türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2013 Cuma

En Karlı Ülke İsviçre Oldu

Şampiyonlar ligi ve avrupa liginde ilk mafta geride kalırken ülke puanı sıralamasında işler kızışmaya başladı.Bir adım önde gözüken Belçika'yı izleyen Türkiye, İsviçre ve Yunanistan ilk 12'de yer almak için mücadele ediyorlar.

Şampiyonlar liginde mücadele eden Galatasaray evinde Real Madrid'e yenilerek bu hafta ülke puanına bir katkı yapamadı.Avrupa liginde ise Trabzonspor deplasmanda galip gelerek 0.4 puan getirdi.Gelen 0.4 puan ile birlikte Türkiye ilk haftayı 30.400 puan ile 11. kapattı.

Sıralamada bizim önümüzde yer alan Belçika avrupa kupalarında 4 temsilcisi ile temsil ediliyor.Şampiyonlar liginde Anderlecht ve avrupa liginde Standart Liege ilk maçlarını kaybetti.Avrupa liginde mücadele eden Zulte Waregam ilk maçında berabere kalırken Genk ilk maçında galip geldi.Belçika bu hafta 0.6 puan kazandı ve haftayı 33.300 puan ile 10. kapattı.

Türkiye gibi avrupada iki temsilcisi bulunan Yunanistan 0.4 ülke puanı kazanarak haftayı 29.400 puan ile 13. sırada tamamladı.İlk 12 dışında yer alan Yunanistan için kritik bir sezon olacak.Eğer sezon sonunda ilk 12'de yer alamazlarsa şampiyonları direk oalrak şampiyonlar ligine katılamayacak.

İlk 12'de yer alma mücadelesinde bu haftayı en karlı kapatan İsviçre oldu.İsviçre'nin avrupada mücadele eden 3 temsilcisi de bu hafta galip gelerek maksimum puanı kazandırdı.İsviçre alınan 3 galibiyet ile 1.2 ülke puanı kazandı ve haftayı 30.225 puan ile 12. kapattı.

İsviçre bu haftaki atağı ile hem Türkiye'yi yakaladı hem de Yunanistan ile arayı açtı.Türkiye açısından bakacak olursak Trabzonspor galibiyetinin yanına Galatasaray'dan gelecek bir beraberlik olsaydı daha iyi olurdu ama Trabzonspor'un galibiyeti de biraz olsun toparladı.Türkiye ve İsviçre'nin bir avantajları var.Belçika temsilcisi Anderlecht ve Yunanistan temsilcisi Olympiakos aynı grupta yer alıyorlar ve birbirlerinden puan çalacaklar.Bu durumu İvsiçre ve Türkiye iyi değerlendirirse Belçika'yı yakalama ihtimalleri olabilir.

Öyle bir durumdayız ki maalesef her hafta ülke puanı ne durumda diye bakmamız gerekiyor.Umarım ikinci maçlarla birlikte avrupadaki temsilcilerimiz Galatasaray ve Trabzonspor kazanırlar ve ülke puanı açısından bu sezonu kurtarabiliriz.

10.Belçika 33.300
11.Türkiye 30.400
12.İsviçre 30.225
13.Yunanistan 29.400

4 Eylül 2013 Çarşamba

Başlangıç İyi Olmadı

Maçın sonu nasıl olacak bilmiyorum ama şunu söylemek gerekirse Milli Takım iyi başlayamadı ve şutların girmemesi dışında hiçbir oyuncu maça tam anlamıyla odaklanmış değil gibi gözüküyor.İlk maç olması sebebiyle bunu normal karşılamak gerekir.Her zaman başlangıçlar zor olmuştur ama bu kadar kopuk oynamayı nasıl açıklarlar bilemiyorum.Bir de kötü oyunun nedeni olarak gösterilemez ama kadroda düşünülmeyen Cenk Akyol bu maçta şutör olarak yer alsaydı Ömer Onan'ın sakatlığı sonrası kadrodan çıktıktan sonra şutör eksikliğini giderebilirdi.İçeriye gömülen bir takımı açmak için dışardan sayı bulmak şart ve ilk maça baktığımızda bunu başaran yok maalesef.Umarım bu görüntü ilk maçta kalır ve turnuvanın geri kalan maçlarında daha iyi oynarız.

26 Mart 2013 Salı

Nereden Nereye?

Pletikosa – Simunic – Robert Kovac – Corluka – Rakitic – Niko Kovac – Srna – Modric – Olic – Kranjcar – Pranjic

Pletikosa – Strinic – Simunic – Kovacic – Corluka – Rakitic – Modric – Srna – Mandzukic – Olic – Kranjcar


Rüştü – Hakan Balta – Gökhan Zan – Mehmet Topal – Nihat – Arda – Emre Aşık – Tuncay Şanlı – Kazım Kazım – Sabri – Hamit

Onur – Bekir – Hasan Ali – Semih Kaya – Gökhan Gönül – Selçuk İnan – Umut – Nuri – Arda – Burak – Sercan Saraer


2008 Avrupa Şampiyonası'nda çeyrek final maçında oynadığımız Hırvatistan'ın o günkü kadrosu ile son oynadıkları Sırbistan maçındaki kadrosuna baktığımızda 3 isim değişik sadece.

Türkiye'ye baktığımızda çeyrek finaldeki kadrodan sadece Arda Turan oynamış Andorra karşısında.Andorra maçı ölçü olmayabilir ama Macaristan maçında da fazla bir değişiklik olmayacaktır diye düşünüyorum.

2008'den bu yana Hırvatistan yukarı çıkarken biz ise gittikçe ivme kaybediyoruz.Nerede yanlış yaptığımızı oturup düşünmemiz gerekiyor.

25 Mart 2013 Pazartesi

Kazanmak Şart

2014 yılında Brezilya'da olmak için Türkiye ilk adımı attı ve kötü oynadığı maçta Andorra'yı yenerek başlangıcı yaptı.Üstüne Macaristan ve Romanya da berabere kalınca umutlarımız arttı.Şimdi önümüzde Macaristan maçı var ve ne olursa olsun kazanmamız gereken bir maç.Bu maç özelinde sistemlerin bir önemi yok diye düşünüyorum.Önemli olan 90 dakikanın sonucunda galip gelmek.Bu anlamda sonucu değiştirebilecek oyuncularla sahada olmak iyi bir tercih olacaktır.

Abdullah Avcı şu ana kadar oynanan maçları bir kenara koysun ve bu maç için özel şeyler yapsın.Sonuç alabileceğimiz şekilde takımı oynatırsa Macaristan'ı bir şekilde geçeriz ve umutlarımız korumaya devam ederiz.Umarım her şey istediğimiz gibi olur.

8 Şubat 2013 Cuma

Ne Yapmak İstiyoruz?Neyi Hedefliyoruz?


Abdullah Avcı dönemi ne kadar umut dolu başladıysa şimdi de bir o kadar karamsar devam ediyor.Futbol ortamında değişimi yapabilecek insanlardan biri olduğu düşünülen Abdullah Avcı'nın bazı şeyleri yapmakta zorlandığını görünce insan git gide karamsar olmaya başlıyor.Çek Cumhuriyeti ile yapılan hazırlık maçında takımın neleri iyi yaptığını, nerede eksiklerin olduğunu söyleyebilecek olan var mı?Hiç zannetmiyorum.Çünkü ortada bırakın takımın iyi taraflarını eleştirilecek bile bir şey yoktu.Sahada var olmayanları izlemek zorunda kaldık ve milli maç havasına giremedik bile.

Çok kritik bir döneme giriyoruz.Brezilya'da gidip gitmeyeceğimizi belirleyecek olan maçlar yaklaşıyor.”Bu ana kadar istenileni yapamadık ama bundan sonra toparlanıp bazı şeyleri düzeltebiliriz” demeyi çok isterim ama takım bu görüntüyü vermekte zorlanıyor.Son 7 maça baktığımızda sadece 1 galibiyetimiz var ki o da Estonya'ya karşı.Hollanda'yı, Avusturya'yı, Romanya'yı, Macaristan'ı, Danimarka'yı ve Çek Cumhuriyeti'ni yenemedik.Hollanda'yı bir kenara koyarsak diğer 5 takım adı geçtiğinde dudak büktüğümüz takımlar olduğunu düşünürsek ne kadar kötü bir durumda olduğumuzu daha iyi görüyoruz.

Brezilya'ya gidebilir miyiz?Çok zor.Bırak Brezilya'ya gitmeyi kalan maçları puan kayıpları yaşasak bile iyi oynayabilir miyiz?İhtimali çok düşük.Peki sonrasında???

7 Şubat 2013 Perşembe

FIFA Sıralaması Deyip Geçme


Avrupa Şampiyonası veya Dünya Kupası Eleme Gruplarında rakiplerimiz belli olduktan sonra hedefimiz grup liderliği diyoruz.Sanki tarihimizde gruplarda birinci olmuşluğumuz var.Halbuki seninle aynı seviyede olan takımlara takılmamak öncelik vermen konuların başında geliyor.Çünkü bu tür takımlara takılmadığın takdirde otomatik olarak grup liderliğine oynarsın.Bir türlü bunun farkına varamıyoruz ve sonrasında hüsran dolu günlerimiz oluyor.

FIFA sıralamasında bizden daha iyi durumda olan takımlar ile olan geçmişimize baktığımızda hedef maçı olarak bu takımlarla oynadığımız maçları belirlersek daha gerçekçi oluruz ve tüm bu sistemsizliğimize rağmen başarı yakalayabiliriz.Kendimizi yükseklerde gördükçe bu tarz darbeleri almaya devam ederiz.

Hırvatistan(10)

Euro 2008'de penaltılar ile kazandığımız maçın penalılar kısmını bir kenara koyarsak Hırvatistan'a karşı galibiyetimiz yok.

İsviçre(13)

İsviçre ile oynadığımız son 5 maçın 3ünü kazandık ama 2006 Dünya Kupası'na giden yolda İsviçre bize engel olduğunu hatırlatalım.

Belçika(20)

Son 5 maçta 1 galibiyetimiz var.O da 2 yan toptan gol yediğimiz ama 3-2 kazandığımız maç.

Danimarka(23)

Danimarka ile bugüne kadar 9 kere oynamışız.Sadece bir galibiyetimiz(1992) var.

Norveç(24)

2000li yıllarda oynadığımız 4 maçta sadece 1 galibiyetimiz var.Euro 2008'e gidebilmek için kazanmak zorunda olduğumuz bir maçtı.

Çek Cumhuriyeti(29)

Euro 2008'de oynadığımız ve geriden gelip kazandığımız maç dışında bir galibiyet yok.

Macaristan(32)

Macaristan ile olan kötü geçmişimizi üst üste 3 maç kazanarak unutmaya başlarken grubumuzda oynadığımız maçı kaybettik.

Romanya(33)

Futbolunu beğenmediğimiz Romanya'yı son dönemde sadece bir kere yenebildik.2010 yılında oynanan hazırlık maçında sahadan 2-0lık skorla ayrıldık.Bundan önceki en son galibiyet için1965e gitmek gerekiyor.

1 Mart 2012 Perşembe

Slovakya Maçında 9 Yeni Yüz


Abdullah Avcı yönetimindeki A Milli Takımımız hazırlık maçında Slovakya'ya 1-2 yenildi ve yeni dönem yenilgi ile başlamış oldu.İlk maç olması nedeniyle önemli olan maçın sonucu değil önemli olan oyuncular arasındaki uyum, gelecek için kimlerin göz kırpacağı ve takımın oyun anlayışı idi.Abdullah Avcı ilk maç olduğu ve daha yolun başında olduğu için kadrosunu gençlerden kurmak istedi.Elbette biliyoruz ki Abdullah Avcı bu kadro ile yoluna devam etmeyecek.Bazı deneyimli oyunculara kadroda yer verecek.Buradaki tek düşüncesi yıllardır beklenen gençleşme operasyonunda kimleri yanında götürebilirim idi Abdullah Avcı'nın.

Dün Slovakya maçında oynayan oyunculara baktığımızda oynayan 17 oyuncudan 9 oyuncunun milli olma sayısı 5'in altında.6 oyuncu ise ilk defa milli formayı giydi.Bu 9 oyuncuyu yakından tanıyoruz.Ligimizde ve yurt dışında kendilerini gösterme şansı buluyorlar.Kim bunlar?Kalede Sinan Bolat...1.kalecimizi Volkan Demirel'in arkasında forma bekleyen Sinan Bolat Volkan Demirel'den sonra kaleyi emanet edeceğimiz kalecilerimizden biri.Defansın göbeğinde Semih Kaya ve Ömer Toprak yeni başlayan isimler arasında.Özellikle Ömer Toprak'ın Bundesliga ve Şampiyonlar Ligi tecrübesi ile bir adım önde olduğunu söyleyebiliriz.Semih Kaya ise biraz daha yol alması gerekiyor diye düşünüyorum.Fatih Terim O'nun için bir şanstır ve o şansı iyi kullanırsa Milli Takım'da kendisine yer bulacaktır.Sol bekte alternatif yokluğundan dolayı Hakan Balta'nın uzun zamandır beri oynadığı bölgeye Hasan Ali Kaldırım düşünülebilir.Hasan Ali'de bir kumaşın olduğu kesin ama önemli olan elindeki kumaşı nasıl değerlendireceği konusu.Şu an için olmasa bile gelecek dönemde alternatifler arasında olacaktır diye düşünüyorum.

Ortasahada Alper Potuk, Soner Aydoğdu, Olcan Adın ilk kez milli olan oyuncular.Fenerbahçe'den ayrıldıktan sonra kendisini iyi geliştiren ve Trabzonspor'a gelir gelmez katkı veren Olcan Adın'ı çağırmamak ayıp olurdu.Özellikle Gaziantepsor dönemini çok iyi değerlendirdi ve büyük kulüplerde bir şans daha buldu.Oynadığı bölgede alternatif bolluğu olsa da Abdullah Avcı'nın kafasının bir köşesinde Olcan Adın ismi olacaktır.Alper Potuk ve Soner Aydoğdu takımlarında düzenli oynayan oyuncular.Ortaya koydukları performansla herkesin dikkatini çekmiş durumdalar.Ama kat edecekleri uzunca bir yol var.Abdullah Avcı bu iki oyuncuyu yavaş yavaş ısındırmaya çalışacaktır ama iş kendilerinde bitiyor.Özellikle Alper Potuk'un geliştirmesi gereken özellikleri var.

Forvete geldiğimizde Beşiktaş'ta sonradan girdiği her maçta katkı veren Mustafa Pektemek ilk kez şans buldu.Alternatiflerin az olduğu bu bölgede yeni isimlere başvurmak son derece mantıklı.Burak Yılmaz'ın omuzlarındaki yükü birilerinin azaltması gerekiyor ve bunun için en büyük aday Mustafa Pektemek gibi duruyor.Beşiktaş'ta "Genç Semih" etiketini almadığı takdirde Milli Takım'da düşünülen forvetler arasında kendisine yer bulacaktır.Daha fazla oynayarak tecrübe kazanması şart.Tunay Torun'a gelirsek Almanya'da yetişen oyuncularımızdan birisi.Kendisini çok fazla  izleme şansı bulamadım ama duyduğum kadarıyla üstüne gidilemsi gereken oyunculardan biriymiş.Umarım denildiği gibi olur ve Milli Takım'da sıkça yararlanırız.

Sonuç olarak Abdullah Avcı'nın Slovakya maçında şans verdiği oyunculara baktığımızda gelecek için kim umut veriyorsa Abdullah Avcı o oyuncularla devam edecektir.İlk maç olması ve bir baskının olmayacağını düşündüğü için genç bir kadro ile çıkmasını doğru buluyorum.Maç kaybedildiği için  yavaştan Abdullah Avcı'yı eleştirmeye başlamak yersiz olur.Bekleyelim görelim.Biraz olsun Abdullah Avcı'ya güvenelim.


Dün oynama fırsatı bulan oyuncuların yaş ortalaması 23,17, milli olma ortalaması ise 11,58 dir.


Sinan Bolat(23):4, Semih Kaya(21):1, Ömer Toprak(22):2, Gökhan Gönül(27):28, Caner Erkin(23):18, Mehmet Topal(25):23, Nuri Şahin(23):27, Mehmet Ekici(21):7, Arda Turan(25):51, Olcan Adın(26):1,
Mustafa Pektemek(23):1, Tunay Torun(21):2, Hasan Ali Kaldırım(22):1, Mevlüt Erdinç(25):14, Burak Yılmaz(26):15, Alper Potuk(21):1, Soner Aydoğdu(20):1

27 Şubat 2012 Pazartesi

Keskin Dönüşüm Şart



Slovakya ile oynanacak maçın aday kadrosuna baktığımızda bazı şeylerin değişeceğini hissedebiliyoruz.Her seferinde gençleşmeyi öne sürsek de belki de ilk defa gençleşmeyi tam anlamıyla yapabilecek ve gençleri çok iyi tanıyan bir teknik adama sahibiz.Alt yaş gruplarında elde başarılarda önemli pay sahibi oyuncuları aday kadroda görmek mümkün.

En başta Nuri Şahin olmak üzere Caner Erkin, Selçuk İnan, Soner Aydoğdu isimleri Abdullah Avcı'nın çok iyi tanıdığı isimler.Bu isimleri yavaş yavaş milli takımın iskeletinde yer vermeye çalışacaktır.Bildiği, güvendiği isimlerle yola devam etmesini beklememiz son derece normal.Ama bir noktada eleştiriler var.Dönüşümün bu kadar keskin olması konusunda bazı kesimin endişeleri var.Dönüşümün keskin değil de adım adım sindire sindire gerçekleşmesi daha hayırlı olur diye düşünenler var.

Ben açıkcası öyle düşünmüyorum.Çünkü uzun zamandır gençleşme operasyonu adı altında hiçbir şey göremediğimizden dolayı keskin bir dönümüşün gerekli olduğunu düşünüyorum.Elbette Abdullah Avcı'nın kafasındaki kadro bu değil.Abdullah Avcı sadece  gençlerden kimlerin formayı zorlayacağını görmek istiyor ki Abdullah Avcı'nın da son derece hakkı diye düşünüyorum.

Bari bu sefer işi teknik adama bırakalım da süreci sonucunda ne olacak hep beraber görelim.Daha ilk adımda karşı çıkarak, bu böyle olmaz diyerek bir yere varacağımız yok.Abdullah Avcı'ya da başarılar diliyoruö.Futbol şansı hep yanında olur inşallah.

31 Aralık 2011 Cumartesi

Hollanda Yaparken...


Bizim ülkemizde davalar devam ederken, taraftarlar tutuklu iken Hollanda'da sahaya girip kaleciye saldıran taraftar hızla yargılandı ve 4 ay hapis cezası aldı.Bizde yargılama hızı böyle iken istediğin şekilde verilecek cezayı belirle bir şey olmuyor.Umarım Hollanda'daki yargılama hızını buralarda da görürüz.

26 Aralık 2011 Pazartesi

Yeni Bir Başlangıç...


Yeni bir turnuva, yeni bir heyecan, yeni bir umut...Fikstür iyi gibi gözüküyor.Umarım bu sefer turnuva hasretimiz sona erer.


7 Eylül 2012 Hollanda – Türkiye
11 Eylül 2012 Türkiye – Estonya
12 Ekim 2012 Türkiye – Romanya
16 Ekim 2012 Macaristan – Türkiye
22 Mart 2013 Andorra – Türkiye
26 Mart 2013 Türkiye – Macaristan
6 Eylül 2013 Türkiye – Andorra
10 Eylül 2013 Romanya – Türkiye
11 Ekim 2013 Estonya – Türkiye
15 Ekim 2013 Türkiye - Hollanda

16 Kasım 2011 Çarşamba

Euro 2012 Yolcuları Belirlendi



Olmadı.3-0'ın rövanşında Hırvatistan ile 0-0 berabere kaldık ve play offu gol atamadan tamamladık.İlk maçtan farklı bir oyun beklerken dünkü maç 1. maçın kopyası oldu.Birkaç değişiklik vardı.O da 2 tane tehlikeli şutumuzun olması.Sağlık olsun diyelim.Artık hoca değiştirmek yerine sistemimizi değiştirmeyi akıl edersek futbolumuzu ileriye taşıyabiliriz.

Play offta 2. maçlar sonucunda bir sürpriz yaşanmadı.Üç takım belirlenmişti sadece Bosna Hersek - Portekiz eşleşmesi belirsizdi.Portekiz evinde Bosna'ya acımadı ve 6-2 galip gelerek Euro 2012 yolcusu oldu.Bosna Hersek'e üzüldüm açıkcası.

Hırvatistan:0 - Türkiye:0
Karadağ:0 - Çek Cumhuriyeti:1
Portekiz:6 - Bosna Hersek:2
İrlanda C:1 - Estonya:1

15 Kasım 2011 Salı

Kişiliğinizi Ortaya Koyun Kazanın



Euro 2012'ye gideriz gitmeyiz.Şu an için çok bir önemi yok.Önemli olan bu maçta kişiliğinizi ortaya koyun ve ilk maçtaki durumu düzeltin.Sizlerden tek isteğimiz bu.

12 Kasım 2011 Cumartesi

Volkan ve Emre Oturup Düşülmeli



Milli Takımın kötü olması kadar Volkan ile taraftarlar arasında meydana gelen olaylar da konuşuluyor.Bazı insanlar Volkan'a sahip çıkıyor, bazı insanlar ise Volkan'ı haksız buluyor.Bir Fenerbahçeli olarak şunları söylemek istiyorum.Volkan sonuna kadar haksız.Skor 3-0 olduktan sonra takımdan umudu kesen taraftarlar tepkilerini göstermek için Volkan'a top geldiğinde alkışlama yolunu seçmişler.Tepkilerinde haklılar veya haksızlar orasını tartışabiliriz ama tepkilerini gösterme yolu son derece doğru.Hiçbir yanlışlık yok.Volkan aşırı tepki gösterdi ve işler çığrından çıktı.Bu konuda Volkan'ı haklı bulmam söz konusu olamaz.İşin asıl ilginç tarafı kendisini alkışlayan taraftarlara küfür eden Volkan'ı sakinleştirmeye gelen Emre'nin de Volkan'a sakin ol dedikten sonra küfür etmesi.Volkan ve Emre sık sık taraftarlar ile iletişime! giren oyuncular.Nedenini bilen biliyor.Biraz da kendilerini düşünsünler.

1.Kategorideki Takımlar Ağır Bastı



Euro 2012 Play off mücadelerinde ilk maçlar oynandı.Skorlara baktığımızda 2. kategoride bulunan 4 takım da gol atma başarısı gösteremedi.İrlanda, Çek C. ve Hırvatistan Euro 2012'ye gitti gibiler.Bosna Hersek - Portekiz eşleşmesinde iş son maça kaldı.Eğer Bosna Hersek Portekiz'i elemeyi başarırsa ilginç bir Euro 2012 izleyebiliriz.

Estonya:0 - İrlanda Cumhuriyeti:4
Çek Cumhuriyeti:2 - Karadağ:0
Türkiye:0 - Hırvatistan:3
Bosna Hersek:0 - Portekiz:0

Durumu Özetlersek



Biz iyi takımız.Hedefimiz grup birinciliği.

Biz iyi takımız.Almanya ile çekişiriz.

Biz iyi takımız.Neden Almanya ile çekişmeyelim ki?

Biz iyi takımız.Ama gerçekçi olalım.Hedefimiz grup ikinciliği.

Biz iyi takımız.Grup ikinciliği yolunda avantajlıyız.

Biz iyi takımız.Grup ikinciliği artık elimizde değil.

Biz iyi takımız.Mesut bir kıyak yapsana.

Biz iyi takımız.Kahramanımızsın Mesut.

Biz iyi takımız.Biz zoru seviyoruz.

Biz iyi takımız.Hırvatistan'ı geçeriz.

Biz iyi takımız.Hırvatistan ne oynadı be.

Biz iyi takımız.

Biz iyi...

Biz...

Bi...

B...

......

9 Kasım 2011 Çarşamba

İtalyanlar Yurt Dışına Kapalı



İtalyanlar için hep şu söylenir.İtalya dışına çıktığında milli takımı unut.Gerçeklik payı olduğu kesin.Luca Toni Almanya'ya transferi söz konusu olduğunda İtalya dışına çıktığı için gözlerden uzak olacağını ve Milli Takıma seçilme olasılığının azalacağı konuşuluyordu.Ben de durum gerçekten böyle mi diye merak ettim ve İtalya dışında oynayan İtalyanları araştırdım.

Avrupa'nın büyük liglerine sırasıyla baktığımızda Premier Lig'de 6, La Liga'da 5, Lig 1'de 1, Bundesliga'da 2, Eredivisie'de 1, SuperLiga'da 1, Rusya Ligi'nde ise 3 İtalyan futbolcu bulunuyor.Üst liglerde oynayan toplam 19 İtalyan futbolcu var.Bunların kaçı Milli Takım'da yer alıyor veya yer alması muhtemel sorusunun cevabı 4.

Salvatore Sirigu---Kaleci---PSG
Giuseppe Rossi---Forvet---Villarreal
Domenico Criscito---Defans---Zenit
Mario Balotelli---Forvet---M.City

Gözden kaçırdığım oyuncular olabilir ama ilk etapta bulduğum oyuncular bu 4 oyuncu.İtalyan dışında oynayan futbolculardan sadece 4ü kadroya giriyorsa bunun iki sebebi vardır diye düşünüyorum.Birincisi İtalya dışında oynayan futbolcular yetersiz kadroya giremiyorlar ya da İtalyanlar çok içlerine kapalı.İkincisinin daha doğru bir açıklama olduğunu düşünüyorum.Oyuncular bu durumu bildiklerinden dolayı İtalya dışında top oynamayı tercih etmiyorlar.Alberto Aquilani, Cassano buna en güzel örnekler.Ülkemizde futbolcularımızı sürekli yurt dışına göndermeye çalışırken, göğsümüzün kabarmasını isterken İtalyanlar işin orasında değiller.Gözden ırak gönülden de ırak misali yurt dışında oyuncuları fazla takip etmiyorlar.O yüzden hem yurt dışındaki oyuncu sayısı az hem de takıma seçilen oyuncu sayısı az.Özellikle bizm Milli Takımda 7 oyuncu varken yurtdışından İtalyanların 4 rakamı oldukça düşük geldi bana.

13 Eylül 2011 Salı

Işık Derken? Olmayınca Olmuyor mu?



Bugün Türkiye Basketbol Federasyonu Turgay Demirel, Baş antrenör Orhun Ene, Takım menajeri Harun Erdenay, Teknik koordinatör Tanjevic ve Takım Kaptanı Hidayet bir basın toplantısı düzenlediler.Litvanya'da düzenlenen Avrupa Basketbol şampiyonası'nda 2. turda elenmemizin ardından yaşadıkları hayal kırıklığından bahsettiler.bir durum değerlendirmesi yaptılar.

Benim dikkatimi çeken açıklama Hidayet'ten geldi.Hidayet şöyle diyor:

"Bütün arkadaşlarımla gurur duyuyorum, göstermiş olduğumuz mücadeleden dolayı. Hiçbir maçta ezilmedik bütün rakiplere karşı kafa kafaya oynadık. Sonunda baktığımızda bir başarı yok ama bu bence bir ışıktır. Bu milli takımın, Türk sporunun ne kadar geliştiğinin göstergesidir. Bu turnuvada sergilediğimiz basketbol ileriye doğru daha iyi şeyler yapacağımızın göstergesidir'' 

Hiçbir maçta ezilmedik diye bir tabir kullanmış.Kim ezilmemiş?Geçen kendi evinde düzenlenen dünya şampiyonasında ikinci olan takım ezilmemiş.Ne güzel di mi?Hidayet demek ki bu turnuva ezilmemizi bekliyormuş.Ya da ezilerek yenilmediğimiz için kendimizi şanslı hissetmeliymişiz.Hidayet'in bu sözlerine bir anlam veremedim doğrusu.

bir diğer nokta ise takımın gelecek için ışık vermesi.Türkiye basketbolda sadece savunma yaparak mı gelişecek acaba?Basketbolda savunma önce gelir tamam ama hücumda da sayı bulacaksın ki savunmanın meyvesini alasın.hücumdaki formsuzluğumuzdan dolayı kaçırdığımız atışlar dururken takımın gelecek için bir ışık vermesi düşünülemez.Eğer dediği Ömer, Enes ve Emir'in performanslarına baktığımızda takımın geleceği var diyorsa tamam ama oynanılmış oyuna için ışık var diyorsa orada Hidayet'in oturup düşünmesi gerekir derim.

Alman yıldız Dirk Nowitzki turnuvadaki fomsuzluğunun sebebi olarak NBA'de şampiyon olduktan sonra fazla dinlenme şansı bulamadığını göstermiş.Şutlardaki düşük yüzdesini dinlenememesine bağlamış ve bundan doalyı da özür dilemiş.Biz dee Hidayet girmeyince girmiyor ne yapalım.Elimizden geleni yaptık ama olmadı diyor.Şimdi erken elenmenin ardından Hidayet'e kafayı takmam doğru olmayabilir ama en azından şutları neden sokamadığını söyleseydi.Neden formsuz olduğunu söyleseydi.Ne yapalım şutlar girmeyince girmiyor cevabını vermeseydi.Benim eleştirdiğim nokta burası.Neyse olan oldu artık.İyi bir planlama yaparak gelecek turnuvalara hazırlanmalıyız.Orhun Ene'nin bunun üstesinden geleceğine inancım tam.

12 Eylül 2011 Pazartesi

Turnuva Bizim İçin Bitti # (Kim Nasıl Oynadı?)

2011 Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda Türkiye E grubundaki son maçında Sırbistan'a 68-67 yenilerek turnuvadan elendi.Dünya ikinciliğinden sonra bu turnuvaada en azından çeyrek final oynamamız gerekirdi diye düşünüyorum.Ama yapacak bir şey yok.Bu turnuvada neden başarılı olamadık ona bakmamız gerekiyor.

Turnuvada kaybettiğimiz maçlarda hep kazanma şansı yakalamıştık ama bir türlü değerlendiremedik.Hangi maçlardı bunlar?Fransa, Almanya ve Sırbistan...Polonya'ya kaybettiğimiz maçı saymıyorum o bir iş kazası idi ve bu yenilgi çeyrek final yolunda fazla etkili olmadı.Litvanya maçı ise ilk grupta olduğu için saymıyorum.Sonuçta o yenilgiyi İspanya maçı ile telafi etmiştik.

Kaybettiğimiz bu 3 maça baktığımızda takımın abileri olarak değerlendirdiğimiz ve hücumda takımı sırtlayacağını düşündüğümüz oyuncularımız maalesef sınıfta kaldılar.NBA yıldızımız Hidayet Türkoğlu oldukça kötü yüzde ile hücum etti.Kötü yüzdesinden çok hücumda takımın yönlendirmede yetersiz kaldı veya sorumluluk almadı.

Hidayet oyunu yönlendirmede yeteri kadar sorumluluk almayınca oyun kurma işi Kerem ve Ender'in üstüne kaldı.Maalesef onlar da takımı hücumda organize edemedi.Özellikle asist rakamlarına baktığımızda iki oyun kurucumuz sınıfta kaldı.

2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'nda takımın en büyük kozu olan Ersan İlyasova da oldukça formsuzdu.Savunmada ribaundlarda Ömer Aşık'a yardım etse de hücumda bekleneni veremedi.Hücumda boş kaldığı pozisyonlarda şut atmak yerine içeriyi zorlayarak şut atmaktan sürekli kaçtı.Bu şutuna olan güveninin olmadığını gösterir.

Pota altında ise Ömer Aşık tek başına kaldı.Kenardan gelen Enes Kanter zaman zaman yardım etse de Ömer kenara geldiğinde genel olarak savunmamız bir kademe aşağıya düşüyordu.Geçen sene kadroda olan Kerem Gönlüm ve Semih Erden'in yokluğunu oldukça hissettik.Bu iki oyuncudan en az birisi olsaydı her şey farklı olabilirdi.

Oyuncularımızın formsuz olmasının en büyük göstergesi üçlük yüzdemiz idi.Serbest atışta da zorlanıyorduk ama onu bir şekilde telafi edebiliyorduk.Ama bu turnuvada üçlük yüzdemiz de düşünce serbest atışlar telafi edilemedi ve serbest atışlar canımızı çok yaktı.Son maçta kaçırdığımız 13 serbest atıştan 2 sini atsaydık şu an çeyrek finaldeydik.

E grubunda oynadığımız ve kaybettiğimiz üç maçta oyuncularımızın istatistiklerine bir bakalım isterseniz.Öncelikle takımın kaptanı Hidayet Türkoğlu'na bir bakalım.

Hidayet türkoğlu Fransa, Almanya ve Sırbistan maçlarında sırasıyla 13,9 ve 8 sayı ile oynadı.Şut performansı sırasıyla 4/12, 4/15 ve 3/10 oldu.Toplamda 11/37 ile oynadı Hidayet.Üçlüklerde 0/11, serbest atışlarda 8/12 ile oynadı.Toplam 5 asist, 3 top çalma, 1 top kaybı ve 12 ribaund ile bu üç maçı tamamladı.

Türkiye için en kritik üç maç olan Fransa, Almanya ve Sırbistan maçlarında takımınızın en önemli oyuncularının başında gelen ve takım kaptanınız olan NBA yıldızınızın kritik bu üç maçta ortalaması 10 sayı, 4 ribaund ve 1.25 ile oynayamaz.Eğer turnuva başında hedefini olimpiyat vizesi almak olarak koyan NBA yıldızınızın bu hedefte oynadığı maçları bu rakamlarla bitiremez.Ne var ne yok ortaya koyması gerekiyor.Geçen sene nasıl takıma katkı verdiyse bu sene de aynısını yapmka zorunda.Hele bu turnuvada hedef olimpiyat vizesi almak ise.

Oyun kuruculara geldiğimizde ise görüntü vahim.Yıllardır birlikte oynayan ve artık takımın nasıl oynayacağını, neler yapacaklarını iyi bilen iki oyun kurucumuz Kerem ve Ender ço kötü oynadılar.Özellikle Kerem hücumda istediğini yapamadı.Üçlük yüzdesi oldukça kötü.Keza asist rakamları da yerlerde.Kerem E grubunda oynadığımız üç maçta 4/18 saha içi isabeti ile oynamış.10 tane üçlük denemiş, ancak 3ünde başarılı olmuş.Bu üç maçta hiç serbest atış kullanmamış.Kerem oyun kurmak gibi görevi olmasına rağmen asist sayısı 4 de kalmış.Ender'e geldiğimizde de durum hiç de farklı değil.5/15 saha içi isabeti, toplam 5 asist ve 6 top kaybı ile oynamış.Yani oyun kurucularımız E grubunda oynadığımız üç maçta saha içinde 9/33, çizgide 2/2(Ender Sırbistan maçında), 9 asist ve 8 top kaybı ile oynamışlar.

NBA yıldızının kötü performans gösterdiği maçlarda oyun kurucuların da böyle oynarsa maç kazanma olasılığın düşer elbette.Açıkcası oyun kurucularımız bekleneni veremedi ve sınıfta kaldılar.Ayrıca Kerem için de son turnuva olmuş olabilir.

Bir başka NBA yıldızımız Ersan İlyasova da turnuvayı iyi geçirmedi.Ersan'dan beklentiler fazla idi ve Ersan bu beklentileri karşılayamadı.Nedendir bilmiyorum Ersan boş kaldığı pozisyonlarda şutuna güvenip atışı kullanacakken O şutuna güvenmemeyi seçip içeriye girip zorlama atışlara yeltendi.Bu atışlarda da pek başarılı olamadı.Ersan 6/23 ile oynadı saha içinde.Ersan'ı düşündüğümüzde oldukça düşük bir rakam.Serbest atış çizgisine baktığımızda Ersan takımın en iyisi diyebiliriz.10/15 ile oynamış Fransa, Almanya ve Sırbistan maçlarında.Kaçırdığı 5 atışın 4ünü son maçta Sırbistan karşısında kaçırdığını da söyleyelim.Ersan hücumda çok iyi olmasa da savunmada özellikle ribaundlarda Ömer Aşık'a oldukça yarıdımcı oldu.E grubunda oynadığımız maçlarda Ersan toplam 24 ribaund toplamış.Maç başında 8 ribaund demek ki bir 4 numaradan beklenen bir rakamdır.Ersan2ın bu maçlardaki istatistiklerine baktığımzıda hücumda iyi olmadığını ama savunmada işini en iyi şekilde yaptığını düşünüyorum.

İyi performan gösteren oyunculara geçtiğimizde ilk olarak Ömer Aşık'tan başlamak gerekir.Ömer Aşık NBA'de geçirdiği bir yılın ardından fiziki durumu baya geliştirmiş ve pota altında daha caydırıcı bir hale gelmiş.Geçen seneki Ömer'den daha iyi bir Ömer bulduğumuzu söylemeliyim.2. turda oynadığımız maçlarda Ömer pota altında tek başına savaştı diyebiliriz.Toplam 34 sayı atmak ile birlikte Ömer toplam 32 ribaund ile pota altındak ietkinliği göstermiş oldu.32 ribaundun 19 unun hücum ribaundu olduğunu söylersek Ömer'in nasıl bir turnuva geçirdiğini anlamış olursunuz.aldığı 19 hücum ribaundu ile Fransa maçında geriden geldik, Almanya maçında geriden geldik ve en son Sırbistan maçında maça ortak olduk.hücumdaki formsuzluğumuza rağmen kaçan şutları alan Ömer 2. şans sayıları yarattı ve takımın maçta kalmasını sağladı ama sadece Ömer'in mücadelesiyle olmadı maalesef.Ömer Aşık ortaya koyduğu performansa, hücum ribaundlarındaki etkinliğine hücumda kullanabileceği bir şut eklerse o zaman Ömer bir basamak daha gelişmiş olur.Tabi bir de serbset atış yüzdesini %50-60 seviyelerine çıkarması gerekiyor.

2 yıl basketbol oynamamış bir oyuncu için iyi bir performans sergiledi Enes Kanter.Takıma dahil olurken biraz endişeleri vardı ama turnuvada oynadığı oyunla bu takımın Ömer Aşık ile birlikte pota altındaki silahlardan biri olacağını gösterdi.Enes aynı Ömer gibi hücum ribaundlarında baya etkili oldu.2. turda maçlarda toplam 10 ribaund almış bunların 6 sı hücum ribaundu.Hücum ribaundlarına saldırışı dışında Ömer'den farklı olarak hücumda kullanacabileceği bir organizasyona sahip.Maçlarda sayı bulduğu pozisyonlarda bu organizasyonu çoğu kez yaptı ve başarılı da oldu.2. tuda Enes'ten 26 sayı katkı geldi.

Ömer ile ikisini düşündüğümüzde 2. turda oynadığımız üç maçta toplam 60 sayı, 42 ribaund(25 hücum ribaundu) ile oynamışlar.iki pota altı oyuncudan böyle bir katkı almana rağmen hiç maç kazanamamış olman gerçekten şaşırtıcı.Diğer oyuncuların bir düşünmesi gerekiyor diye düşünüyorum.

Takıma yeni dahil olan oyunculardan birisi de Emir idi.Emir Fenebahçe Ülker'de üstlenmiş olduğu sorumluluklardan dolayı Milli Takıma dahil edildi.5 numara haricinde her pozisyonda oynayabilme özelliğinden dolayı Emir tercih edilebilecek bir oyuncu haline geldi.Kenardan gelerek takımı hareketlendirmeye, hücumda bir düzen içinde oynanmasına katkı sağladı.Kenardan gelerek takımın itici gücü olmayı başarmıştı.Her ne kadar hücumda güvendiğimiz oyuncuların başında gelse de bazen öyle tercihlerde bulunuyordu ki takıma zarar verebiliyordu.Aslında tek amacı takıma olumlu katkı verebilmek ama bazen işler rayından çıkabiliyordu.Fransa maçında yaptığı tek top kaybını hala unutabilmiş değilim.

Emir'in istatistikelrine gelirsek Emir 10/14 serbest atış oranına sahip.2. turda Emir 26 sayı 8 ribaund ile oynamış.3 asist ile 2 top kaybı da diğer istatistikleri...

Takımın abilerinden olan Ömer Onan da pek iyi bir turnuva geçirmedi ama bir istatistik de takımın en iyisi idi.Ömer takımımızın üçlük atışlarda en iyi yüzdeye sahip olan oyuncumuz oldu.Ömer turnuvayı %48 üçlük yüzdesi ile tamamladı.2.turda da bu istatistiği tutturmuş neredeyse.5/13 ile oynamış.

Oyuncularımızın performanslarına baktığımızda iyiler arasında Ömer Aşık, Enes Kanter ve Emir Preldzic'i sayabiliriz.Kötüler için de adaylar Hidayet, KErem ve Ender olabilir.Ortada olanlar için ise ribaundlardaki katkısıyla Ersan'ı, üçlüklerdeki yüzdesiyle de Ömer'i sayabiliriz.Oğuz Şavaş, Sinan Güler, Cenk Akyol ve İzzet'i ise ne oynadılar anlamadım başlığı altında sayabiliriz.

Sonuç olarak bizim için turnuva iyi geçmedi ve Dünya 2. olan takımımız turnuvada oynadığı 8 maçın 5ini kaybetti.Kaybettiği maçlarda da öne geçme şansı yakalamıştı üstelik.Kötü şut performansından doalyı bir türlü öne geçemedik.2. turda bir maç kazansaydık bugün her şey farklı olabilirdi ama olmadı.Şimdi Orhun Ene teknik ekibini toplayarak durum değerlendirmesi yapmalı ve bundan sonra nasıl yol çizileceğini belirlemeliler.Gerekirse kadroda revizyona gitmeliler.Hidayet, Kerem ve Ömer'in yaşını düşünürsek 2 sene sonraki Avrupa Şampiyonası'nda olurlar mı bilemiyorum ama gerekirse bu oyunculara teşekkür edip buraya kadar denilebilir.

Bu oyuncuların yerini alttan kimleri koyabiliriz bilemiyorum ama bu turnuvayı iyi değerlendirip gelecekteki kadromuzu ona göre kurmamız gerekiyor.Takımın vazgeçilmez oyuncuları arasında Ömer, Enes, Semih, Ersan, Emir, Ender ve Doğuş sayılabilir.Bu 7 oyuncuya ekleyeceğimiz 5 oyuncu ile tekrardan ivmemizi yukarıya doğru çevirebiliriz.Bu turnuva amaç final oynamak değildi.Olimpiyat vizesi almak ana hedefti.Bu doğrutuda 2.turdan çıkamamamız bizi bu yüzden üzdü.yoksa eğer çeyrek finale çıksaydık bu beni mutlu ederdi.

O yüzden teknik ekibe fazla yüklenmemek gerekir.Formsuzduk ve şutlarımız girmedi ve çeyrek finale kalamadık.Durum bu kadar basit.Yok eğer takımın oyununu en ince ayrıntısına kadar incelemek isterseniz siz bilirsiniz ama ben açıkcası gerek olmadığını düşünüyorum.Sadece çözüm bulacağımız şey şutların girmemesi üzeirne olmalı.O yüzden geçen sene maddi manevi diye bağıranları toplayacak Orhun Ene ve neden böyle şut attıklarını soracak.Hücumda neden bu kadar donuktular.Bu soruları cevabını aldıktan sonra gelecek planlamasını daha iyi yapar diye düşünüyorum.

Orhun Ene bir basın toplantısı düzenleyecekmiş.Belki bu soruların cevabını basın toplantısında bizimle paylaşır.Hidayet de katılacakmış.Ne diyecekler merak ediyorum.

10 Eylül 2011 Cumartesi

2010'dan Neyimiz Farklı?Yarın Neleri İyi Yapmalıyız?


2010 Dünya Şampiyonası ile 2011 Avrupa Şampiyonası'nın istatistiklerine baktığımda çok da farklı olmadığı gördüm.Sadece hazırlık maçlarından başlayarak formsuz olmamızdan dolayı üçlük yüzdemiz baya düşmüş.Onun dışında diğer istatistikelr birbirine yakın değerlerde.

2010 Dünya BAsketbol Şampiyonaı'nda Milli Takımıımz %42.9 ile üçlük yüzdesinde takımlarda 1. sırada turnuvayı bitirmiş.Ortalama 23 denemenin 10unda başarılı olmuşuz.2011 Avrupa Basketbol Şampiyonası'na baktığımızda yaklaşık ortalama 18 denemenin 6sında sayı bulmuşuz.Bu oran ile 24 takım arasında 20. sıradayız.

Gelen yenilgilerle birlikte hatanın nerede olduğunu aramaya başlayanlara bu istatistik yardımcı olabilir diye düşünüyorum.Çünkü geçen sene üçlükleri iyi atıyorduk ve maç başına ortalama 80 sayı atıyorduk.Bu sene ise form düşüklüğü nedeniyle kötü bir yüzdeye sahibiz ve 70i zor buluyoruz.Savunmadaki gösterdiğimiz mücadele de meyvesini vermemeye başladı.

Yenilgiler alındıkça biz de bir alışkanlıktır hemen bir günah keçisi aramaya başlarız.bu turnuva sonrasında da sanki Orhun Ene zor dönemler geçirecek ve yıllardır gitmesini istediğimiz Tanvjevic geçen sene elde ettiği başarı nedeniyle takımın başına geçmesi için önerilecek ilk isim olacak.Tanjevic döneminde neler çektiğimizi unutanlar olabilir.Yakaladığı başarı insanları etkilemesin.Unutmayalım ki geçen seneki başarıda Tanjevic'in olduğu kadar Orhun Ene'nin de payı vardı.Tanjevic'in hastalığı sebebiyle şampiyonaya Orhun ene hazırlamıştı takımı.O yüzden Orhun Ene'yi bir anda harcamayalım.

Eğer Milliler yarınki Sırbistan maçını kazanırsa Orhun Ene elbette eleştirilmeyecektir.Gruplarda yapılan hatalar bir anda unutulacaktır.Olası Olimpiyat vizesi alınması ile Orhun Ene birden kahraman ilan edilecektir.Bunları yaşayacağımızdan eminim.Her şey kötü ile her şey çok iyi arasında ince bir çizgi var ve o ince çizginin üzerinde çok önemli Sırbistan maçı oynanacak.Duruma göre Orhun Ene medyada ya kötü oynattı ya da kahraman olarak anılacak.

Önümüzde Sırbistan maçı var.Kazanırsak büyük ihtimalle çeyrek finale çıkarız diye düşünüyorum.Peki Sırbistan'ı nasıl yeneriz?Geçen seneye bakmak gerekir.Belki son saniyede şans eseri bir turnike ile yenmiş olabiliriz ama maç boyunca maça ortak olmamızı sağlayan rakamları tekrardan yakalamak gerekiyor.

İlk olarak top kaybını minimuma indirmek gerekiyor.İkincisi ribaund üstünlüğünü sağlamak.Üçüncüsü üçlük yüzdesini yukarıya çekmek.Turnuvada şu ana kadar %30 civarında üçük atan Milliler Sırbistan maçında %40a çıkar mı bilinmez ama çıkmak zorunda olduklarını söylememiz gerekiyor.Serbest atışlara geldiğimizde ise en azından %65 ile atmamız gerekir.Eğer Milliler hücumda bu istitastikleri yakalarsa Sırbistan maçını kazanırız.Yok eğer düşük yüzde ile şut atarsak Sırbistan'ı 60 ile 70 araında tutsan bile kazanma şansın olmaz.Bunu Fransa ve Almanya maçlarında gördük.Millilermize güveniyoruz.Umarım maçı kazanaırız.Ama işimiz zor.

7 Eylül 2011 Çarşamba

Şutumuza Olan Güveni Kaybetmeyelim(Türkiye:64-Fransa:68)



Litvanya'da düzenlenen Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda E grubundaki ilk maçımızda Fransa'ya 68-64 kaybederek gruba yenilgi ile başlamış olduk.3. çeyrekte fark bir ara 15 sayıya kadar çıkmıştı.Savunma değişikliği ile alan savunması ile farkı erittik ve öne geçme şansı elde ettik.Ama istatistik açıdan kötü bir turnuva geçiren Kerem Tunçeri kullandığı 3lüğü sayıya çeviremeyince öne geçemedik.Daha sonra Ender Arslan'ın turnikeyi kaçırması sonrassında ribaundu Emir aldı ve üçük çizgisinin gerisine gitti ve 3lük atışında başarılı oldu ve maçın bitimine 7 saniye kala farkı 1 sayıya indirdik ve skoru 64-65 yaptık.Daha sonra taktik faulü Tony Parker'a yaptık ve sağolsun 2 de 2 attı ve skor 67-64 oldu.Orhun Ene'nin molasından sonra kenardan topu oyuna sokmak için Emir çzigideydi.Ama Emir 5 saniye içinde topu elinden çıkartamadı ve maçı uzatma şansımız da yok olmuştu.Bu top kaybından sonra taktik faul yapıldı ve Tony Parker 2 de 1 attı ve maçın skorunu belirledi.Fransa 68-64 kazandı ve E grubunda yenilgisiz yoluna devam etti.

Şimdi biraz maçın istatistiklerine bir bakalım.

Maç öncesi herkesin hemfikir olacağı şey ribaundlardaki üstünlüğü yakalamak ve kendi pota altındaki ribaundlara dikkat etmek idi.Fransızlar çok atletik olduğu için hücum ribaundlarında oldukça aktifler ve bu aktifliklerini kullanarak 2. şans sayıları bulmaları çok olası bir durum.Ribaund sayılarına baktığımızda 42-33 lük bir üstünlük sağlamışız.11 tane hücum ribaunduna izin vermişiz.Bu alanda istediğimizi elde etmişiz aslında.

2. dikkat edeceğimiz konu ise top kaybı sonrasında yiyeceğimiz fast break sayıalrı idi.Topun kıymetini iyi bilerek Fransızlara açık alan bırakmamak ana hedefimizdi.Topun kıymetini bilmek yerine oldukça fazla top kaybettik.Özellikle maçın ilk iki çeyreğinde 11 top kaybettik ki bu rakam bizim için oldukça fazla idi.İkinci yarı itibariyle topun kıymetini daha iyi bilerek maçı 16 top kaybı ile tamamladık.16 top kaybına rağmen Fransızların fast break sayıları oldukça azdı.Aslında çok top kaybettik ama Fransızlar bu kayıplardan açık alan bulamadılar ve fast break sayıları oldukça düşük kaldı.



Ribaundlar ve top kayıpalrından sonra dikkat etmemiz gereken şey Fransa takımının beyni idi.Kim o?NBA'de SA Spurs ile şampiyonluklar yaşamış bir oyuncu olan Tony Parker.İstatistik kağıdına baktığımızda PArker'ın 20 attığını görüyoruz ama oyuna baktığımızda 20 sayılıktan daha iyi bir savunam yaptığımızı görürüz.Parker üçüncü çeyrekte Fransa'nın sayı bulmakta zorlandığı anlarda peş peşe bulduğu 6 sayı ile hem takımına nefes aldırdı hem de çeyreğin Fransa lehine gitmesini sağladı.Parker'ın 20 sayısının 8ini serbest atışlardan bulduğunu ve eğer yanılmıyorsam ilk yarıda sadece 5 sayıda kalması O'nun üstündeki savunmayı gösterir.Ama oyunun sıkıştığı anlarda sorumluluk alması ve bizim de hücumda pozisyon bulmada zorlanmamız farkı bir ara 15 kadar çıkarttı.PArker'ın 20 sayı atması önemli değil.önemli olan Parker üzerindeki savunam idi ve bunu başardığımız düşünüyorum.

Peki dikkat etmemiz gereken üç noktada da başarılı olduysak nasıl olur da bu maçı kaybederiz?Şimdi de bu sorunun cevabını bulmaya çalışalım.

İlk olumsuzluk top kayıpları...Maç başına top kaybı ortalamamız 12 iken bu maçta sadece 11 top kaybettik.İkinci yarıda biraz daha topun kıymeti bilindi de bu sayıyı 16 da tutmayı başardık.Yoksa top kaybı sayımz giderek artma eğiliminde idi.Ama ikinci yarıda sadece 5 top kaybetsek de son top kaybımız öyle can alıcı ki maçın kaderini değiştiren bir top kaybı idi.Emir son beş saniye kala topu kenardan sokmakta gecikti ve 5 saniye içinde oyuna sokamadı ve top kaybına neden oldu.Emir şu ana kadar oldukça verimli oynuyordu ama bu hatası bir maça mal oldu diyebiliriz.Top oyuna girseydi ne yapardık bilmiyorum ama en azındn maçı uzatma şansımı heba oldu.

İkinci nokta Fransızların atletik olmaları ve kollarının uzunluğu sebebiyle hücumda istediğimiz pozisyonları bulamadık.Her perdeden sonra adam değiştirmeleri bizim bulmayı ummuduğumuz pozisyonları, boş atışları bulamamıza neden oldu.Maç içinde Murat Murathanoğlu sürekli dile getiriyordu.Fransızlar neredeyse aynı boydalar ve perdeden sonra adam değiştirdikten sonra aynı şekilde savunmaya devam ediyorlardı.Hücumda zorlanmamızın nedenlerinden biri de bu idi.

Diğer bir nokta üçlük yüzdemiz.Maalesef bu maçta da kötü üçlük attık ve 5/24 gibi bir oran ile maçı tamamladık.Bu 24 atış içerisinde aslında istediğimiz boş atışlar da var ama bir türlü yüzdemizi yukarıya çekemedik.Bu yüzdemiz böyle giderse kendimize olan güven de azalacaktır.Çünkü eğer oyuncularımız üçlük yüzdemiz kötü olduğu düşünüp boş atışlarda bir an olsun kararsız kalırlarsa işte o zaman hücumda baya sıkıntı yaşarız.Şimdiye kadar kötü atmış olabilirz ama en azından son iki maçımızda iyi atmalıyız.Çünkü artık telafisi olmayan maçlar bunlar ve kazanmamız gereken maçlar.

Son olarak oyun kurucularımızın hücum performansları...İlk tur maçlarında belki 1 numaradan gelecek katkıya ihtiyaç duymadık ama öyle bir 2.tur gurubu var ki oynayan her oyuncunun katkı vermesi şart olan bir grup.Oyun kurucularımız Ender ve KErem'e baktığımızda Fransa maçında 1/9 sayı isabeti ile 2 sayı, 4 asist, 6 top kaybı ile oynadılar.Eğer bundan sonraki oynayacağımız maçları kazanmak istiyorsak oyun kurucu pozisyonundan gerekli olan katkıyı almamız gerekiyor.Özellikle Kerem'in hücumda daha fazla aktif olması gerekiyor.

Şimdi sırada Almanya ve Sırbistan maçları var.Her iki maçı kazanırsak çeyrek finale çıkarız.Eğer en az bir maçta kayıp yaşarsak o zaman çeyrek finale ve olimpiyat vizesi hayal olur.O yüzden iyi konsantre olup, üçlük yüzdemizi biraz yukarı çekip ve maçın sonlarını iyi oynayarak, son topları iyi kullanarak bu iki maçtan galibiyet ile ayrılmalıyız.


TÜRKİYE (64): Emir Preldizc 11 (2 ribaund), Ömer Onan 8 (1 ribaund), Ersan İlyasova 10 (10 ribaund, 1 asist), Kerem Tunçeri (1 ribaund, 3 asist), Oğuz Savaş 6 (2 ribaund), Ömer Aşık 10 (11 ribaund), Ender Arslan 2 (1 asist), Enes Kanter 4 (2 ribaund), Hidayet Türkoğlu 13 (8 ribaund),

FRANSA (68): Joakim Noah 7 (4 ribaund), Nicolas Batum 13 (1 ribaund), Kevin Seraphin 2, Charles Kahudi 8 (5 ribaund, 1 asist), Tony Parker 20 (6 ribaund, 5 asist), Ali Traore 8 (2 ribaund), Florent Pietrus 4 (4 ribaund), Nando De Colo (3 ribaund, 2 asist), Boris Diaw 3 (5 ribaund,1 asist), Mickael Gelabale 3 (2 ribaund, 1 asist)

1.PERİYOT:14-12
2.PERİTOT:13-19
3.PERİYOT:17-26
4.PERİYOT:20-11