Ligin boyu
kısaldıkça hedefi olan takımlar arasında oynanan maçları
izlemesi kadar keyifli bir şey yoktur.Hikmet Karaman ile birlikte
Avrupa'ya gitme yolunda ilerleyen Bursaspor ile Hamza Hamzaoğlu'nun
ligde tutmak için elinden geleni yaptığı Akhisar arasında
oynanacak maç 31. haftanın izlenmesi gereken maçlar arasında yer
alması gerekiyor diye düşünüyorum.Akhisar'ın çıkışı ile
birlikte kendilerine olan güvenin artması en büyük avantajı gibi
görünüyor.Ayrıca Gekas gibi bir silahın deplasmanda çok iş
yapacağı da aşikar.Diğer taraftan Avrupa yolunda Beşiktaş'ı
yakalayan ve az da olsa şampiyonlar ligi umudu olan Bursaspor
taraftarının desteği ile elinden geleni yapacaktır.Umarım zevkli
bir maç olur ve izleyenlere büyük keyif verir.
spor toto süper lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
spor toto süper lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Nisan 2013 Cuma
16 Nisan 2013 Salı
Gekas Formulü
Geçen sezon devre
arasında Samsunspor'a gelerek attığı gollerle takımının ligde
kalma umutlarını arttıran ama yeterli olmayan Gekas'ın bu sezon
da devre arasında gelerek Akhisar'ın aldığı galibiyetlerde rol
oynaması tebrik edilmesi gereken bir durum.Samsunspor'da 11 maç 8
gol, Akhisar'da ise 10 maç 8 gol...Düştü denilen Akhisar aldığı
galibiyetlerle rahat olduklarını düşünen takımları bir anda
strese soktu ve yakaladığı ivme ile ligde kalma yüzdelerini
arttırdılar.Hem Samsunspor'da hem de Akhisar'da Gekas formulü tuttu ama bakalım Gekas Akhisar'ı ligde tutacak performansı devam ettirebilecek mi?
Gekas'ı binlerce
kez kutlamak gerekir ama bir şeyi de söylemeden geçmeyeyim.Yılmaz
Vural düşmeye yakın takımlar için nasıl birinci tercihse Gekas
da aynı takımlar için sezonun ikinci yarısında transfer edilecek
oyuncu durumuna evriliyor gibi duruyor.Umarım bu durum bununla son
bulur ve Gekas gibi bir forveti sezon başından beri izleriz.
13 Nisan 2013 Cumartesi
Planlama Olmayınca Düşüş Kaçınılmaz
Herhangi bir spor
dalında kalıcı başarıları hedefliyorsanız başarı için
gerekli olan özellikleri belirleyip bu çerçevede plan ve program
yapmanız gerekiyor.Plan ve program da yetmiyor, bu planların ve
programların arkasında durmak ve zaman içinde sabretmek
gerekiyor.Plan, program, kararlılık ve sabır öğelerine sahip
olursanız ancak o zaman başarılar gelir.
Bu çerçeveden
baktığımızda Orduspor Başkanı Nedim Türkmen gelecek 5 yıl
içinde şampiyon olacaklarını söyleyerek iddiasını ortaya
koymuştu.Bu sözü duyan herkes Orduspor'da işler belli bir plan
içerisinde ilerliyor diye düşündü ki doğrusu da budur.Çünkü
yeni çıkan bir takımdı Orduspor.Biliyoruz ki lige o sezon çıkan
takımlar genellikle ilk yıllarında sıkıntı yaşıyor ve
tekrardan bir alt lige düşüyorlar.
Bu sezon Orduspor
ilk 10 haftada 4 galibiyet, 5 beraberlik alınca acaba buralarda ne
kadar süre kalacak diye konuşuluyordu.Nedim Türkmen'in
dillendirdiği plana bakacak olursak Orduspor ligin belli bir
bölümüne kadar üst sıralarda kalacak ve daha sonrasında
zirveden kopmaya başlayacak diye bekleniyordu.
Ama işler Hector
Cuper ve Nedim Türkmen'in beklentileri yönünde gelişmedi.Orduspor
son 19 maçta sadece 2 galibiyet alabildi ve her geçen hafta bir
sıra kaybederek küme düşme potasına geldi.Aslında Hector
Cuper'in hakkını yemeyelim.Kendisi Nedim Türkmen'in aksine daha
temkinli konuşuyordu ama eminim ki Hector Cuper de bu kadarını
beklemiyordu.
Kaldı 5 hafta ve
Orduspor'u kritik maçlar bekliyor.Fikstüre baktığımızda
Kasımpaşa, Beşiktaş, Bursaspor, Antalyaspor ve Akhisar maçları
olduğunu görüyoruz ki Orduspor'un bu maç trafiğinden sağ
çıkacağını düşünmüyorum.Oynayacağı her takımın bir
hedefi olduğundan dolayı her maçı zor geçecektir.Kritik haftalar
öncesinde kan değişikliğe gitmeye çalıştılar ama adı geçen
isimlerle anlaşamayınca Hector Cuper ile yola devam kararı aldılar
ama bu durum takımı olumsuz etkilemiş olabilir.Bakalım
Orduspor'da teknik heyet ve yönetim bu zor günlerin altında
kalkabilecekler mi?Sezon için bir planlama eksikliğini gördükten sonra bakalım en azından bu 5 hafta için bir planları var mı?
1 Nisan 2013 Pazartesi
Bir Engel Daha Aşıldı Sıra Lazio'da
Haftaiçi Avrupa
Ligi'nde kritik bir maç çıkacak olan Fenerbahçe bu maç öncesi
ligde oynadığı Akhisar'ı muhteşem ikili Sow ve Webo'nun attığı
gollerle 2-0 yenerek ligde bir engeli daha aşarak Galatasaray'ı
takip etmeye devam ediyor.
Maç öncesinde
Fenerbahçe'nin bir gün önceki Galatasaray'ın oynadığı şekilde
oynayacağı ve maçı ilk yarıda kopararak ikinci yarıyı
formalite haline getireceğini düşünülüyordu.Maçı erken
koparmak hem ligde bir kazaya uğramanın önüne geçilecek hem de
Lazio maçı öncesi fazla hırpalanmamak için önemliydi.
Maça baktığımızda
Fenerbahçe'nin istediği şekilde oynayamadığını gördük.Aykut
Kocaman'ın bu maçı erken dakikalarda bitirin dediğini
düşünmüyorum çünkü eğer Aykut Kocaman saldırın talimatını
verseydi ikinci yarının başındaki tempoyu ilk yarıda
izlerdik.Belli ki başta Aykut Kocaman olmak üzere maçı kontrollü
bir şekilde götürmeyi ve öyle ya da böyle atılacak olan golle
maçı kazanmayı hedeflemiş.
Bunun tutmayacağını
gören Aykut Kocaman ikinci yarı itibariyle temponun artmasını
söylemesiyle Fenerbahçe golü buldu ve maçı istediğini gibi
götürdü.Bir bölüm Akhisar topa sahip olsa da bu sezon Aykut
Kocaman'ın takıma iyi uygulattığı savunma ve pozisyon alma ile
neredeyse hiç pozisyon vermedi.Maçın son dakikalarında gelen gol
de maça son noktayı koydu.
Fenerbahçe
kredisinin olmadığı ligde bir maçı daha kazanarak Galatasaray'ı
yakın takibe devam ediyor.Her maçında ince bir çizginin üzerinde
bulunan Fenerbahçe istediği sonuçları alarak üç kulvarda da
bulunmayı başardı.Şimdi rakip Lazio ve ev sahibi olmanın
avantajını kullanarak iyi sonuç alması takdirde seyircisiz ikinci
maç öncesi turun kapısını aralayacaktır.
5 Şubat 2013 Salı
Şampiyonluğu Kaç Puan Belirleyecek?
Öyle bir lig
oluyor ki şampiyonluk adaylarından biri puan kaybederek diğer
takımlara ikram yapmaya çalışıyor ama diğerleri de puan
kaybedince o haftadan kazançlı çıkan olmuyor.Örneğin
Galatasaray lider olduğundan bu yana 9 haftada puan kaybetmesine
rağmen halen liderlik koltuğunda oturuyor.Fenerbahçe evinde
oynadığı son üç maçta 1 puan yerine 9 puan alsaydı şu an
liderdi.Ya da Beşiktaş öne geçtiği maçlardan birkaçını galip
tamamlasaydı feda ile başlanan sezonda lider olacaktı.Antalyaspor'a
tarihi boyunca sadece 1 kere gelebilecek bir şansı iyi
değerlendiremedi ve kazansa lider olacaağı bir haftada puan
kaybetti.
Listeyi böyle uzar
gider.Bu kadar puan kaybının olduğu bir sezonda şampiyonu kaç
puan belirler sorusuna bir cevap bulmaya çalışalım.Öncelikle
şampiyon adaylarını belirleyelim.Kuşkusuz avantajlı olan
Galatasaray 37 puanda, Beşiktaş 32 puanda ve Fenerbahçe 31
puanda.Geriye 14 hafta kaldı ve alınabilecek toplam 42 puan var.Bu
takımlar geriye kalan tüm maçlarını kazansalar Galatasaray 79,
Beşiktaş 74 ve Fenerbahçe 73 puana ulaşacak.
Fenerbahçe'nin 73
puana ulaşması oldukça zor.Çünkü önemli deplasmanlara gidecek
ve deplasman performasından dolayı puan kaybı ihtimali
yüksek.Fenerbahçe kalan 14 maçın 8ini(Mersin İY, Trabzonspor,
Beşiktaş, Antalyaspor, Orduspor, Gençlerbirliği, İBB,
Karabükspor) deplasmanda oynayacak.Evinde de Kasımpaşa, Bursaspor
ve Galatasaray ile oynayacağını düşünürsek ve üstüne bir de
Avrupa maçlarını eklersek Fenerbahçe oldukça zorlanacaktır.Taraftarın yönetime ve Aykut Kocaman'a baskısı, takım içerisinde oynamayan oyuncuların huzursuzluğu ve üç kulvarda oynamanın getirdiği yıpranma ile Fenerbahçe zor bir yolda yürümeye çalışacak.
Beşiktaş feda
denilen sezonda kendisini 3. sırada bulması ve bir anda şampiyonluk
mücadelesinin içinde bulması bu sezon özelinde başarılı
olduğunu söyleyebiliriz.Kurulan takıma baktığımızda böylebir
durumu kimse beklemiyordu diye düşünüyorum.Ama Beşiktaş bundan
sonra oldukça zorlanacaktır.Bir türlü tam takım olarak
çalışamıyorlar ve her haft bir sakat veriyorlar.Almedia ve
Dentinho sakatlığından sonra elde sadece yeni transfer Niang kaldı
ve nasıl bir durumda olduğunu bilmiyoruz.
Beşiktaş aynen
Fenerbahçe gibi kalan maçlarından 8ini(Elazığspor, Sivasspor,
Trabzonspor, Mersin İY, Bursaspor, Akhisar, Eskişehirspor,
Kayserispor) deplasmanda oynayacak.Beşiktaş deplasman maçları
açısından Fenerbahçe'ye göre daha şanslı ama yine de zor
deplasmanlar.Bu takımların bazıları Beşiktaş'ın oyununa ters
gelebilecek takımlar olduğunu düşünürsek puan kayıpları
kaçınılmaz duruyor.Beşiktaş evinde ise Gaziantepspor,
Fenerbahçe, Kasımpaşa, Antalyaspor, Orduspor, Gençlerbirliği ile
oynayacak.
Galatasaray Drogba
ve Sneijder'ın gelişi işe birlikte bir hava yakalar mı bir soru
işareti.İkisinin birden gelmesi ile Fatih Terim takımda oynamalar
yapmak zorunda ve bu durum özellikle Burak Yılmaz'ı
etkileyecektir.Ama ne olursa olsun Galatasaray lig için iyi bir
kadroya sahip.Galatasaray'ın bir avantajı da 8(Antalyaspor,
Orduspor, Gençlerbirliği, İBB, Mersin İY, Elazığspor,
Sivasspor, Trabzonspor) maç içeride oynayacak olmasıdır.Deplasman
olarak da Eskişehirspor, Karabükspor ve Fenerbahçe maçları göze
çarpıyor.Eğer Galatasaray evindeki maçlarda yüksek performans
gösterirse sahip olduğu avantajı sezon sonuna kadar korur diye
düşünüyorum ama Fenerbahçe'de olduğu gibi Avrupa macerası
Galatasaray'ı nasıl etkileyeceği de önemli.Schalke'ye elenen bir
Galatasaray ile yoluna devam eden bir Galatasaray arasında moral
açıdan farklılıklar olacağı aşikar.
Her üç takımın
da fisktürlerine baktığımızda bu sezon şampiyon olacak takımın
70 puanı bulacağını düşünmüyorum.Bu anlamda da 70 puanın
altına en yakın takım da Galatasaray olduğundan bir adım önde
ama lig uzun bir maraton ne olacağı belli olmaz.Son olarak
tahminimi söyleyeyim.Şampiyonun 65 puan alacağını düşünüyorum.
16 Mayıs 2012 Çarşamba
Yabancılaşmak...
Karl Marx kapitalist düzenin toplumlar üzerindeki etkisini yabancılaşma teorisi ile açıklamaya çalışır.Karl Marx kapitalist düzenin insanın doğadan, kendisinden, türsel varlığından ve başkalarından yabancılaşmasına neden olduğundan bahseder.İnsanın yeni bir dünya kurarak doğayı yabancı ve düşman olarak gördüğünden söz eder.Karl Marx'ın kapitalist düzen hakkında söylediklerini şu anki ülkemizde olup bitenlere uyarlamak mümkün olabilir.
Malum geçen hafta sonu Fenerbahçe - Galatasaray finali oynandı ve maçın berabere bitmesiyle Galatasaray 18. şampiyonluğu kazandı.Ama o günden beri geçen seneki kötü sezondan sonra çıkış yapan Galatasaray konuşulacağına maçtan sonra meydana gelen olaylar konuşuldu.Elbette konuşulması kadar doğal bir şey olamaz ama Galatasaray'a da haksızlık yapmayalım.
Öncelikle maçtan sonra olayları iyi anlamak gerekiyor.Olaylar Galatasaray'ın şampiyon olmasından dolayı çıkmadı.Maç öncesinde, maç oynanırken ve maçtan sonra sahada sevinen Galatasaraylı futbolculara, teknik heyete karşı en ufak bir tepki yoktu.Aslında beklenenin aksine sakin geçmişti.Ne olduysa bitiş düdüğünün ardından polislerin koşarak Galatasaraylıları çevirmesiyle başladı.
Polislerin bu hareketi bazı taraftarları ister istemez tahrik etmiştir ve bunun sonucunda da sahaya inmeye başladılar.Yine söylüyorum sahaya inmelerinin nedeni kesinlikle Galatasaray değildi.3 Temmuzdan beri kendilerine haksızlık yapıldığını düşünen ve her duruşma zamanında biber gazlı müdaheleye maruz kalan taraftarların intikam alma duygusuydu onları sahaya girmeye iten şey.
Artık öyle bir hal almış ki Fenerbahçeli açısından polisler düşman olarak görülüyor.Aynı şekilde polis de öyle bir hırslanıyor ki ortalığı bir saniye düşünmeden bile biber gazına boğabiliyor.Aslında polisin bir güç olarak olayları hiç buralara getirmeden önleme gücü vardır diye düşünüyorum.Açıkcası ben bu maçta güvenlik açısından umutluydum.Çünkü 1 MAyıs kutlamalarında ortalıkta hiçpolis gözükmemesine rağmen güvenliği sağlamasını bildiler.Ayrıca maskeli gruba olaylar büyümesin diye müdahele etmeyip daha sonra kameralarla tespit ettiklerini gözaltına aldılar.1 Mayısta bu yollara başvuran aynı ekibin cop mu biber gazı mı deyip biber gazında karar kılmalarına açıkcası çok şaşırdım.
Ama bir kere karşı taraf olay çıkardığında ortamı sakinleştirmek yerine biber gazı atmaya şartlanmışlar veya ortam onları öyle düşünmeye itmiş.Maçtan sonra polis bir anda sahaya girmeseydi, sahadan inenleri önlemek için gözü kara bir şekilde biber gazı atmasaydı, stadyum dışında suçsuz olsalar bile her gördüğü kalabalığa müdahele etmeseydi olaylar bu kadar şiddetlenmezdi.Doğru mu yanlış mı bilemem ama Cengiz Çandar polisin müdahele ederken taraftarlara "başkanınız gelsin de sizi kurtarsın" dediğini söyledi.Bu laf işte birbirimizden ne kadar uzaklaştığımızı, koptuğumuzu ve yabancılaştığımızı gösteriyor.Şiddet olaylarında polisin sakinliğini koruması gerekirken şiddeti iyice körüklemesi olayları bu hale getirdi diye düşünüyorum.
Polisler hatalı da taraftarlar değil mi?elbette hatalı.Ne olursa olsun sahaya girmemeleri gerekiyordu ve stadyum dışında da polisle çatışmaktan mümkün olduğunca kaçınmaları gerekiyordu.Ama 3 Temmuzdan bu yana taraftarlar öyle bir dolmuşlar ki ve polisleri öyle bir düşman bellemişler ki o an gözleri hiçbirşeyi görmedi.Şunu da söylemeden edemicem.Stadyum dışında olaylara karışan bazı kimselerin Fenerbahçe taraftarı olduğunu düşünmüyorum.Araya karışarak olayları daha da alevlendirdiğini düşünüyorum.Neyse eğer öyle bir şey varsa zaten polis ortaya çıkaracaktır.
Şimdi herkes çözüm bulma derdinde.Bundan sonra çizilecek yol belirlenmeye çalışılıyor.Ama bu işler öyle çözülmez.Öncelikle benliğimizde kurduğumuz dünyayı, çevremizden koparan ve çevremizle yabancılaşmamıza neden olan dünyayı yıkıp hepimizin sağlıklı bir şekilde yaşayabileceği yeni bir dünya kurmalıyız.Yani öncelikle kafaların değişmesi gerekir ki daha sonra uygulanacak yollar meyvesini versin.Yasa ile de çözülecek bir mesele olmadığı açık.Zira sahaya girenler bir neden gösterip bu işten sıyrılmasını biliyorlar.Kısacası çözüm belli:Yabancılaşmayı yok edecek yeni bir dünya...
13 Mayıs 2012 Pazar
Hepinize Helal Olsun
34 haftalık dilimi önde tamamlayan Galatasaray zaten şampiyonluğu hak etmişti.O yüzden biz Fenerbahçeliler açısından büyük bir yıkım olmadı.Yıkım olmamasının diğer bir sebebi de Fenerbahçeli futbolcuların inanılmaz mücadelesi.Yaşanan süreçte psikolojik yıkım yerine mental olarak güçlenmeleri ve bunun devamında sahada rakip oyunculara karşı saygıları ve gösterilen mücadele sonuna kadar alkışı hak ediyor.O yüzden bu maçın kaybedilmesinden dolayı en ufak bir kızgınlığım bile yok.Hani gönüllerin şampiyonu diye bir kavram vardır ya
bu sezon Fenerbahçe bunu son derece hak etmiş durumda.Hepinize helal olsun.
9 Nisan 2012 Pazartesi
Keşke O Penaltı Atılmasaydı
Dünden beri tartışılan konuda ben de birşeyler söylemek istiyorum.Aynı maçta iki farklı olay yaşandı.İlk olarak geçmişte oynadığı takımın halini düşünerek gol attıktan sonra sevinmeyen Selçuk ile sezon boyunca başarılı performans sergileyen ve takım arkadaşları tarafından penaltı attırarak ödüllendirildiği Muslera...Selçuk'un hareketini karakterli bir hareket olduğunu söyleyenler, Muslera'nın penaltıyı kullanmasında kötü birşey göremedi.Aslında kötü bir durum da yoktu ama Manisaspor'un durumunu düşündüğümüzde gerekli miydi sorusu aklıma geliyor.Birinin üzüntüsü üzerine kurduğun mutluluk seni kısa dönemde iyi hissettirebilir ama uzun vadede seni fazlasıyla etkileyecektir diye düşünüyorum.Karşında gardını tamamen indirmiş artık maçın bitmesini beklerken senin buna saygı göstermen gerekirken, karşı tarafı incitecek hareketlerden kaçınman gerekirken kalecine penaltı attırarak karşı tarafı yaralıyorsun.Beni asıl üzen şey bu durum ile Fatih Terim isminin aynı olayda geçmiş olması.Fatih Terim saygı duyduğum teknik adamları biri ve böyle bir harekete izin vereceğini düşünmüyordum ama maalesef öyle olmadı.Hem Fatih Terim hem de Galatasaraylı futbolcular kesinlikle iyi niyetlidir.Aksini düşünmüyorum bile.Ama keşke Fatih Terim o penaltının Muslera'nın kullanmasına izin vermeseydi.Fatih Terim maçtan sonra yaptığı açıklamada bunu daha önceden planladıklarını söylemiş.O zaman keşke o kararı uygulamaktan vazgeçseydiler ya da keşke oynadıkları takım küme düşen Manisapor olmasaydı.Burada sorun Muslera'nın penaltı kullanması olmadığını sadece karşı tarafın yaralı olduğunu o yüzden bu penaltının hiç hoş durmadığını söylüyorum.Niyete baktığımızda kötü olmadığı için fazla kızmamak gerekir ama ortaya çıkan görüntü iyi olmadı.
25 Mart 2012 Pazar
"10"suz Fenerbahçe Düşünülemez
Geçen hafta lider Galatasaray ile berabere kalıp aradaki puan farkını indirmeyi başaramayan Fenerbahçe playoff öncesi farkın en aza indirilmesi için hasarsız geçmesi gereken ilk maçta evinde Bursaspor'u Alex'in golüyle 1-0 yenerek maç fazlasıyla aradaki farkı 6ya indirdi.Şimdi gözler Galatasaray-Trabzonspor maçına çevrildi.Galatasaray'ın muhtemel puan kaybı ile Fenerbahçe iyiden iyiye şampiyonluk potasına girecektir.
Fenerbahçe - Bursaspor maçındaki oyuna baktığımızda Fenerbahçe klasik haline gelen davranışını sergiledi ve 1-0 ı korumak için geriye çekildi ve tamamen Bursaspor'un üzerine gelmesine izin verdi.Hal böyle olunca Bursaspor birçok pozisyon buldu ama değerlendiremedi.Fenerbahçe ise Kaptan Alex ile güzel bir gol buldu ve orada kaldı.Bunun nedenleri arasında Emre ve Gökhan'ın kadroda olmamasını sayabiliriz ama bu iki oyuncu oynadığı zaman da Fenerbahçe bu kadar geriye çekiliyordu.
Elbette takımlar geriye çekilir ve kontralarla pozisyon bulmaya çalışır ama bu taktikte en önemli silah kontra atak becerisidir.Bunun en güzel örneğini Mourinholu Inter göstermişti.Top rakipteyken herkes savunmadaki yerini alırken, top kendilerine geçtiğinde hızlı bir şekilde atağa çıkıp pozisyonlar buluyorlardı.İşte Fenerbahçe bunu başaramadığı için geriye çekilmesi kendisine pahalıya patlayabiliyor.Durum apaçık ortadayken Fenerbahçe'nin sürekli geriye çekilmesi mantıklı gelmiyor.
Futbolcular bunu görüyor, Aykut Kocaman bunu görüyor ama bir türlü önlem alınmıyor.Bu olayı açıklayacak iki şey var.Ya Aykut Kocaman golü bulun ve geriye çekilin diyor ya da oyuncular ister istemez en azından yenilmeyelim düşüncesi ile arkaya yaslanıyorlar.Problem somut olarak önümüzde duruyor ama iş çözüm bulmaya gelince maalesef çaresiz kalıyoruz.
Fenerbahçe playoffta şansının olmasını istiyorsa bu soruna çözüm bulması gerekiyor.Anadolu takımları belki bu geriye çekilişi değerlendiremezler ama Galatasaray maçında gördüğümüz gibi büyükler kaliteli oyuncuları ile cezayı kesebilirler.Playoffta üzülmemek için şimdiden bir çözüm bulmak şart.
Son olarak da Alex'e parantez açmak gerekiyor.Bazen takımı Alexsiz inşa edelim düşüncesi ile kendisinin gitmesini gerektiğini söylüyorum ama şu da gerçek ki Alexsiz bir Fenerbahçe şu an için düşünülemez.Takım kötü oynasa da galibiyet için bir şey yapmasa da O yine de golünü atıyor ve hem takım arkadaşlarına hem de rakiplere mesaj vermeyi de biliyor.Özellikle bu sezon sergilediğin karakter için sana teşekkür ederiz.Sağol Kaptan Alex.
17 Mart 2012 Cumartesi
11ler Belli Oldu # Herşey Hazır Artık
Teknik adamlar hazır, futbolcular hazır, taraftarlar hazır.Hak eden kazansın diyorum.Umarım Fenerbahçe yenilmezlik serisini sürdürür.Her iki takıma da başarılar diliyorum.
FENERBAHÇE: Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Serdar Kesimal, Yoseph Jobo, Reto Ziegler, Cristian Baroni, Emre Belözoğlu, Mehmet Topuz, Miroslav Stoch, Alex de Souza, Moussa Sow.
GALATASARAY: Fernando Muslera, Emmanuel Eboue, Semih Kaya, Tomas Ujfalusi, Hakan Balta, Engin Baytar, Selçuk İnan, Felipe Melo, Emre Çolak, Necati Ateş, Johan Elmander.
13 Mart 2012 Salı
Şenol Güneş Haklı
Önceki haftalarda Fenerbahçe'nin fikstürü hakkındaki eleştirilerimizi dillendirmiştim.Pazartesi-Cuma maçlarının adil olmadığını ve Fenerbahçe'nin daha fazla bu uygulamaya maruz kaldığını söylemiştim.Şenol Güneş de kendi takımı için aynı durumdan şikayetçi olmuş.Fenerbahçe oynadığı zaman neredeydin ey Şenol Güneş demek yerine ben Şenol Güneş haklı diyorum.Çünkü ortada bir acayiplik varsa o acayipliği ortadan kaldırmak için birlikte hareket etmek gerekir.Dil birliğinin olması gerekir.Trabzonspor dün haftayı kapadıktan sonra Cuma günü haftanın ilk maçını oynaması fikstürü hazırlayan ekibin ne kadar beceriksiz olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.Yayıncı kuruluş maç programını bu şekilde istiyor olabilir ama daha adaletli bir program yapılabilir diye düşünüyorum.Bu sezonu da böyle geçirdik.İnşallah gelecek sezondan itibaren bu tür acayiplikleri görmeyiz.
28 Şubat 2012 Salı
Avrupa'da Deplasman Yüzdesi En Düşük Takım Fenerbahçe
Bu sezon olağanüstü dönemden geçen Fenerbahçe kırılgan yapısının faturasını çekmeye devam ediyor.Şükrü Saraçoğlu'nda oynanan maçlarda taraftarlarının da desteği ile oynadığı 13 maçın 11'ini kazanmasına rağmen aynı rakamları deplasmanda tutturamıyor.Öyle ki deplasmanda oynadığı son 12 maçta sadece iki galibiyeti var, dahası son 4 maçtır da sahadan boynu bükük ayrılıyor.Fenerbahçe evinde oynadığı maçların aksine çoşkusunu, mücadelesini kazanacak duruma getiremediğinden dolayı sıkıntılar yaşıyor.Aslında gol atma gibi bir sıkıntısı yok ama savunmayı tam anlamıyla oturtamadığı için kolay gol yemesinden dolayı maçlarda puan kaybı yaşaması kaçınılmaz oluyor.
Deplasmanlarda bu kadar zorlanırken, puan kayıpları yaşanırken Fenerbahçe'nin 2. sırada olması konuşulması gereken bir başka konu.Önceki yıllarda şampiyonluk için deplasmanda alınan puanların önemi konuşulurken, şampiyonluğu deplasmanlarda alınan puanlar belirlediği söylenirken bu sezonki bu görüntü gerçekten ilginç.Bazı şeylerin değiştiğini açıkca görebiliriz.Takımlar artık deplasmanda yenilmemek üzere oyunu kurguladıkları için böyle bir görüntü ile karşılaşmak sürpriz değil diye düşünüyorum.
Fenerbahçe'nin kötü deplasman karnesine rağmen 2. sırada yer almasından yola çıkarak diğer liglere göz atmak istedim.Diğer liglerde ilk ikide yer alan takımların performanlarına baktığımda Fenerbahçe en kötü yüzdeye sahip takımlardan biri durumda olduğunu gördüm.Fenerbahçe deplasmanda oynadığı maçların %33.3'ünü kazanma başarısı göstermiş.Avrupa'dan aynı yüzdeye sahip olan bir takım daha var.Avrupa Ligi'nde Trabzonspor'u eleyen PSV de Fenerbahçe gibi %33.3lük bir yüdeye sahip.
Fransa'da lig lideri Montpellier, Hollanda Ligi ikincisi AZ Alkmaar, Seria A'da lider Milan'ın arkasında yer alan Juventus ve La Liga'da Real Madrid ile arasında 10 puan fark olan Barcelona deplasmanda aynı başarı yüzdesine sahipler.Bu 4 takım deplasmanda oynadıkları maçların %41.7'sini kazanmışlar.Yüzde olarak %50'nin altında olsa da Juventus deplasmanda yenilgi yüzü görmemiş(5G-7B) bir takım olduğunu belirtmeliyim.Bundesliga'ya geldiğimizde lig ikincisi Bayern deplasmanda saydığım takımlardan daha iyi durumda ama O'nun da yüzdesi %50'nin altında.Bayern 11 maçta 5 galibiyet alarak %45.7 rakamı elde etmiş durumda.
Bu sonuçları kısaca değerlendirmek gerekirse diğer liglerde şampiyonluğa oynayan, ilk ikide yer alan takımların bu sezonki deplasman performanslarına bakacak olursak 7 takımın yüzdesi %50'nin altında gözüküyor.Elbette deplasman her takım için zordur, puan kaybı yaşama riski yüksektir ama deplasmanda alınan her puan da altın değerindedir.Yüzde olarak %50 ve üzeri iyi olarak değerlendirildiğinde %50 civarı da fena değildir ama %33 gibi yüzde sindirilebilecek bir yüzde değil.Bardağın boş tarafı böyle iken bir de olu tarafına bakalım.Sezon başından beri Fenerbahçe'de olanlara ve deplasmandaki %33lük yüzdeye rağmen hala ikinci sırada yer alması ve şampiyonluk şansını devam ettirmesi teknik ekibin büyük bir iş yaptığının göstergesidir diye düşünüyorum.
Kalan 6 maçla birlikte play offta deplasman görüntüsü değişirse Fenerbahçe şampiyonluğun en büyük adaylarından biri olur.Şu anki duruma göre Galatasaray bir iki adım önde gözüküyor.Öyle gözüküyor ki Fenerbahçe'nin kaderini deplasman maçları belirleyecek.
20 Şubat 2012 Pazartesi
Samsunspor Direniyor
Samsunpor deplasmanda ligin dibine demir atan Ankaragücü'nü 0-3 yenerek ligde kalma umutlarını koruması bildi.Ligin başındaki handikapına rağmen biraz toparlanması ve rakiplerinin de yardımıyla şu an diğer takımlar kadar kalma şansı var.Eğer bir sürpriz olmaz ise Karabük, Gaziantepspor, Manisaspor ve Samsunspor arasında geçmesi muhtemel mücadele heyecanlı geçeceğe benziyor.Samsunspor bu hafta evinde Bursaspor'dan puan almayı başarırsa şansını iyice arttıracaktır.Maçı kaybetmesi durumunda ise rakiplerinin aldığı sonuçlar Samsunspor'un durumunu belirleyecektir.Bakalım yıllar sonra çıktıkları ligde kalmayı başarabilecek mi?
Kalan maçlar;
Bursaspor, Antalyaspor(D), Gaziantepspor, Kayserispor(D), Mersin, Beşiktaş(D), Sivasspor...
18 Şubat 2012 Cumartesi
Gol Atma Serisi 21'e Çıktı
Birkaç sene önce zirveye oynayan ama daha sonra keskin düşüş yaşayan Sivasspor bu sezon farklı bir görüntü içerisinde.Rıza Çalımbay yönetimindeki Sivasspor Fenerbahçe maçı öncesi ligin 45 golle en çok gol atan 3. takımı durumunda ve üst üste 20 maçtır gol atmayı başarıyorlar.Fenerbahçe maçında da gol attıklarını düşününce gol atma serisi 21'e çıkmış durumda.Gerçekten alkışlanması gereken bir performans.Sezon başında kendilerini buralarda bulacaklarını tahmin etmiyorlardır ama süreç Sivasspor'u bu noktaya getirdi.Gençlerbirliği ile Sivasspor bu sezonun çıkış yapan takımları seçilecektir diye düşünüyorum.
13 Şubat 2012 Pazartesi
12 Aralıktan Bu Yana Rahat Maç Yok
Fenerbahçe deplasmanlarda yokları oynamaya devam ediyor.Kendi sahasında seyircisinin önünde iyi mücadele etmesine rağmen evden uzaklaştıkça cesareti kırılıyor ve rakip takımlar oyunlarını oynayıp, gollerini atıp, kazanıyorlar.Deplasmanda en son ne zaman maç kazanıldığını unuttum resmen.İnternette araştırdım ve en son Manisaspor deplasmanında kazanmış Fenerbahçe.Maçı kazandıran golün 90+5 de geldiğini düşünürsek aslında rahat kazandığımız bir maç değil.Daha öncelere gidersek 12 Aralıkta oynanan Bursaspor maçı var.0-2 kazanmışız o maçı.Yani yaklaşık 2 aydır deplasmandan yüzümüz gülerek ayrılmamışız.Bu daha ne kadar sürer bilemiyorum.Gerçi deplasman sayısı azaldı ama kalanlar da korkutucu.
11 Şubat 2012 Cumartesi
Karabükspor Maçı Zor Geçecek
Fenerbahçe yarın deplasmanda Karabükspor ile karşılaşacak.Fenerbahçe'nin deplasman performansı ve Karabükspor'un son haftalardaki toparlanışı düşünülürse hiç de kolay geçmeyecek bir maç olarak göze çarpıyor.Fenerbahçe son 10 deplasman maçında sadece 2 kez galip geldi.Karabükspor ise evinde oynadığı son 4 maçı da kazandı.Veriler hiç de iç açıcı değil ama umarım takılmadan İstanbul'a döneriz.
Herkes İşini Yapacak!!!
Galatasaray yenilgisi sonrası Hikmet Karaman oyuncularına çok kızmıştı ve herkes işini iyi yapacak tarzında açıklamalar yapmıştı.Bazı değişiklikler yapacağını söyleyerek oyuncularını uyarmıştı.Ama gelin görün ki Hikmet Karaman da hata yaptı ve Trabzonspor maçında sahada 7 oyuncu bulundurarak takımının hükmen yenilmesine neden oldu.Yabancı sınırlamasını aşarak hata yapan Hikmet Karaman acaba içeride yardımcılarına ne demiştir?Çünkü basın toplantısında yorum yapmaktan kaçındı ama bir hafta önce oyuncularını haşlayan teknik adamın bir hafta sonra sakin kalarak bu hatayı anlayışla karşılaması son derece ilginç.
6 Şubat 2012 Pazartesi
Hem Sevindim Hem Hayal Kırıklığına Uğradım
Sevindim.Çünkü Fenerbahçe kazanması gereken bir maçı kazanarak en azından moral kazandı ve Samsunspor maçını bir kenara koyulmuş oldu.Tüm takıma teşekkür ediyorum bu galibiyet için.Özellikle Sow'a hoş geldin diyorum.Çıktığı ilk maçta golünü atması kendisi adına sevindirici.
Hayal kırıklığına uğradım.Çünkü sahada Fenerbahçe yerine puan İstanbul'da puan almaya gelen Anadolu takımını gördüm.Onur adı altında verilen mücadelenin şekli bu olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.Sürekli gardını alarak bir maçı götüremezsin.Ufak bir hatanla çöker gidersin.Az kalsın da öyle oluyordu.Ernst'in pozisyonu, Holosko'nun harcadığı pozisyonlar yıkıcı darbelerdi ama rakip değerlendiremedi ve ayakta kalmaya devam ettin.
Aykut Kocaman maçtan sonra sezon başındaki planlarında bu tür bir oyun olmadığı söyledi.Sonuna kadar haklısın hocam.Hiçbir şekilde takımını böyle oynatmayacağını biliyoruz.Ama senden beklentimiz oyunu yenilmemek üzerine kurmaktansa mücadelenin meyvesini almayı görmek istiyoruz.Filmlerde boks sahnelerinde bir boksör köşeye sıkıştırıldığında kendisiyle dalga geçilir ve kendisine vurulan her darbede seyirci alkışlar.Boksör bir süre sonra gururuna yediremez ve atağa kalkar ve kendisi de vurmaya başlar.En sonunda o hırsıyla maçı kazanır.Biz taraftar olarak da takımın geriye çekilip kaderine razıymış gibi görüntü çizmesi yerine saldıran ve onur mücadelesini hakkıyla yapan bir takımı görmek istiyoruz.
Derbi zaferş sonrasında bunları dile getirmek beni üzüyor ama bu gerçeklerle yüzleşmek gerekiyor.Aykut Kocaman'ın dediği gibi bu sezon ilgnç bir sezon ve planlar alt üst olduğundan dolayı bir standart beklemek yanlış olur.Ama en azından mücadelemiz onur sıfatını hak edecek düzeyde olsun.Tüm istteğimiz bu.
5 Şubat 2012 Pazar
Fenerbahçe Nasıl Bir 11 İle Çıkar?
Akşam oynanacak derbide Fenerbahçe nasıl bir kadro ile çıkacağını tahmin etmek zor değil.Öncelikle yeri sağlam olanlardan başlayalım.Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Yobo, Serdar Kesimal, Alex, Mehmet Topuz, Stoch ve Sow'un yerleri garanti gibi duruyor.Geriye üç mevki kalıyor.Sol bek, orta saha ve sağ açık...Aykut Kocaman ofansif bir kadro ile çıkmak isterse sağ açıkta Dia'yı oynatabilir.Eğer Dia oynarsa sol bekte Türk oyuncuya yer vermek durumunda.Çünkü orta sahada Cristian'ın yerini oynatacağı Türk isim yok.Emre olabilir ama sakatlığından dolayı zor gözüküyor.O zaman sol bekte ya Caner ya da Özgür Çek oynayabilir.Benim tercihim Özgür'den yana olur.Çünkü Caner'den daha iyi bir sol bek oyuncusu diye düşünüyorum.
İleride Stoch-Alex-Dia-Sow dörtlüsü ile oynandığı zaman takım savunmasında sıkıntı yaşanabileceğinden Aykut Kocaman bu tercihi ikinci plana atabilir.O zaman da sağ açıkta eleştirilen Özer'i, sol bekte de Ziegler'i oynatmak zorunda kalacaktır.Bu kadro daha garantici olsa da hücum anlamında sıkıntılar yaşadığı görmüş olduk geçen maçlarda.Aykut Kocaman maça garanti bir giriş yapıp daha sonrasında hücum silahlarını oyuna sokmak istiyebilir.Ama bana göre Aykut Kocaman garanti yolu seçmekten ise hücum ağırlıklı bir kadro ile çıkması daha hayırlı olacaktır.Çünkü birkaç maçtır oynanan kötü futboldan sonra eğer bu maçta da aynı senaryolar gerçekleşirse Aykut Kocaman ağır bir şekilde eleştirilecektir.O yüzden hücum ağırlıklı bir ilk 11 daha hayırlı olacaktır diye düşünüyorum.Tabi son kararı Aykut Kocaman verecektir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

