eurobasket 2011 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eurobasket 2011 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Eylül 2011 Cuma
Kirilenko Masaya Yumruğunu Vurdu
Litvanya'da düzenlenen 2011 Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda son çeyrek final maçında Rusya ile Sırbistan karşı karşıya geldi.Rusya maçı resimdeki oyuncu sayesinde kazandı ve yari finale çıktı.Kirilenko eski günlerinden bir performans gösterdi dün.Oynadığı 27 dakikada 14 sayı 11 ribaund, 6 asist, 4 top çalma ve 2 blok yaptı ve galibiyette büyük rol oynadı.Kirilenko kenardayken zorlanan Rusya, takımın lideri oyuna girince takımdaki rahatlama sayesinde hücumda gayet iyi oynadı.Kirilenko'nun sahada olması Rusya için çok şey anlamına geliyor. Zaten bir takımın lideri oyuna böyle etki yapabilmeli.
Yenilen tarafa geldiğimizde Sırbistan'da Teodosic maçı 9 top kaybı ile tamamladı ve Rusya'ya yarı final yolunda yardımcı oldu.Teodosic 20 sayı atsa da yaptığı 9 top kaybı ile takıma oldukça zrar verdi.Sırbistan Tepic'i hiç kullanamamasının sıkıntısı oldukça çekti.Eğer Tepic'i kullanabilseydi Sırbistan yarı finale çıkabilirdi.
Rusya yarı finale çıkarak olimpiyata gitmek için eleme maçı oynamayı garantiledi.Sırbistan ise klasman maçları oynarak olimpiyata gitmek için eleme maçı oynama hakkı kazanmaya çalışacak.Sırbistan'ın bugün Yunanistan'ı yenmesi yeterli olacaktır.
Turnuva daha da güzelleşti.Bir tarafta mücize yaratan Makedonya İspanya ile karşılacak.Diğer tarafta iki NBA yıldızının liderliğini yaptığı iki takım olan Rusya ve Fransa finale çıkmak için mücadele yapacak.2 güzel yarı final maçı bizi bekliyor.
Bugünün maç programı;
15.00 Yunanistan - Sırbistan
17.30 İspanya - Makedonya
21.00 Fransa - Rusya
13 Eylül 2011 Salı
Işık Derken? Olmayınca Olmuyor mu?
Bugün Türkiye Basketbol Federasyonu Turgay Demirel, Baş antrenör Orhun Ene, Takım menajeri Harun Erdenay, Teknik koordinatör Tanjevic ve Takım Kaptanı Hidayet bir basın toplantısı düzenlediler.Litvanya'da düzenlenen Avrupa Basketbol şampiyonası'nda 2. turda elenmemizin ardından yaşadıkları hayal kırıklığından bahsettiler.bir durum değerlendirmesi yaptılar.
Benim dikkatimi çeken açıklama Hidayet'ten geldi.Hidayet şöyle diyor:
"Bütün arkadaşlarımla gurur duyuyorum, göstermiş olduğumuz mücadeleden dolayı. Hiçbir maçta ezilmedik bütün rakiplere karşı kafa kafaya oynadık. Sonunda baktığımızda bir başarı yok ama bu bence bir ışıktır. Bu milli takımın, Türk sporunun ne kadar geliştiğinin göstergesidir. Bu turnuvada sergilediğimiz basketbol ileriye doğru daha iyi şeyler yapacağımızın göstergesidir''
Hiçbir maçta ezilmedik diye bir tabir kullanmış.Kim ezilmemiş?Geçen kendi evinde düzenlenen dünya şampiyonasında ikinci olan takım ezilmemiş.Ne güzel di mi?Hidayet demek ki bu turnuva ezilmemizi bekliyormuş.Ya da ezilerek yenilmediğimiz için kendimizi şanslı hissetmeliymişiz.Hidayet'in bu sözlerine bir anlam veremedim doğrusu.
bir diğer nokta ise takımın gelecek için ışık vermesi.Türkiye basketbolda sadece savunma yaparak mı gelişecek acaba?Basketbolda savunma önce gelir tamam ama hücumda da sayı bulacaksın ki savunmanın meyvesini alasın.hücumdaki formsuzluğumuzdan dolayı kaçırdığımız atışlar dururken takımın gelecek için bir ışık vermesi düşünülemez.Eğer dediği Ömer, Enes ve Emir'in performanslarına baktığımızda takımın geleceği var diyorsa tamam ama oynanılmış oyuna için ışık var diyorsa orada Hidayet'in oturup düşünmesi gerekir derim.
Alman yıldız Dirk Nowitzki turnuvadaki fomsuzluğunun sebebi olarak NBA'de şampiyon olduktan sonra fazla dinlenme şansı bulamadığını göstermiş.Şutlardaki düşük yüzdesini dinlenememesine bağlamış ve bundan doalyı da özür dilemiş.Biz dee Hidayet girmeyince girmiyor ne yapalım.Elimizden geleni yaptık ama olmadı diyor.Şimdi erken elenmenin ardından Hidayet'e kafayı takmam doğru olmayabilir ama en azından şutları neden sokamadığını söyleseydi.Neden formsuz olduğunu söyleseydi.Ne yapalım şutlar girmeyince girmiyor cevabını vermeseydi.Benim eleştirdiğim nokta burası.Neyse olan oldu artık.İyi bir planlama yaparak gelecek turnuvalara hazırlanmalıyız.Orhun Ene'nin bunun üstesinden geleceğine inancım tam.
10 Eylül 2011 Cumartesi
2010'dan Neyimiz Farklı?Yarın Neleri İyi Yapmalıyız?
2010 Dünya Şampiyonası ile 2011 Avrupa Şampiyonası'nın istatistiklerine baktığımda çok da farklı olmadığı gördüm.Sadece hazırlık maçlarından başlayarak formsuz olmamızdan dolayı üçlük yüzdemiz baya düşmüş.Onun dışında diğer istatistikelr birbirine yakın değerlerde.
2010 Dünya BAsketbol Şampiyonaı'nda Milli Takımıımz %42.9 ile üçlük yüzdesinde takımlarda 1. sırada turnuvayı bitirmiş.Ortalama 23 denemenin 10unda başarılı olmuşuz.2011 Avrupa Basketbol Şampiyonası'na baktığımızda yaklaşık ortalama 18 denemenin 6sında sayı bulmuşuz.Bu oran ile 24 takım arasında 20. sıradayız.
Gelen yenilgilerle birlikte hatanın nerede olduğunu aramaya başlayanlara bu istatistik yardımcı olabilir diye düşünüyorum.Çünkü geçen sene üçlükleri iyi atıyorduk ve maç başına ortalama 80 sayı atıyorduk.Bu sene ise form düşüklüğü nedeniyle kötü bir yüzdeye sahibiz ve 70i zor buluyoruz.Savunmadaki gösterdiğimiz mücadele de meyvesini vermemeye başladı.
Yenilgiler alındıkça biz de bir alışkanlıktır hemen bir günah keçisi aramaya başlarız.bu turnuva sonrasında da sanki Orhun Ene zor dönemler geçirecek ve yıllardır gitmesini istediğimiz Tanvjevic geçen sene elde ettiği başarı nedeniyle takımın başına geçmesi için önerilecek ilk isim olacak.Tanjevic döneminde neler çektiğimizi unutanlar olabilir.Yakaladığı başarı insanları etkilemesin.Unutmayalım ki geçen seneki başarıda Tanjevic'in olduğu kadar Orhun Ene'nin de payı vardı.Tanjevic'in hastalığı sebebiyle şampiyonaya Orhun ene hazırlamıştı takımı.O yüzden Orhun Ene'yi bir anda harcamayalım.
Eğer Milliler yarınki Sırbistan maçını kazanırsa Orhun Ene elbette eleştirilmeyecektir.Gruplarda yapılan hatalar bir anda unutulacaktır.Olası Olimpiyat vizesi alınması ile Orhun Ene birden kahraman ilan edilecektir.Bunları yaşayacağımızdan eminim.Her şey kötü ile her şey çok iyi arasında ince bir çizgi var ve o ince çizginin üzerinde çok önemli Sırbistan maçı oynanacak.Duruma göre Orhun Ene medyada ya kötü oynattı ya da kahraman olarak anılacak.
Önümüzde Sırbistan maçı var.Kazanırsak büyük ihtimalle çeyrek finale çıkarız diye düşünüyorum.Peki Sırbistan'ı nasıl yeneriz?Geçen seneye bakmak gerekir.Belki son saniyede şans eseri bir turnike ile yenmiş olabiliriz ama maç boyunca maça ortak olmamızı sağlayan rakamları tekrardan yakalamak gerekiyor.
İlk olarak top kaybını minimuma indirmek gerekiyor.İkincisi ribaund üstünlüğünü sağlamak.Üçüncüsü üçlük yüzdesini yukarıya çekmek.Turnuvada şu ana kadar %30 civarında üçük atan Milliler Sırbistan maçında %40a çıkar mı bilinmez ama çıkmak zorunda olduklarını söylememiz gerekiyor.Serbest atışlara geldiğimizde ise en azından %65 ile atmamız gerekir.Eğer Milliler hücumda bu istitastikleri yakalarsa Sırbistan maçını kazanırız.Yok eğer düşük yüzde ile şut atarsak Sırbistan'ı 60 ile 70 araında tutsan bile kazanma şansın olmaz.Bunu Fransa ve Almanya maçlarında gördük.Millilermize güveniyoruz.Umarım maçı kazanaırız.Ama işimiz zor.
7 Eylül 2011 Çarşamba
Şutumuza Olan Güveni Kaybetmeyelim(Türkiye:64-Fransa:68)
Litvanya'da düzenlenen Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda E grubundaki ilk maçımızda Fransa'ya 68-64 kaybederek gruba yenilgi ile başlamış olduk.3. çeyrekte fark bir ara 15 sayıya kadar çıkmıştı.Savunma değişikliği ile alan savunması ile farkı erittik ve öne geçme şansı elde ettik.Ama istatistik açıdan kötü bir turnuva geçiren Kerem Tunçeri kullandığı 3lüğü sayıya çeviremeyince öne geçemedik.Daha sonra Ender Arslan'ın turnikeyi kaçırması sonrassında ribaundu Emir aldı ve üçük çizgisinin gerisine gitti ve 3lük atışında başarılı oldu ve maçın bitimine 7 saniye kala farkı 1 sayıya indirdik ve skoru 64-65 yaptık.Daha sonra taktik faulü Tony Parker'a yaptık ve sağolsun 2 de 2 attı ve skor 67-64 oldu.Orhun Ene'nin molasından sonra kenardan topu oyuna sokmak için Emir çzigideydi.Ama Emir 5 saniye içinde topu elinden çıkartamadı ve maçı uzatma şansımız da yok olmuştu.Bu top kaybından sonra taktik faul yapıldı ve Tony Parker 2 de 1 attı ve maçın skorunu belirledi.Fransa 68-64 kazandı ve E grubunda yenilgisiz yoluna devam etti.
Şimdi biraz maçın istatistiklerine bir bakalım.
Maç öncesi herkesin hemfikir olacağı şey ribaundlardaki üstünlüğü yakalamak ve kendi pota altındaki ribaundlara dikkat etmek idi.Fransızlar çok atletik olduğu için hücum ribaundlarında oldukça aktifler ve bu aktifliklerini kullanarak 2. şans sayıları bulmaları çok olası bir durum.Ribaund sayılarına baktığımızda 42-33 lük bir üstünlük sağlamışız.11 tane hücum ribaunduna izin vermişiz.Bu alanda istediğimizi elde etmişiz aslında.
2. dikkat edeceğimiz konu ise top kaybı sonrasında yiyeceğimiz fast break sayıalrı idi.Topun kıymetini iyi bilerek Fransızlara açık alan bırakmamak ana hedefimizdi.Topun kıymetini bilmek yerine oldukça fazla top kaybettik.Özellikle maçın ilk iki çeyreğinde 11 top kaybettik ki bu rakam bizim için oldukça fazla idi.İkinci yarı itibariyle topun kıymetini daha iyi bilerek maçı 16 top kaybı ile tamamladık.16 top kaybına rağmen Fransızların fast break sayıları oldukça azdı.Aslında çok top kaybettik ama Fransızlar bu kayıplardan açık alan bulamadılar ve fast break sayıları oldukça düşük kaldı.
Ribaundlar ve top kayıpalrından sonra dikkat etmemiz gereken şey Fransa takımının beyni idi.Kim o?NBA'de SA Spurs ile şampiyonluklar yaşamış bir oyuncu olan Tony Parker.İstatistik kağıdına baktığımızda PArker'ın 20 attığını görüyoruz ama oyuna baktığımızda 20 sayılıktan daha iyi bir savunam yaptığımızı görürüz.Parker üçüncü çeyrekte Fransa'nın sayı bulmakta zorlandığı anlarda peş peşe bulduğu 6 sayı ile hem takımına nefes aldırdı hem de çeyreğin Fransa lehine gitmesini sağladı.Parker'ın 20 sayısının 8ini serbest atışlardan bulduğunu ve eğer yanılmıyorsam ilk yarıda sadece 5 sayıda kalması O'nun üstündeki savunmayı gösterir.Ama oyunun sıkıştığı anlarda sorumluluk alması ve bizim de hücumda pozisyon bulmada zorlanmamız farkı bir ara 15 kadar çıkarttı.PArker'ın 20 sayı atması önemli değil.önemli olan Parker üzerindeki savunam idi ve bunu başardığımız düşünüyorum.
Peki dikkat etmemiz gereken üç noktada da başarılı olduysak nasıl olur da bu maçı kaybederiz?Şimdi de bu sorunun cevabını bulmaya çalışalım.
İlk olumsuzluk top kayıpları...Maç başına top kaybı ortalamamız 12 iken bu maçta sadece 11 top kaybettik.İkinci yarıda biraz daha topun kıymeti bilindi de bu sayıyı 16 da tutmayı başardık.Yoksa top kaybı sayımz giderek artma eğiliminde idi.Ama ikinci yarıda sadece 5 top kaybetsek de son top kaybımız öyle can alıcı ki maçın kaderini değiştiren bir top kaybı idi.Emir son beş saniye kala topu kenardan sokmakta gecikti ve 5 saniye içinde oyuna sokamadı ve top kaybına neden oldu.Emir şu ana kadar oldukça verimli oynuyordu ama bu hatası bir maça mal oldu diyebiliriz.Top oyuna girseydi ne yapardık bilmiyorum ama en azındn maçı uzatma şansımı heba oldu.
İkinci nokta Fransızların atletik olmaları ve kollarının uzunluğu sebebiyle hücumda istediğimiz pozisyonları bulamadık.Her perdeden sonra adam değiştirmeleri bizim bulmayı ummuduğumuz pozisyonları, boş atışları bulamamıza neden oldu.Maç içinde Murat Murathanoğlu sürekli dile getiriyordu.Fransızlar neredeyse aynı boydalar ve perdeden sonra adam değiştirdikten sonra aynı şekilde savunmaya devam ediyorlardı.Hücumda zorlanmamızın nedenlerinden biri de bu idi.
Diğer bir nokta üçlük yüzdemiz.Maalesef bu maçta da kötü üçlük attık ve 5/24 gibi bir oran ile maçı tamamladık.Bu 24 atış içerisinde aslında istediğimiz boş atışlar da var ama bir türlü yüzdemizi yukarıya çekemedik.Bu yüzdemiz böyle giderse kendimize olan güven de azalacaktır.Çünkü eğer oyuncularımız üçlük yüzdemiz kötü olduğu düşünüp boş atışlarda bir an olsun kararsız kalırlarsa işte o zaman hücumda baya sıkıntı yaşarız.Şimdiye kadar kötü atmış olabilirz ama en azından son iki maçımızda iyi atmalıyız.Çünkü artık telafisi olmayan maçlar bunlar ve kazanmamız gereken maçlar.
Son olarak oyun kurucularımızın hücum performansları...İlk tur maçlarında belki 1 numaradan gelecek katkıya ihtiyaç duymadık ama öyle bir 2.tur gurubu var ki oynayan her oyuncunun katkı vermesi şart olan bir grup.Oyun kurucularımız Ender ve KErem'e baktığımızda Fransa maçında 1/9 sayı isabeti ile 2 sayı, 4 asist, 6 top kaybı ile oynadılar.Eğer bundan sonraki oynayacağımız maçları kazanmak istiyorsak oyun kurucu pozisyonundan gerekli olan katkıyı almamız gerekiyor.Özellikle Kerem'in hücumda daha fazla aktif olması gerekiyor.
Şimdi sırada Almanya ve Sırbistan maçları var.Her iki maçı kazanırsak çeyrek finale çıkarız.Eğer en az bir maçta kayıp yaşarsak o zaman çeyrek finale ve olimpiyat vizesi hayal olur.O yüzden iyi konsantre olup, üçlük yüzdemizi biraz yukarı çekip ve maçın sonlarını iyi oynayarak, son topları iyi kullanarak bu iki maçtan galibiyet ile ayrılmalıyız.
TÜRKİYE (64): Emir Preldizc 11 (2 ribaund), Ömer Onan 8 (1 ribaund), Ersan İlyasova 10 (10 ribaund, 1 asist), Kerem Tunçeri (1 ribaund, 3 asist), Oğuz Savaş 6 (2 ribaund), Ömer Aşık 10 (11 ribaund), Ender Arslan 2 (1 asist), Enes Kanter 4 (2 ribaund), Hidayet Türkoğlu 13 (8 ribaund),
FRANSA (68): Joakim Noah 7 (4 ribaund), Nicolas Batum 13 (1 ribaund), Kevin Seraphin 2, Charles Kahudi 8 (5 ribaund, 1 asist), Tony Parker 20 (6 ribaund, 5 asist), Ali Traore 8 (2 ribaund), Florent Pietrus 4 (4 ribaund), Nando De Colo (3 ribaund, 2 asist), Boris Diaw 3 (5 ribaund,1 asist), Mickael Gelabale 3 (2 ribaund, 1 asist)
1.PERİYOT:14-12
2.PERİTOT:13-19
3.PERİYOT:17-26
4.PERİYOT:20-11
20 Ağustos 2011 Cumartesi
Spora Doyacağız
Bugünden başlayarak 18 Eylüle kadar spora doyacağımızı düşünyorum.Açılışı bugün İspanya bisiklet Turu ile yapıyoruz.İspanya Bisiklet Turu 21 etaptan oluşuyor.Tur 11 Eylülde bitiyor.Eğer bisiklet turlarını yakından takip ediyorsanız ya da hiç bisiklet turu izleme şansı bulamadıysanız İspanya Bisiklet Turu'nu kaçırmayın.
İspanya Bisiklet Turu devam ederken 27 Ağustosta Dünya Atletizm Şampiyonası başlıyor.Şampiyonada bizi temsil edecek sporcuların fazla olması ve başarı beklediğimiz sporcularımızın olması bu şampiyonayı takip etmemiz için yeterli bir sebep.Şampiyona 4 Eylülde sona erecek.
29 Ağustosta bir diğer spor dalında bir organizasyon var.4 Grand Slam'den biri olan Amerika Açık başlayacak.Teniste her organizasyon izlenir ama benim için bir Roland G. iki Amerika Açık şeklindedir.Hele ki erkeklerde Nadal'ı, kadınlarda Ana Ivanovic ve Caroline Wozniacki'yi destekliyorsanız.
Son olarak Litvanya'da düzenlenecek Avrupa Basketbol Şampiyonası var.31 Ağustosta başlayacak zor maraton 18 Eylülde son bulacak.Milli Takımımız şu an için iyi görüntü vermese de eminim ki oyuncularımız en iyi şekilde oyunlarını oynayacaklardır.Unutmayalım ki geçen sene de kötü bir görüntümüz vardı hatta Tanjevic inanılmaz eleştiriliyordu.Sonra ne oldu?Dünya 2.liği geldi.O yüzden umudumuzu kaybetmeden şampiyonayı takip edelim.
Son olarak tarihleri bir daha vereyim.
20 Ağustos - 11 Eylül (Eurosport)
İspanya Bisiklet Turu
27 Ağustos - 4 Eylül (NTVSpor)
Dünya Atletizm Şampiyonası
29 Ağustos - 11 Eylül (NTVSpor)
Amerika Açık
31 Ağustos - 18 Eylül (NTVSpor)
Avrupa Basketbol Şampiyonası
17 Ağustos 2011 Çarşamba
Orhun Ene Litvanya'ya Nasıl Bir Kadro Götürecek?
Litvanya'nın ev sahipliğinde yapılacak olan 2011 Avrupa Şampiyonası'na 13 gün kaldı.Takımımız çalışmalarına tam gaz devam ediyor.Hazırlık aşamasında görüntümüz pek parlak değildi ama moralleri bozmamız gerekiyor.Geçen sene düzenlenen Dünya Şampiyonası'nın öncesinde de oynadığımız maçlar da pek de iyi değildik.O yüzden hazırlıklar sürerken oynadığımız maçların skorlarından çok bir arada oynayarak oyuncularımızın birbirlerini tanıması önemlidir.
OYuncularımızın birbirlerini tanıması diyorum ama kadroda olması muhtemel 3 oyuncumuzun sakatlığı var.Sinan Güler hafiften kendini toparlasa da Ömer Aşık ile Semih Erden'in durumu kafaları karıştırıyor.Her ne kadar şampiyonaya yetişecekleri söylense de takıma dahil olduklarında geçen seneki performanslarından ne kadarını sahaya yansıtacaklar kestirilemiyor.Bu iki uzunumuzun dışında geçen sene takımda çok önemli roller üstlenen Kerem Gönlüm sakatlığından dolayı şampiyonada olamayacak.Geçen seneki başarıda önemli katkıları olan pota altının bel kemiği durumunda olan Semih, Ömer ve Kerem'den yararlanamayacak olunması gerçekten Milli Takım için kötü bir haber.Ömer ve Semih sakatlıktan kurtulur ve sahaya %100 leri verirler.Ama bunun çok kolay olamdığını söyleyelim.Maç temposuna alışmaları zaman alabilir ve bu zaman içerisinde Milli Takım için her şey bitebilir.
Pota altı oyuncularımızdaki bu sıkıntılardan dolayı Orhun Ene epeyce zorlanacaktır.Elinde pota altı oyuncusu olarak Enes, Oğuz, İzzet ve Furkan bulunuyor.Yetişecekleri söyleniyor ama ola ki Semih ve Ömer şampiyonada olmazsa saydığım bu dörtlü ile oldukça sıkıntı yaşarız.Bu yüzden Orhun Ene'nin Ömer ve Semih'i kadroya dahil etmekten başka bir şansı yok.15 dakika oynayabilecek durumda olsalar bile kadroya dahil edilmeleri gerekir.Onlarsız gideceğimiz bir şampiyona bizim için başlamadan biter.
Ömer Aşık ve Semih Erden'in kadroda olabileceğini düşünerek 12 oyuncu kimlerden oluşacak bir bakalım.
Öncelikle kadroda yeri kesin olan isimlerden başlayalım.Bu isimlerin başında takım kaptanı Hidayet geliyor.Oynadığımız turnuvada iyi bir görüntü vermese de Hidayet bu takım için çok değerli.Geçen seneki Sırbistan maçının kahramanı olan Kerem Tunçeri'nin de yeri garanti.Keremsiz guard pozisyonu düşünülemez.NBA'deki temsilcilerimizden Ersan İlyasova'nın da yeri hazır.Takımın hem savunmasında hem de hücumunda önemli rollere sahip olan Ömer Onan da kadroda kesin yer alacaktır.Pota altındaki tek sağlam oyuncumuz olan Oğuz Savaş da kesin olacaktır.Dünya Şampiyonasına yetiştirilemeyen ama bu şampiyonada kendisinden çok şey beklediğimiz Emir Preldzic kadroda yerini alacaktır.
6 oyuncuyu kadroya dahil ettik.Kaldı 6 oyuncu.Pozisyonlardan giderek diğer 6 oyuncunun kimler olabileceğine bakalım.
Guard pozisyonunda Ender, Barış ve Doğuş var.Bu üç isim arasında yeri daha garanti olan oyuncu Ender Arslan.Bir standartı olmamsından dolayı bazen sıkıntı yaratsa da oynadığı zaman neler yapabildiğini biliyoruz.O yüzden Ender kadroda olmalı.diğer isim kim olacak?Genellikle Barış hep 3. guard olarak kadroya alınıyor ama bu sefer Barış'ın değil de Doğuş'un seçileceğini düşünüyor.Guard pozisyonunda savunma yönü yüksek olan bir ismin olması bizim açımızdan daha iyi olacaktır.Bu şampiyonada Doğuş'u denemekte fayda var d,ye düşünüyorum.
Pota altına geldiğimizde Oğuz Savaş'ın kesin olacağını düşünürsek pota altında mücadele edecek diğer üç isim için adaylar Ömer Aşık, Semih Erden, Enes Kanter, Furkan Aldemir ve İzzet Türkyılmaz...Eğer Ömer ve Semih şampiyonaya kadar iyileşir ve 15 dakika bile oynayacak duruma gelirlerse Orhun Ene kesin olarak kadroya dahil edecektir.Eğer Ömer ve Semih kadroda yer alırsa 3.isim belli.Enes Kanter...Ömer, Semih, Oğuz ve Enes'ten oluşacak pota altı güçlü bir pota altı oalcaktır diye düşünüyorum.Tabi ki Ömer ve Semih iyi durumda olurlarsa.
Gelelim kısalara.Ömer Onan, Hidayet, Emir ve Ersan dışında kalan kısalar Sinan, Cenk.Uzun kollarıyla rakip oyuncuları çıldırtan, savunmasıyla takıma moral veren Sinan ile oynanan turnucada iyi bir performans sergileyen, takımın en iyilerinden olarak göze çarpan Cenk Akyol arasında seçim yapmak zorunda kalacak Orhun Ene.Sakatlıktan dolayı fiziksel olarak şu an için iyi durumda değil Sinan Güler.Şampiyonaya kadar ne olur bilemiyorum.Ondan beklenen katkıyı verebilirliği konusunda şu an için şüphelerim var.Diğer taraftan Cenk'e de güvenemiyorsunuz.İyi bir oyuncu ama takıma ne kadar katkı verir kestiremiyorsunuz.Emir de kadroya dahil edilmişken ben tercihimi Sinan'dan yana kullanırdım.Emir hem savunmada hem de hücum da Cenk'ten daha fazla işe yarayacaktır.
Ben 2011 Avrupa Şampiyonası öncesi bir kadro oluştumaya çalıştım.Üç aşağı beş yukarı kadro bu şekilde oalcaktır diye düşünüyorum.Umarım şampiyona öncesi hiçbir sakat oyuncumuz olmaz ve hazır bir şekilde Litvanya'ya gideriz.Benim kadrom şu şekilde;
Kerem Tunçeri, Ender Arslan, Doğuş Balbay, Ömer Onan, Sinan Güler, Emir Preldzic, Hidayet Türkoğlu, Ersan İlyasova, Enes Kanter, Ömer Aşık, Semih Erden, Oğuz Savaş.....
Etiketler:
emir preldzic,
ender arslan,
enes kanter,
ersan ilyasova,
eurobasket 2011,
hidayet türkoğlu,
kerem tunçeri,
oğuz savaş,
ömer aşık,
ömer onan,
semih erden,
sinan güler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
