumululuk alabilecek bir oyuncunun eksikliğini hissedecektir ama umarım bunu en aza indirmeyi başarırlar.

24 Nisan 2013 Çarşamba

Dikkatli Olmak Şart


Eskişehir ligimizde iyi futbol oynayan takımlar arasında yer almasına rağmen bir türlü istediği sonuçları alamadığını görüyoruz.İyi sonuçlar gelmedikçe taraftarın sabrı tükeniyor ve nitekim kaybedilen Trabzonspor maçı sonrasında tepkilerini dile getirdiler.Ligde son haftalardaki performansa baktığımızda son 10 haftada sadece 9 şubatta Gençlerbirliği'ni ve 7 nisanda Sivasspor'u yenebilmiş Eskişehirspor.Bu düşüşün getirdiği moral bozukluğunun yanı sıra puan kayıpları sonrasında küme düşme hattına da yaklaştılar ve şuan 16. İBB ile 6 puan var ve Eskişehirspor'un fikstürü de kolay değil.Ligde 3. savaşı veren Kasımpaşa(D), Beşiktaş ve Bursaspor(D) ile oynayacak olan Eskişehirspor son hafta evinde Antalyaspor'u ağırlayacak.Son haftaya geldiğinde kritik 3 maçtan 0 puan alırsa son hafta Eskişehirspor için baya gergin geçebilir.Şu an için tehlike azmış gibi görünüyor ama bir anda kendinizi küme düşme potasında bulabilirsiniz.Bu anlamda Eskişehirspor biraz daha dikaktli olmalı ve toparlanarak üst sıralara çıkmalıdır.

Galatasaray Örneği Dururken


Trabzonspor'un şu anki halini 2 sezon önceki Galatasaray'ın haline benzetiyorum ve Trabzonspor da Galatasaray gibi tekrardan şampiyonluk yarışı içerisinde olacaktır.O yüzden Trabzonspor gelecek sezon için planlamayı iyi yapmalıdır.Ama şunu da gözden kaçırmayalım Galatasaray geçen sezon şampiyon olurken ve bu sezon yine şampiyonluğa yaklaşırken yerli oyuncu seçimlerini iyi yaptı.Özellikle Selçuk hamlesi Fatih Terim'in Galatasaray'daki en iyi tercihiydi diyebiliriz.Trabzonspor bu anlamda dezavantajlı diyebiliriz.Çünkü mevcut kadrodaki yerlilerin kalitesi bir yere kadar taşır takımı.Transfer döneminde de köklü değişiklik yapılamayacağına göre Trabzonspor'un bu transfer döneminde takımı biraz toparlamalı ve asıl 2 sezon sonrası için iyi kadro kurmalıdır diye düşünüyorum.Adım adım gidilirse kulüp açısından daha hayırlı olacaktır diye düşünüyorum.Tabi öncelikle yönetim ve teknik adam belirsizliğini ortadan kaldırmaları gerekiyor.

23 Nisan 2013 Salı

Pablo Batalla



Fenerbahçe'de Alex'in ayrılmasından sonra ülkemizde 10 numara diye nitelendirdiğimiz oyuncular listesinde yalnız kalan Pablo Batalla bu sezon da takımını Avrupa'ya götürmek için elinden geleni yapıyor.Bu sezon şu an kadar hiç maç kaçırmayarak 30 hafta da forma giymesi ne kadar istikrarlı olduğunun bir göstergesidir diye düşünüyorum.Takımın ana parçası durumunda olan Pablo Batalla bu sezon 14 gol atıp 15 de asist yapmış ki Bursaspor'un 45 gol attığını düşünürsek gollerin yarısından fazlasında imzası var.Bursaspor kendisi için bu kadar önemli bir oyuncuyu elinde tutabilmek için gerekli fedakarlıkları yapacaktır elbette ama bir an önce bu belirsizliği ortadan kaldırırsa gelecek için daha iyi olacaktır.Sözleşmesi 2014 bitecek olan Batalla'nın takımda olması ile olmaması arasında fazlasıyla fark olduğunu düşündüğümüzde Avrupa hedefi olan Bursaspor'un Batalla'nın kabulleneceği şartları sağlaması gerekiyor.Pablo Batalla gibi oyunculara hem Bursaspor hem de Türk futbolu ihtiyacı var.

Avrupa Savaşı Kızışıyor


Ligde 3. savaşı giderek kızışıyor.Beşiktaş deplasmanda küme düşme potasından kurtulmak isteyen Akhisar'a kaybetmesinden sonra Bursaspor ve Kasımpaşa'nın nefesini ensesinde hissetmeye başladı.4 hafta kala Beşiktaş ve Bursaspor 49 puanda, Kasımpaşa ise 46 puanda.

Sezon sonunda olası puan eşitliğinde ikili averaja bakılacağından dolayı aralarında oynanan maçların skorları önem taşıyor.Şu an 3. sırada olan Beşiktaş ikili averajda Bursaspor'un gerisinde.Yani sezon sonunda puan eşitliğinde Bursaspor Beşiktaş'ın önünde tamamlayacak ligi.Beşiktaş ile Kasımpaşa arasında ise bir eşitlik söz konusu ve bu eşitliği bozmak için genel averaja bakılacak ve 30.hafta itibariyle Beşiktaş +10, Kasımpaşa ise +12 averaja sahip.Bursaspor ile Kasımpaşa arasındaki eşitlikte galip gelece taraf Kasımpaşa olacaktır.Çünkü Kasımpaşa her iki maçta da Bursaspor'u yenmeyi başardı.

İkili averajlara baktık ama peki ya iş üçlü averaja kalırsa ne olacak?Üç takımın da sezon sonu aynı puanla bitirmesi durumunda devreye girecek üçlü averajda Kasımpaşa en üstte gözküyor.4 maçta 3 galibiyet alarak 9 puan ve +3 averaj ile zirvede.2. Sırada 4 puan ve 0 averaj ile Bursaspor geliyor.Bursaspor aldığı 4 puanı da Beşiktaş'tan aldığını belirtelim.Son sırada ise 4 puan ve -3 averaj ile Beşiktaş geliyor.


Olası durumlara baktığımızda puan eşitliği durumunda en şanslı takım Kasımpaşa olarak gözüküyor.Şansı en düşük takım ise Beşiktaş gibi görünüyor.Beşiktaş herhangi bir takıma üstünlüğü olmasa bile Kasımpaşa'yı genel averajda geçme ihtimali var.Son 4 hafta kalırken durum bu kadar ciddi iken her 3 takım için de bundan sonra oynayacakları her maç önemli olacaktır.

Beşiktaş --> Orduspor, Eskişehirspor(D), Gençlerbirliği, Kayserispor(D)
Bursaspor --> Akhisar, Orduspor(D), Eskişehirspor, Gençlerbirliği(D)
Kasımpaşa-->Eskişehirspor, Gençlerbirliği(D), Kayserispor, İBB(D)