jose mourinho etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
jose mourinho etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Nisan 2013 Pazartesi

Mourinho Gelirse Kimle Çekişecek?


Mourinho'nun Türkiye'ye gelmesi ile ilgili haberler çıktıktan sonra kafamda bir soru belirdi.Mourinho çalıştığı het takımda, her ülkede rakip takımların teknik adamlarıyla söz dalaşını yapmaktan çekinmiyor.Saha içindeki çekişmeyi saha dışına da taşıyarak istediği ortamı oluşturmaktan geri kalmıyor.Peki Türkiye'ye geldiğinde kiminle çekişecek?Benim aklıma ilk gelen isim Yılmaz Vural.Karşılaştıkları maçtan sonra üstüne bir de yenmişse “ben o kadar iş yaptım ama bana bir tülü şans vermiyorlar” şeklinde konuşup Morinho'yu Anadolu'da bir takımı çalıştırmayı önerecektir diye tahmin ediyorum.Bir başka isim Ziya Doğan.Eğer Ziya Doğan bir takımı çalıştırırsa o dönemlerde kesin olarak “Mourinho efendi gelsin bu kısıtlı imkanlarla çalışsın da görelim” diyecektir.

Mourinho Türkiye'ye gelir mi gelmez mi bilmem ama gelme ihtimali üzerinden olası kapışmaları kafamda canlandırdım da zevkli olabilir.Sonrasında Mourinho bunlar ne diyor deyip kaçarsa şaşmayın.

11 Ocak 2013 Cuma

Lampard "2004-2006"yı Özlüyor mudur?


Andres Villas Boas Porto'daki başarısından sonra Chelsea'nin yolunu tuttuğunda herkes Jose Mourinho'nun izinden gideceğini bekledi.Jose Mourinho'nun eli kulağı olarak çalışmasından ötürü beklenti yüksekti.Andres Villas Boas da bunun bilinciyle takımı en iyi şekilde planlamayı hedefledi ve başarılı olabileceğini düşündüğü oyun sistemini takıma yerleştirmeyi hedefledi.Bu yolda ilk yapmayı planladığı şey John Terry, Frank Lampard ve Didier Drogba'nın dakikalarını azaltmak yerine kendi kafasındaki sisteme uyan oyuncuları oynatmak oldu.Birşeyler yapma peşinde koşan bir teknik adamın yapabileceği hatayı yaptı ve takımın saygı duyulan oyuncuları takımdan kesmeye başladı.Bu durum takım içerisinde huzursuzluk yarattı ve kötü sonuçların gelmesiyle Andres Villas Boas'ın üzerindeki baskı iyice arttı.Ve sonunda Andres Villas Boas ile yollar ayrıldı.John Terry, Frank Lampard ve Didier Drogba takımda sorumluluk aldılar ve sezon sonunda rüya gibi bir başarı elde ettiler.

Bu başarı bazı şeyleri engelleyemedi.Chelsea'de bir değişim gerekliydi ve bazı oyuncular ile yolların ayrılması gerekiyordu.Didier Drogba bu çerçevede takımdan ayrıldı.Takıma Chelsea'ye yıllarca hizmet edebilecek oyuncular alındı.Bir değişimin olduğu açık.Frank Lampard da kesik yiyecek oyunculardan birine benziyor.Geçen sezon aldığı sorumluluk ile başarının mimarı olan Lampard ile Chelsea birlikteliğinde sona geliniyor.Chelsea yönetimi sözleşmesi bitecek olan Frank Lampard ile sözleşme yenilenmesi taraftarı değil.Herhalde Frank Lampard da böyle bir şeyi bekliyordu diye düşünüyorum.Chelsea'de son yıllarda giden oyunculara baktığımızda bunu tahmin etmesi hiç de zor değil.Hazard ve Oscar gibi oyuncuların takımda var olması Lampard'ı geri plan ittiğini söyleyebiliriz.34 yaşındaki oyuncunun başarıyı hayatının merkezine oturtmuş bir patronun takımında başarı için harcanabilecek bir oyuncu olduğunu görmek kendisi açısından da üzüntü verici diye düşünüyorum.

Eee her şey aynı şekilde kalmıyor.Zaman hızla akıp geçiyor.2004 – 2006 dönemini her zaman özlemle hatırlayacaktır diye düşünüyorum.

8 Ocak 2013 Salı

Iker Casillas'ın Mesajı

Jose Mourinho'nun Iker Casillas'ı yedek bırakması sonrasında yapılan eleştirilere katıldığımı söyleyemem.Çünkü Jose Mourinho performansından memnun olmadığı bir oyuncu yerine güvendiği bir başka oyuncuyu oynatmayı seçiyor.Tabi oynatmadığı isim Iker Casillas olunca daha fazla konuşuluyor.Iker Casillas'ın tepkisi de maç içinde yerinde olmuş.Anlamı büyük...

24 Kasım 2012 Cumartesi

Abramoviczedeler Artıyor



Sezon ortasında takımın başına gel, kupalar kazan, takımın tarihindeki ilk şampiyonlar ligi zaferini yaşat yine de yaranamıyorsun.Birkaç kötü sonuç sonrasında kendini kapının önünde bulabiliyorsun.Roberto Di Matteo da Abramoviczede listesine adını yazdırmış oldu.Di Matteo'dan sonra takımı Rafael Benitez devralmış ama Rafael Benitez de gelecek sezonu göremez diye düşünüyorum.

Jose Mourinho, Avram Grant, Luiz Felipe Scolari, Guus Hiddink, Carlo Ancelotti, Andres Villas Boas, Robeto Di Matteo, Rafael Benitez...

1 Ekim 2012 Pazartesi

Nuri Şahin Kendini Bulma Yolunda



Almanya'da Borussia Dortmund forması ile yaptıklarından sonra İspanya'nın yolunu tutmuştu.Mourinho kendisine güvenerek takıma dahil etti ama sakatlığı Nuri Şahin'i fazlasıyla etkiledi ve takımda yer bulmakta zorlandı.Bu sezonun başında da oynamak istediğinden Mourinho'nun da tavsiyesiyle yeni bir yapılanma içerisinde olan Liverpool'a gitti ve yeni bir futbol kültürünün kendisine bir şeyler katacağını düşünerek gittiğini belirterek gitti.Liverpool forması altında çıktığı ilk maçta Arsenal karşısında fazla bir varlık gösteremedi.Takıma yeni gelmesinin de etkisi vardır muhakkak ama fiziksel açıdan yeterli olmaması en büyük etkendi diye düşünüyorum.İngiltere'de oynanan futbolu bildiğimizden dolayı Nuri Şahin'in ilk etapta zorlanacağını biliyorduk.Takımla birlikte çalışmalarını sürdükçe oyuna alıştı ve 20 Eylül'deki Young Boys maçında 1 asist yaptı, 26 Eylül'de oynanan Lig Kupası maçında takımının attığı 2 gol kendisinden geldi ve son olarak 29 Eylül'de oynanan lig maçında 1 gol ve 2 asist yaptı ve bir anda takımda öne çıkan oyuncu haline geldi.

Yani son 3 maça baktığımızda 3 gol ve 3 asist yapmış ki Liverpool teknik adamı Brendan Rodgers da buna dikkat çekerek Nuri Şahin'in performansından memnun olduğunu dile getirmiş.Gençliğinden beri Nuri Şahin'i bildiği belirterek Real Madrid'deki sezonundan sonra aç oyuncu olduğunu ve kendisi kanıtlamak istediğini söylemiş ki son derece haklı.Dortmund kariyerinden sonra Real Madrid kariyeri beklediği gibi gitmeyince bu düşüşün bir sezonluk olduğunu ve kendisinin Real Madrid'de oynayabilecek yeterliliğe sahip olduğunu göstermek adına yakaladığı fırsatı iyi değerlendirmek isteyeceği aşikar.

Nuri Şahin son üç maçtır takımın iyileri arasında gösteriliyor.Maç kondisyonuna yavaş yavaş ulaşıyor.Premier Lig'in kendisine fiziksel güç de katacağını düşünüyorum.Bir yarışın içerisinde kendisini bulması moral açıdan da iyi olacaktır.Kendisine güvenen ve O'ndan sonuna kadar yararlanmak isteyen bir hocası var.Kısacası şu an için her şey Nuri Şahin açısından gayet iyi gidiyor.1 sezonluk aradan sonra kendisini oynarken görmek son sevindirici.Çünkü biliyoruz ki oynadıkça hem kendisini geliştirecek hem de Milli Takım'daki etkinliğini arttıracaktır.

4 Mart 2012 Pazar

Söylem Sert İçerik Doğru



Jose Mourinho son yaptığı basın toplantısında Nuri Şahin ile ilgili gelen sorulara biraz sert cevap vermiş olabilir ama ne demek istediğini anlamak daha önemli diye düşünüyorum.Nuri Şahin sezon öncesi çalışmalara katılamadığı için takım arkadaşlarından fiziki açıdan geride kalmış durumda.Oynadığı bölgede Khedira, Alonso ve Diarra gibi oyuncular olduğunu da düşünürsek fiziki açıdan yetersiz bir Nuri'nin forma şansı bulması çok zordu.Jose Mourinho da bunu bilerek Nuri'nin tam anlamıyla hazır olmasını bekledi.Bekleme süresi de uzun olunca Nuri yeteri kadar şans bulamadı.Durum bundan ibaret.Mourinho da üslup açısından biraz sert olmuş ama anlatmak istediği bu.

Aynı durumlar ülkemizde de yaşanmadı mı?Emre Belözoğlu Fenerbahçe'deki ilk yılında hazırlık kampını kaçırmasından dolayı fiziki açıdan yetersiz kaldığı için kötü performans sergilemedi mi?Nihat Kahveci de Beşiktaş'ta hazırlık kampını kaçırdığı için kendisi toparlamakta zorlanmadı mı?Bu örnekler önümüzde dururken Mourinho'ya kızma hakkımız yok diye düşünüyorum.Söylem sert olabilir ama Mourinho anlatmak istediğinde son derece haklı.

18 Şubat 2012 Cumartesi

Jose Mourinho Sesleri Başladıysa...



Fa Cup mücadelesine Chelsea Birmingham'ı ağırlıyor ve ilk yarı itibariyle 0-1 geride.Oyun anlamında hiçbir şey sergilemeyen Chelsea nasıl gol bulacak bilemiyorum.David Luiz'in serbest vuruşu ve penaltı dışında yani duran toplar dışında pozisyonu yok Chelsea'nin.Maçla ilgili daha önemlisi Chelsea taraftarlarının "Jose Mourinho" diye bağırmasıydı.Yanlış duymadıysam Real taraftarlarının tezahüratını yaptılar.Jose Mourinho çağrılmaya veya dillendirilmeye başlandıysa Andre Villas Boas'a yol göründü demektir.Şansı sonuna kadar hak ediyor ama bakalım patron ne yapacak?

13 Şubat 2012 Pazartesi

Real Madrid Yolu Yarıladı



Real Madrid dün kazanarak Barcelona ile arasındaki puan farkını 10'a çıkardı ve yıllardır bekledikleri şampiyonluğa oldukça yaklaştılar.Mourinho biraz daha temkinli konuşarak hata yapma haklarının olduğunu söylemiş.Son yıllardaki Barcelona'nın El Clasico'larda üstün olduğunu düşünürsek Mourinho'nun bu sözü son derece doğru.Bakalım Mourinho bu kadar yaklaşmış iken Barcelona hanedanlığına son verebilecek mi?

19 Ocak 2012 Perşembe

"Bu takımla baş etmek çok zor Yalçın."



Ömer Üründül'ün bu cümlesi maçın özeti gibiydi.İlk devre Real Madrid alanları iyi kapattığı için Barcelona pozisyon üretmekte zorlandı.Maç Real Madrid'in istediği gibi gidiyordu.Ta ki ikinci yarıya kadar...İkinci yarının başlama vuruşu ile birlikte Barcelona'daki anlayışı rahatlıkla görebilirdiniz.Topun kendilerinde kalması için güvenli paslarla en azından 5-10 dakika topu dolaştıralım düşüncesinde olduklarını gördük.Bu sonucunda ilk yarıda kornerlerde vurdurmadıkları Puyol'a vurdurunca Barcelona skoru eşitlemektense moral açısında öne geçti diyebiliriz.Daha sonra maç Barcelona'nın istediği gibi gitti ve Barcelona maçı 2-1 kazandı.El Clasico'nun her bölümünde senaryo aynı olduğundan detaylı şekilde konuşmaya gerek yok.Mourinho 45 dakikalık bir formül buldu ama başarı için 90 dakikalık bir formül gerekiyor.

4 Ocak 2012 Çarşamba

Real Madrid'den Geri Dönüş



Copa Del Rey'de dün oynanan maçta Real Madrid evinde Malaga'yı 3-2 yendi ve ikinci maça biraz avantajlı çıkacak.Skoruna bakarak Real Madrid'in zorlandığını düşünebilirsiniz ki bir anlamda doğrudur.Uzun zamandır görmediğim bir şekilde ilk 30 dakikada iki köşe vuruşu sonucunda gol yedi Real Madrid.Şaşkınlığı yenilen goller sonrası gösterilen Jose Mourinho'nun yüz ifadesinde okuyabilirdiniz.İlk yarıyı 0-2 geride kapatmasına karşın ikinci yarıda Khedira, Higuain ve Benzema'dan bulduğu gollerle maçı 3-2 kazandılar.Büyük ihtimalle bu turu geçeceklerdir.


Yüz ifadesini okuduğunuzda hiç de iyi sinyaller vermeyen Jose Mourinho maçtan sonra takımını eleştirmekten geri durmamış.Tüm takımın kötü olduğunu, elinde olsa 11 oyuncu değişikliği yapmak istediğini söyledi ki bu sözler takımı kendine getirir diye düşünüyorum.Oyuncular da biraz dikkatli olsunlar.Çünkü Jose Mourinho'nun tersi biraz pistir.

11 Aralık 2011 Pazar

Sonucu 3lü Defans Belirledi # Real Madrid:1 - Barcelona:3



Daha yerime geçemeden gol gelince dondum kaldım.Çünkü Real Madrid avantajlı durumdaydı, sahasında oynuyordu ve 1-0 öne geçmişti.Daha dakika 1...Ama sonra Messi'nin güzel pasıyla Alexis Sanchez durumu eşitledi ve sonrası da geldi.Barcelona kazandığı için mutluyum ama maçtan beklediğimi alamadım.Nedeni ise Mourinho'nun maç öncesinde ne gibi bir taktik belirlediğini görememem.1-0 sonrasında oynanan oyunu mu çizmişti yoksa 1-1 den sonraki oyunu mu çizmişti?Bunu anlayamadığım için maçtan beklediğimi alamadım.O yüzden Mourinho hakkında bir şey diyemem.Ama Guardiola tarafına gelirsek 3lü defans silahını kullandı ve bunda da başarılı oldu.3lü defansa döndükten sonra Alves'i daha iyi kullanmaya başladı.Guardiola Mourinho'yu bir kez daha yendi.Mourinho bu yüzden bunalıma girebilir.Çünkü favori gösterildiği bir maçtan boynu bükük ayrılmak bir teknik adamı sıkıntıya sokabilir.Barcelona'nın kazanmasıyla Real MAdrid'in puan avantajı yok denilecek düzeye geldi.Barcelonaa bundan sonra kolay kolay takılmayacaktır diye düşünüyorum.bu durum Mourinho ve Real Madrid üzerinde baskı yaratır mı göreceğiz.

25 Kasım 2011 Cuma

Villas Boas'ın Geleceği


"Kulüp beni Porto'dan ayırmak için 15 milyon avro ödedi. Aynı parayı beni kovmak için ödeyecekleri zannetmiyorum. Sorumluluktan kaçtığım düşünülmesin. Takım kötü bir dönem geçiriyor. Durumu kişisel algılamıyorum. Şu anda dört kulvarda da mücadelemize devam ediyoruz. Ben de bu kulvarlarda kulübü başarıya taşımak için elimden gelen her şeyi yapacağım. Lig şampiyonu olmak için kalan maçlarımızın tamamını kazanmamız gerekiyor."

Andre Villas Boas

Geçen sezon Porto'da kupa kazandıktan sonra büyük takıma gelmesi sürpriz değildi Villas Boas'ın.Çok şey öğrendiği Mourinho'nun izinden giderek Chelsea'ye geldi.Takıma baktığımızda Villas Boas'ın istediği tarzda oyuncu yoktu ve kendi düşüncesini sahaya yansıtması için transfere ve zamana ihtiyaç vardı.Geldiği gün ile şimdiyi karşılaştırdığımızda fazla bir ilerleme gözükmüyor.Villas Boas iyi oynadıklarını ve bu sonuca yansıtamadıklarını söylüyor ama işe o kadar kolay değil gibi gözüküyor.Takımın başarısız gibi gözükmesinin sebeplerinden biri midir Villas Boas tartışılır.Elbette bu gidişte O'nun da payı vardır ama kötü gidişin asıl sebebi takımın yaşlanması.Forvette sözleşmeleri bitecek olan Drogba, Anelka ve Kalou, orta sahada kaptan Lampard, defansta Terry ve Cole gibi artık belli yaşa gelmiş olan oyuncuların olması Villas Boas zorluyor olabilir.Villas Boas transferler ile bu durumu değiştirmek istedi ama tam anlamıyla bunu başaramadı.Şimdi de bunun sıkıntısını yaşıyor.


Abramovic beni kovamaz diyor Villas Boas ama o kadar emin konuşmasın.Abramovic kafasına koydu mu verir 15i kendisini kovar.Abramovic'i kadronun yetersizliğine ikna edip transfer yapılmasını sağlarsa VilLas Boas işine aynen devam eder.Şu an için kriz denilebilecek bir durumdalar ama dipteler mi yoksa daha da inecekler mi sorusunun cevabı Villas Boas'ın geleceğini şekillendirecektir.


Küçük bir not verelim.Mourinho bir şampiyonlar ligi maçı sonrası gönderilmişti.Villas Boas da bir şampiyonlar ligi maçından sonra iyice tartışılmaya başlandı.Bakalım bu Portekizlini durumu ne olacak.

1 Ekim 2011 Cumartesi

Mourinho'nun Yeni Gözdesi Raphael Varane

Real Madrid forması altında 2. maçına çıkan 18 yaşındaki Raphael Varane ilk golünü Rayo Vallecano karşısında ilginç bir vuruşla attı.18 yaşında Real Madrid gibi bir takımda defansta şans verilen Raphael Varane bu golle birlikte Jose Mourinho'nun gözüne girmiştir.Mourinho bu genç oyuncuyu sık sık oynatacaktır diye düşünüyorum.

21 Ağustos 2011 Pazar

Fırsat Bu Fırsat



"Mourinho, 109 yıllık geçmişi ve büyük bir futbol kültürü bulunan bir kulübe geldi. Barcelona maçının son dakikalarında yaptıkları, bu kulübün onurlu geçmişine yakışmıyor." 

Jorge Valdano

Geçen sezonki fatura Jorge Valdano'ya kesilince anlaşılan Valdano bu duruma içerlemiş ve fırsat bu fırsat diyerek Mourinho'ya laf atmış.Haklılık payı olmakla birlikte bu açıklama ile anlıyoruz ki Mourinho olası bir başarısızlıkta çok zor durumlara düşebilir.Sezonun ilk kupasını Barcelona'ya kaptırdı bile.

12 Mayıs 2011 Perşembe

Mourinho Sana Ne Yapsın


 "Belki de Mourinho bu sözleri, bana söz geçiremediği için sarfetmiştir. Nedenini bilmiyorum. Hiçbir zaman beni anlamayamadı. Ama Mancini, Mourinho'nun yapamadığını yapıyor. İkisi de harika antrenörler olabilir ancak Mancini çok farklı.Buraya ilk geldiğimde, gerçekten çok zorlandım. Farklı bir ülkeye geldim ve sadece 20 yaşındaydım. Bu hiç kolay olmadı ancak şimdi daha iyiyim. İnsanların benim hakkımda düşündükleri beni kesinlikle yansıtmıyor. Normalde çok utangaç biriyim. Eğlenmeyi seviyorum. 20 yaşındaki birinin yaptığı şeyleri yapıyorum."

Mario Balotelli 

3 Mayıs 2011 Salı

Şenez Erzik'ten Mourinho'ya Cevap


" Ben 1971-73 yılları arasında Birleşmiş Milletler'in bir organı olan UNICEF'te 2 yıl görev yaptım. Türkiye'de bir projeleri vardı, çocuk maması geliştiriyorlardı. Bunun için bir teşkilat kurulmuştu, ben de bu projenin direktörlüğünü yaptım. Hayatımın en zevkli çalışmalarından biriydi. Son derece profesyonel bir çalışma oldu. Beni çok tatmin etti. Ancak şu anda hiçbir ilişkim yok. Mourinho'yu maalesef kötü bilgilendirmişler. Hakem atamaları ile uzaktan yakından ilgim yok. UEFA'da atama komitesi ayrıdır.Ben kendisine İyi, Kötü, Çirkin" filmini izlemesini tavsiye ediyorum. Oradaki Clint Eastwood'u kendisine örnek alsın. Maalesef kendisini aldatmışlar. Akıllı olmasını tavsiye ederim."

Şenez Erzik

1 Mayıs 2011 Pazar

Ben Futbolun Totaline Çomak Sokarım




Jose Mourinho.. Dünya, gaz ve toz bulutu olarak oluştu ise, o da muhtemelen zeka ve ego bulutu olarak meydana geldi. Bundan sadece on sene önce dünya futbolunda hiçbir yeri olmayan bir tercüman iken sadece on senede adına kitaplar yazılan, üzerinde saatlerce tartışılan, tapılan ve nefret edilen ama hep dillerde olan bir ikon halini aldı. Bunu yaparken asla hazıra konmadı, hep kendi yarattığı sistem ve takımların lideri oldu, hep kendi bildiği doğruları ortaya koydu. O bugün itibariyle dünya futbolun sürekli kazananı ve sürekli nefret edileni. Bu nefretin en büyük kaynağı da kendisi, tutumları, hal ve hareketleri, davranış biçimleri. Işin ilginci bunun en çok Jose farkında, ve bu tiyatro en çok Jose’nin ve takımlarının işine geliyor.

Jose Mourinho’yu yakından takip edenler, onu iyi tanıyanların yazılarını ya da görüşlerini okuyanlar, onun futbol dışındaki hayatını iyi bilenler, en azından adına yazılmış iki üç kitabı okuyanlar bilirler ki Jose Mourinho futbol dünyasında hep maske takar, hep bir rolün gereğini yerine getirir. Evet egosu her zaman çok yüksektir ama akıl oyunlarında kullandığı o itici ve küstah tavır hayata genel bakışında yoktur. Çocukları ile olan ilişkisinde, insanlarla olan günlük temaslarında, hatta bir maça çıkarken çıkış tünelindeki çocuklarla şakalaşmasından bunu görebilirsiniz. Ama perde açılıp oyun başladığında Jose hakikaten ancak çok severseniz kabul edebileceğiniz bir adam halini alır. Çoğu zaman saygısızdır, küstahtır, olayları kendine yontar ve çoğu zaman rakiplerine tepeden bakar. Jose’nin maharetinin büyük bölümü de burada yatar işte. Çünkü bu karizma ve bu tavır iyi ya da kötü anlamda öyle yoğunlaşır ki, Jose gittiği takımın yıldızı olur. Değil Porto, Chelsea gibi kulüpler, Real Madrid gibi tarihin en büyük kulübü olarak gösterilen ve en büyük yıldızların resmi geçidine şahitlik yapmış bir oluşumda bile böyledir bu. Orada Ronaldo, Kaka, Casillas yoktur, orada Mourinho vardır ve tüm takımın üzerindeki baskıyı üstüne çeker, bu milyon dolarlık büyük egoları ise tamamen futbola konsantre etmeyi başarır, hem de sahada kendini öldürebilecek kadar konsantre etmeyi.


Jose Mourinho ‘yu fazlasıyla özel kılan etkenlerin başında sürekli değişmesi ve yeniliğe açık olması gelir. Bu sezon başı İspanyol basınına verdiği demeç onun başarısının anahtarını çok net sunar aslında. ‘’Bir teknik direktörün bir ülkeye gelip bu benim oyun anlayışım ve sistemim deme lüksü yoktur’’ der Portekizli. Her futbol kültürünün, takımının ve liginin kendi iç dinamikleri vardır ve bu özel adam bunları sonuna kadar sistemin içinde dikkate alır, ortaya koyduğu oyun karakterine ince ince işler. İlk büyük çıkışı olan Porto’dan beri sürekli kazanmakta olmasına rağmen sürekli kendini yeniler, sürekli dünya futbolu üzerine araştırır, kafa yorar ama en önemlisi her ne kadar dışarıya aksettirmese de kendiyle de her gece kafayı yastığa koymadan kavga eder Jose Mourinho. Muhtemelen ilk yarı Camp Nou’da alınan tarihi mağlubiyetten sonra kendisi ile verdiği o kavgaların en şiddetlilerinden birini yaşamıştır. Ama bu kavgalar onu, futbolda doğruya giden tek yol olmadığı konusunda daha da netleştirir ve üç ay önce doğru yol olanın bugün olmayabileceği konusunda içiyle uzlaşmasını sağlar, o yüzden de ceplerinde her aksiliğe karşı bir çözümü mutlaka taşır Jose.


On sene içerisinde bir fenomen haline gelen bu adamın en büyük artılarından biri taktik dehasıdır elbette ama oyuncu ilişkilerinde nasıl kusursuz bir figür olduğunu yazmaya gerek var mı emin değilim. Yine o meşhur röportajında der ki; ‘’Dürüstlük bir antrenörde belki de bir insanda olması gereken en önemli şey. Bir insan olmak için ve bunu futbola geçirmek için, bir lider olmak için… Çünkü bir hoca bir liderdir, bence dürüstlük en mühim şeydir. Kararlarımda hatalarım olacaktır, analizlerimde de, ama oyuncularımla aramda en üst seviye dürüstlüğü sağlayacağım. Benim hiçbir eleştirim onlara başkalarının ağzından gitmeyecektir. Bunu bana tecrübe söylüyor. her zaman için çalıştığım oyuncu grubuyla müthiş bir ilişkim oldu ve bu mükemmel ilişkinin “suçlusu” benim maksimal dürüstlüğümdür onlara karşı.” İşte Lampard’ın da Terry’nin de, Materazzi, Sergio Ramos ve Ronaldo’nun da o’nun için sahada ölürüz sözünün temelini oluşturan düşünce şekli budur. Benim hiçbir eleştirim onlara başkalarının ağzından gitmeyecektir diyebilen ve bunu uygulayabilen bir teknik adam, dünyanın geri kalanı tarafından nefretle karşılansa bile o oyuncu grubu için ilahtır. Bu yüzden Marco Materazzi gibi sert ve kasap görünüşlü bir adam bile, Jose takımdan ayrılırken ona sarılır ve hüngür hüngür ağlar.


Son yıllarda özellikle Barcelona karşısında aralarında yıllar öncesine dayanan gerginlikle beraber sivrilen rekabette ayrı ayrı sınavlar vermeye başladı Portekizli teknik adam. Şimdi burada öncelikle Mourinho’nun hem Inter ile hem de Real Madrid ile Barca karşısında yaptığı savunmaya büyük saygı duyduğumu belirtmek isterim. Jose Mourinho’nun genel kimliği ile Barcelona maçlarını ayrı tutmanın daha faydalı ve doğru bir analiz olacağını düşünmekteyim. Porto’yu, Chelsea’yi, ve Inter’I eğer sezon genelinde izlemişseniz Mourinho’nun bu takımlarda asla defansif bir oyun ortaya koymadığını görürsünüz. Evet Jose asla ve asla hücum delisi bir teknik adam olmamıştır ama bazı üst seviye zorluk taşıyan maçlar hariç bu denli katılaşmış bir savunma yapısına Mourinho takımlarında rastlayamazsınız. Peki nedir Jose Mourinho’nun son dönemde futbol katili olarak da adlandırılmasına sahip olan bu anti- Barcelona çalışması?


Bu savunmayı tarif etmeden önce şunu açıkça ortaya koymak gerekir ki, Barcelona futbol takımı 6-7 senelik bir kurguya sahip, mükemmel pas trafiği, oyun görüşü ve zekası olan oyunculardan kurulu, harika parçaların müthiş bir düzenle işler hale geldiği futbol tarihinin en sıradışı ve en etkili takımıdır. Bu takımı yenmek için iki yolunuz var, ya onlardan daha iyi olacaksınız, ya da onların o kadar da iyi olmadığına onları maç içinde düşünmeye sevk edeceksiniz. Jose ilkini henüz hiç yapamadı, yani Barca’dan daha iyi bir takım yaratabilmiş değil, onları daha iyi oynayarak safdışı bırakabilmiş de değil ama Jose Mourinho zaten böyle bir adam da değil. Portekiz’li bir takımın başında on sene kalıp bir ekol yaratayım tavrını kariyerinin bu noktasına kadar hiç benimsemedi ki yapısı itibariyle de bence asla benimsemeyecek. Jose Mourinho kafasındaki hedef için elindeki parçayı en ideal ayarlara getirip onu mükemmelleştirmeye çalışan bir adam. Barcelona’nın çoğu takıma altıncı yedinci dakikadan sonra yok biz oynamıyoruz dedirten mükemmelliğini çomak sokarak bozabileceğini gösterdi ve diğer takımların bu kadar erken pes etmemeleri gerektiğini de yüksek sesle vurgulayıp tepki aldı. Jose bir şekilde Barca’nın o sarsılamaz özgüveninin de sarsılabileceğini, aslında onların da insan olduğunu ve Ivan Drago gibi kaşlarının açılabileceğini gösterdi, nasıl yapılacağını da ortaya koydu ama gelin görün ki hala bunu başka yapabilen henüz çıkmadı. Yani iş Barcelona’yı nasıl durduracağını bilmek değil, o aslında çoğu teknik adamın bildiği işin kolay kısmı ama iki apayrı kültür iki apayrı takımla, hele hele Real Madrid gibi genlerinde savunmanın ‘s’si olmayan bir takıma bu kadar kusursuz alan parselizasyonu yaptırabilmek, oyunculara kafasındakini bu kadar hızla aktarabilmek gerçekten şaşılası bir mükemmellik.


Kısaca toparlamak gerekirse Jose Mourinho futboldaki kötü adamsa bile, kötülüğün sıradanlaştığı şu yeni dünya düzeninde keşke her kötü Jose gibi olabilse. Hayatta ve doğal olarak futbolda da hiçbir şey sürekli değil. Hem bu Barcelona mükemmelliği bir gün sona erecek hem de bu Jose dehası muhtemelen. Ama futbolun sadece gol, pas ya da hücum olmadığını iyi bilen ve sahadaki aklı görmeyi her zaman fazlası ile önemseyen ben, bu kusursuz makinanın bu kusursuz zeka ile kapıştığı bu maçlardan zevk almaya devam edeceğim. Jose muhtemelen iki sene sonra Real’i de tepeye çıkardığında bir başka macera için başka yollarda çok büyük bir ihtimalle de tekrar İngiltere’de olacak, çünkü o heyecan alabildiği sürece ve antitez üretebildiği sürece kazanmayı seviyor. Yoksa Porto’yu hadi bilemedin Chelsea’yi en kötü çoktan efsane olduğu Inter’i asla bırakmaz ve bunun kaymağını yerdi. Ama o kafa tutmayı deli gibi seven bir dahi, ve başarılı olabilmek için hırsını körüklemesi gereken bir motivasyon aracı her zaman yakınında olmalı, bu kimi zaman Benfica olur, kimi zaman ManU, kimi zaman Barca, o’nun için fark etmez, hedefi hep kazanmaktır. 


Erman Yaşar (Eurosport)

27 Nisan 2011 Çarşamba

3. Randevu Öncesi Son Kapışmalar





"Umarım bizim aleyhimize hata yapmaz ve iki takım da sahadan şikayet etmeden ayrılır. Ama Guardiola'nın mutlu olacağına inanmıyorum. O benim hayatımda gördüğüm maçtan önce hakem eleştiren tek teknik direktör. Ben hakemlerden şikayetçi olduğumda bunu inanarak yapıyorum."


Jose Mourinho


El clasico kapışmasının 3. maçına geldik ve dünkü basın toplantıları baya hareketli geçti.Guardiola ve Mourinho birbirleriyle ilgili şeyler söyleyip durdular.Ama eminim ki Mourinho İngiltere'deki ortamı özlüyordur.Neyse Şampiyonlar Ligi yarı final ilk maça Wolfgang Stark'ın atanması üzerine Mourinho umarım hata yapmaz demiş.Nedeni ise Wolfgang Stark'ın Messi'yi beğenmesi.Mourinho endişelenmek de haklı olabilir ama hakem kararları verirken Messi'ye olan hayranlığı aklına gelmeyecektir diye düşünüyorum.Bu arada Guardiola da basın toplantısında Mourinho'nun basın toplantılarının kralı olduğunu ve asıl cevabı saha da vermeyi tercih ettiğini söyledi.



21 Nisan 2011 Perşembe

Barcelona:0 - Real Madrid:1 (Mourinho Bugu Buldu)


2. El Clasico geride kaldı.Gülen taraf fotoğraftakinin attığı golle Real Madrid oldu.Maçı izleyenler, özellikle ilk yarı, bir ara Barcelona - Inter maçını hatırlamış olabilir.Çünkü Mourinho Real Madrid'e Inter'deki alan savunmasını öğretmiş ve oyuncular bunu en güzel şekilde uyguladılar.Barcelona pas yapmakta zorlandı, rakip kaleye gidip tehlikeli bir pozisyon yatamadı.Real Madrid ise Ronaldo ile 2, Pepe ile 1 kez gole yaklaştı ama sonuç alamadı.Özellikle Pepe'nin direkten dönen kafası Madrid'i erken öne geçirmekten etti.İkinci yarı Barcelona biraz daha derli topluydu.Pas alışverişleri daha iyi yapınca ve biraz da Messi hareketlenince bir anda oyun Barcelona'ya döndü.Real Madrid orta saha tepki veremez oldu, ileride top tutamaz oldu.Bu dakikalarda Barcelona tehlikeli ataklarla gol bulmaya çalıştı.Ama bir türlü müthiş oynayan Casillas'ı geçemedi.Maç uzatmalara gittiğinde açıkcası ben penaltılara kadar gideceğini düşünmüştüm.Ama oyunu tamamen kontra atak üzerine kuran Real Madrid zaman zaman etkili olarak golün sinyalini verdi.Di Maria'nın ikili oyundan sonra yaptığı orta sonrası Ronaldo topu geldiği köşeye göndererek takımını 1-0 öne geçirdi ve bu golle takımının 18 yıllık özlemine son vermiş oldu.Mourinho bu maçta ilk maça oranla dersine daha iyi çalışmış.Özellikle ilk yarıda orta sahayı kapatarak Barcelona'nın pas yapmasını engelledi.Bu durum şampiyonlar ligi maçlarında da geçerli olacaktır ama ben açıkcası Barcelona'nın buna karşılık vereceğini düşünüyorum.Bu maçın ikinci yarısındaki oyunun benzerini sergileyebilirse Mourinho maalesef üzülecektir.Aksi takdirde Mourinho Barcelona'nın bir bugunu bulmuş ve sürekli oradan saldırıyor.Başta Mourinho olmak üzere tüm Real Madridlileri kutluyorum.Barça taraftarı olarak artık önümüzdeki maçlara bakacağız.Özellikle sezonun kader maçları olan 3. ve 4. El Clasicolar...