aziz yıldırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aziz yıldırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2013 Cumartesi

Önünü Görememek...


Fenerbahçe'de bir yazı rahat rahat geçirildiğini hatırlamıyorum.Ya başkan istiffa ediyor ya başkan teknik adamı kovup yeni bir sistem! yaratmaya çalışıyor ya da son yıllarda olduğu gibi şike olayları patlak veriyor.

Aykut Kocaman'ın gidişi veya Aziz Yıldırım'ın gösdermesinin ardından Abdullah Kiğılı teknik adamın bir hafta on gün içerisinde belirleneceğini söyleyip acale etmeyeceklerini sile getirmişti.Dediği süreyi çoktan geçtik ve hala teknik adam belli değil.Kendi kafalarında bir isim var gibi gözüküyor ama belirsizlik sürmeye devam ettikçe taraftar da tepki koymaya başlıyor.

Teknik adam belli değil belki ama transfer çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor ve bazı isimler açıklanmaya başlandı.Bu durum bazı kesim tarafından teknik adamın belli olduğuna işaret olsa da yönetimin teknik adam arayışları olması bunu çürütüyor gibi duruyor.Açıkca söylemek gerekirse yönetim Ersun Yanal'ı cepte tutuyor ve acaba başka bir isim olur mu diye hareket ediyor.Böyle bir planları var tabi buna plan denirse.

Belirsizlikler yetmezmiş gibi bir de UEFA'daki soruşturmada sona gelinirken ceza gündemde olması teknik adam belirsizliğinin ötesinde daha fazla bir önünü görememe durumu var.Ceza alıp almama durumu yönetimin kafasını kurcalayacağı için transfer çalışmaları ne kadar verimli olur şüpheli.Fenerbahçe avrupaya gidebilirse kriz atlatılmış olur ama bu gerginlik takıma nasıl yansır bilinmez.Gidemediği takdirde ise tüm çalışmalar sonuçsuz kalacaktır ve transfer için harcanan paralar boşa gidecektir.Sonuçta Fenerbahçe bir sezon daha avrupadan yoksun kalacak ve bir kez daha avrupadan gelemesi muhtemel paradan yoksun kalarak ekonomik anlamda sorun yaşayacak.

Yönetimin önündeki çok büyük bir kriz var ve bir şekilde çıkmayı başarırsa takımı transferlerle güçlendirerek yoluna güçlü bir şekilde gidecektir.Eğer çıkamazsa yani avrupadan men gelirse bu durum sadece takımı etkilemez, yönetim de bu cezadan gerekli payı alır diye düşünüyorum.Taraftarlar şu ana kadar desteklerini gösterseler de 2 kere avrupadan men cezası alan bir yönetime karşı bir tepki göstereceklerdir diye tahmin ediyorum.Sonucu bekleyip görmek lazım.UEFA'dan gelecek karar futbolumuzda bazı şeyleri değiştirecetir.

3 Temmuz 2012 Salı

Sevindik Ama Unutmayalım ki...


Şike davasında mahkeme kararlarını açıkladı ve Fenerbahçeliler sevince boğuldu.Neden boğuldu?Çünkü 1 yıldır tutuklu olan Aziz Yıldırım tahliye edildi.Bu insani açıdan herkesi memnun edecek bir haber.Uzun tutukluluk süreleri ile ilgili ülkemizde bu kadar tepki varken Aziz Yıldırım ve diğerlerinin 1 yıla yakın tutuklu olması gönülleri rahatsız ediyordu.İşin bu tarafına baktığımızda sevinmemek elde değil.Ama işin bir de öbür tarafı var ki beni etkileyen asıl şey bu.O da mahkemenin Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe yöneticilerini suçlu bulması.Aziz Yıldırım'ın tahliye olması ile sanki suçlardan beraat etmiş gibi bir hava var ki çok yanlış bir şey.Tabiki Başkanın tahliye olması bir Fenerbahçeli olarak beni sevindirdi ama suçlu bulunması da bir o kadar üzdü ve canımı sıktı.Taraftarlardan bir şey rica ediyorum.Sevinelim elbette ama lütfen mahkemenin verdiği kararı da unutmayalım.Dosya Yargıtay'a gitti ama ortada ceza verilmiş bir dosya var.Bir taraftar olarak bizi ilgilendiren şey bu olmalı diye düşünüyorum.Fenerbahçeli taraftarlar 1 yıl boyunca biz masumuz, Aziz Yıldırım'a güveniyoruz dedi ama hem spor yargısı hem de adli mahkeme Fenerbahçe'yi suçlu buldu ki bu beni rahatsız ediyor maalesef.Şimdi böyle konuşuyorum diye bana kızan arkadaşlar olacaktır ama maalesef görüntü böyle.Mahkemenin verdiği kararın nihai karar olmadığını biliyorum elbette ama Yargıtay kararını açıklayana kadar bu etiket üzerine yapışacaktır ki taraftarı olduğum bir takımın başkanının böyle bir etikete sahip olmasını kabullenemem.O yüzden umuyorum bu davada Fenerbahçeli yöneticiler aklanır ve dosya Yargıtay'dan döner.Ama mahkemenin kararını her zaman hatırlayıp Yargıtay düşüncesini açıklayana kadar suçun olabileceğini aklımızdan çıkarmayalım.

13 Ocak 2012 Cuma

"KAMUOYU AÇIKÇA BİLMELİDİR Kİ 58.MADDE DEĞİŞEMEZ VE DEĞİŞMEMELİDİR."



"Uzun bir süredir Türk Futbolu’nun üzerinde oynanan oyunları ibretle izlemekteyim. Tasarlanan bu oyun adım adım hayata geçirilmekte ve Türk Futbolu adeta dört bir yandan abluka altına alınmaktadır. Üstelik, kendilerini Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerinde görenler bu projelerini hayata geçirmek için Yüce Meclisin, yasama, yürütme ve hatta yargı erklerini dahi kullanmaktan çekinmemektedirler. Ancak bunu yaparken unuttukları en önemli şey Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım’dır.

Çok kısa bir süre önce 6222 sayılı yasada yapılan değişikliğin kamuoyuna nasıl servis edildiği herkesin malumudur. Aziz Yıldırım’ı kurtarma yasası olarak kamuoyuna sunulan ve hatta Sayın Cumhurbaşkanı tarafından dahi "Kişiye özel yasa" şeklinde nitelendirilmek durumunda kalınan yasanın sonuçları ortada olup bu yasadan kimlerin faydalandıkları açıkça ortadadır.

Aziz Yıldırım’ın ismini kullanarak emellerini hayata geçirenler şimdilerde yeni bir oyunu hayata geçirmenin peşindedirler ki; bu yeni oyunun adı da 58.maddedir.

KAMUOYU AÇIKÇA BİLMELİDİR Kİ 58.MADDE DEĞİŞEMEZ VE DEĞİŞMEMELİDİR.

Bizim bu madde hakkındaki yorumumuz gerek bu değişikliğin peşine düşenler ve gerekse Türkiye Futbol Federasyonu’ndan farklıdır. TÜRK FUTBOLUNDA ŞİKE, TEŞVİK VE TEŞEBBÜS SUÇ VE CEZALARI BİRBİRİNDEN AYRILAMAZ. Bu eylemleri birbirinden ayırmak isteyenlerin gerçek amacı yine FENERBAHÇE VE AZİZ YILDIRIM’IN adını kullanarak birilerini ve bazı kulüpleri kurtarmaktan başka bir şey değildir. Bu sebeple; puan silme ve madde üzerinde yapılacak değişiklikler, tarafımızca en sert şekilde cevabını bulacaktır.

Bu değişikliği yapmak isteyenler, bunu KİMLER VE HANGİ TAKIMLAR İÇİN YAPTIKLARINI AÇIKLAMALI; BUNU AÇIKÇA ORTAYA KOYMALIDIRLAR.

TV kanalları arasında mekik dokuyarak ve hatta devlet makamlarını dahi kullanarak temiz olduklarını ’Ama bu temizliğin biraz ince ayara muhtaç olduğunu’ söyleyenlere yegane tavsiyem yargılanmaktan korkmamalarıdır.

SUÇSUZ OLDUKLARINA İNANANLAR, YASALARI DEĞİŞTİRMEK İÇİN BU KADAR ÇIRPINMAZLAR.
Görsel ve yazılı medya önünde Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe hakkında ’ÖNCE ASALIM SONRA YARGILAYALIM’ edebiyatı yapanların, kulislerde tasa değişikliği için kılıktan kılığa girmeleri sebepsiz değildir.

Şimdi kamuoyunun bilgisine bunun bazı sebeplerini sunacağım. İddianamede yer alan ve sadece Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım’a atfedilenlere dair iki resim arasındaki 7 farkı kamuoyunun takdirine sunuyorum;

İddianamenin, "İDDİANAMENİN EK KOĞUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARARLAR", başlığının 17. Sahifesinin 2.paragrafında:

 "30.04.2011’de, Diyarbakır’da oynanan Diyarbakırspor-Orduspor futbol müsabakası öncesi Orduspor Kulüp Başkanı Nedim Türkmen’in, Giresunspor Başkanı Ömer Ülkü’ye, Diyarbakırspor Kulübü eski başkanı Abdurrahman Yakut üzerinden, oynanacak maçın Orduspor lehine sonuçlanmasını sağlamak için şike faaliyetinde bulunması için talepte bulunduğu, şahsın bu amaçla Abdurrahman Yakut’la görüştüğü ve akabinde tarafları buluşturduğu, yapılan iletişim tespit tespitleri neticesinde belirlenmiş ise de; tarafların şike amaçlı anlaştıklarına, Abdurrahman Yakut’un maçta şike yaparak menfaat temin ettiğine dair somut delil elde edilememiş, kazanç veya sair menfaatin verildiğinin, vaat veya teklif edildiğinin belirlenememiş olması nedeniyle suçun unsurları oluşmadığı" sonuç ve kanaatine ulaşılmışsa da;

Aynı iddianamenin 177. Sayfasında Bursaspor- İstanbul Büyükşehir Belediyespor müsabakasında Fenerbahçe’nin teşvik primi vermesiyle ilgili "Eylemin Değerlendirildiği" sonuç bölümünde:

"Aziz Yıldırım’ın talimatlarıyla hareket eden İlhan Yüksel Ekşioğlu’nun, Ali Kıratlı üzerinden; İbrahim Akın ve İskender Alın gibi bazı İ.B.B. Sporlu futbolcuların gayrı resmi menajerliğini yapan Yusuf Turanlı ile 06.03.2011 günü oynanan Bursaspor- İstanbul Büyükşehir Belediyespor müsabakası öncesinde; teşvik primi verilmesi amaçlı anlaşma yaptığı, teşvike konu 60.000 TL paranın İlhan Ekşioğlu’nun talimatıyla Halil Köntek aracılığıyla Ali Kıratlı’ya, bu şahıs tarafından da Yusuf Turanlı’ya maç sonrası teslim edildiği, (Her ne kadar yapılan iletişim tespitlerinde ve telefon detay döküm analizi – baz istasyonu çalışmalarında; İbrahim Akın, İskender Alın, Zeki Korkmaz, Metin Depe ve Can Arat isimli İBB Sporlu futbolcular ve İBB’nin eski futbolcusu Necati Ateş’le; teşvik primi verilmesi amaçlı irtibat kurulup görüşüldüğüne dair bazı deliller elde edilmiş ise de; bu futbolcularla anlaşıldığına, futbolcuların anılan maçtan dolayı teşvik primi alarak menfaat temin ettiklerine dair somut delil elde edilemediğinden haklarında sevk maddesi tanzim edilmemiştir.)
Aziz Yıldırım liderliğindeki suç örgütünün teşvik primi vererek 06.03.2011 günü oynanan Bursaspor- İ.Belediyespor müsabakasında; Bursaspor ile ilgili hedefledikleri sonuca ulaştıkları belirlenmiştir" sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

Bu iki resim arasında 7 fark bulunmamaktadır; fark TEKTİR.  O DA TARAFLARDAN BİRİNİN FENERBAHÇE VE AZİZ YILDIRIM OLMASIDIR.
Kamuoyuna arz edilir.

Son sözlerim de TFF yetkililerinedir. Yine hayret ve ibretle izlediğim üzere TFF Yönetim Kurulu, nedeni kendinden menkul ani kararlarla yetkilerini devretmeye kalkmakta ve "Biz yapmadık ki onlar yaptı" gibi ufak hesaplarla ellerimizle kurduğumuz bu kurumun saygınlığına gölge düşürmektedir.

Unutulmamalıdır ki; İddialara adı karışan her kulüp ve yetkilisi yargılanacak ve bu konudaki her belge, her delil ve her tape tıpkı bize yapıldığı gibi kamuoyu ve bağımsız yargıçlarla paylaşılacaktır.

Bu nedenle; kendilerinin, hiç kimsenin ve hiçbir kulübün avukatlığına soyunmalarına gerek yoktur.

Kaldı ki Fenerbahçe suçlu bulunursa küme düşecektir ve bu kimse tarafından yapılmazsa bizler eliyle hayata geçirilecektir. Bu nedenle kişi ve kurumların, ucuz popülist yaklaşımlar ve çelişkili beyanlar ile kamuoyunu yanıltması boşunadır.

Yapılması gereken; Emniyet Müdürlüğü, görüşünü "19 maçta şike kesin" olarak açıklayanların ve "son 5 maçın sonucunu bildiğini" savunma hakkı kullanılmadan kesin bir dille iddia edenlerin, Fenerbahçe’yi 26 Ocak tarihine kadar küme düşürmelerinin gerekliliğidir.

Bunu yapmayanların artık konuşmaları yersizdir ve kendilerine yegane tavsiyem artık SUSMA HAKLARINI KULLANMALARIDIR.

Saygılarımla kamuoyuna arz ederim.


Aziz Yıldırım
FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ BAŞKANI

12 Ağustos 2011 Cuma

Kararlar 1 Hafta İçinde Açıklanıyor



3 Temmuz'da başlayan şike soruşturması serüveninde soruşturmanın idari kısmının sonunda gelmek üzereyiz.Federasyon başkanı Mehmet Ali Aydınlar kişiler ve kulüpler ile ilgili kararların önümüzddeki hafta açıklanacağını söyledi.Bazı gazetelere göre bu tarih 15 Ağustos kimilerine göre 22 Ağustos.Tarih tam olarak belli değil ama karar 1 hafta içinde açıklanacağını bekleyebiliriz.Açıklanacak ceza küme düşürme olabilir, puan silme olabilir ya da hiç ceza verilmeyebilir.O çok önemli değil.Önemli olan doğru veya yanlış bir kararın açıklanması.Türk futbolundaki bu kara bulutun bir an önce dağılmasını sağlamak.Açıklanan karar elbette herkesi memnun etmeyecek ama en azından doğruya yakın biir kara verilsin.Pazartesinden itibaren artık bekleme moduna geçiyoruz.Her şeye hazırlıklı olalım.

5 Ağustos 2011 Cuma

Yönetim "Hadi Bana Eyvallah" Diyemez



"Federasyonun bu yapıcı tutum ve Türk futbolunu daha iyi yerlere getirme çabasında kurumlarla şahısları birbirinden ayırması için, hareket kabiliyeti ve etkin sağlıklı karar alma yetisini kaybetmiş olan Fenerbahçe yönetiminin de derhal istifa ederek federasyona ve kamuoyuna bu doğrultuda bir mesaj vermesi, Fenerbahçe'nin önünü açması, hızla Fenerbahçe'yi olağanüstü genel kurula götürmesi gerekmektedir. İstifa, suçu kabullenmek değildir. Bilakis kendinden emin olanların cesaret edebileceği, onurlu ve erdemli bir davranış biçimidir. Hepimizin arzusu olan yargıdaki aklanmadan sonra Fenerbahçelilerin başları üzerinde yerleri vardır. Bugün geldiğimiz noktada Fenerbahçe'nin ali menfaatleri söz konusudur. Seçim sürecinde de kişisel çıkarların kesinlikle bir kenara bırakılarak, kırgınlıkları unutarak ve tek vücut olarak herkesin üzerinde mutabakat sağlayacağı bir adayla seçime gitmeli ve Fenerbahçe hızla normale dönerek kaldığı yerden devam etmelidir. Bu aşamada benim hiçbir şahsi beklenti içinde olmadan bu açıklamaları yaptığımın kamuoyunca bilinmesini isterim."

Hakan Bilal Kutlualp

Aziz Yıldırım ile arası açık olan isimlerden Haka Bilal Kutlualp.Fenerbahçe'nin şu anki durumu hakkında bir basın açıklaması yapmış.Açıklamasını beğenirsiniz beğenmezsiniz orasını bilemem ama ben açıklama ile ilgili yukarıdaki bölüme itiraz ediyorum.Hakan Bilal Kutlualp bu süreçte kulübün daha fazla zarar görmemesi için yönetimin istifa etmesi yönünde fikir beyan etmiş ve ortak bir adayla seçime gidilmeli demiş.Seçim yapılması konusunda kesinlikle katılmıyorum.Çünkü eğer Fenerbahçe aklanırsa zaten hiç bir şey olmamış gibi görevlerine devam ederler.Yok eğer tutuklu olan başkanımız ve yöneticilerimiz suçlu bulunurlarsa o zaman yönetim görevini bırakmamalı bilakis görevinde kalarak Fenerbahçe'nin düşeceği ekonomik buhrandan çıkarmaya çalışmalıdır.Yani kulübü bırakıp gelsin biri kurtarsın demek kabul edilebilir birşey değil.Öyle bir durum olursa benim yönetimden beklediğim görevinde kalıp beklenen zor günlerde Fenerbahçe'yi idare etmesidir.Kısacası yönetimin hadi bana eyvallah deme şansı, hakkı yoktur.Benim düşüncem bu şekildedir.

28 Temmuz 2011 Perşembe

Shakhtar Maçının Faturası 2 Maç



Fenerbahçe - Shakhtar maçında çıkan olaylar hakkındaki düşüncelerim belli.Kulübe sahip çıkmak adına yapılan bu tür hareketler kulübe daha çok zarar vereceğini söylemiştim.Fenerbahçe ağır cezalar alabilir demiştir.Dediğim oldu ve Fenerbahçe 2 maç seyircisiz oynama cezası aldı.Ne demek bu?Federasyon'un kararı ne olursa olsun kulübümün yanında olmam gereken ilk maçta yanında olamayacağım.Küme düştüğünde yanındayım mesajı veremeyeceğim.Ceza almadığı zaman haklılığımı haykıra haykıra söyleyemeyeceğim.Peki ne nedenden dolayı takımımın yanında olamayacağım?Kendine vazife çıkararak kulübünü seven ve sahip çıkacak tek kişi sanan birileri yüzünden...Onlar yüzünden ben sesimi duyuramayacağım.Olası ceza sonrası başınızı eğmeyin, ben yanınızdayım diyemeyeceğim.Gerçekten sahaya giren arkadaşları kutluyorum.Aziz Yıldırım'a gösterdiğiniz desteği biraz da Fenerbahçe'ye gösterseydiniz.Yazık gerçekten...

Bu arada polis sahaya girenleri yavaş yavaş tespit etmeye başladı.Yanılmıyorsam 4 kişi gözaltına alınmış.Arkası gelir diye düşünüyorum.Belki arkadaşlar sahaya girerek gözaltına alınıp Aziz Yıldırım'a olan desteklerini içeride de göstermek istemiş olabilirler.Bu kafadaki insanlardan beklerim açıkcası.

20 Temmuz 2011 Çarşamba

Federasyon Kuşatma Altında iken Nasıl Karar Verecek?

Federasyon hala soruşturmada adı geçen takımlara özellikle Fenerbahçe'ye ceza vermedi ya bazı kesim bundan rahatsız olmaya başladı.Soruşturma başladığından beri savcının elindeki belgeleri görmeden şüphelilerin bir suçu var mı yok mu bilmeden sırf bazı insanların tutuklanmasından dolayı sanki bütün iddialar doğruymuş gibi hareket ederek basının bir bölümü Federasyon'dan kanaat notu olarak 0 vermesini beklediler.Federasyon da bu zor kararı bir türlü vermeyince ya da elinde hiç bir şey olmadığından dolayı veremeyince basının bir bölümü kendini yedi bitirdi.Nasıl olur da düşürmezler.Yoksa Federasyon tozları halının altına mı süpürüyor diyerek kamuoyundan destek almaya çalışıyorlar.

Bu kesimin tezi şu.Türkiye'ninen büyük takımının başkanı yöneticileri içerde, diğer takımların başkanları içeride, futbolcular, teknik adamlar.Eğer bunlar gerçekten bir şey yapmasalardı boşuna boşuna tutuklanmazlardı.Savcı boşuna tutuklama kararı istemezdi ki, mahkeme boşuna tutuklamazdı ki.Öncelikle şunu söyleyeyim.Bir soruşturmadan dolayı tutuklanan biri kesinkes suçlu deeğildir.Hemen sanki hüküm giymiş gibi o insanı etiketleyemeyiz.İkincisi bu insanların hangi suçla suçlandıklarını bilmiyoruz.Dolayısıyla tutukluluk halleriyle ilgili bir yorum yapmak uygun olmaz.O yüzden eğer bu insanlar tutuklandıysa kesin bir şey yapmıştır düşüncesi son derece sağlıksızdır.Ayrıca soruşturmaların %60 nın beraat ile sonuçlandığını da unutmayalım.

Bunları netleştirdikten sonra gelelim Federasyon'un karar verme aşamasına.Bu kesim Federasyon'u bu olayın üstüne kapamakla suçluyor ve hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam edeceğini düşünüyor.Ama durum öyle olmadığını gösteriyor.Tamam kabul ediyorum.Federasyon yeni seçilmesinden dolayı tecrübe konusunda bazı sıkıntılar var.Bu eksikliği açıklamalarında görüyoruz.Açıklamalarında kesin ifadeler kullananaması iyice üstüne gelinmesine neden oluyor.Bu olayda Federasyon demokrasi kılıcı gibi davranıp otoritesini sarsacak davranışlardan uzak durup kararlarını alması lazım.Yeni kurulmuş bir yönrtim olduğundan dışarıdaki bu saldırıdan etkilenmeleri söz konusu olabilir.Etkilendiklerini şuradan anlayabiliriz.Süper Kupaa maçının ertelenmesi kararında kamuoyundan gelen baskı etkili olmuştur.

Federasyon bir yandan kararların bir an önce açıklanması yönündee yayınlar yapan kesim tarafından sıkıştırılırken diğer yandan da anadolu kulüpleri başta olmak üzere kulüplerimiz tarafından da sıkıştırılıyor.Nedeni çok belli.Para...İlhan Cavcav'ın açıklamalarına baktığımızda, Fenerbahçe yönetiminin açıklamalarına baktığımızda nedenin para olduğunu görürüz.İlhan Cavcav üç büyüklerin küme düşmesi Anadolu kulüplerini etkileyeceğini, yayın gelirlerindeki azalmanın Anadolu kulüplerinin güçlenmesi, iyi bir kadro kurulmasını düşünüyor ve bunu kulüpler birliği adına söylüyor.Akıllara şu soru gelebilir.Üç büyüklerimiz eğer ki bir zaman gelir şike yaptıkları ortaya çıkarsa o zaman İlhan Cavcav yine üç büyüklerin küme düşürülmesine karşı çıkacak mı?Ya da üç büyüklerden biri düşmesin diye kendi takımıyla oynanan maçta herhangi bir kulak çekme hareketi yapar mıydı?Biliyorum bu söylediklerimle şu anki şike soruşturması ile ilgisi yok ama bu tür açıklamalar geldikten sonra benim de aklıma bu sorular eliyor.Bu sorduğum soruların cevapları eğer evet ise o zaman biz niye uğraşıyoruz?Neden futbol ile ilgilieniyoruz?Kapatalım dükkanları, indirelim kepenkleri gidelim başka sporlarla ilgilenelim.Yok eğer ceaplar hayır ise o zaman niye şimdi düşürülmesin diye düşünce belirtiyor.Eğer suçlularsa tabi ki yönetmelikler uygulanacak ve cezası küme düşürülme ise küme düşürülecek.

Bu konular hakkında aslında diyecek çok şeyimi var ama bu soruşturma süresince herkes hassas olduğundan dolayı şimdilik burada noktalayalım.Biz en iyisi Federasyon'un ne yapacağını konuşalım.Süper Kupa maçı ertelenmesi gerekiyordu ertelendi.ligler ertelenmesi gerekiyor.Belgeler geldikten sonra bu kararın da çıkmasını bekliyorum.Son olarak eğer şike ve teşvik yapılmışsa kim yaptıysa gözünün yaşına bakmadan, ekonomik  yıkımlar tehditlerine kulak asmadan küme düşürecek.Bu kadar net.

Düşürülen takımlar arasında Fenerbahçe olursa elbette ilk başta üzülürüz ama unutmayalım ki bizler takımımızı başarılarından dolayı değil sembollerinden, renklerinden, değerlerinden doalyı sevdik.O yüzden bir sezon Bank Asya'da oynamak bizi o kadar etkilemez.Taraftar olarak görevimizi yerine getirir ve her türlü desteği veririz.

Diğer olasılığı düşünelimEğer ki Fenerbahçe suçsuz bulunursa o zaman herkes bilsin ki her zamankinden daha güçlü bir Fenerbahçe olacak.Bu kötü dönemimizde yanımızda olan dostlarımıza daha da sıkı tutunucaz, bize saldırıda bulunanlara ise tavrımızı net koyacağız.Ama önce bu sürecin bitmesini beklemeliyiz.Federasyon kararını versin de ondan sonra konuşalım.

12 Temmuz 2011 Salı

Aziz Yıldırım'ın Bir Talebi Var





Aziz Yıldırım'ın bu talebi kabul edilir mi bilemem ama öncelikle bir insan olarak düşündüğümüzde gerçekten üzüntü verici.Eğer bu soruşturma sportif olmasının yanında ağırlıkça daha çok siyasi bir soruşturma ise bir üst mahkemenin bu talebi kabul etmeyeceğini öngörebiliriz.Bunun örneklerini birçok kez gördük.Durumları ağır olduğu halde mahkeme izin vermedi ve sonuç çok vahim oldu.Umarım o olaylar bir kez daha tekrarlanmaz.Eğer önceliğimiz bir insanın sağlığı ise...


"Çeşitli hastalıklarım vardır, kalp damarlarımda problemler vardır, stent takılıdır, diyabet yani şeker hastasıyım, tansiyon problemim bulunmaktadır, böbreklerimde belirlenmiş bir kist ya da bir kanser oluşumu söz konusudur, yapılan tetkiklerde raporlara yansıdığı şekilde beyinde hipofiz bölümünde yine bir kanser oluşumu tespit edilmiştir, yani sözün kısası vücudum bir çok yönden iflas etmiş bir haldedir. Ben hakkımdaki iddialarla kulüp başkanlığım devam etsin etmesin mücadele etmek istiyorum, hiç bir şekilde işlemediğim bir suçlamayla karşı karşıya kaldım, böyle bir suçlamayla muhatap olmak beni derinden yaralamıştır. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmamı talep ederim."

11 Temmuz 2011 Pazartesi

Bugün Bana Yarın Sana



Sike operasyonu diye adlandırılan soruşturmada 2. dalga gerçekleştirildi.Levent Kızıl, Mahmut Özgener, Serdar Kulbilge, Mümtaz Karakaya ve Sadri Şener şu an için bilinen isimler.Burada bir isme dikkat çekmek istiyorum.O isim de Sadri Şener.

Neden diyeceksiniz?Dün Aziz Yıldırım'ın tutuklandığı haberinin geldiği dakikalarda Trabzonspor taraftarı olan bir grup Fenerbahçe aleyhine sözler söylemişler, bir de Fenerbahçe bayrağını yakmışlar.Bunu neden yapıyorlar?Çünkü Fenerbahçe'nin şike yaptığından eminler ve şampiyonluğun kendilerine verilmesini istiyorlar.Bunu dileyebilirler ama bir şeyi unuttular.Kendileri ile ilgili olan iddiaların olduğunu unuttular.Dün bu eylemleri yapanların tuttuğu takımın başkanı yani Sadri Şener bu sabah gözaltına alındı.Bunu söylerken Sadri Şener hemen yargılamıyorum.Şunu demeye çalışıyorum.Bu operasyon bitine kadar herkes soğukkanlı bir şekilde takip etsin ve şiddete kaçacak davranışlara girişilmesin.Çünkü bugün rakibinize olanlar yarın sizin başınıza da gelebilir.Şimdi soruyorum.Sadri Şener gözaltına alındı ya, eğer Bursasporlular adliyeye gelse ve Trabzonspor bayrağı yaksa şiddet içerikli söylemlerde bulunsalar Trabzonsporlular ne yapacak?O yüzden bekleyelim, iddianameyi görelim, daha sonra birbirimizi suçlayalım.

Bunun farkında olan Trabzonspor yönetimi dün gece bir bildiri yayınlamış.Onu paylaşayım.

Yaklaşık 1 haftalık süre içerisinde ülke gündemini meşgul eden futbola yönelik hukuki süreç, kulübümüz tarafından da büyük bir ilgi ve dikkatle takip edilmektedir.

Adalet sisteminin sırasıyla emniyet, savcılık ve mahkeme boyutunda cereyan eden gelişmeler, sonuçları itibariyle üzerinde yorum yapılamayacak kadar hassas bir içerikte sürmektedir.
Bu gerçekler ışığında, camiamızın bugüne kadar olduğu gibi bundan böyle de sağduyu ve sükûnetini koruması  büyük önem taşımaktadır.
Böylelikle, başta taraftarlarımız olmak üzere tüm kesimlerin toplumun tansiyonunu daha da yükseltecek eylem ve söylemlerden kaçınmaları, süreci sakinlikle değerlendirmeleri gerekmektedir.
Aksi halde sergilenecek davranışların camiamıza ve toplumsal huzurumuza hiçbir faydası dokunmayacağı gerçeğinden hareketle, konuya gereken duyarlılığın gösterileceğine inanıyor, saygılar sunuyoruz.

Aziz Yıldırım Tutuklandı



1 haftadır gözaltında olan Aziz Yıldırım dün akşam itibariyle tutuklandı ve Metris cezaevine götürüldü.Neyle suçlandığını tam olarak bilemesek de basında çıkan haberlere göre örgüt kurmak ve şike yapmak iddiasından dolayı tutuklandığı haberleri var.Bu sürecin sonunda ne olur bilemem ama bir an önce sonuçlanması Türk futbolu açısından çok önemli.

9 Temmuz 2011 Cumartesi

Nihat Özdemir'den Açıklamalar

"Sadece Fenerbahçe Spor Kulübü olarak değil, tüm Türk Futbolu adına son derece önemli bir süreçten geçiyoruz.Yürütülmekte olan adli bir soruşturma kapsamında Sayın Başkanımız Aziz Yıldırım gözaltında, asbaşkanlarımız Sayın Şekip Mosturoğlu ve Sayın İlhan Ekşioğlu ile kulübümüz mali işler müdürü Sayın Tamer Yelkovan ve altyapı sorumlumuz Sayın Cemil Turan’ın tutuklu olarak yargılanmalarına hükmedilmiştir. Herşeyden önce ve önemle şunun bilinmesini istiyoruz ki; Fenerbahçe Spor Kulübü, yöneticisinden taraftarına, sporcusundan çalışanlarına kadar Türk adaletine sonsuz bir güven duymaktadır ve adli sürecin adil bir biçimde sonuçlanmasını beklemektedir. Yüce Türk adaletinin 104 yıllık şanlı tarihe sahip, 25 milyondan fazla taraftarı bulunan dünyanın en büyük spor kulüplerinden biri olan kulübümüz hakkında en doğru kararı en hızlı bir biçimde vereceğine yürekten inanıyoruz.



Bu inancımız doğrultusunda başkanımız ve yöneticilerimizin gözaltına alındığı Pazar gününden bu yana saygıyla süreci takip ettik. Bizler yürütülmekte olan sürece saygı duyuyoruz. Ancak belirli bir kesimin henüz kesinleşmemiş delil ve kararlar üzerinden yargısız infaz yapmalarını ibretle izliyoruz ve bunu kabul etmiyoruz.


Üzülerek görüyoruz ki bizim saygı ile takip ettiğimiz süreçte soruşturmanın gizliliği ilkesi her geçen gün daha da artarak ihlal edilmektedir. Oysa ki bu süreçte en çok dikkat edilmesi gereken nokta gizlilik ilkesidir.



Dünyanın her demokratik ve hukukun üstünlügü prensibinin hakim oldugu ülkesinde emniyet güçleri, yüzlerce calisma yapar, sucu ve suclulari arastirir. Bunlari konuyla ilgili savcilik makamina sunar, savcilik bunlardan büyük bir kismini dava acmaya yetecek ölcüde delil oluşturulmadigi kanaatiyle reddeder ve dava acmaz. Savcilik makaminin dava acmayi uygun buldugu sorusturmalar, savcilik talebiyle dava acilmasi için mahkemeye sunulur. Mahkeme dava acilmasini kabul veya reddeder. Dava kabul edilirse, yargilama safhasi baslar. Bu safhada her türlü delil, delil baslangici ve tüm belgeler mahkeme tarafindan hukuka uygun olarak tüm derinligi ve inceligi ile degerlendirilir. Dolayısıyla "iddia edilen hiçbir delil mahkeme tarafından kabul edilmedikçe delil hükmü kazanamaz."



Mahkeme hukuka ve vicdanina göre kararini verir. Bu karar taraflarca bir yüksek mahkemede temyiz edilir, temyiz mahkemesi kararini onama veya bozma seklinde verir. Bundan sonra yine temyiz mahkemesine kararin düzeltilmesi için karar talebinde bulunulur. Ancak bu karardan sonra verilen mahkeme hükmü kesinlik kazanir.



Dünyanin her medeni ülkesinde durum böyle iken, başkanımıza uygun görülen muameleye ve Fenerbahceye karsi sürdürülen bu yargisiz infaz ve linc kampanyasinin hukuki durumu maalesef icler acisidir. Sorusturma safhasinda gizlilik esas olmasina ragmen, bir nevi halkla ilişkiler kampanyası yürütülüyormuş gibi bir sürü medya mensubu kirli bilgilerini, yanlis kanaatlerini ve düşüncelerini kesinleşmiş, ispatlanmis ve hükme baglanmis kararlar gibi takdim etmekde, bunu bekleyen yorumcularda buradan devam ederek yargilamadan infaz etmektedirler.



Hukukun üstünlüğünün öneminin savunulduğu şu günlerde bir hatırlatma yapmak istiyoruz. Yine dünyanin tüm medeni ülkelerinde ve ülkemizde bu güne kadar yüzlerce büyük sorusturma ve operasyon delillerin zayifligi ve yetersizligi nedeniyle dava açılmasına dahi gerek görülmeyerek sona ermiştir. Hatta bir cok davada basinin kirli haber ve uydurmalariyla davanin basinda idama mahkum ettigi binlerce insan beraat etmis ve suclu olmadiklari ispatlanmistir.




Ancak üzülerek görüyoruz ki; başkanımız ve yönetilerimizin içerisinde bulunduğu süreçte daha savcı iddianamesini dahi yazmadan delil adı altında birçok karışık bilgi basın tarafından yayınlanıyor.

• Karar mercii olmayan emniyet 19 maçta şike olduğuna dair hüküm açıklıyor
• ekranlarda yorumcular ve gazeteciler başkanımızı ve yöneticilerimizi suçlu ilan ediyor ve infaz ediyorlar.
Her maç öncesinde yenen maç yemeklerinde çekilen fotoğraflar dahi gazetelerde şikenin belgesi diye yayınlanıyor.
• Başkanımızın gözaltına alınma görüntülerinin ardından ekrana getirilen ve kimin evinde çıktığı belli olmayan silahların görüntüleri ile o silahlar sanki başkanımıza aitmiş havası yaratılmaya çalışıyor. Bu kadar kuvvetli delillerin mevcut olduğunun iddia edildiği bir süreçte böyle bir iletişim kampanyasına neden gerek duyuluyor?.
Bu soruşturmanı sadece Fenerbahçe spor Kulübü ile ilgili olmadığı bilindiği halde neden tüm operasyona dair yorumlar ve bilgi kirliliği kulübümüz üzerinden yapılıyor ve herşey başkanımız ve yöneticilerimize mal edilmeye çalışılıyor.
Şu net olarak bilinmelidir ki; bu durum 25 milyon taraftarı bulunan büyük camiamızda infial yaratmaktadır.



Bizler tüm bu hak hukuk tanımayan yargısız infaz sürecini lanet ile kınıyoruz. Ve adaletin herkes için birgün lazım olacağını hatırlatarak hukuki sürece saygı gösterilmesini gizlilik ilkesinin daha fazla ihlal edilmemesini istiyoruz. Bu süreçte hukuku ihlal eden tüm kişi ve kurumlar hakkında da her tür yargı yoluna başvurarak haklarımızı tazmin edeceğimizin bilinmesini istiyoruz.



Türkiye Futbol Federasyonu’nun da bu süreçte bir kesim tarafından oluşturulmaya çalışılan yanlış algılar ve oluşturulan baskın kamuoyundan etkilenmeden aklı selim karar vereceğinden hiçbir şüphemiz yoktur. Sadece Fenerbahçeyi değil tüm Türk sporunu etkileyecek, toplumsal infiale neden olabilecek bir konumda alelacele karar vermektense konuyu etraflıca irdeleyip hukuk süreci doğrultusunda kararlarını vermelidirler.



Daha delillerin ne olduğunun net olarak bilinmediği iddianamenin bile yazılmadığı bir süreçte basında çıkan haberler yada yapılan yorumlar üzerine kulübümüzün şampiyonlar ligine katılması ya da küme düşürülmesi konusunda karar vermek Türkiye Futbol federasyonu gibi bir kurumun ciddiyeti ve ağırlığı ile bağdaşmaz. Federasyonun da gerçek anlamdaki hukuki sürece saygılı olması ve hukukun çarklarının dönmesini beklemesi ve hukuk çerçevesinde karar vermesini talep ediyoruz. Geri dönüşü olmayan vereceği zararları tazmin etmenin imkansız hale geleceği bir kararın verilmesi halinde bunun sadece Fenerbahçe Spor Kulübü’nün değil türk futbolunun ve hatta Türk sporunun zarar göreceği aşikardır.



Bu noktada tüm spor kamuoyuna ufak bir hatırlatma yapmak istiyorum. 14 Nisan 2011 tarihinde yürürlüğe giren 6222 sayılı Sporda Şiddet ve düzensizliği önlemeye yönelik yasanın çıkması adına kanun yapıcılar ile en çok istişare eden ve çaba gösteren başkanımız Sayın Aziz Yıldırım ve asbaşkanımız Sayın Şekip Mosturoğlu olmuştur. Fenerbahçe Spor Kulübü daha önce de yetkili mercilere futbolda şike ve teşvik primi ile ilgili iddiaların araştırılması konusunda gerek sözlü açıklamalar gerekse yazılı ve resmi yollar ile başvurularda bulunmuştur.



Hal böyle iken biz başkanımız ve yöneticilerimize isnat edilmeye çalışılan suçlamalara inanmıyoruz



Sadece Fenerbahçe Spor Kulübü’ne değil Türk futbolu ve sporuna yaptığı hizmetleri herkesçe malum olan Sayın başkanımız Aziz Yıldırım ve yöneticilerimizin bu sürecin sonunda aklandıklarını göreceğimize inanıyoruz ve bunun en kısa zamanda gerçekleşmesini umuyoruz.



Özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın dahi rahatsızlıklarını dile getirdiği cezaya dönüşen tutukluluk sürelerinin bu dava yaşanmamasını süratle sonuca gidilmesini diliyoruz.



Haftaiçinde önce sportif direktör ve teknik sorumlumuz Sayın Aykut Kocaman’ın ardından da futbol takımımızın değerli kaptanı Alex De Souza’nın belirttiği üzere kulübümüzün kazandığı 18. Şampiyonluk sporcularımızın sahada akıttıkları helal terleri ile kazanılmıştır. Bugün daha sürecin başında yargısız infaz yapmaya çalışanlar futbolcularımızın emeklerini, formalarını ıslattıkları terlerini taraftarlarımızın yağmur çamur demeden sesleri kısılana kadar takımlarına verdikleri destekleri yok saymaktadırlar.. Yıkmak kolay ama yapmak inşa etmek zordur. Fenerbahçe Spor Kulübü 104 yıllık bir geçmişe sahiptir. Kulübümüzün tüm branşlarında elde ettiği şampiyonlukları, sporcularımızın milli formaları ile ülkemize kazandırdığı madalyaları kadar helaldir. Bu noktada asil duruşları ile bu süreçte bize destek veren tüm spor kulüpleri ve camialarına teşekkür ederiz.



Bir kez daha hatırlatmak istiyoruz ki;6222 sayılı Sporda Şiddet ve düzensizliği önlemeye yönelik yasa Fenerbahçe Spor Kulübü’nün başkanı ve yöneticilerinin de çabaları ile hazırlanmıştır. 27 yıldır Türkiye Kupası’nı müzesine götürememiş, iki defa lig şampiyonluğunu son maçlarda kaybetmiş bir takımın bugün akıttığı teri yok sayarak şampiyonluğuna, başkanına ve yöneticilerine leke atmaya çalışmak vicdanların kabul edebileceği bir durum değildir.



Büyük Fenerbahçe taraftarının da bu süreçte ne kadar zor günler yaşadığını, biliyoruz farkındayız. Çünkü Fenerbahçe sadece bir spor kulübü değil milyonlarca taraftarımızın hayatlarının önemli bir parçasıdır. Ancak şimdi fenerbahçe Spor Kulübü’nün neden büyük olduğunu neden bizim taraftarımızın 12. Adam olduğunu bir kez daha göstermenin zamanıdır.



Değerli Fenerbahçeliler

Bu zor süreçten hep birlikte birlik ve beraberlik içerisinde çıkacağız. Bu yaşadıklarımız bizleri daha da birleştirecek bütünleştirecek yılmaz ve yıkılmaz yapacak. Bizler hep birlikte üzerimizde efsane çubuklu formalarımız Fenerbahçemizin bayrağı altında yürümeye devam edeceğiz. Sayın İslam Çupi’nin tarihimizde bugün yaşadığımız zor zamanları da adeta önceden görmüşçesine söylediği gibi, "Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz" işte şimdi bu büyüklüğü herkese bir kez daha gururla gösterme zamanıdır.



Bir kez daha sadece futbolumuza değil Türkiye’de amatör sporların gelişmesinden uluslararası müsabakalarda bizleri gururlandıran madalyaları ülkemize getiren bayrağımızı gururla dalgalandıran sporcuların yetişmesinde hizmeti geçmiş Sayın başkanımız Aziz Yıldırım ve diğer yöneticilerimizin kendilerine isnat edilmeye çalışılan suçlara bizler inanmıyoruz. Fenerbahçe taraftarının da inanmadığını biliyoruz.



Fenerbahçe Spor Kulübü yönetimi bu sürecin en başından bu yana 24 saat görevinin görevinin başında ve başkanının, yöneticilerinin çalışanlarının ve camiasının haklarını savunmak adına elinden geleni herşeyi özveri ile yapmaktadır. Bu noktada ortaya konan çabadan kimsenin şüphesi olmasın.
Adaletin bir an önce yerini bulmasını bekliyor ve bu konuda türk savcı ve hakimlerine kısaca yargımıza sonuna kadar güvenimizi bir kez daha ifade etmek istiyoruz. Sözlerimizi Sayın Başkanımızın genel kurullarımızda ve yüksek divan kurulu toplantılarımızda söylediği bir söz ile bitirmek istiyorum. "Darağacında da olsak son sözümüz Fenerbahçe"…



Hepinize şahsım ve yönetim kurulumuz adına saygı ve selamlarımızı sunuyorum"

8 Temmuz 2011 Cuma

O Fotoğrafı Paylaşmak Gerekli miydi?



Dün bir gazetenin yaptığı hakkında bir şyler söylemek istiyorum.Bir insanı seversiniz, sevmezsiniz bir insanın suç işlediğine inanırsınız inanmazsınız orası size kalmış bir şey ama bir insan daha ifadeye vermeden O'nu kamuoyu gözünde küçük düşürücü haberler yapmak veya fotoğraf yayınlamak hiçbir şekilde kabul edilemez.Etik değildir.Bırakın ifade vermemiş olmasını velev ki ifade verdi, bunun sonucunda tutuklandı ve daha sonra mahküm oldu.O zaman bile kamuoyunda bir ismi olan bir insanı böyle fotoğraflarla yaralayıcı haberlerin yapılması doğru değil.Siz gazeteci olduğunuzdan dolayı böyle fotoğrafı es geçmek istemediniz ama elinizi vicdanınıza koyun da söyleyin.Aynı durum sizin başınıza gelseydi ve sizin fotoğraflarınız servis edilip gazetelerde boy gösterseydi neler düşünürdünüz?

O fotoğrafı yayınladınız tamam.Gazetecilik açısından doğru olduğunu düşündünüz.Peki televizyonda bir programda ısrarla kameraların o fotoğrafı göstermesini, sunucunuzun gazetenin üstündeki kağıdı çekerek zaten görünen sayfanın  daha da rahat görünmesini sağlamaya çalışılmasını nasıl açıklayacaksınız.Gazetenizde fotoğrafı yayınlamanız yetmezmiş gibi bir de televizyonda kameralar zoom yaparak iyice kamuoyunun gözüne sokma çabaları gerçekten hiç hoş durmadı.Daha ifadesi alınmamış biri hakkında böyle haberler yapıyorsanız umarım sizin içinizden birinin başına herhangi bir şekilde kötü bir olay gelmez.Çünkü bilin ki bugün yaptığınızı yarın başkası size yapacaktır.

Son olarak şunu söyleyeyim.Aziz Yıldırım suçludur dğildir.Ben orasında değilim.Suçluysa çeker cezasını.Ama daha hakkında bir karar olmayan biri hakkında böyle fotoğraflar paylaşmak, haberler yapmak yarın eğer bu insan serbest kalırsa sizi zor durumda bırakacaktır.Bunu da unutmayın.Bir de sakın ha bunu tehdit olarak almayın.Herhangi bir imada bulunmuyorum.Sadece kamuoyu tarafından tepkiler alırsınız diyorum.Şimdikinden daha da fazlasını...

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Neden Şimdi?



Neden şimdi?Bu soru sıkça sorulmaya başlandı.Nedeni ise bunca zamandır kanıtlanmış, belgelenmiş şikeler soruşturulmazken ne oldu da şimdi şike soruşturulması yapılıyorun merakı.Takip ettiğim kadarıyla ve bazı yazarların söylediklerine baktığımda bu soruşturmanın başlangıcı şike veya teşvik değil.Yani Türk futbolundaki şike ve teşviki soruşturalım da futbolumuz rahat bir nefes alsın düşüncesinde değillerdi.Bu soruşturma büyük ihtimalle şu anda Türkiye'deki en büyük dava olan Ergenekon davası ile ilgili olarak başlatılmış bir soruşturma.Şike soruşturması diye adlandırılan soruşturma unutmayalım ki şikeyi araştırmıyor, sadece bir örgütün varlığını soruşturuyor.Bu anlamda biz futbolseverler fazla umutlanmayalım.Artık şikenin üstüne gidiliyor diye.Çünkü bu soruşturmanın amacı farklı bunu unutmayalım.Örgüt suçlamasına maruz kalanlar teknik takibe takıldığından futbol üzerine yapılan konuşmalar takılmış olabilir ve savcılık da örgüt diye nitelendirdiği bu kişilerin bir işi olarak gördüğünden takibe almış olabilir.

Aslında bazı isimler üzerinden ne demek istediğimi açıklamak isterdim ama hala bazı şeyler net olmadığından dolayı ancak bu kadar yazabiliyorum.Bu yazıda anlatmak istediğim sadece şu:Bu soruşturma şike soruşturması değil örgüt soruşturması.Bu yüzden bizler fazla sevinmeyelim şikenin üstüne gidilerek bundan sonra Türk futbolumuz temiz olacak diye.Eğer temizlik yapılacaksa bir koşulla yapılır.O da herkes eteğindeki taşları dökerse temizlik işte o zaman olur.Sadece Fenerbahçe üzerinden temizlik olmaz.Kimseyi taş atma gibi bir düşüncem yok ama şu da bir gerçek ki eğer Galatasaray geçen sezon şampiyonluğa oynasaydı Galatasaray'ın ismi de geçerdi tabi bu soruşturmanın şike şoruşturması olduğuna inanıyorsak.

9 Mart 2011 Çarşamba

Ne Gereği Var Aziz Başkan?




Profesyonel Futbol Takımımız, sezonun ikinci yarısında sergilediği performans ve elde ettiği sonuçlarla şampiyonlukta iddialı olduğumuzu herkese göstermiştir. Takımımızın, şampiyonluk iddiasını artırmaya başladığı her sezonda 'geleneksel olarak' ortaya çıkan akıl ve izan yoksunu açıklamalar furyasının, bu sezon da sahnelenmeye başlaması ise, tüm camiamız ve bu sefer 'artık' tüm spor kamuoyu tarafından hayretle izlenmektedir.

Taraftarlarımız ve Kulüp üyelerimiz de, yönetimimize gönderdikleri binlerce e-mail ve faksta; '100 yılı aşkın şanlı bir tarihe sahip olan Kulübümüze yapılan bu çirkin saldırılara cevap verilmesi' çağrısında bulunuyorlar.

Yönetimimiz, söz konusu açıklamalar ile ilgili olarak 11 Mart Cuma günü saat 15:00'te Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu 1907 Tribünü'nde bir basın toplantısı düzenleyecektir. 

Kamuoyuna duyurulur…

FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ

Aslında ben "temiz bir lig istiyorum" olayına girmek istemiyordum ama kulübümüz bugün bir yazılı açıklama yaptı ve cuma günü basın toplantısı yapacağını söyledi.Hakem tartışmalarının başlangıcında maalesef hiç istemediğimiz ya da ummadığımız bir ismin çıkışıyla başladı.Aykut Kocaman belki haklı belki haksız bilemem ama çıkıp Trabzonspor'un penaltıları bakılmalı demesi bir anda fitili ateşlemiş oldu.Bu ateş Fenerbahçe-Trabzonspor maçı ile sönmüş gözükse de maalesef o ateş bir kez daha canlanmıştır.Ama bu kez öncekine göre daha bir cayır cayır.Gençlerbirliği maçındaki Fenerbahçe'nin bulduğu ilk golün ofsayt olması ve ardından penaltının verilmesi sanki hakem maçı Fenerbahçe'nin almasını istiyor şeklinde yorumlandı.Halbuki bu iki pozisyonda sadece ilk gol hatalıydı ki o golde de hakemlerin haklı bir sebepleri olabilir.Yani sonuçta bir hata.Altında bir neden aramamak lazım.Penaltı pozisyonuna gelirsek Serdar kontrolsüz bir şekilde gelerek Niang'a temasta bulunuyor ve Niang düşüyor.Şimdi Serdar'ın teması penaltı olması için yeterli değil mi?İlla kemik sesi mi çıkması gerekir ya da kan mı akması gerekir.Ülkemizde bazı hakem yorumcuları penaltı penaltı gibi olmalıdır düşüncesinden hareketle kamuoyunu bilgilendirdiğinden bizler de zannediyoruz ki penaltı için sert bir müdahele gerekiyor.Hayırgerekmiyor,  bir oyuncu kontrolsüz bir biçimde gelip rakip oyuncuya dokunarak düşürüyorsa penaltı kaçınılmaz.Ama diyorum ya birileri kafamıza penaltının tanımını öyle bir kazmış ve çember oluşturmuş ki o çemberin dışına çıkamıyoruz.

Konuşulan bu iki pozisyona bakıldığında hakemin ilk goldeki hatası dışında öyle aman aman bir hatasının olmadığını düşünüyorum.Ama ligin ikinci yarısı itibariyle kan kaybeden Trabzonspor sanki ilk yarıdaki Aykut Kocaman'ın intikamını almaya çalışırcasına sert bir açıklama yaparak bu kritik haftalardaki basın toplantılarının açılışını yapmış oldu.Şampiyonluk yolunda eğer Trabzonspor var olmak istiyorsa sakin olmak zorunda diyenler varken, ben de öyle düşünüyorum, Trabzonspor inat edercesine stresli ortamı yaratmaya çalışıyor.3 büyükler günü kurtarmak için basın toplantıları yapar, birbirlerini eleştirirler, sonrasında bir iki galibiyet alındı mı köşelerine çekilirler.Yani amaçları sadece günü kurtarmak.Ama sen Trabzonspor...Senin amacın yıllardır ulaşamadığın bir yarışta ipi önde göğüslemek.Bunun ilk şartı nedir?Sakin olarak fazla göze batmadan ilerleyebilmek.Sanki şampiyon olmamak için elinden geleni yapıyorsun Trabzonspor.Hele ki 2 tane beyefendi insanlar varken bunları yapıyorsan ya da bu 2 beyefendiyi de kendinize benzetip onları da böyle davranmaya itiyorsan hakikaten şampiyonluğu istemiyorsun.Hiç kusura bakma.Birçok kişi dile getiriyor ben de son kez söyleyeyim.Eğer Trabzonspor şampiyon olmak istiyorsa sakin olmalı ve sadece işine bakmalı.Yoksa bu stresli ortamda hakemler bile yanlarında olsa bu stresi taşıyamazsınız ve bir yerde patlarsınız.

Hadi Trabzonspor'u anlıyorum da "DÜnya Kulübü" olma yolunda ilerleyen Beşiktaş hangi amaçla açıklama yapıyor?Galiba hazır ortalık toz dumana karışacak ben de bundan nasibimi alayım dedi.Takım istediği sonuçları alamıyor, takım içinde huzursuzluklar var, Schuster'in geleceği şüpheli bu durumda belki günü kurtarırım düşüncesiyle bu açıklamayı yapıyor."El değmemiş lig istiyoruz" pankartıyla çıktıkalrı dönemdeki açıklamalarına bakın.Bir fark göremezsiniz.Belki tek fark metine dünya kulübü eklenmiştir.Yazık gerçekten.Bizim 3 büyük diye nitelendirdiğimiz kulüplerin başında sadece kendi çıkarlarını düşünen, günü kurtarmak için elinden geleni yapan insanların olduğunu görmek hakikaten acı veriyor.Bir an önce bu tip insanlardan kurtulmamız gerekiyor.

Sıra gelelim Fenerbahçe cephesine.Belki dedim bu ortamda açıklama yapmazlar da bir şekilde olay kapanır.Üstelik Fenerbahçe susup ortamı yumuşatmasıyla takdir kazanır diye düşündüm.Ama Aziz Yıldırım beni şaşırttı.Aslında kendinden beklenen açıklamayı yaptı ve konuşacağım dedi.Allah aşkına Aziz Başkan ne diyeceksin basın toplantısında?Eline bir çubuk alıp aleyhimize olan pozisyonları mı göstereceksin?hani derler ya bazen susmak en iyi cevaptır diye.Sus sende Aziz Başkan.Ne gereği var şimdi.Ortamı daha da sertleştirmenin kime ne faydası var?Belki Aziz Başkan yumuşak bir dille derdini anlatır diyenleriniz çıkacaktır ama Aziz Yıldırım'ı azıcık tanıyorsak içeriği sert bir açıklama olacaktır.Bir kere olsun açıklama yapmanı isteyen taraftarları değil de açıklama yapmanı istemeyen, sükunetle karşılamanı bekleyen taraftarlara kulak ver.Bir kere olsun şaşırt bizi Aziz Başkan.Bir kere olsun.

23 Eylül 2010 Perşembe

Christoph Daum&Aykut Kocaman&Aziz Yıldırım


"Fenerbahçe Daum ve bize gereken zamanı vermeliydi. Sadece şunu söyleyeyim, eğer devam etseydik Şampiyonlar Ligi'nde olurduk.Türkiye'de bir model denendi. Bu konuda yorum yapmam. Eğer bu sistem devam etseydi çok başarılı olacaktık ki geçen sezon başarılı olduk ve son maçta şampiyonluğu kaybettik. Ama büyük hedeflerle yola çıktık. Biz bu sistemi yerleştireceğiz' diyenlerin bir sezon sonra tüm yükü bir kişiye vermek büyük hata." 

Ayhan Tumani

Christoph  Daum ile yakın dost olan ve Daum'um 2. döneminde yardımcılığını yapan Ayhan Tumani Fenerbahçe hakkında yukarıdaki açıklamayı yapmış.Açıklamayı okuduktan sonra aklıma şu soru geldi:Geçen seneki teknik ekip başarılı mıydı?Ya da şöyle sorayım Fenerbahçeli taraftarlar oynanan oyundan memnun muydu?Bu iki sorunun cevabı da hayır.Fenerbahçeli arkadaşlarımla konuştuğumda daha en başta Daum'un getirilmesinin yanlış olduğunu söylüyorlardı.Taraftarlar biliyor ki Daum sadece ligi düşünen, sonuç almak isteyen ve Avrupa'yı neredeyse hiç düşünmeyen bir teknik adamdı.Bu yüzden taraftarlar arasında Daum'a güven ya da destek fazla değildi.Diğer yandan yönetim tarafından düşünürsek Aziz Yıldırım gereksiz bir laf ederek meşhur 3 sene üst üste şampiyonluk sözü verdi.Neden gereksiz diyorum?Çünkü zaten Fenerbahçe var olduğu sürece şampiyonluğa oynayan bir takım.Yine de Aziz Yıldırım belki de seçimi kazanmak adına böyle söz verdi.Bu sözü verdikten sonra bunu gerçekleştirebilecek hoca sayısı azdı.Getirebileceklerin arasında Daum ve Lucescu vardı.Yönetim daha önce de Fenerbahçe'de çalışmış ve son haftada kaçan şampiyonluk maçından sonra gönderilen Daum'u getirmiş.Yönetim bununla da kalmamış ve Aykut Kocaman'ı da sportif direktör olarak getirmiş.Yönetim yeni bir sistem getirmeye çalıştı ama öyle iki adamı yan yana oturttu ki ikisi de birbirinden disiplinli.İkisi de diğerini kendi işine karışmasına izin vermez.Bu çekişme ilk sekiz hafta boyunca unutuldu ama daha sonraki haftalarda takımdaki disiplinsizlikler arttıkça Aykut Kocaman sportif direktör olarak duruma el koymak istedi.Bazı oyuncular Aykut Kocaman'ın raporuyla kadro dışı bırakıldı.Bu oyuncular Daum'un kadroda görmek istediği ve kadro dışı kalmalarına itirz ettiği Kazım Kazım ve Önder Turacı.Bu olaylardan sonra iyice alevlenen çekişme son haftaki kayıptan sonra iyice ayyuka çıktı ve Daum görevden ayrılmak zorunda kaldı.Biraz da tazminat alarak tabi.Şİmdi düşünüyorum eğer bütün bu olaylardan sonra son hakfta oynanan Trabzonspor maçından sonra yapılan açıklamalar neticesinde Daum ile yola devam edilseydi başarılı olunur muydu?Büyük ihtimalle yine Aykut Kocaman sportif direktör olarak kalacaktı.E o zaman biz şampiyonlar liginde olurduk gibi laflar etmek herhalde saçma olur.Bu noktada şu soruyu da sorabilirsiniz?Peki Aykut Kocaman geldi de başarılı mı oldu?tabiki Aykut Kocaman takımının daha eylül ayında Avrupadan elenmesine engel olamadı ama burada başka bir durum var.Geçen seneye geri dönersek her bireyin farklı görevi vardı.Yani görev paylaşımı yapılmıştı.Bu seneye baktığımızda ise bütün görevler Aykut Kocaman'ın sırtına yük olarak binmiş ve tek başına bunları sırtlamaya çalışıyor.Bir yandan da "devrim" yapmaya çalışıyor.Bu zor bir durumdur.Bu şartlar altında yeni bir teknik adamın başarılı olmasını beklemek acımasızlık olur.Burada illa şuçlu aranacaksa o da her söylentinin ardından teknik adamımızın arkasındayız diyerek teknik adamın yolunun kısaldığının habercisi olan suçludur.Yani yönetimdedir.Fenerbahçe'nin durumunu ileriki günlerde daha ayrıntılı şekilde konuşuruz ama şu kadarını söyleyeyim.En azından geçen seneki görev paylaşımlı sistemde ısrar edilseydi yani madem Aykut Kocaman teknik adam olacaktı o zaman sportif direktörlüğe birini atayarak hedeflediğiniz, arzuladığınız sistemin devamlılığını sağlayabilirdiniz.Ancak yönetim bundan vazgeçince sıkıntılar da baş göstermeye başladı.

Aziz Yıldırım&Ali Şen Çekişmesi

Milli kalecimiz Sayın Volkan Demirel’in dün akşam gerçekleştirilen düğün törenine, Fenerbahçe Spor Kulübü eski Başkanı Sayın Ali Şen’in katılmaması ile ilgili basında bazı haberler yer almaktadır. Öncelikle şunun net olarak bilinmesini isterim ki; "Düğüne Sayın Ali Şen gelmesin "  gibi bir isteğim kesinlikle olmadı.

Sayın Şen’in de düğüne katılacağını ve aynı masada oturacağımı duyduğumda, bunu Sayın Volkan Demirel’e sordum, o da doğrulayarak kendisinin de düğüne davetli olduğunu söyledi.  Ben de bunun üzerine; Sayın Şen davetli ise düğüne katılmayacağımı belirttim. Daha sonra Sayın Volkan Demirel beni aradı; Sayın Ali Şen’in düğüne gelmeyeceğini belirtip benden mutlaka katılmamı rica etti. Ben de bunun üzerine düğün törenine iştirak ettim.

Sayın Ali Şen, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün eski başkanlarındandır. 2007 yılında yaptığı bir açıklamada kendi deyimiyle benim kendisinden de büyük Başkan olduğumu ilan etmiştir.  Ancak o tarihten sonra her fırsatta açık açık beni sevmediğini dile getirmiş ve bunun da ötesinde Profesyonel Futbol Takımımızın aldığı her kötü sonucun ardından basın karşısına geçen Sayın Şen, gerek şahsıma gerekse kulübümüze karşı zarar verir nitelikte,  saygısız açıklamalarda bulunmuştur.  Son olarak, camiamızın önemli bir değeri olan Sayın Aykut Kocaman’ı göreve getirme kararımızın ardından yaptığı açıklamalar, düğün günü de Sayın Kocaman ile ilgili sarf ettiği yakışıksız sözler ve yorumlar, hafızalarımızda tazeliğini korumaktadır.

Kulübümüze zarar verecek nitelikte davranış sergileyen kişi her kim olursa olsun ben her zaman karşısındayım. Sayın Ali Şen’in, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün eski bir başkanı olarak belirli noktalarda her Fenerbahçeli gibi elbette ki eleştiri hakkı vardır. Bugün sadece Sayın Ali Şen değil diğer eski başkanlarımız da bazı noktalarda bizleri eleştirmektedirler. Ancak hiçbirisi Sayın Şen gibi bunu kulübe zarar verir nitelikte yapmamakta ve eleştirilerini basın karşısında bir şova dönüştürmemektedirler.

Eski bir yöneticimizin düğünü de dâhil olmak üzere bir takım davetlere Sayın Şen’in iştirak edecek olmasından dolayı katılmadım.  Ama bunların hiçbirinde bu durumu basına haber verip malzeme yapmadım. 

Fenerbahçe Spor Kulübü’ne zarar verdiğini düşündüğüm insanlarla aynı ortamda olmak istememem benim en doğal hakkımdır. Bu olayı bunun dışında yorumlamak oldukça da yanlış ve saygısızlıktır. 

Saygılarımla,

AZİZ YILDIRIM
FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ BAŞKANI

Sabah Spor Servisi'ni izlerken Fenerbahçeli Volkan Demirel'in düğününde yaşanan bir krizi öğrenmiş oldum ve açıkcası çok şaşırdım.Birisi Fenerbahçe'nin eski başkanı diğeri ise mevcut başkan.Aralarında her ne olursa olsun en azından Volkan'ın mutlu gününde bir araya gelmeliydiler.Aziz Yıldırım'ın haklı sebepleri olabilir ya da olmayabilir.Orasını bilemeyiz ama ortalıkta hiçbirşey yokken sırf  kendisine mualif diye Ali Şen'i düğünde istememesi ve restleşerek o gelirse ben gelmem gibi ifadeler kullanması Fenerbahçe Başkanına yakışmamıştır.Burada olan Volkan Demirel'e oldu gibi.