alex de souza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alex de souza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Ekim 2012 Salı
Ömür Boyu Sürecek Sevgimiz # Alex de Souza
Ne kadar çok seversen sev bazen sevdiğinin iyiliği için gitmek gerekir ya.Alex de Souza sevdiği Fenerbahçe'ye daha fazla zarar vermemek için gitmek zorunda kaldı.Ayrılış şekli hiç de iyi olmasa da kendisinin yeri Türk futbolunda ayrıdır.Fenerbahçe forması altında yaptıklarından dolayı Kaptan'a teşekkür ediyoruz.Hakkını helal et Kaptan.
Hem Alex de Souza'yı hiçbir zaman unutmayacağımızı göstermek için hem de kaybettiğimiz Berkant'ı anmak için şu satırları yazmak iyi olacaktır diye düşünüyorum.
"Bir şarkısın sen
Ömür boyu sürecek
Dudaklarımdan
Yıllarca düşmeyecek"
1 Ekim 2012 Pazartesi
Yalnızlardanım # Alex de Souza
Alex de Souza ile Aykut Kocaman arasındaki gerginlikte sürekli ortada kalmaya çalıştım ve önemli iki futbol adamının daha fazla yıpratılmadan işin çözüme bağlanmasını bekledim ama işler iyice kötüye gitti ve bana göre artık yapılacak şey belli oldu.Alex de Souza Kasımpaşa maçında oyundan alındıktan sonra yedek kulübesinde değil de tribünde oturuyorsa Alex de Souza ile Fenerbahçe bağları kopmuş demektir ve yapılacak iş bağların koptuğunu resmileştirmektir.Alex de Souza'nın fotoğraftaki gibi yalnızları oynamasını istemezdim ama bir insan hak ettiği şeyi yaşar diye düşünüyorum.Artık bazı kararların alınması gerekiyor.Çünkü daha fazla uzatıldıkça problemler çığ gibi büyüyecektir.artık inceldiği yerden kopsun.
21 Eylül 2012 Cuma
Deneyimli Oyuncular Oyuna Neden Müdahele Etmedi?
Beceremiyoruz.Avrupa maçlarında skor
lehimize olduğu dakikalarda oyunu soğutmayı, skoru korumayı bir
türlü beceremiyoruz.Çünkü futbol kültürümüzde böyle bir
oyun anlayışı yok maalesef.Türk Milli Takımı için kaos
ortamının daha iyi olduğunu söyleyip duruyoruz.Kanımızın
“deli” gibi aktığını söyleyerek...Peki kulüp takımlarımız
neden bu kadar başarısız?Dünkü maçta Fenerbahçe'de oynayan
oyuncuların yarısı yabancı oyuncuydu.Yani mental açıdan başka
ülkelerde yetişmiş oyuncular.bu oyuncular takımı mental açıdan
toparlaması ve sakinleştirmesi gerekirken bu oyuncular da ortama
uyuyor ve pozisyon alamayan bir takım ortaya çıkıyor.Meireles
avrupa şampiyonluğu görmüş bir oyuncu.Porto, Liverpool ve
Chelsea gibi takımlarda oynamış bir oyuncu takımdaki gerginliği
azaltamayı beceremiyor.Defansta deneyimi fazlasıyla olan Yobo
arkadaşlarına bu kadar gömülmeyin çıkın diyemiyor.Ben bunu
anlamıyorum işte.Takım 2-0 dan maç da verebilir.Futbolda
görebileceğimiz sonuçlardan biri ama beni en çok yaralayan şey
takımın ceza sahasına gömülmesi gerginlikten dolayı oyun
felsefesini bir kenara atıp gelişi güzel toplara vurması idi.Bir
pozisyonda 5 oyuncu kale çizgisi üzerine dizilmiş topun kaleye
girmemesine çalışıyorlardı.Topu çıkaran Bekir arkadaşlarına
çıkın diye bağırdı.Bu pozisyon her şeyi açıklıyor diye
düşünüyorum.
Aykut Kocaman devre arasında biraz
daha kontrollü oynayıp kontra ataklarla pozisyon bulalım diye bir
düşüncesi vardır ama uygulamaya baktığımızda oyuncular fazla
abarttı diye düşünüyorum.Aykut Kocaman'ın takımın gömülmesi
konusunda bir hatası olduğunu düşünmüyorum.Oyun içerisinde
bulunan deneyimli oyuncular takımı toparlama işini
üstlenmeliydiler.Buradan Aykut Kocaman'ın hatası yoktur diye
anlaşılmasın.Aykut Kocaman'ın maçtaki en büyük hatası Alex de
Souza'yı erken çıkarması idi.5-10 dakika daha sahada kalması
gerekirdi diye düşünüyorum.Yine de Aykut Kocaman'ın hamlesini
anlayışla karşılayalım ama madem Alex de Souza oyundan çıktı
o zaman ileriye taşıyabilecek bir oyuncuyu oyuna almanız
gerekirdi.Caner Erkin yerine Stoch tercihi takımı hücum açısından
rahatlatırdı diye tahmin ediyorum.Aykut Kocaman bu tercih yerine
Sow'u çıkarıp yerine hazır olmayan Bienvenu'yu alınca oyun
tamamen Marsilya'nın istediği gibi devam etti.
Maçtan sonra Aykut Kocaman oyuncu
değişikliklerinin oyuna olumsuz etkilediğini kabul etti ve bu
değişikliklere içten içe üzüldüğünü basın toplantısındaki
görüntüsünden anlayabildik.Keşkelerle dolu bir maç geçtiğini
düşünüyorum kendisi açısından.Bu maçın ardından elbette
“bazı” eleştiriler olacaktır ama bana göre Aykut Kocaman ne
kadar hatalı ise oyuncular da bir o kadar hatalıdır.O yüzden
eleştirilerin dozunu buna göre ayarlayalım.Önümüzde önemli bir
maç periyodu var ve daha hiçbir şey kaybedilmedi.Olumsuzlukları
görmezden gelelim demiyorum ama yaralayıcı ifadelerden kaçınalım.
6 Eylül 2012 Perşembe
Alex Aykut Kocaman İle Daha Skorer
Aykut Kocaman'ın Fenerbahçe'nin
başına geldiği günden beri pek de iyi geçinemediği Alex de
Souza'yı kişisel sebeplerden doalyı kadroda düşünmediğinden
bahsedildi.Özellikle Alex de Souza'nın bazı sosyal medya
sitelerinden sarf ettiği sözler de kanıt olarak kullanıldı.Ben
buna pek inanmasam da belli bir kesim bunun üzerinde baya
yoğunlaştı.Ben de bunun ne kadar doğru olduğunu görebilmek için
Alex de Souza'nın Fenerbahçe kariyerinde çalıştığı teknik
adamlar ile yakaladığı istatistiklere baktım.Alex de Souza
Fenerbahçe'de Christoph Daum, Arthur Zico, Luis Aragones ile çalıştı
ve Aykut Kocaman ile çalışmaya devam ediyor.
Alex de Souza Daum yönetimindeki
Fenerbahçe'de 109 maça çıkmış.55 gol atıp 57 asist yapmış ve
toplamda 9409 dakika sahada kalmış.Maç başı ortalamaları isee
şöyle:86.32 dakika, 0.50 gol ve 0.52 asist.Fenerbahçe tarihinin en
büyük başarısına imza atan Zico'nun döneminde Alex de Souza 74
maça çıkmış ve 32 gol ve 30 asist rakamlarına ulaşmış.Toplam
6283 dakika formayı terletmiş.Maç başı ortalamaları şu
şekilde:84.90 dakika, 0.43 gol ve 0.40 asist.Zico ile yakalanan
başarıdan sonra yolların ayrılması ile Aragones dönemi başlamış
oldu.Bu dönemde Alex de Souza 40 maçta toplam 3279 dakikada 17 gol
atıp 19 asist yapmış.Maç başı ortalamaları şöyle:81.98
dakika, 0.43 gol ve 0.48 asist.Alex de Souza son 3 sezondur beraber
çalıştığı Aykut Kocaman ile 80 maça çıkmış ve 6295 dakika
süre almış.Toplam 46 gol ve 32 asist yamış.Maç başı
ortalamaları şu şekilde:78.68 dakika, 0.58 gol, 0.40 asist.
Yani bu rakamları özetlemek
gerekirse;
Maç Başına Dakika
1-Daum – 86.32
2-Zico – 84.90
3-Aragones – 81.98
4-Aykut Kocaman – 78.68
Maç Başına Gol
1-Aykut Kocaman – 0.58
2-Daum – 0.50
3-Zico – 0.43
4-Aragones – 0.43
Maç Başına Asist
1-Daum – 0.52
2-Aragones – 0.48
3-Zico – 0.40
4-Aykut Kocaman – 0.40
Ortalamalara baktığımızda Alex de
Souza en başarılı dönemini Daum önderliğindeki Fenerbahçe'de
geçirmiş olduğu görülüyor.Daum'un 4-4-1-1 sistemini iyi
uyguladığını düşündüğümüzde hiç de şaşırtıcı
değil.İkinci sırada ise Aykut Kocaman var.Hani kıskandığı için
oynatmak istemeyen Aykut Kocaman.Bu rakamlar bile kıskançlık
hikayelerinin ne kadar anlamsız olduğunu gösteriyor.Aykut
Kocaman'ın geldiği günden beri savunduğu Alex de Souza'yı daha
idareli kullanma fikrini aslında hayata geçirmeye başlamış gibi
duruyor.Dakika ortalamasında en altta yer almasına rağmen gol
ortalaması 0.58 gibi iyi bir düzeyde.
Aykut Kocaman'ın savunduğu şey de
tam da bu.”Alex de Souza gibi önemli bir oyuncuya sahibiz ve iyi
bir planlama ile kendisinden fazlasıyla yararlanabiliriz.”Alex de
Souza'nın yaşını düşündüğümüzde ve Fenerbahçe kariyerinin
sonlarında olduğunu göz önüne aldığımızda hiç de fena bir
düşünce değil.Fena düşünce değil de tek sorun bunu Alex de
Souza'yı ikna etmeden yapmaya çalışmak galiba.
3 Eylül 2012 Pazartesi
Oyun da Soğuk Alex de Soğuk
Yine tattsız tuzsuz bir maç oldu.Aykut Kocaman Alex de Souza'ya şans verdi ama bu sefer Cristian'ı kadroya almadı.Antrenmanlardaki performansından dolayı almadığını söyledi.Ne olursa olsun orta sahada pas yapabilme özelliğine sahip olan oyuncunu oynatmak gerekir diye düşünüyorum.Yanılmıyorsam Mehmet Topal&Cristian ikilisini hiç denemedi.Geçen sezonlardaki Emre&Cristian performansına yaklaşık bir performans izleriz diye düşünüyorum ama Aykut Kocaman bir türlü denemedi.Aslında Aykut Kocaman nasıl bir diziliş ile oynatacağını belirlemiş değil.Sow ya da Kuyt'u kenarda oynatmak istemesine rağmen oyuna baktığımızda sanki takım 4-3-1-2 gibi oynuyor ve takım açıklar veriyor.Aykut Kocaman'ın geldiği günden beri en zor günleri diyebiliriz.Bir yandan takımı bir sisteme adapte etmeye çalışıyor diğer yandan Alex de Souza ile arasında bir soğukluk var ki bu soğukluğu yok etmek için dün alkışladı Alex oyundan çıkarken ama Alex oralı bile olmadı.Zor hakikaten.Aykut Kocaman'a kolaylıklar diliyorum.Umarım Fenerbahçe'yi düzlüğe çıkarmayı başarır.Yoksa görüntü hiç de iyi değil.Hem saha içinde hem de saha dışında...
30 Ağustos 2012 Perşembe
Bir Kesime Aldanıp Dolduruşa Gelmeyelim
Fenerbahçe'de bir sürtüşme var
mı?Var.Konuşulması gerekiyor mu?Elbette konuşulması gerekiyor
ama takım içinde kalması şartıyla.Yani bu sürtüşme kulüp
dışında tartışılmamalı.Ama ne hikmetse medyaya baktığımızda,
özellikle birileri, bu konuyu konuştukça konuşuyorlar.Sürtüşmenin
olduğundan daha büyükmüş görüntüsü vermeye
çalışıyorlar.Taraftarlara soruyorlar Alex mi Aykut mu diye
sonrasında taraftarlardan bazıları Aykut deyince bakın
taraftarlar artık Aykut demeye başladı diye yorum yapmaya
başlıyorlar.Gazetecilik böyle bir şey galiba.Önce söylediğine
kendin inan, sonrasında bu düşüncenin etrafında kamuoyu oluştur
ve kitleleri buna inandır.işte medyanın gücü.Fenerbahçe'de ne
ilk bu tür tartışmalar ne de son olacak.Teknik adam ve oyuncu
arasında yaşanabilecek tarzda olayları gereğinden fazla
abartmanın anlamı yok.
Aslında bu konudan daha fazla
bahsederek onların ekmeğine yağ sürmek istemem ama birkaç şey
daha söylemek istiyorum.Fenerbahçe'de yaşanan bu sürtüşme
sonucunda tartışılan şey Aykut Kocaman'ın geleceği değil.Bu
durum hem yönetim için hem de taraftar için böyle.Tartışılan
şey Alex de Souza her 90 dakikada oynasın mı yoksa dengeli şelikde
kullanılsın mı.Konuyu biraz da bu çerçevede tartışırsak bir
çözüm yolu bulabiliriz.Aklı selim taraftarlara seslenmek
istiyorum.Lütfen bu tür haberlere, programlara aldanıp
Fenerbahçe'yi krize sürüklemeyin.Evet ortada bir sorun var bu
sorun orta yol bulunarak çözülebilir.Yeter ki yaralayıcı
söylemlerden kaçınalım.Aykut Kocaman da Alex de Souza da
Fenerbahçe tarihine adlarını yazdıran iki isim.Bu yüzden
söylediklerimize, hareketlerimize dikkat edelim ve takımı
desteklemekten vazgeçmeyelim.
24 Ağustos 2012 Cuma
Kocaman&Alex Çekişmesinde 3. Perde
Aykut Kocaman Fenerbahçe'nin başına
geçtiği günden beri karşılaştığı krizlerden en büyüğü ne
Avrupa maçlarındaki başarısız sonuçları ne de 3 Temmuz
süreci.Karşılaştığı en büyük kriz Alex de Souza krizi
diyebiliriz.Alex de Souza Fenerbahçe kariyeri boyunca attığı ve
attırdığı goller sayesinde Fenerbahçe tarihinde kendisine yer
ayırtmasına rağmen bir türlü Aykut Kocaman ile yıldızları
barışmadı.Aykut Kocaman'ın kafasındaki oyun felsefesinde Alex de
Suza'ya yer olmamasından dolayı kaynaklandığını söyleyebiliriz
ama her iki taraf da çözüm konusunda yetersiz kaldılar.
Aslında şu ana kadar birbirlerine
saygı çevçevesinde düşüncelerini söylemekten çekinmediler ki
bu son derece normal ve olması gereken bir şey.Ama Alex de Souza bu
sefer fazla ileri gitti diye düşünüyorum.Spartak Moskova maçında
Aykut Kocaman'ın sahaya çıkardığı 11i haklı bulduğumu
söylemeliyim.Orta sahayı daha çok kontrol etmek istediğinden
dolayı Alex de Souza'yı kenarda oturtması bana mantıklı
geldi.Oyunun ilerleyen bölümlerinde de Alex de Souza'ya fazla
ihtiyaç yoktu diye gördüm.alex de Souza'dan çok Krasic gibi topu
taşıyabilen bir oyuncuya ihtiyaç vardı ki Aykut Kocaman da
tercihini bu yönde kullandı ama fazla etkili olmadı.Yine de doğru
bir karar diye düşünüyorum.
Alex de Souza ile Aykut Kocaman
arasındaki bu çekişmenin yeni olmadığını söylemiştik.Bu
ikili yan yana geldiği günden beri gizli bir çekişmenin içinde
olduğunu görebiliyoruz.Şu an bu çekişmenin 3. perdesini
izliyoruz.İlk perdede Alex de Souza takım içerisindeki takım
arkadaşlarından bazılarını da yanına alarak Aykut Kocaman'a
karşı isyan etme durumuna gelmişlerdi.Takımı fazlasıyla
etkilediği için Başkan Aziz Yıldırım olaya el attı ve
gerginliği ortadan kaldırdı ve takım o hava değişikliği ile
şampiyonluk yarışını en önde tamamladı.İkinci perdede biraz
da mecburiyetten dolayı Aykut Kocaman Alex de Souza'ya bağlandı ve
O'nun önderlik etmesine izin verdi ama sezon bu şekilde
tamamlandı.Sonunda da bir ikincilik ve bir kupa şampiyonluğu ile
sezon tamamlandı.Üçüncü perdeye geldiğimizde ise bu durum daha
kötü gibi gözüküyor.Bu sezon herhangi bir olağanüstü bir
durum yok ve ortam Aykut Kocaman'ın düşündüklerini uygulaması
açısından son derece uygun.Bu anlamda gerginliğin tekrardan
oluşmasını bekliyorduk açıkcası ama bu kadar erken olacağını
düşünmüyordum.
Alex de Souza kendisinin
oynatılmamasına sebep olarak Aykut Kocaman'ın kıskanç olmasına
bağladı ki son derece yanlış bir söylem olduğunu ortada.1 maçta
kendisini oynatmadığı için teknik adamına isyan etmesi ve bunun
daha sezonun 5.resmi maçında olması kabul edilemez bir durum
olarak görüyorum.Kendisini genç oyunculara örnek gösterirken,
oyun aklı ve saha dışındaki kişiliği nden söz ederken
hocasının tercihine saygı göstermesini beklerken bu hareketini
nasıl açıklayacağız bilemiyorum.Elbette her oyuncu oynamak
ister, mücadele etmek ister ama her maçta da oynayamayacağını
bilmesi de gerekir diye düşünüyorum.Beni üzen bir taraf ise Alex
de Souza'nın sosyal medyadan herhangi bir mesaj vermek gibi bir
derdinin olmadığını söylemesi idi.O zaman bu “kıskanç”
kelimesi nereden çıktı diye sorarlar.Alex de Souza tercümede hata
yapıldığını söylüyor ama zamanında Andre Santos da aynı
kelimelerle bu gerginliği tarif etmişti.O yüzden Alex de Souza'nın
bu açıklaması benim tarafımdan kabul görmedi.
Belli ki Aziz Yıldırım bir kez daha
araya girmiş ve Alex de Souza'dan böyle açıklamalar geldi.Aykut
Kocaman açısından bu açıklamalar kabul görür mü bilemem ama
Aykut Kocaman'ı zor durumda bıraktığı gerçek.Alex de Souza
yaptıkları ile Fenerbahçe tarihinde kendisinden sıkça
bahsettirecek ama şunu da söylemeliyim ki Alex de Souza taraftarlar
tarafından sevilmesini silah oarak kullanarak Aykut Kocaman'ı
köşeye sıkıştırmaya çalışıyor gibi bir düşünceye
kapıldım.Haklı mıyım değil miyim zaman gösterecek ama şurası
kesin ki bu gerginlik takımın havasını olumsuz etkiler ve takımı
yıpratır.
O yüzden net olarak söylüyorum ki ya
bu gerginlik tatlıya bağlanacak ve özellikle Alex de Souza kenarda
oturmayı kabul edecek ya da bu gerginlik çözülmeyecek durumda ise
şu ana kadar yaptıklarından dolayı teşekkür edilip Alex de
Souza ile yollar ayrılmalı.Bunları çok üzülerek söylüyorum
ama durum bunu gösteriyor.Umarım Fenerbahçe için en hayırlı
çözüm bulunur ve hem Alex de Souza'dan hem de Aykut Kocaman'dan
faydalanalım.Bu iki özel insanı kaybetmek bu camiaya zarar verir
diye düşünüyorum.
3 Ağustos 2012 Cuma
Oyun Planında Krasic'in Yeri
Fenerbahçe'de Şampiyonlar Ligi'nde
Vaslui karşısında göstermiş olduğu kötü futboldan sonra bir
transfer harekatı olacağını tahmin ediyordum.Çünkü Fenerbahçe
kaliteli oyuncuları olmasına rağmen tam anlamıyla bir takım
görüntüsü çizemedi.Defans ve orta saha bölgesine ilk 11 de
oynayabilecek oyuncuya gerek olduğunu Vaslui maçı bizlere gösterdi
göstermesine ama Fenerbahçe teknik ekibi bu iki bölgeye oyuncu
transfer etmek yerine öncelikle Krasic transferi bitirdi ki benim
şüphelerim var açıkcası.Yaşına rağmen takımda oynamasına
kesin gözüyle bakılan Alex olduğu sürece Krasic nasıl forma
şansı bulacak merak ediyorum.Sarı Adam Kuyt'un verimli olacağını
hesaba kattığımızda o zaman Sarı Adam Kuyt'u forvet bölgesinde
göreceğiz.O zaman forvet bölgesinde şişkinlik olacaktır.Sağ
tarafta Krasic ile Mehmet Topuz formayı paylaşacaklardır.Krasic
sağ tarafta oynadığı zaman ileri dörtlü Stoch – Krasic –
Alex – Kuyt olacaktır ve bu dörtlü savunma anlamında zorluk
yaratabilir.Çünkü biliyoruz ki Stoch ve Krasic geriye gelmeye
çalışsalar da tan anlamıyla savunma yardım edeceklerini
düşünüyorum.Alex'i de düşündüğümüzde orta sahada tüm yük
Mehmet Topal ve Cristian'ın omuzlarında olacaktır.Öyle gözüküyor
ki Aykut Kocaman bu dörtlü ile başlayacaktır.O halde ben Aykut
Kocaman'ın yerinde olsam geçen sezon da denediği ama başarılı
sonuç alamdığı Alex'in en uçta oynadığı sistemi
denerdim.Solda her zamanki gibi Stoch, sağ tarafta Kuyt ve Alex'in
bölgesinde Krasic'in oynaması daha iyi olabileceğini düşünüyorum.
Yok eğer Aykut Kocaman Fenerbahçe'de
teknik adam olduğu günden beri aklında olan 4 - 3 – 3 sistemi
uygulayacaksa Krasic iyi bir transfer olduğunu söylebilirim.Ya da
bu sezon başında hazırlık döneminde dile getirdiği 4 – 4 –
2 sisteminde de Krasic iş yapar.Ama Aykut Kocaman'ın kadroda
sağlıklı bir Alex olduğu sürece yıllardır oynanan sistemden
vazgeçebileceğini düşünmüyorum.Bu yüzden Krasic transferi
benim için bir lüks diye düşünüyorum.Umarım Aykut Kocaman
kaliteli oyuncuları bir arada oynatmanın formulünü bulur diye
düşünüyorum ya da umuyorum.
28 Temmuz 2012 Cumartesi
Alex Haklı Beyler
Fenerbahçe'de Alex de Souza ne zaman basın toplantısı yapsa bizler fazla alışık olmadığımız için biraz şaşırıyoruz söylediklerinden dolayı.Oyunda akıl hocalığı yapması yanında saha dışında düşündüğünü söyleyebildiği için her zaman takdiri toplamıştır.Alex de Souza son yaptığı basın toplantısında Fenerbahçe'de gençlerin yer bulamadığından bahsetmiş ki son derece haklı.Aslında bizler bunun farkındayız ama bir türlü söyleyemiyorduk veya söylemek istemiyorduk.Ama Kaptan Alex de Souza gemisindeki sorunu dile getirmekten çekinmedi.
Kaptanın söylediklerinden yola çıkarsak aklıma bazı oyuncular geldi hemen.Mesela orta sahada Abdülkadir Kayalı ismi vardı.Gelecekte Fenerbahçe'nin orta sahası emanet edilecekti.Takımda şans bulamadı, kiralık verildi ama geri dönüşü olmadı.Kayboldu gitti.Hemen arkasından İlhan Parlak ismi gelir.Yetenekli genç forvetler arasında adı geçiyordu ki hakikaten belli başlı yetenekleri vardı.Fenerbahçe kariyeri boyunca forma bekledi bekledi ama bir türlü beklediği forma gelmedi ve oynamadığı için kendisini gösteremedi ve o beklenen patlamayı yapamadı.Daha sonra Alex de Souza'nın dediği gibi Gökay İravul kısa süreliğine oynamıştı orta sahada.Ondan da beklentiler yüksekti ve yavaş yavaş oynamaya başladığı için daha fazla umutlanmıştık diğer örneklere göre ama başarı endeksli bir ortam olduğu için Gökay arkasını getiremedi.Son olarak bahsedebileceğim isim Olcan Adın.Fenerbahçe kariyeri boyunca oynamak için elinden gelen her şeyi yaptı.Çalıştı çabaladı ama bir türlü formayı kapamadı.Belki yeterli değildi belki de tercih edilmedi ama sonuçta elde var sıfırdı Olcan Adın için.
Kısa sürede aklıma gelen örnekler bunlar.Elbette daha ayrıntılı düşündüğümüzde başka isimler de ortaya çıkacaktır.Aslında gençlerin forma şansı bulamama sorunu sadece Fenerbahçe'ye özgü bir sorun değil.Genel olarak spor kulüplerimizin sorunu.Bu durumun ortaya çıkması sporun tamamen başarıya endeksli olmasından kaynaklandığı aşikar.Çünkü başarı yolunda gençlerin yapacağı bir hata göze batacağından dolayı hem teknik adam takımın zarar görmemesi için o genci oynatmıyor hem de o genci daha yolun başındayken özgüveninin zarar görmesini istemiyor.Görüntü bu iken gençler şansı azalıyor.Bu düşünce kısa sürede değişmesi mümkün değil ama en azından bir yerden başlamak gerekiyor diye düşünüyorum.Tabi öncelikle sporda başarının önemli olmadığını, önemli olanın sporcu yetiştirmek ve spor kültürünü yerleştirmek olduğunu anlayarak işe başlayabiliriz.Ne kadar umutlu derseniz fazla değil ama
29 Haziran 2012 Cuma
Aykut Kocaman'ın Oyun Planında Alex'in Yeri
Aykut Kocaman Fenerbahçe kariyerindeki
ilk yılında kafasındaki sistem 4-3-3 idi.Bu sisteme uyabilecek
oyuncuları transfer listesine aldı ve birkaçını da transfer
etti.Transferlerden sonra işe bu sistem üzerinde çalışmak idi
ama bir problem vardı.Adını Fenerbahçe tarihine altın harflerle
yazdıran ve takımın kaptanı olan Alex de Souza Aykut Kocaman'ın
kafasındaki sisteme uymuyordu.Ortasahada oynasa ortasahasının iki
yönlü oynayışında zaafiyet yaratacağını düşündü Aykut
Kocaman.İleri üçlüde oynayabileceği tek yer en uç nokta
olduğunu düşündüğünde Aykut Kocaman Alex'i kenarda oturtmayı
düşündü.Düşündüğünü hayata geçirmek istedi ama işler
istediğini gibi gitmedi.Öncelikle kenarda oynatmak istediği Alex
oynamak istiyordu ve kenarda olduğu her dakika yüzünü
asıyordu.Üstüne bir de sonuçlar kötü olunca Aykut Kocaman'ın
eli zayıfladı ve en sonunda Alexli sisteme geri dönmek zorunda
kaldı.Aykut Kocaman istemeye istemeye döndüğü 4-4-1-1 sistemi
ile takımını şampiyon yaptı ve sezon sonunda haklı gözüken
taraf Alex oldu.Aykut Kocaman kafasındaki değişikliği geçen
sezona ertelemişti ama geçen sezon öyle bir sezon oldu ki mecbur
kaldı Alex'i oynatmaya.O yüzden Aykut Kocaman için 1 sezon daha
gitmiş oldu.
Bu sezona geldiğimizde Aykut Kocaman
4-3-3 sistemini uygulamakta daha kararlı gözüküyor.Kararlılığını
Alexsiz sistem gerekiyor sözlerinden anlayabiliyoruz.Ama anladığım
kadarıyla bu sefer çok ciddi düşünüyor.Kuyt transferi,
Mehmet&Costa ikilisinin Fenerbahçe ile anılması Aykut
Kocaman'ın kafasındaki oyuncu tiplemelerini gösteriyor.1,5 yıl
ertelenen sorun tekrardan ortaya çıkınca Alex doğal olarak
rahatsızlığını dile getirmeye başladı.Oynama isteğini her
seferinde dile getiren Alex'in bu rahatsızlığını anlayabiliyorum
ve diğer yandan da seviniyorum.Ama şu da bir gerçek ki artık
Fenerbahçe'nin Alex olmadan da bir şey yapabilmeli.Alex öyle bir
oyuncu ki yaptığı işler nedeniyle herkesi büyüledi ve kendisini
vazgeçilmez yaptı ama her güzel şey gibi bunun da bir sonu
var.Yaşının ilerlediğini ve artık Fenerbahçe'deki geleceğinin
bitmek üzere olduğunu göz önünde bulundurursak Aykut Kocaman'ın
Alexsiz sistemde ısrar etmesini anlayabiliriz.
Aykut Kocaman'ın 4-3-3 sisteminde yer
vereceği isimler hakkında fikir jimnastiği yapacak olursak ileri
üçlü olarak Stoch-Sow-Kuyt üçlüsünü düşündüğü açık.Bu
mevkide Alex'e yer yok.Ortasahada defansif açıdan yükleri çekecek
oyuncu olarak Mehmet Topal'ı düşünelim.Cristian'ın geçen
sezonki performansını düşündüğümüzde oyunu iki yönlü
oynayabildiği için Aykut Kocaman Cristian'dan
vazgeçmeyecektir.Ortasahada geriye bir tane açık pozisyon
kaldı.Alex'i bu mevkide oynatırsanız takım savunması yönünden
sıkıntı yaşanabilir.4-3-3 sistemindeki ortasahadaki üçlünün
en iki tanesinin iki yönlü oyuncu olması gerekli olduğu herkesçe
kabul edilen bir şey.O yüzden bu mevkide Alex yerine Costa'nın
veya Mehmet Topuz'un oynatılması daha mantıklı.
4-4-2 sistemini de gözden
geçirelim.Ortasahada Mehmet Topal ve Cristian'ın yeri garanti
gibi.Sol tarafta Stoch büyük ihtimalle oynayacaktır.Sow'un da
ileride kesin olarak oynaycağını düşünürsek kaldı bir mevki
Alex için.O da Sow'un yanında ikinci forvet olmak.Mevcut durum da
bunun bir benzeri olduğundan Aykut Kocaman böyle bir tercihte
bulunmaz diye düşünüyorum.İleri ikili olarak Sow-Kuyt ikilisini
düşünür diye tahmin ediyorum.
Aykut Kocaman'ın kafasında oynatmak
istediği sistem ve oyun anlayışına göre görüyoruz ki artık
Alex'e yer yok.Aslında Aykut Kocaman ilk geldiğinde bu düşüncesini
dillendirdi ama başaramadı ama bu sefer bunu hayata geçirmekte
kararlı.Ben yönetimini de Aykut Kocaman'ın yanında olduğunu
düşünüyorum ve işin sonunda Aykut Kocaman'ın istediği olacak
gibi görünüyor.Aslında Aykut Kocaman tamamen Alex'ten vazgeçmek
istemiyor.Aykut Kocaman ilk olarak kendi sistemi ile oyuna başlamak
istiyor.Oyun sırasında eğer bir aksilik olduğu takdirde acil
durum butonuna basarak Alex'i oyuna alma düşüncesinde.Alex
yaşındaki bir oyuncu için gayet mantıklı düşünce.Avrupa'ya
baktığımızda Del Piero gibi bir örnek var.Juventus takımı yeni
bir anlayışa geçerken Del Piero'yu silmeden bir geçiş dönemi
yaşadı ve sıkıntı anlarında Del Piero oyuna girdi ve takımına
faydalı oldu.Aykut Kocaman da Del Piero örneği gibi bir hareket
planı izlemek istiyor.Ama görülüyor ki Alex yanaşacak gibi
değil.
Bana göre Fenerbahçe için en
hayırlısı bu sezon Alexsiz sisteme geçmek ama kafamızın bir
köşesinde de Alex'in varlığını unutmamak.Eninde sonunda
biliyoruz ki Fenerbahçe'de Alex dönemi sona erecek ve bu duruma bir
an önce alışmak gerekiyor.Alex de Souza zeki bir futbolcu ve neyin
ne olduğunun farkında ama içindeki oynama hırsı işleri zora
sokuyor maalesef.Umarım her iki taraf için orta yol bulunur.Çünkü
bir tarafta Alex de Souza büyük kaptan var diğer tarafta ise
Fenerbahçe'nin geleceğini planlamaya çalışan Aykut Kocaman
var.Umarım bu çatışma 2 sezon önceki gibi sorunları ortaya
çıkarmaz.
13 Nisan 2012 Cuma
Ligin En Çok Şut Çeken Takımı İBB
Normalde Spor Toto Süper Lig bittiğinde şampiyon belli olduktan sonra istatistikler yayınlanır ve sezonun görüntüsü ortaya çıkardı.Bu sezon değişik bir sezon olduğu için, playoff gibi bir saçmalık olduğu için normal ligin bitmesinden sonra ben hiçbir yerde herhangi bir istatistik göremedim.Belli ki herkesin aklı süper ötesi finalde.
İstatistiklerde ilk olarak kaleye çekilen şut sayısına baktığımızda ilginç bir takım zirvede yer alıyor.Açıkcası ben dört büyüklerin sıralanmasını beklerken İBB'nin 414 şut ile ilk sırada olması beni şaşırttı.Oyunlarına baktığımızda bu şut sayısına nasıl ulaştıkları hakkında bir fikrim yok ama gerçekten inanılmaz bir rakam.Aslında bunu inanılmaz yapan diğer takımların rakamları.Galatasaray 395, Fenerbahçe 381, Trabzonspor 380, Beşiktaş 374, Sivasspor 364, Bursaspor 353, Eskişehirspor 352 şut çekmiş rakip kalelere.Dört büyükleri bir kenara koyduğumuzda Avrupa ligi playofftaki rakiplerine şut sayısı bakımından inanılmaz bir fark atmış İBB.Şut sayısı bazen insanları yanıltabilir ama İBB çektiği şuların %53ünde kaleyi bulmayı başarabiliyor.Abdullah Avcı'nın gitmesinden sonra bir dönem zorluk yaşayan İBB o puan kayıplarının yarısını kaybetmeseydi şu an şampiyonluk grubunda olabilirdi.
İBB şut sayısında önde olmasına rağmen gol oranına baktığımızda %11.6 ile ligimizde 14. sırada yer alıyor.Gol sayısını çekilen şut sayısına böldüğümzde en başarılı takım normal sezonu zirvede bitirmeyi başaran Galatasaray.%17.5 oranı Galatasaray'ın neden normal sezonu önde kapattığını çok iyi şekilde gösteriyor.Fenerbahçe %16,0 ile Galatasaray'ı takip ediyor.Trabzonspor %15,8 ile üçüncü sırada.Bu sezon büyük çıkış yapan teknik adamı dahil burada olmayı sezon başında hedef olarak koymayan Sivasspor hücumcu kadrosunun meyvesini %15,7 gibi bir oran tutturarak almış durumda.Gerçekten bu sezon yaptıklarıyla takdiri fazlasıyla hak ediyorlar.Diğer takımlara da sırasıyla bir bakalım.Gençlerbirliği %14.8, Karabükspor %14.8, Beşiktaş %13.4, Kayserispor %13.3, Bursaspor %12.5, Gaziantepspor %12.5, Mersin İY %12.5...
Gol dağılımlara bakalım şimdi de.Bu sezon defansından en fazla katkı alan takım Beşiktaş.Beşiktaş defansı 9 gol atmış ve 9 asist yapmış.Avrupa Ligi playoffuna kalan Eskişehirspor'un defans hattı da aynı Beşiktaş defans hattı gibi 9 gol ve 9 asist rakamlarını tutturmuş.Üçüncü sırada Bursaspor yer alıyor.Bursaspor defans hattı 7 gol 10 asist yapmayı başarmış.Bursaspor'u sırasıyla Galatasaray 8 gol, 8 asist ve Fenerbahçe 2 gol, 11 asist ile takip ediyor.Fenerbahçe Lugano'nun eksikliğini bu alanda da fazlasıyla hissetti.Lugano 8 gol atmayı başarabilirken Fenerbahçe bu sezon sadece 2 gol bulmuş defans hattından.
Orta alana geldiğimizde Fenerbahçe'nin bu sezon bütün zorluklara rağmen hala zirveye oynamasının nedenini görebiliyoruz.Fenerbahçe'de orta saha oyuncuları 44 gol atıp 23 asist yapmışlar.Özellikle Cristian ve Stoch'un katkıları oldukça önemliydi.Fenerbahçe'yi bu sezon güçlü bir orta saha kurmayı başaran Galatasaray takip ediyor.Selçuk ve Melo önderliğindeki Galatasaray orta sahası 30 gol 30 asist rakamlarını tutturmayı başarmış.Bu iki kulübü sırasıyla İBB 27 gol 32 asist, Sivasspor 28 gol 30 asist ve Gençlerbirliği 23 gol 35 asist ile takip ediyor.Beşiktaş'ın bu sezon iyi bir görüntü çizememesinin nedenlerinden biri de orta sahasının verimli olamaması gösterilebilir.Beşiktaş orta sahası 8 gol 18 asist ile normal sezonu 13. bitirdi.Antalyaspor ve Karabükspor'un bu kulvarda beşiktaş'ı geçtiğini düşünürsek hakikaten Beşiktaş orta sahadan istediği verimi alamamış.
Forvete geldiğimizde zirvede beklenen takım yer alıyor.Bu sezon gol kralı olan Burak Yılmaz'ın gol sorumluluğunu taşıdığı Trabzonspor forvetten en çok verim alan takım durumunda.39 gol atıp 21 asist yapmış Trabzonsporlu forvetler.Normal şartlarda 39 rakamı iyi gözükebilir ama hemen hemen hepsini burak Yılmaz'ın attığını düşünürsek pek de iyi değil.Ama diğer taraftan da şöyle bir şey var.Son anda toplarla hep Burak Yılmaz buluştuğu için gol sayısı bu kadar fazla olmuş olabilir.Orta sahasından istediğği verimi alamayan Beşiktaş'ı forvetleri taşımışa benziyor.Çünkü 32 gol 19 asist rakamlarına sahipler.Üçüncü sırada Elmander&Baros uyumunu yakalamayı başaran Galatasaray var.Özellikle Elmander'in göz ardı edilemez bir oyunuyla birlikte 27 gol 22 asist yapmış Galatasaraylı forvetler.Elmander iyi bir oyuncu ama geldiği sezon bu kadar verimli olması gerçekten takdir edilmesi gereken bir şey.Fenerbahçe'ye geldiğimizde her sezon forvetlerden fazlasıylaa çekiyor.Bu sezon da istediği rakamları tutturamadı.Devre arasında Sow gelmeseydi Fenerbahçe'nin durumu ne olurdu bilemiyorum.Fenerbahçe forvetleri 14 gol atmış ve 9 asist yapmış.Bu kulvarda ligi 13. tamamladı.Sow'un 6 gol ve 3 asistini çıkartırsak geriye 8 gol 6 asist kalıyor ki...Sow Fenerbahçe'nin imdadına yetişti diyebiliriz.
25 Mart 2012 Pazar
"10"suz Fenerbahçe Düşünülemez
Geçen hafta lider Galatasaray ile berabere kalıp aradaki puan farkını indirmeyi başaramayan Fenerbahçe playoff öncesi farkın en aza indirilmesi için hasarsız geçmesi gereken ilk maçta evinde Bursaspor'u Alex'in golüyle 1-0 yenerek maç fazlasıyla aradaki farkı 6ya indirdi.Şimdi gözler Galatasaray-Trabzonspor maçına çevrildi.Galatasaray'ın muhtemel puan kaybı ile Fenerbahçe iyiden iyiye şampiyonluk potasına girecektir.
Fenerbahçe - Bursaspor maçındaki oyuna baktığımızda Fenerbahçe klasik haline gelen davranışını sergiledi ve 1-0 ı korumak için geriye çekildi ve tamamen Bursaspor'un üzerine gelmesine izin verdi.Hal böyle olunca Bursaspor birçok pozisyon buldu ama değerlendiremedi.Fenerbahçe ise Kaptan Alex ile güzel bir gol buldu ve orada kaldı.Bunun nedenleri arasında Emre ve Gökhan'ın kadroda olmamasını sayabiliriz ama bu iki oyuncu oynadığı zaman da Fenerbahçe bu kadar geriye çekiliyordu.
Elbette takımlar geriye çekilir ve kontralarla pozisyon bulmaya çalışır ama bu taktikte en önemli silah kontra atak becerisidir.Bunun en güzel örneğini Mourinholu Inter göstermişti.Top rakipteyken herkes savunmadaki yerini alırken, top kendilerine geçtiğinde hızlı bir şekilde atağa çıkıp pozisyonlar buluyorlardı.İşte Fenerbahçe bunu başaramadığı için geriye çekilmesi kendisine pahalıya patlayabiliyor.Durum apaçık ortadayken Fenerbahçe'nin sürekli geriye çekilmesi mantıklı gelmiyor.
Futbolcular bunu görüyor, Aykut Kocaman bunu görüyor ama bir türlü önlem alınmıyor.Bu olayı açıklayacak iki şey var.Ya Aykut Kocaman golü bulun ve geriye çekilin diyor ya da oyuncular ister istemez en azından yenilmeyelim düşüncesi ile arkaya yaslanıyorlar.Problem somut olarak önümüzde duruyor ama iş çözüm bulmaya gelince maalesef çaresiz kalıyoruz.
Fenerbahçe playoffta şansının olmasını istiyorsa bu soruna çözüm bulması gerekiyor.Anadolu takımları belki bu geriye çekilişi değerlendiremezler ama Galatasaray maçında gördüğümüz gibi büyükler kaliteli oyuncuları ile cezayı kesebilirler.Playoffta üzülmemek için şimdiden bir çözüm bulmak şart.
Son olarak da Alex'e parantez açmak gerekiyor.Bazen takımı Alexsiz inşa edelim düşüncesi ile kendisinin gitmesini gerektiğini söylüyorum ama şu da gerçek ki Alexsiz bir Fenerbahçe şu an için düşünülemez.Takım kötü oynasa da galibiyet için bir şey yapmasa da O yine de golünü atıyor ve hem takım arkadaşlarına hem de rakiplere mesaj vermeyi de biliyor.Özellikle bu sezon sergilediğin karakter için sana teşekkür ederiz.Sağol Kaptan Alex.
23 Ocak 2012 Pazartesi
Stoch Bu Sezon Daha Farklı
Alex de Souza ve Miroslav Stoch...Fenerbahçe'yi son haftalarda taşıyan isimler.Kaptan Alex'i biliyoruz ama özellikle bu sezon Stoch büyük aşama kaydetti.Geçen sezondan farklı olarak fizik açısından daha güçlü olduğundan topu alıp içeriye kat edebiliyor, sert şutlar çekebiliyor.Stoch öyle verimi oynuyor ki Aykut Kocaman KAyserispor maçında Alex'i forvette oynatarak Stoch'u Alex'in bölgesinde oynattı.Umarım bu verim sürer.Çünkü Alex ve Stoch duraklama dönemine girerlerse Fenerbahçe için hayat zorlaşır.
15 Ocak 2012 Pazar
Karşılaştırmak Sana Düşmez
İlhan Cavcav şöyle buyurmuş:"Lefter, Türkiye'de oynayan gelmiş geçmiş en iyi futbolcuydu. Bugün Alex ligin en iyisi olarak gösteriliyor. Bana göre Lefter, 10 tane Alex ederdi."
Birincisi Lefter ile Alex'i kıyaslamak sana düşmez.İkincisi hadi bu hataya düştün.Lefter ile Alex karşılaştırılamaz.Alex'i kötülemek için söylemiyorum ama Lefter öyle bir efsane ki O'nunla kimseyi karşılaştıramayız.Bu tür karşılaştırmalar hem Lefter gibi efsaneye haksızlık olur, hem de Alex'e haksızlık olur.
28 Ekim 2011 Cuma
Derbi Dediğin Böyle Olur (Beşiktaş:2 - Fenerbahçe:2)
Süper Toto Süper Lig'in 8. haftasının en önemli maçı olan Beşiktaş - Fenerbahçe maçı 2-2 berabere bitti.Her iki takım da kazanmak için elinden geleni yaptı ama kazanan olmadı.Fenerbahçe 1 puanı Cristian'ın golüyle kurtardı.Son yıllardaki derbilerin üzerinde bir derbi olduğunu düşünüyorum.Gerçekten seyir zevki yüksek, heyecanlı bir maç izlemiş olduk.Bu sezon şu ana kadar sıkıcı bir şekilde devam ediyorken bu derbi ilaç gibi geldi diyebilirim.
Çok kritik bir maç olduğu için totem yaptım ve maçı izelemedim.Daha sonra maçın genelini izleme şansı buldum ama bölüm bölüm izlediğimden maçın geneli hakkında bir şeyler söyleyemeyeceğim.Ben maça damgasını vuran olaylardan ve isimlerden bahsetmek istiyorum.
İlk olarak resimdeki kaptanımız Alex de Souza'dan bahsetmek istiyorum.Derbileri sevdiğini bildiğimiz Alex bir kez daha gol atarak bu bilgimizi tazaledi.Yanlış duymadıysam Alex'in Beşiktaş'a attığı gol sayısı 13 olmuş.Kaptan Alex'i zaman zaman eleştirsem de oyuna skor anlamında katkısı tartışılmaz.Oyun zekası ile nerede durmasını biliyor ve golleri veya asistlerini yapmaya devam ediyor.
Bu sezon takıma dahil olan 23 yaşındaki Bienvenu takıma uyum sağlayamadı daha.Fenerbahçe'de başarılı olabilmesi için Alex ile uyumlu olması gerekiyor.Maalesef bu uyumu şu ana kadar yakalamış değil.Şu an için Fenerbahçe'de bir golcü sıkıntısı olduğu aşikar.Semih'in de formsuzluğu nedeniyle forvet oyuncularından katkı alamadı Fenerbahçe.Bienvenu bu maçta girdiği tek pozisyonda zayıf vuruş yaptı ve sonuç alamadı.Şu görüntüsüyle Fenerbahçe'de işi zor.Ama yokluktan dolayı oynuyor.
Bienvenu'nun girdiği pozisyondaki diğer kahraman Beşiktaş'ın kalecisi Cenk Gönen.Maç boyunca çok iyi oynaması sebebiyle insanların güvenini tazalemiş oldu.Bienvenu'nun pozisyonunda hızlı hareket ederek pozisyonun tehlikeli olmasını engelledi.Ama maç içinde bir tek hata yaptı.Aslında hata demeyelim.Fenerbahçe'nin kazandığı serbest vuruşta topa Alex'in vuracağını düşünerek barajı ona göre kurdurdu.Topun başındaki bir diğre isim Cristian'ın vuracağını tahmin etmiyordu.Ama bana göre Alex2in kritik kararıyla vuruşu Cristian'a bıraktı ve hem bizleri hem de Cenk'i şaşırttı ve sonucunda 1 puanı getiren gol geldi.Eğer Cenk Cristian'ın vuracağını düşünseydi barajdaki oyuncu sayısı daha fazla olacaktı.O yüzden Cenk'in bu tercihine hata demek taraftarında değilim.
Beşiktaş'a geldiği günden beri yeteneklerinden çok verimliliği tartişılan Q7 bu maçta da inişli çıkışlı performans sergiledi.Bir pozisyonda inanılmaz pas veriyor, bir pozisyonda bencilce hareket edip takımına zarar veriyor, bir pozisyonda kanat oyuncusunun yapması gerekeni yapıyor ve Almedia'ya gol attırıyor.Q7'nin yetenekleri tartışılmaz.Ama bu yeteneklerini takıma yararlı bir şekilde kullanmakonusunda bazı sıkıntıları var.Şunu da unutmayalım Q7 böyle olduğu için büyük takımlarda tutunamadı.Beşiktaş O'na ilaç gibi geldi ve burada tekrardan kendine geldi.Ama bu durum zaman zaman Beşiktaş'a zarar veriyor.Gülü seven dikenine katlanır misali Beşiktaş taraftarı da Q7'ye katlanıyor.
Sakatlığından dolayı oynayamadığı maçlarda Beşiktaş O'nu çok aradı.Yerine oynayan Edu Beşiktaş taraftarını çıldırtırken Almedia ne zaman dönecek diye soruyorlardı.Bekledikleri Almedia iyileşti ve dün derbide oyuna girerek golünü de attı ve Beşiktaş taraftarına kaldığım yerden devame diyorum mesajı verdi.Q7'nin sol kanatta çizgiye inip yaptığı ortaya güzel kafa vuruşu yaptı ve biraz da Volkan ve Zeigler'in yardımıyla takımını öne geçirdi.Almediasız Beşiktaş'ı gördükten sonra Beşiktaş ne edip yapıp Almedia'yı sağlam tutmaya çalışacak.Yoksa Edu ile işleri zor.Mustafa Pektemek'in potansiyeli var ama şu an için yeterli değil.
Beşiktaş - Fenerbahçe maçının hakemi kim olabilir deseler ilk cevabım Fırat Aydunus, ikinci cevabım ise Cüneyt Çakır olurdu.Maça Fırat Aydunus atanınca hiç şaşırmadım o yüzden.Hakem açısından kolay bir maç oldu.Her iki takım oyuncuları da hakeme yardımcı olunca maç içinde tartışılan bir pozisyon olmadı.Sadece Fenerbahçe'nin kazandığı serbest vuruş öncesinde Aurelio'ya yapılan müdahele faul olabilir.Ama o pozisyondan sonra Fenerbahçe top çevirdiği için o pozisyonun direk etkisi olmadı.Sonuç olarak hakem için rahat bir maç oldu.
Sahte bilet ile girmeye çalışanlar nedeniyle kapıdaki arttı ve elinde gerçek bilet olanlar giremediler.Giremeyince de çıldırdılar ve tribüne girmek için farklı bir yol tercih ettiler.Bu hareketten dolayı Fenerbahçe'ye ceza gelir mi bilemem ama burada asıl ceza alması gerekenler sahta bilet ile girmeye çalışanlar diye düşünüyorum.O yüzden müze tarafından giren taraftarları fazla suçlayamıyorum.Zaten hiçbir yere zarar vermeden tribündeki yerlerini aldılar.
Şu ana kadar hiçbir şekilde ısınamadığım Cristian bu sezon gerçekten iyi oynuyor.Sezon başındaki sakatlıklardan dolayı biraz da zorunlu olarak oynadığı maçlar da şansını iyi kullandı ve şu an için takımın iyileri arasında adını yazdırdı.Özellikle bu sezon ileride daha çok bulunmasından dolayı birçok pozisyonun içinde yer alıyor.Dünkü golü de alkışlanacak cinstendi.Ayrıca o dakikada topa vuracak cesareti ve kendine olan güveni takdir edilecek bir durum.
Aykut Kocaman neden çıkardı anlamış değilim ama oyundan çıkana kadar takımın en iyisi idi.Alex'in golünde de O'nun parmağı var.Aykut Kocaman'ın maç öncesinde de Caner'i oyundan çıkarmak gibi düşüncesi vardi ise bu düşüncesini Caner'in performansından dolayı uygulamayabilirdi.Oyunu hareketlendirmek adına yaptığı söyledi ama hem oyunu hareketlendirmedi hem de Caner'in moralini bozmuş oldu bu değişiklik.Caner moralini bozmasın 8 haftanın sonunda takımın en iyisi konumunda.Aykut Kocaman O'ndan beklediğinin üstünde bir katkı alıyor.
Beşiktaş Simao'yu transfer ettiğinden ben bile heyecanlanmıştım.Çünkü O'nun gibi kaliteli bir oyuncunun Türkiye'ye gelmesi ben şaşırtmıştı.Ama performansına, verdiği katkıya baktığımızda isminin hakkını vermiş değil.Bunda takımın genel olarak kötü olmasından dolayı kaynaklanıyor olabilir.Ama yine de en azından Simao'dan oyuna müdahele etmesi bekleniyordu.Dünkü derbide yine fazla bir şey yapamadı ama öylee bir gol attı ki maçı konuşurken o golü atlamak ayıp olur.Şöyle söyleyeyim.Volkan'ın şu ana kadar yediği en güzel gol olabilir.Simao kalitesine yakışır bir vuruş yaptı ve top süzüle süzüle ağlarla buluştu.Bana Özer'ina ttığı gol mü yoksa Simao'nun attığı gol mü deseler ben gözüm kapalı Simao'nun attığı golü seçerdim.Öyle bir gol yani.
Son olarak Beşiktaş taraftarından bahsetmek istiyorum.Maçtan önce maçın skoru ne olursa olsun 90. dakikada atkıları saha kenarına atacakalrını açıklamışlardı.90. dakikayı merakla bekledim ve beklediğime değdi açıkcası.Atkıları atma fikri kimden çıktıysa kendileri kutluyorum ve anlamı büyük bu olay için kendilerine teşekkür ediyorum.
17 Eylül 2011 Cumartesi
Kaptan Böyle İstedi # Gaziantepspor:1 - Fenerbahçe:3
Sezon başında yaşanan olaylardan dolayı Fenerbahçeli futbolcular bu sezon daha iyi mücadele edeceklerini belirtmişlerdi.Başta Alex olmak üzere oyuncular daha iyi olmak için elinden geleni yapıyordu.İyi çalışmanın meyvesini sezonun ilk iki haftasında aldılar diye düşünüyorum.Bir kaptan olarak Alex terinin son damlasına kadar mücadele ediyor, hiçbir şekilde pes etmiyor.Geçen hafta oynanan Orduspor maçında çok iyi oynamasına rağmen gol bulamamıştı.Gaziantepspor maçında ise iyi oynadı ve iki gol attı ve bir de penaltı kaçırdı.Eğer Alex inanmış ise takım da inanmış diyebiliriz.İnanmıştan kasıt şampiyonluk değil.Son ana kadar mücadele etmek, sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirmelerinden dolayı vicdanen rahat olmak.Fenerbahçeli oyuncular şu anda iyi mücadele ediyorlar.Bu şampiyonluğa yeter mi yetmez mi orası sezon sonu anlaşılacak.Ama şu an için taraftar için, Aykut Kocaman için yeterli olan sahada mücadele eden oyuncular görmek.Şu an için Aykut Kocaman mutlu, taraftar mutlu.Zor günler geçiren bir takım için çok güzel günler geçiyor diyebiliriz.
5 Ağustos 2011 Cuma
Türk Futbolu'nda Kaos ( Alex'in Yazısıdır)
Süphesiz 2010-2011 sezonu kariyerimdeki en zor sezon oldu. Takim olarak korkunc kotu bir baslangic yaptik ve ben de kulup
icerisinde dahil cok konusulup sorusturuldum. O durum beni cok rahatsiz ediyordu . Kulupte alti sezon gecirmistim ve bir kez daha degerimi kanitlamak zorundaydim.
Bu bireysel durum, Bursa sehrinde oynayacak oldugumuz Bursaspor macindan once olumlu anlamda degismeye basladi. Hocamiz Aykut Kocaman ile olagan konusmalarimizdan daha uzun sureli ve farkli bir konusma yaptik ve bu mactan itibaren bu durum benim adima olumlu olarak gelismeye basladi. Takim olarak sorunlarimizi cözmeye Kadikoy'de aldigimiz Trabzon galibiyeti ile basladik.
Cok sert maclar oynadik, zorluk derecesi cok yuksek maclari kazandik ve ikinci yarida Trabzonspor'un verimliliginin dusmesini bekledik. Unutulmaz maçlar oynadik. 20 dakikada kopardigimiz Trabzonspor maçi, deplasmanda oynadigimiz Besiktas maci, son dakikalarda galibiyete ulastigimiz deplasmandaki Galatasaray derbisi, son saniyede kazandigimiz Gaziantepspor maçi, Lugano'nun golu ile kazandigimiz Karabukspor maci, fantastik bir geri donusle kazandigimiz Bucaspor maçi ve son saniyelerine kadar hicbirseyin garanti olmadigi Sivasspor maçi unutulmazdı. Prim kazandik, prestij kazandik, ve sahada UEFA Sampiyonlar Ligi'ndeki yerimizi kazandik. Taraftarimizla birlikte cok kutlamalar yaptik cunku bunu gerçekten hakettik.
Tatile çiktim , ailemle birlikte dinlendim ve ilk idman haftasinda , savcilik tarafindan yurutulen sorusturma basladi. Sorusturma hakkinda hicbir zaman konusmadim ve konusmayacagim. Cunku benim konusacagim konu degil. Boyle birsey yapmam cunku herseyden once ben bir futbolcuyum. Kulup yoneticileri ile pazarliklar yada politika hakkinda konusmam. Sadece futbol hakkinda konusurum!!!
Fakat futbol sahasi sinirlari icinde oynanan futbol hakkinda konusmayi seviyorum. Futbol kulislerinin icerisinde hicbir zaman bulunmadim, hicbir zaman bu sekilde kendimi kirletmeyecegim gibi, bu olaylardan nefret ederim. Ben futbol oynayip, saha icerisindeki sikintilari cozmek uzere yetistirildim. Kazanarak, kaybederek ama herzaman futbolun taleplerine saygi duyarak hareket ederim.
Ligin baslangic tarihinin 5 Agustos'tan 9 Eylul'e ertelenmesinden sonra ailemle birlikte kafamizi dinlemek ve hergun medyada çikan birbiriyle uyumsuz bilgi kirliligi uzaklasmak amaciyla Turkiye disina ciktik.
Futbol hakkinda haberler gormeye aliskinim fakat maalesef son bir ay icerisinde futboldan konusulmuyor.
Surpriz, uzuntu ve ozellikle de ofkeyi ben Istanbula dondukten sonra daha fazla yasadim. Bir gazetede ismimin savci tarafindan yurutulen bu sorusturmanin icine katildigi yonundeki haberi gordum. Evet Benim katilimim etkili oldu ama benim katilimim saha icerisinde oldu.
Deli gibi calistim , zamanimdan fedakarlik ettim, agrilarla oynadim , limitime kadar zorladim ve bu yuzden 28 tane gol attim ve birsuru gol pasinda pay sahibiydim. Ben bunlari yaparken takim arkadaslarimin da aynisini yaptigini gordum. Hukuka aykiri hicbir durumun icerisinde ismimin gecmesine izin vermem, vermeyecegim.
Benim ismim ve karakterim , ortaya atilan bu aptal guvensizlik ortaminin ustundedir. Eger herhangi bir kisi, bu saha disi olaylara katildigima dair bir virgul bile kanitlarsa, futboldan butun kazandiklarimi geri veririm ve ayni anda futbolu birakirim. Turkiye Futbol Fedarasyonu'nun kararinin beklentisi icerisindeyim ve ayni zamanda Turk Futbolu'nun ileriye gitmesinin destekcisiyim.
Kucak dolusu sevgiiler, gorusmek uzere.
Alex de Souza
Kaptanımız şike soruşturmasında adının geçmesinden dolayı üzüntüsünü belirterek eğer kendisi hakkındaki iddilar ispatlanırsa futbolu bırakacağını söylüyor.Gerçekten Alex'in adının geçmesi bizleri de üzmüş bulunuyor.Bu sürecin bir an önce sonlanmasını diliyorum.Daha fazla insan zan altında bırakılmadan...
icerisinde dahil cok konusulup sorusturuldum. O durum beni cok rahatsiz ediyordu . Kulupte alti sezon gecirmistim ve bir kez daha degerimi kanitlamak zorundaydim.
Bu bireysel durum, Bursa sehrinde oynayacak oldugumuz Bursaspor macindan once olumlu anlamda degismeye basladi. Hocamiz Aykut Kocaman ile olagan konusmalarimizdan daha uzun sureli ve farkli bir konusma yaptik ve bu mactan itibaren bu durum benim adima olumlu olarak gelismeye basladi. Takim olarak sorunlarimizi cözmeye Kadikoy'de aldigimiz Trabzon galibiyeti ile basladik.
Cok sert maclar oynadik, zorluk derecesi cok yuksek maclari kazandik ve ikinci yarida Trabzonspor'un verimliliginin dusmesini bekledik. Unutulmaz maçlar oynadik. 20 dakikada kopardigimiz Trabzonspor maçi, deplasmanda oynadigimiz Besiktas maci, son dakikalarda galibiyete ulastigimiz deplasmandaki Galatasaray derbisi, son saniyede kazandigimiz Gaziantepspor maçi, Lugano'nun golu ile kazandigimiz Karabukspor maci, fantastik bir geri donusle kazandigimiz Bucaspor maçi ve son saniyelerine kadar hicbirseyin garanti olmadigi Sivasspor maçi unutulmazdı. Prim kazandik, prestij kazandik, ve sahada UEFA Sampiyonlar Ligi'ndeki yerimizi kazandik. Taraftarimizla birlikte cok kutlamalar yaptik cunku bunu gerçekten hakettik.
Tatile çiktim , ailemle birlikte dinlendim ve ilk idman haftasinda , savcilik tarafindan yurutulen sorusturma basladi. Sorusturma hakkinda hicbir zaman konusmadim ve konusmayacagim. Cunku benim konusacagim konu degil. Boyle birsey yapmam cunku herseyden once ben bir futbolcuyum. Kulup yoneticileri ile pazarliklar yada politika hakkinda konusmam. Sadece futbol hakkinda konusurum!!!
Fakat futbol sahasi sinirlari icinde oynanan futbol hakkinda konusmayi seviyorum. Futbol kulislerinin icerisinde hicbir zaman bulunmadim, hicbir zaman bu sekilde kendimi kirletmeyecegim gibi, bu olaylardan nefret ederim. Ben futbol oynayip, saha icerisindeki sikintilari cozmek uzere yetistirildim. Kazanarak, kaybederek ama herzaman futbolun taleplerine saygi duyarak hareket ederim.
Ligin baslangic tarihinin 5 Agustos'tan 9 Eylul'e ertelenmesinden sonra ailemle birlikte kafamizi dinlemek ve hergun medyada çikan birbiriyle uyumsuz bilgi kirliligi uzaklasmak amaciyla Turkiye disina ciktik.
Futbol hakkinda haberler gormeye aliskinim fakat maalesef son bir ay icerisinde futboldan konusulmuyor.
Surpriz, uzuntu ve ozellikle de ofkeyi ben Istanbula dondukten sonra daha fazla yasadim. Bir gazetede ismimin savci tarafindan yurutulen bu sorusturmanin icine katildigi yonundeki haberi gordum. Evet Benim katilimim etkili oldu ama benim katilimim saha icerisinde oldu.
Deli gibi calistim , zamanimdan fedakarlik ettim, agrilarla oynadim , limitime kadar zorladim ve bu yuzden 28 tane gol attim ve birsuru gol pasinda pay sahibiydim. Ben bunlari yaparken takim arkadaslarimin da aynisini yaptigini gordum. Hukuka aykiri hicbir durumun icerisinde ismimin gecmesine izin vermem, vermeyecegim.
Benim ismim ve karakterim , ortaya atilan bu aptal guvensizlik ortaminin ustundedir. Eger herhangi bir kisi, bu saha disi olaylara katildigima dair bir virgul bile kanitlarsa, futboldan butun kazandiklarimi geri veririm ve ayni anda futbolu birakirim. Turkiye Futbol Fedarasyonu'nun kararinin beklentisi icerisindeyim ve ayni zamanda Turk Futbolu'nun ileriye gitmesinin destekcisiyim.
Kucak dolusu sevgiiler, gorusmek uzere.
Alex de Souza
Kaptanımız şike soruşturmasında adının geçmesinden dolayı üzüntüsünü belirterek eğer kendisi hakkındaki iddilar ispatlanırsa futbolu bırakacağını söylüyor.Gerçekten Alex'in adının geçmesi bizleri de üzmüş bulunuyor.Bu sürecin bir an önce sonlanmasını diliyorum.Daha fazla insan zan altında bırakılmadan...
24 Mayıs 2011 Salı
Teşekkürler Fenerbahçe
2010 - 2011 sezonunu şampiyonlukla kapattıktan sonra sıra bu şampiyonlukta emeği olan herkese teşekkür etmeye geldi.Yönetimden başlayarak futbolculara kadar tek tek teşekkürlerimizi ileteceğiz.Ama önce teknik adamımızın Aykut Kocaman olduğunu unutmayarak rakibimize teşekkür edelim.Sonra yönetime ve futbolculara edelim.
Ligin son saniyesine kadar şampiyonluk heyecanını yaşamamızı sağlayan, göstermiş oldukları oyun sayesinde zirve mücadelesini kaliteli hale getiren başta Şenol Güneş olmak üzere tüm Trabzonsporlulara teşekkür ederiz.Ligin sonunda sadece bir şampiyonun ismi yazmasından dolayı tarih onları anmayacak ama taraflı tarafsız herkes Fenerbahçe ile birlikte şampiyon olduğu konusunda hem fikir.Tekrardan teşekkür ederiz ve bu oyunlarından dolayı tebrik ederiz.
Sıra geldi bizim takıma.Sezon başında attıkları iyi hamlelerle umutlu olmamızı sağlayan ama işlerin iyi gitmemesi üzerine ligde 9 puan geriye düşülen bir ortamda teknik adamına destek vererek takımın toparlanmasında önemli katkısı olan başta Aziz Yıldırım olmak üzere tüm yönetim kuruluna,
Yağmur çamur demeden,her maça giden, takımına "hep destek tam destek" parolasıyla sahip çıkan, işler kötü göründüğü bür anda aldırmayıp takımı motive etmeye çalışasark bu ortamdan çıkarmaya çalışan, şampiyonluğa giden yolda organizasyonlar açısından şampiyonluk ruhunu yakaladığını gösteren ve bu ruhu takıma da aşılayan büyük Fenerbahçe tarafına,
Sezon başında geldiğinde tüm Fenerbahçelileri heyecanlandıran, Daum sonrası oynatacağı oyunla gözümüzün pasını silmesini beklediğimiz ama işler O'nun istediği gibi gitmediği zamanlarda takım şampiyonluktan uzaklaşmaya başlarken bazı şeylerin değişmesi gerektiği düşüncesiyle bir erdemlik sergileyerek oyun anlayışını bir nebze değiştirerek takımın bir düzen içerisine girmesini sağlıyan, şampiyon olmamıza katıkısı yadsınamaz derecede olan soyadı gibi yüreğe sahip olan teknik sorumlumuz Sayın Aykut Kocaman'a,
Bu sezon oynadığı tüm maçlarda kalesini en iyi şekilde koruyan, kalede güven veren hareketleriyle takımın rahatlamasını sağlayan, şampiyonluk yolunda kurtarışlarıyla önemli katkı veren Volkan Demirel'e,
Bu sezon oynadığı bir maç ile ligin tüm kaderini değiştiren, kaleci kurtarışlarının ne kadar önemli olduğunu gösteren, Trabzon'daki penaltının kurtarıcısı Mert Günok'a,
Geldiği sezondan beri canla başla mücadele eden, sahaya koyduğu enerjiyle bizleri kendisine hayran eden, bazen işi biraz abartarak gözlerini döndürerek rakipleri korkutsa da aslında özünde iyi bir adam olan, defansımızın bel kemiği Diego Lugano'ya,
Lugano ile iyi ikili olarak defansımızın geçilmez hale getiren, teknik özellikleri olması sebebiyle bizi defansta bizi rahatlatani kiralık olması sebebiyle gitme olasılığından dolayı bizi üzen Yobo'ya,
Bu sezon sadece ilk maçlarda izleme şansı bulduğumuz ve hakkında bir fikie edinemediğimiz ama bu kadroda olmasından dolayı teşekkürü hak eden İlhan Eker'e,
Gereksiz insan Bilica'ya,
İlk geldiğinde nasıl bir potansiyele sahip olduğu kestirilemeyen, sonrasında şans bulduğ bir maçta herkesi etkileyen ve o zamandan beri formayı kimseye kaptırmayan, bizim Cafumuz Gökhan Gönül'e,
Gökhan Gönül oynamadığı zaman sağ tarafta Aykut Kocaman tarafından şans verildiğinde hiç de sırıtmayan, gelecek için iyi sinyaller veren Okan Alkan'a,
Asıl yeri stoper olmasına rağmen kariyerinde de oynamış olduğu sağ tarafta zaman zaman hücum anlamında sıkıntı yaşasa da elinden geldiğince görevini yerine getiren Bekir İrtegün'e,
Ligin ilk yarısında var mı yok mu denilen, sahada hiçbir şekilde varlık gösteremeyen ama ligin ikinci yarısıyla birlikte ağırlığını koyan, sol tarafın işlemesini sağlayan, kritik maçlarda katkılar bulunan Andre Santos'a,
Kariyeri boyunca sol bek mi sol açık mı diye tartışılan ama genellikle sol bekte oynatılan, Aykut Kocaman'ın O'nu sol açıkta oynattığı maçlarda önemli gollere imza atan Caner Erkin'e,
Sakatlığı dolayısıyla bu sezon fazla forma şansı bulamayan ama hep akıllarımızda olan Uğur Boral'a,
Aykut Kocaman'ın hiç düşünmeden orta saha görev verdiği ve oynadığı dakikaları iyi değerlendirerek Kocaman'ın kafasında bir yere yerleşen Gökay İravul'a,
Geldiği günden beri ne oynadığını çözemediğimiz, zaman zaman iyi oynasa da taraftarlarca eleştirilen Cristian'a,
Deplasmanlardayken Kadıköy'den vurduğu şutlarla önemli gollere imza atan, orta sahada önemli görevler üstlenen Selçuk Şahin'e,
Oynadığı her maçta hırsıyla yaşayan, hırsını sahaya yansıtmadığı zaman performansının düştüğü söyleyen, Fenerbahçe orta sahası denildiğinde ilk akla gelen, Fenerbahçe'nin bel kemiği Emre'ye,
Bu sezon orta sahada önemli işler yapan, çalışkanlığıyla herkesin takdirini toplayan Mehmet Topuz'a,
Sakatlıkların peşini bırakmadığı, bir türlü istediği fırsatları bulamayan Özer Humacı'ya,
Sezon başında transfer edildiğinde Aykut Kocaman'ın oynamak istediği oyunu anlayınca bizleri heyecanlandıran, bir sezon önce Hollanda da şampiyonluk yaşayan, çabuk ama hızlı olmayan bizim küçük afacanımız Stoch'a,
Senelerdir yırtıcı bir kanat oyuncumuz olmamasından doalyı dert yanarken Aykut Kocaman'ı Fransa'dan bulup getirdiği, oynadığı maçlara bir hareketlilik getiren Dia'ya,
Kaçırdıkları goller sonrasında eleştirilen, öyle bir noktaya gelindi ki görmeye bile tahammül edilemeyen ama şampiyonluk yolunda en kritik golü atınca bir anda sevilen adam haline gelen Güiza'ya,
Nöbetçi golcü diye diye kulübeye mahkum ettiğimiz, genç diyerek büyüdüğüne ikna olmadığımız kritik anlarda göstermiş olduğu performansla görevini en iyi şekilde yapan Semih Şentürk'e,
Kezman, Güiza'dan sonra forvet mevkiisinde adam akıllı birine ihtiyaç duyduğumuz bir anda ilaç gibi gelen, sezona iyi giren ama sonrasında sakatlık ile beraber performansında düşme olan, düşüş olsa da elinden geldiğince mücadelesini yapan, bize Kezman'ı, Güiza'yı unutturan Niang'a,
Alex...Alex...Alex...Alex...Alex...Alex...Alex...Alex...Alex...Alex...Alex...Alex...Alex...Alex...
Alex...Alex...Alex...Alex...Alex...Alex...Alex...Alex...Alex...Alex...Alex...Alex...Alex...Alex...
Attığı tüm goller ve yaptığı tüm asistler için, takıma yaptığı önderlik için binlerce kez Büyük Kaptan Alex'e teşekkür ederiz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






