futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2013 Pazartesi

Futbolda Ahlakın Yeri


Futbolda hakemi aldatmaya yönelik hareketler sözünü sıkça duyarız.Nedir bu hareketler?Kendini yere atma, elini kullanarak avantaj sağlama, çaktırmadan rakibine vurma, benden çıkmadı halleri bu hareketlerin bazıları.Bu hareketlerini maç içerisinde gördüğümüzde hemen profesyonellik, etik, ahlak kavramlarının da içinde bulunduğu cümlelerle düşüncemizi söylemeye başlarız.

Bazılarımız bu hareketleri profesyonelce bulur ve futbolcu biraz da kurnaz olmalı sözüyle desteklemeye çalışır.Bazıları ise sporun adil bir şekilde yapılabilmesi için doğrudan şaşmamak gerektiğini söyleyerek bu tür hareketleri kınar.

Bu durumu ahlak kavramı üzerinden bakmaya çalışırsak ahlak teorilerinden biri olan deontoloji “Esas olan mutluluk ya da fayda değil, mutluluğu hak etmek ve doğru olmaktır.Ahlaki davranış her koşulda ve durum ne olursa olsun ortaya konması gereken bir davranıştır” şeklinde açıklar ahlakı.Yani hiçbir hesap içinde olmadan, doğru olan bir eylemi yapmaktır.Faydayı ön planda tutmak yerine eylemi ön planda tutarak önemli olanın nasıl davranılması gerektiğini söyler.

Bunu futbola uyarlarsak bir üst tura çıkmak için gerekli olan bir golü 90. dakikada kendini yere atarak kazanılan penaltı sonucu bulmayı deontoloji yaklaşımı ahlaki bir davranış olarak benimsemez.Ya da hakemin kaçırdığı bir pozisyonda eliyle attığı golü hakeme söylemeyen bir oyuncu ahlaki davranmamış olur.

Bir başka ahlak teorisi olan teleolojinin temelinde şu yatar:

“Değerlerle kişiler arasında araçsal bir ilişki vardır.Bir eylem kendi başına iyi ya da kötü değildir.O eylemi iyi ya da kötü yapan eylemin sonuçlarıdır.Yani bir eylem ya da durumun iyi ya da kötülüğü eylemden etkilenenlere sağladığı faydaya göre ölçülür.”

Teleoloji toerisini “savaşta her yol mübahtır.” sözüyle özetleyebiliriz.”Bir davranışın ahlak, etik çerçevesinde kabul görmemesi önemli değil, o davranışın sonucunda eğer ben istediğimi alıyorsam o benim için daha önemlidir” diyerek savunuyorlar kendilerini.

Ballack Almanya Milli Takımı forması altında bir şampiyonada maç içerisinde bazı hareketler yaparak takımına avantaj sağlamıştı ve maçın ardından bir yorumcumuz Ballack'ın bu davranışı için “Profesyonellik içinde yapıyor” demişti.Yani ne yapacaksan hakeme çaktırmadan yap ve kurnaz bir futbolcuysan da yapman gerekiyor.

Neden bu konu hakkında bir şeyler yazma ihtiyacı duyduğumu da belirtiyim.Burak Yılmaz Türkiye'de kendini kolayca yere bıraktığı için eleştiri alan futbolcuların başında geliyor ve geçen günlerde de bazen kendini kolayca bıraktığı kabul etti ve bundan sonra dikkat edeceğini söyleyerek özür de diledi.

Ardından Beşiktaş'ta forma giyen Mustafa Pektemek Burak Yılmaz'ın açıklamasından cesaret alarak kendisinin bazen kendini yere attığını söyledi.Bunların üstüne bir de Liverpool'un kaptanı Steve Gerrard eklenince yazma isteği duydum.Steve Gerrard Manchester United maçında elle gol atması halinde bunu itiraf etmeyeceğini söyledi.

Bu üç oyuncudan da böyle açıklamalar geldikten sonra acaba futbol tamamen ahlak ve etik davranışlar üzerine mi kurulmalı yoksa böyle tarz hareketlerin olması gerekli mi diye düşünmeye başladım ve bir cevap aramaya çalıştım.Kendimce bir cevap buldum ama önemli olan her bir insanın ne düşündüğü olduğu için genelleştirilemeyeceğini düşünüyorum.O yüzden siz ne düşündüğünüzü paylaşırsanız hangi düşüncenin çoğunlukta olduğunu anlamaya çalışırız.


11 Temmuz 2011 Pazartesi

River Plate'in Acı Sonu



Bir kulüp düşünün.100 yıllık kulüp...33 lig şampiyonluğu var...Dünyadaki en ezeli rakibe sahip...Bu kulüp son yıllardaki performansının ortalamasından dolayı küme düşmeme maçı oynasın ve bu maçta da bir alt ligteki takıma elenerek küme düşsün.Hakikaten sinir bozucu, hayal kırıklığı yaratacak bir durum.Koskoca River Plate Boca'nın sevinç gösterilerinin gölgesinde bir alt ligin yolunu tuttu.Her şeye rağmen son maçta yakaladığı fırsatlarla ligde kalabilirlerdi ama başaramadılar.Umarım bu durumdan bir ders çıkarırlar ve eski günlerine dönerler.

Bir Yıldız Daha Emekli Oldu



Kariyerinde sakatlıklar hep engel teşkil etse de o yılmadı ve yoluna devam etti.Tüm Arjantinliler O'nu son dakika golüyle Arjantin'i Dünya Kupasına götürmesiyle hatırlayacaktır.Bir yıldızın daha sahalardan kaymasına üzüldük ama hayat işte bir yerde bitirmemiz gerekiyor.

2 Mart 2011 Çarşamba

Barcelona'nın Deplasman Performansı (+35)



Avrupa Ligleri'ndeki puan durumlarına bakarken birşey dikkatimi çekti.La Liga'da lider Barcelona deplasmanda oynadığı 12 maçta 11 galibiyet 1 beraberlik çıkarmış.O beraberliği de yanılmıyorsam Sporting Gion karşısında almıştı.Şans biraz yanında olsa o maçı da kazanabilirdi.Neyse Barcelona bu 12 maçta toplam 40 gol atmış.40 gol...Yediği gol sayısı ise sadece 5.Yani averajı +35.Deplasman performanslara bakacak olursak Barcelona'nın yanına yaklaşan yok.Sıralamada 2. olan Real Madrid 7 galibiyet, 4 beraberlik, 2 yenilgi alırken 18 gol atmış 13 gol yemiş, averaj +5.Averajı + olan bir diğer takım ise Valencia.Deplasmanda 7 galibiyet, 2 beraberlik, 3 yenilgi alan Valencia 17 gol atmış, 13 gol yemiş.Averajı +4.Diğer 17 takımın averajı eksilerde.

Rakamlara bakınca Barcelona'ya hayran olmamak elde değil.Deplasmanda +35 averaj yapan bir takımın önünde sadece saygıyla eğilir.Hala Barcelona'dan nefret edip diğer takımı tutanlar anlamıyorum.Yol yakınken bizim tarafa geçseniz iyi olur :))

28 Şubat 2011 Pazartesi

7 Tane Atılır mı Bee Oha Udinese


Avrupa Ligi'ne bilet kapabilmek için yarışan iki takımın mücadelesinden ilginç bir skor çıktı.Udinese Palermo'yu deplasmanda 7-0 yendi.Galiba Udineseli oyuncular insafa gelmiş ve 60. dakikadan sonra gol atmamayı tercih etmemişler rakibini 9 kişi kaldığından.Udinese bu skorla Lazio'nun yenilmesiyle bir anda 4. için bir şansı doğdu.Bakalım sezon sonunda nerede bitirecekler.

11 Şubat 2011 Cuma

Ustaya Saygı



"Rooney, Scholes, Cesc, Nasri ve Giggs, çok beğendiğim ve izlerken keyif aldığım oyuncular. Ancak Paul Scholes'a ayrı bir parantez açmak istiyorum. Bana göre Scholes, son 20 senenin en iyi orta saha oyuncusu. Arkadaşım Xabi Alonso ile de sık sık bu konu hakkında konuşuyoruz. Scholes, herşeyi yapabilen harika bir oyuncu." 

Xavi  Hernandez

9 Şubat 2011 Çarşamba

Chelsea:0 - Liverpool:1 (Torres Odaklı Fotoğraflar)



















Kırmızıların efsanesi olma yolunda ilerlemek varken mavilerin oyuncusu olma kararını almak...Keşke bu maçta Torres kırmızı forma ile çıksaydı.

Disko Disko Partizani



Omzundaki rahatsızlıktan dolayı ameliyat olan Adriano tedavi sürecine barda start verdi.Anlaşılan Adriano gözlerden ırak bir şekilde eğlenip tedavi olmayı planlamış."Bidon" kralı Adriano'yu bu hareketlerinden dolayı kutluyorum.Tam da ünvanına yakışır hareketler.

15 Ocak 2011 Cumartesi

Makoun Transfer Edilemez miydi?


Uzun zamandır Fenerbahçe ile adı geçen Jean II Makoun Aston Villa anlaşmış ve Adanın yolunu tutmuş.Transfer bedeli 9.5 milyon euro olarak belirlenmiş.Merak ediyorum Fenerbahçe gerçekten bu oyuncuyla ilgilendi mi?İlgilendiyse 9.5 milyon euroya alamaz mıydı?9.5 milyon euro fazla gözükebilir ama oyuncunun 27 yaşında olduğunu ve Fenerbahçe'nin istediği tarzda bir oyuncu olduğunu unutmamak gerekiyor.Böyle bir oyuncunun maliyeti ne olursa olsun transferi düşünülmeliydi.Güiza 14..5 milyon euro,  Mehmet 9 milyon euro ettiği bir piyasada Makoun'a 9.5 milyon euro rahatça verilebilirdi.

11 Ocak 2011 Salı

Alex de Souza Rest Çekti


"Sözleşmem sezon sonunda bitiyor ve bu sır değil.Şimdi işler biraz değişti. Fenerbahçe ile görüşmemden bu yana iki ay geçti ve geleceğime ilişkin hiçbir şey konuşmadık. Her şey hızlı geçiyor ve mayıs sonunda ne olacağını düşünmem gerekiyor. Henüz kafamda hiçbir şey yok, hiçbir şeye karar vermedim. Fener ile konuşmadım ve diğer menajerler bana geldiğinde şu an zamanı değil dedim. Ama bugünden itibaren gelen somut teklifleri dinleyip, ailem ve benim için iyi olanı değerlendireceğim. 5 ay çok hızlı geçiyor ve futbol çok dinamik, gideceği yere kadar gitsin diye düşünemem."

Alex de Souza


Alex de Souza bir an önce gelecekte hangi takımda olacağını öğrenmek istiyor ve bu konuda Fenerbahçe'yi biraz şıkıştırıyor.Burada iki seçenek var.Ya Aykut Kocaman oynatmak istediği futbolu sergilemek için Alex de Souza'yı gönderecek ya da Aykut Kocaman uzun yıllar boyunca oynanan oyunu devam ettirmek için Alex de Souza ile yollarına devam edecek.Aykut Kocaman'ın yerinde ben olsam ben ilk tercihi uygulamaya geçirirdim.Şu ana kadar Alex de SOuza inanılmaz işler yaptı.Fenerbahçe tarihine adını altın harflerle yazdırdı.Taraftarlar tarafından çok sevilen oyuncu, kaptan.Ama Fenerbahçe'nin istediğimiz oyunu oynaması için Alex de Souza'nın kadroda olmaması gerekiyor.Gönül ister ki Alex de Souza'nın yükünü çekecek bir orta saha kuralım ve Alex'den de faydalanalım ama bir türlü öyle orta saha kurulamadı.O yüzden eğer Fenerbahçe istenilen futbolu oynamak, oynatmak istiyorsa Alex ile yolların ayrılıp Aykut Kocaman'a bir şans verilmesi gerekiyor.Tabi bunun kararını Aykut Kocaman verecek.Umarım kararı Fenerbahçe için hayırlı olur.

Ronaldinho Ülkesine Döndü


Sonunda kendisine bir kulüp buldu.Milan'ın Cassano'yu transfer etmesşnden dolayı şansı iyice azalan Ronaldinho Milan'dan ayrılacağını açıklamıştı.Büyük ihtimalle ülkesine geri dönen Brezilyalı yıldızlar kervanına katılacaktı.Beklenildiği gibi de oldu ve Ronaldinho Flamengo'nun yolunu tuttu.Barcelona'da Rijkaard ile yaşamış olduğu problemlerden bu yana bir türlü kendini toparlayamadı ve bizi o güzel futbolundan mahrum bıraktı.Umarım Brezilya'da kendini bulur da yine gözümüzün pasını siler.

8 Ocak 2011 Cumartesi

Sonunda Roy Hodgson Kovuldu (Güzel Haber)



Uzun zamandır Liverpool taraftarlarının beklediği son gerçekleşti ve Roy Hodgson'ın görevine son verildi.Bu habere çok sevindim ki bazı sıkıntılarımı bile unutturdu.Umarım bu günden itibaren özellikle Manu maçıyla itibaren o bildiğimiz Liverpool ruhu geri döner de hak ettiği noktalara ulaşır.Roy sana gelince bundan sonra Liverpool'a adım atayım deme.

6 Ocak 2011 Perşembe

İlk Kurban Kim Olacak?



Premier league'de oynanan maçlardan sonra 4 teknik adamın koltuğu tartışılmaya başladı.Bahis siteleri hangi teknik adamın daha önce takımından ayrılacağı üzerine bahis bile açtılar.Kim bu teknik adamlar?Carlo Ancelotti (Chelsea), Roy Hodgson(Liverpool), Avram Grant(West Ham Uni.) ve Gerard Houllier(Aston Villa).

Lig sıralamasına göre gidersek ilk önce Carlo Ancelotti üzerine konuşalım.İlk on hafta 8 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 yenilgi alan Chelsea birden bire ne olduysa hızla düşmeye başladı ve sonraki 11 haftada 2 galibiyet, 4 beraberlik ve 5 yenilgi alarak zirveden iyice uzaklaştı.Chelsea'nin bu düşüşünde önemli bazı oyuncularının yokluğu gerekçe gösterilse de fısıltı gazetelerinde sorun Carlo Ancelotti ile oyuncular arasındaki problemlerden kaynaklandığını söylüyor.Ne kadar doğrudur bilemem ama Chelsea giderek zirveden uzaklaşıyor ve bu da Carlo Ancelotti'nin biletinin kesilmesini yakınlaştırıyor.

Liverpool'da ise sezon başındaki yanlış planlamanın sıkıntısını yaşıyor.Sezon başında takımı Roy Hodgson gibi bir hocaya teslim ederseniz takımın bu hale gelmesi normal diye düşünüyorum.UEFA Kupası kazansa da kariyeri liverpool'u başarıyla çalıştıracak düzeyde değil ne yazık ki.Roy Hodgson'un takımın başında olması oyun anlamında değil takım ruhu açısından da üzüntü verici noktada.Bir büyük takım her ne kadar kötü oynasa da en azından mücadele etmek zorunda.Büyüklüğünü göstermeli diye düşünüyorum.Ligimizde Galatasaray ne durumdaysa oyun ve ruh açısından Liverpool da aynı durumda.Dünkü Blackbrun maçında takımın performansını geçtim, oynama azmi, isteğini görmek mümkün olmadı.Bu da dünyanın her tarafında aynı sonu hazırlıyor.Teknik adamın kovulması...benim kişisel beklentim bu şekilde.Eminim ki Liverpool taraftarları da aynı şekilde düşünüyor.Umarım biran önce Roy Hodgson'dan kurtuluruz.

Önceki senelerde ligin ilk 7sinde görmeye alıştığımızda Aston Villa bu sene tanınmayacak durumda.21 haftada aldığı 5 galibiyet, 6 beraberlik ve 10 yenilgiyle küme düşme potasında bulunuyor.Gerard Houllier bu durumda işi çok zor.Bir şekilde çözüm bulumazsa sezon sonunu göreceğini düşünmüyorum.

Son olarak ligin dibindeki West Ham.Sezon başında çok da beklentisi olmayan West Ham takımının bu duruma da düşüceğini beklemiyordum.Her ne kadar Avram Grant şahsına inanmasam da West Ham'ın bu durumda olması beni şaşırttı.Dediğim gibi sezon başında fazla beklentisi olmadığından Avram grant ile devam edileceğini düşünüyorum.

Özetle ilk kim ayrılacak sorusu için sıralamam şu şekilde;

1-Roy Hodgson
2-Gerard Houllier
3-Carlo Ancelotti
4-Avram Grant

Sizin de sıralamanızı bekliyorum.

31 Aralık 2010 Cuma

Roberto Ayala Futbolu Bıraktı



Şu ana kadar izlediğim tüm defans oyuncuları arasında saygı duyduğum oyuncular arasında yer alır Roberto Ayala.En iyi dönemini Valencia'da geçiren Ayala Valencia kulübünün efsanesi olarak tarihe adını yazdırdı.Ayrıca Ayala bazı futbolseverlerin gönlüne de adını yazdırdı.Valencia forması altında 2 şampiyonluk kazanan, Arjantin Milli Takım formasını Zanetti'den sonra en çok giyen oyuncu olan Ayala 37 yaşında futbolu bıraktığını açıklamış.Ayala futbolu bıraksa da kalbimizin bir yerinde özellikle Valencia forması altında göstermiş olduğu performansı izlemiş olmanın mutluluğu yaşanmaya devam edecek.Herşey için teşekkürler Büyük Kaptan.Senin yerin her zaman ayrı olacak.

21 Aralık 2010 Salı

Futbol > Formula 1



Vuruşlara baktığımızda Micheal Schumacher çok klas takılırken, Vettel topu yeni görmüş çocuklar gibi davranıyor.Vettel'in artık büyümesi gerekir :)

16 Aralık 2010 Perşembe

Beşiktaş'ın Son 10 Yıldaki Yabancı Oyuncularına Bakış



Sıra geldi Beşiktaşı'ın yabancı oyuncularına bakmaya.Beşiktaş son yıllarda aldığı gereksiz oyuncular yüzünden bir türlü istediği yabancı transferlerini yapamıyor.Öyle ki yabancı oyuncularına talip çıkmadığı için ya sakatlanmasını fırsat bilip sözleşmesini donduruyor ya da gülü seven dikenine katlanır misali parasını verip gönderiyor.Özellikle Yıldırım Demirören başkanlığında alınan ,bu sezonkileri saymazsak, 24 yabancı futbolcudan sadece Sivok ve Ernst'ten tam anlamıyla verim alabildi.Demirören tüm bunlara rağmen yabancı futbolcu transferi için çalışmalarına devam ediyor.Bu sezon Guti, Quaresma, Hilbert ve M.Fernandez'i alan Demirören doymuyor ve Simoa ve Almedia transferleri için de uğraşıyor.Önce bir noktaya belirtelim.Taraftar Demirören'e neden kızıyordu?Kötü harcamalar yaparak kulübü zarara uğrattığı ve kulübü kendisine borçlandırdığı için.Peki Beşiktaş Simao ve Almedia transferlerini yaparsa zaten 11 yabancısı olan Beşiktaş'ın bu isi oyuncuya nasıl yer açacak.Sakat olan Sivok'un da geri döneceğini düşünürsek mecburen bazı oyunculara yol gözükecek.Tabiki bazı oyuncularla yollar ayrılırken ekonomik olarak bazı şeyleri göze almak gerekiyor.Bu da Demirören yönetiminin hem kulübü zarara uğratmaya devam ettiği hem de maliyetli transferler yaparak kulübü kendisine borçlandırdığı anlamına geliyor.Ama taraftar yıldız oyuncular geldiği için şimdilik bir şey demiyor.Hatta geçen sene olumsuz anlamda kullandıkları "yeter Yıldırım Demirören" sloganını şimdi olumlu yönden kullanıyorlar.

Kısaca özetlersek Beşiktaş'ı ileriki günlerde bekleyen problem listede hangi 10 yabancı oyuncuya yer verecek.Burada adaylar Bobo, Fink ve Ferrari topun ağzında.Gidebilecek diğer isimler ise Zapo ve Holosko.Zapo'yu Bursaspor istiyormuş.Gidebilir yani.Eğer Zapo da giderse defans bölgesinde sadece İbrahim Toraman, Ersan ve Sivok kalacak.Gerçekten nereden bakarsan bak zor bir problem.Türev, integral alsan da işin içinden çıkamazsın.O yüzden biz bu işleri Schuster ve BJK Yönetimine bırakalım.Elbet bir yol bulacaklar ama buldukları yol onları nereye götürecek göreceğiz.

Az daha unutuyordum.Galatasaray için istatistikler vermiştim.Beşiktaş için de kısa kısa bilgiler verelim.Beşiktaş her sezon yaklaşık olarak 5 oyuncu alıp 4 oyuncu gönderiyor.Beşiktaş 10 yıllık periyotta 9 farklı teknik adamla çalıştı.Nevio Scala, C. Daum, Mircea Lucescu, Vicente Del Bosque, Rıza Çalımbay, Jean Tigana, Ertuğrul Sağlam, Mustafa Denizli ve Bernd Schuster...




2000/2001

Gelenler:Miroslav Karhan, Pascal Olivier Nouma, Sam Dominique Abouo, Dmitri Khlestov

Gidenler:Oliver Schäfer

2001/2002

Gelenler:Sixten Veit, Mattias Asper, Zoubaier Baya, Ronaldo, Arild Stavrum, Peter Kjær

Gidenler:Sixten Veit, Markus Münch, Miroslav Karhan, Pascal Olivier Nouma, Ike Shorunmu, Jamal Sellami, Peter Kjær, Sam Dominique Abouo

2002/2003

Gelenler:Amaral, Antônio Carlos, Thomas Myhre, Daniel Pancu, Pascal Olivier Nouma, Federico Giunti, Óscar Córdoba, Marinho, Marius Măldărăşanu

Gidenler:Mattias Asper, Thomas Myhre, Marinho, Arild Stavrum, Dmitri Khlestov, Zoubaier Baya, Pascal Olivier Nouma

2003/2004

Gelenler:Ahmed Hassan, Adrian Bucurel Ilie

Gidenler:Amaral, Marius Măldărăşanu

2004/2005

Gelenler:Juanfran, John Carew

Gidenler:Antônio Carlos, Adrian Bucurel Ilie

2005/2006

Gelenler:Aílton, Kléberson, Souleymane Youla, Tomáš Jun, Bobô

Gidenler:John Carew, Daniel Pancu, Ronaldo, Tomáš Jun,

2006/2007

Gelenler:Matías Delgado, Ricardinho, Márcio Nobre, Vedran Runje

Gidenler:Juanfran, Óscar Córdoba, Aílton, Souleymane Youla

2007/2008

Gelenler:Rodrigo Tello, Lamine Diatta, Filip Hološko, Édouard Cissé, Gordon Schildenfeld, Federico Higuaín

Gidenler:Lamine Diatta, Ricardinho, Vedran Runje, Kléberson

2008/2009

Gelenler:Anthony Seric, Tomáš Sivok, Tomáš Zápotočný, Fabian Ernst

Gidenler:Anthony Seric, Federico Higuaín

2009/2010

Gelenler:Michael Fink, Rodrigo Tabata, Matteo Ferrari

Gidenler:Édouard Cissé,

2010/2011

Gelenler:Roberto Hilbert, Guti, Ricardo Quaresma, Manuel Fernandes

Gidenler:Rodrigo Tello, Matías Delgado, Gordon Schildenfeld

Gelenler:48  Gidenler:37

15 Aralık 2010 Çarşamba

Galatasaray'ın Son 10 Yıldaki Yabancı Oyuncularına Bakış



Biz taraftarlar sürekli takımımızın göze hoş futbol oynamasını istesek de iş sonuç kısmına geldiğinde başarı istiyoruz.Türk olduğumuzdan dolayı bu başarının bir an önce gelmesini istiyoruz.Yani bizim kitabımızda sabır denen bir şey yok.Hal böyle olunca takımları yönetmek üzere iş başına gelen yönetimler taraftarlarla ters düşmemek için elinden geldiğince transfer yaparak iyi bir kadro kurma telaşına düşüyorlar.Bazen iyi futbolcular gelse de bazen de hiç Türkiye'ye gelmemesi gerekenler bile alınabiliyor.Bu tamamen tepkileri üzerine çekme korkusundan kaynaklanıyor.Yönetim başarısız geçen her sezonun ardından hatayı takımın yapılanmasında bulmaktansa tüm yükü kadroya yükleyip kadroyu baştan aşağıya değiştirmeye kalkıyor.Bu değişim taraftar gözünde bazen heyecan yaratsa da önemli bir bölümü ekonomik zarardan başka bir şey getirmiyor.Ama yönetim kısa vadede başarıyı düşündüğünden ve her başarısız sezonun ardından teknik kadro değiştiğinden dolayı sürekli "bir elimde cımbız bir elimde ayna umurumda mı dünya" modunda dolanarak oyuncu sirkülasyonuna katkıda bulunuyor.İşte bu sirkülasyondan en çok canı yanan takım Galatasaray'dır bana göre.Her sezon başında heyecanla transfer yapmalarına rağmen ya büyük oyuncular verimli olamadı ya da sırf taraftarın gözünde transfer yapmış olmak için hiç alınmayacak oyuncular aldılar.

Galarasaray'ın bu durumuna bir bakmak amacıyla bir araştırma yapmak istedim.Son 10 yılda kimler gelmiş kimler gitmiş bakmak istedim.Araştırırken bu adamların ne işi var dediğimde oldu, Galatasaray bu adamın değerini bilemedi dediğim de oldu.Galatasaray 2000/2001 sezonundan bu yana tam 53 yabancı futbolcu transfer etmiş.Bu oyuncular arasında Galatasaray'ın verim alabildiği oyuncuları saymak istersek; Jardel, Faryd Mondragón, Rigobert Song, Shabani Nonda, Harry Kewell, Milan Baros ve Lucas Neill'i sayabiliriz.Galatasaray aynı dönemde 46 yabancı oyuncusu ile ilişkisini kesmiş.Bu oyuncular arasından Franck Ribéry, Lincoln, Elano ve Giovani dos Santos istenilen, beklenilen performansı gösteremediler veya Galatasaray bu oyuncuların değerini bilemedi.

Peki bu 10 yıllık dönemde teknik kadrodan kimler geldi kimler geçti?Bİr de ona bakalım.2000'de UEFA Kupasının kazanılmasından sonra Fatih Terim görevinden ayrıldı ve yerine Mircea Lucescu geldi.Lucescu ile başlayan serüvende Galatasaray şu anda 10.teknik adamının elinde.Sırasıyla Mircea Lucescu, Fatih Terim, Gheorghe Hagi, Eric Gerets, Karl-Heinz Feldkamp, Cevat Güler, Michael Skibbe, Bülent Korkmaz, Frank Rijkaard ve tekrar Gheorghe Hagi Galatasaray'ın başında görev yapmış.Yani son 10 senede 10 teknik adam ile çalışılmış.Bir yıla oranlarsak 1 hoca yapıyor.Gerçekten inanılmaz rakam.Bir de buna yılda ortalama 5 oyuncu gelip 4 oyuncunun gittiğini koyarsak Galatasaray'ın şu anki hem sportif başarısızlığını hem de UEFA Kupasını aldığı yıldan itibaren ekonomik olarak çöküşünü anlayabiliyoruz.

Bu seneye baktığımızda 4 oyuncu alındı.Zvjezdan Misimović, Lorik Cana, Juan Pablo Pino veEmiliano Insúa...
Bu oyunculardan Misimovic A2 takımıyla antreman yapıyor, Insua ise kesiği yemiş durumda.Hagi Insua'yı onatmayı düşünmüyor.Lorik Cana ise Hagi gibi birinin takımın başında olmasından dolayı el üstünde tutuluyor.Pino'nun geleceği belirsiz.Görüldüğü gibi bu sezon başında aldığı oyuncularından 2 tanesi ile ilişki koparılmak üzere biri yerini sağlamlaştırdı, diğerinin şansı %50.Hal böyle olunca her ne kadar tesisleşme anlamında ne kadar hamle yapılırsa yapılsın sportif başarısızlığının altında yönetimin olduğunu görememek çok acı verici.Acı verici olan Galatasaray yönetiminin bunun farkında olup bir şey yapmaması ve hala yeni oyuncular almaya çalışması.Bir noktadan sonra oyuncuların, teknik adamların gönderilmesi kabul edilmez.Zira artık işin yönetimin değişmesine kadar geldiğinin farkındalar birçok taraftar.Bakalım Galatasaray şampiyonluktan koptuğu bu sezonda iyi planlama yaparak gelecek senenin kadrosunu kuracak mı yoksa Başkan Adnan Polat dediğini yapıp sezon arasında 4 futbolcu alıp işleri iyice çıkmaza mı sokacak?Üç büyüklerimizden Galatasaray'ın bu durumda olduğunu görmek rahatsız edici.Ama yönetimler geldikleri gibi gitmesini bilebilseler belki de bazı şeyleri çözmüş olacağız.Bakalım ileriki günler neler gösterecek.



2000/2001

Gelenler:Jardel 

Gidenler:Bruno Quadros

2001-2002

Gelenler:Mbo Mpenza, Radu Niculescu, Andrés Fleurquin, Batista, Robert Spehar, Pavel Horvath, Jersson González,  Gustavo Victoria, Sébastien Perez

Gidenler:Márcio Mexerica, Jardel, Gheorghe Popescu, Cláudio Taffarel, Mbo Mpenza, Robert Spehar, Pavel Horvath, Gheorghe Hagi

2002/2003

Gelenler:Haim Revivo, Klodian Duro, Faryd Mondragón, Maboula Ali Lukunku, Christian, Felipe, Abel Xavier, Mohammed Sarr

Gidenler:Klodian Duro, Radu Niculescu, Jersson González, Andrés Fleurquin, Capone

2003/2004

Gelenler:Frank De Boer, Ovidiu Petre, Florin Bratu, César Prates, Sergio Almaguer, Dániel Tőzsér

Gidenler:Haim Revivo, Frank De Boer, César Prates, Gabriel Tamaş, Felipe, Sergio Almaguer

2004/2005

Gelenler:Richard Kingson, Stjepan Tomas, Flávio Conceição, Alioum Saidou, Franck Ribéry, Rigobert Song

Gidenler:Florin Bratu, Batista, Ovidiu Petre, Maboula Ali Lukunku

2005/2006

Gelenler:Marek Heinz, Saša Ilić

Gidenler:Richard Kingson, Franck Ribéry, Flávio Conceição

2006/2007

Gelenler:Junichi Inamoto, Marcelo Carrusca

Gidenler:Alioum Saidou, Marek Heinz

2007/2008

Gelenler:Ismaël Bouzid, Lincoln, Tobias Linderoth, Shabani Nonda, Ahmed Barusso

Gidenler:Junichi Inamoto, Saša Ilić, Stjepan Tomas, Faryd Mondragón, Ahmed Barusso

2008/2009

Gelenler:Harry Kewell, Milan Baros, Fernando Meira, Morgan De Sanctis

Gidenler:Ismaël Bouzid, Rigobert Song, Fernando Meira, 

2009/2010

Gelenler:Leo Franco, Lucas Neill, Abdul Kader Keita, Elano, Giovani dos Santos, Jô

Gidenler:Lincoln, Tobias Linderoth

2010/2011

Gelenler:Zvjezdan Misimović, Lorik Cana, Juan Pablo Pino, Emiliano Insúa

Gidenler:Leo Franco, Marcelo Carrusca, Abdul Kader Keita, Elano, Jô, Giovani dos Santos


Gelen:53 giden:46

14 Aralık 2010 Salı

Barcelona 40 Dedi Rekoru Kırdı



Barcelona 3 puanlı sisteme geçildikten bu yana La Liga'da 15 hafta sonunda en yüksek puana ulaşarak rekor kırdı.Barcelona 15 haftada 13 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 yenilgi alarak 40 puan topladı.Daha önceki rekoru Barcelona ve Real Madrid paylaşıyordu.Bu iki ekip 12 galibiyet, 3 beraberlik alarak 39 puanla rekoru paylaşıyorlardı.Bu sene inanılmaz giden Barcelona bu rekoru kırmazsa ayıp olurdu zaten.Bu anlamda da Real Madrid'i geçtik.Birkez daha Realliler imrenebilirler :)

13 Aralık 2010 Pazartesi

Adriano Üçleme Yaptı



Adriano ödüle doymuyor.Daha önceden kazandığı Bidone d'oro ödülünü bir kez daha kazanarak bu ödülde rakipsiz olduğunu bir kez daha kanıtladı.Ödülde ilgili konuşan Adriano "Hedefim bu ödüle ambargo koymak" diyerek ne kadar iddaalı olduğunu gösterdi.Tebrikler Adriano.

Johan Cruyff Sitem Etti



"Biz, dünyada eşi olmayan bir kulübüz, hiçbir kulüp tarihi boyunca formasını ilk haliyle muhafaza edemedi. Biz hem bunu yaptık, hem de rekabeti sürdürdük. Sonra bu eşsizliği, bütçemizin yaklaşık 100'de 6'sına sattık. Şu an kazandığımızdan fazla harcadığımızı biliyorum ancak formaya reklam almak bana sadece yaratıcı olmadığımızı ve bayağı bir hale geldiğimizi gösterdi.İşler o kadar kötü gidiyorsa, UNICEF ile anlaşmamızı iptal etmeli ve bu anlaşmanın temsil ettiği tüm değerleri bir kenara atmalıyız. Çünkü logolarını formamızda taşıdığımız için onlara para ödüyoruz."

Johan Cruyff