zaytung etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zaytung etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2011 Çarşamba

İşte Tek Maçtan Yatmanın Nedeni




İstanbul Üniversitesi İşletme Bölümü 3. sınıf öğrencisi Samet Kutlubağ'ın uzun süredir dile getirdiği "Abi yemin ediyorum bu Chelsea sırf benim kuponları yatırmak için yeniliyor" şeklindeki iddialar, dün akşam saatlerinde Ada'dan gelen bir açıklamayla doğrulandı. Chelsea'nin teknik patronu Carlo Ancelotti, dünkü antrenmanın ardından düzenlediği basın toplantısında özellikle şampiyonluk şansını büyük ölçüde yitirdikten sonra sırf Samet'e gıcıklık olsun diye bazı maçları bilerek kaybettiklerini itiraf ederken "Ne yapalım, bizim de tek eğlencemiz bu" ifadelerini kullandı.
Sezona fırtına gibi başlayan ancak daha sonra bir türlü istediği sonuçları almayı başaramayan Chelsea'deki inişli çıkışlı görüntünün ardındaki asıl neden, takım menajeri Carlo Ancelotti'nin dünkü basın toplantısıyla birlikte ortaya çıktı. Akşam antrenmanının ardından düzenlediği basın toplantısında son dönemlerde sergiledikleri istikrarsız performans ile ilgili olarak çarpıcı açıklamalarda bulunan Ancelotti, ligde şampiyonluk yarışından kopunca, bir süredir sırf birilerinin bahis kuponlarını yatırmak için maçlara çıktıklarını itiraf ederken "Valla, özellikle bu Samet Kutlubağ ismindeki arkadaşın en az 10-15 kuponunu tek maçtan yatırmışızdır. Başkanımız Abramoviç kusura bakmasın ama koca kulübün bu seneki tek eğlencesi bu oldu. Zaten şampiyonluk gitmiş..." sözleriyle futbolseverleri şaşırttı.


"Futbolcularımla ortak hareket ettik
Son dönemde aldıkları dengesiz sonuçların tamamen Samet'e gıcıklık olsun diye kurulmuş bir tezgahın sonucu olduğu belirten usta teknik adam, bu gencin iddaa kuponlarını yatırmak için takımdaki futbolcularla nasıl ortak hareket ettiklerini şu sözlerle anlatı:
"Ligde bir iddiamız kalmadığından beri tek eğlencemiz insanların bahis kuponlarının yatmasını sağlamak oldu. Öyle ki; maçtan önce soyunma odasında, 'Hangi sonucu alalım da kim nasıl daha fazla kaybetsin' diye, çeşitli taktikler üzerinde uzun uzun tartıştığımız bile oluyor. Tabii, hal böyle olunca herkes bizim üzerimize bahis oynamaktan kaçınır oldu ama çeşitli kaynaklardan aldığımız bilgilere göre Samet Kutlubağ isimli bu arkadaş o kadar maç arasından, her hafta bizi yine kuponuna koyuyormuş. Bunu öğrendiğimizden beri Samet'in kuponlarını tek maçtan yatırmaktan başka düşüncemiz olmadı. Samet o hafta bizim maça ne oynamışsa biz sahaya mutlak tersini yapma parolasıyla çıkıyoruz. Kuponu yatırdığımızı öğrendikten sonra soyunma odasındaki kahkahaları sizin de bir kez duymanızı isterdim. İnanın yani epeydir bu kadar eğlenmiyorduk..."


"Yeminini bozdurmak en büyük keyif"
Abramoviç'in milyonlarca avroluk yatırımına rağmen böyle bir şey yapmaktan geri duramadıklarını sözlerine ekleyen kurt hoca, "Bazen de haberi geliyor, bu Samet yemin etmiş 'Bir daha Chelsea maçına oynamam' diye. O zaman hemen 2-3 hafta seri galibiyetler alıp yem atıyoruz. Beyimiz hemen yine bizi banko yazıyor kuponuna. Sonrası malum, gelsin yeminler gitsin küfürler... ahahah hiç akıllanmayacak yaa bu çocuk" diyerek, ekledi: "Bir iki defa sinirinden ağladığını bile duyduk. O bizi biraz üzdü açıkçası..."
Kendisinin yine yaşını başını almış bir menajer olarak gencecik birinin çok fazla üstüne gitmeyi istemediğini ancak futbolcularının biraz da Ada insanının muzipliğinden midir nedir, hepten acımasız olduğunu kaydeden Ancelotti itiraflarını şöyle noktaladı: "Bana kalsa, tamam hadi yine maçı Samet'in kupona göre kazanalım, kaybedelim veya alt bitirelim falan ama bizim çocuklar ne yapacaklarsa bir de kalkıp maçın 90. dakikasında yapıyorlar. Ya da tutup 2-0'dan, 3-0'dan maç veriyorlar. Bir gün bu çocukcağızın yüreğine inecek diye korkuyorum inanın..."




Zaytung  

8 Aralık 2010 Çarşamba

Zaytung Haberleri - 2




3.ligin iddialı takımlarından Gerede Gençlikspor'un yeni yönetimiyle birlikte başlattığı tesisleşme atağı Bolu Dağı'nda açılan "Kendin Pişir Kendin Ye" lokantasıyla devam ediyor. Lokantanın açılış töreninde günümüz futbolunda kalıcı başarılar elde etmek için tesisleşmenin önemine vurgu yapan kulüp başkanı Süleyman Gergef "Bu bugün lokanta olur, yarın soyunma odası, öbür gün kondisyon salonu. Önemli olan bir yerden başlamak..." sözleriyle camiaya umut aşıladı.
Camia tam kadro açılıştaydı
Futbolcularla birlikte, yönetim kurulu üyeleri ve 15 kadar taraftarın da hazır bulunduğu coşkulu bir törenle açılışı yapılan "Gerede Gençlik Kendin Pişir Kendin Ye" lokantasının tüm camiaya hayırlı olmasını dileyen Gergef, geçtiğimiz ay açılan canlı alabalık tesisleriyle birlikte atağa kalkan Gerede Gençlikspor'un şu an herkesin imrenerek baktığı bir kulüp haline geldiğini belirtti.
Göreve geldiğinde kulübün bir tane dikili ağacının bulunmadığını ifade eden Gergef, "Yönetimde görev aldıktan sonra uzman olduğum alanda kulübüme faydalı olmaya çalıştım. Ben lokantacılık kökeninden gelen bir insan olduğumdan şimdilik bunlarla başladık. Elbette bu iki tesisimiz yeterince para döndürmeye başladığında sıra sporla biraz daha ilgili tesislere de gelecektir. Her şeyin bir sırası var, yeri var..." diyerek tesisleşme atağının önümüzdeki dönemde de süreceğinin sinyallerini verdi.
Başkan Süleyman Gergef, konuşmasında yönetim içerisindeki muhalif kesimden gelen, "Futboldan hiçbir şey anlamadığı ve kulübün kaynaklarını çarçur ettiği" yönündeki eleştirilere de yanıt vererek şunları söyledi:
Başkan muhalefete yüklendi
"Tesisleşme diyince bazılarının akıllarına stattan, tribünden başka bir şey gelmiyor. Ben şahsen buna at gözlüğü ile bakmak diyorum, vizyonsuzluk diyorum. Bu zihniyetin geçen sezon şanlı Gerede Gençlikspor'umuzu getirdiği noktayı hepimiz biliyoruz. Kulübün kasası tamtakırdı. Oyuncularımıza para ödeyemiyorduk. Şimdi bu iki tesisin ayda en az 10-15 bin lira bir getirisi olur. Düş elektriğini, suyunu, kirasını. Nereden baksanız temiz 6-7 bin lira kalır. Artı futbolcularımızın gıda ihtiyaçlarını bu şekilde bedavaya getirme durumumuz da var. Karnı acıkan oyuncumuz gelir kulüp tesislerinde yer balığını, kebabını, güzelce proteinini de alır. Hesap ortada değerli arkadaşlar..."
Takım kaptanı: "Açlıktan ölmememiz mucize"
Törende söz alan takım kaptanı Serkan Biltek ise, geçen sezon alınan başarısız sonuçlarda yetersiz beslenmenin önemli rol oynadığına dikkat çekerek, oyun sırasında futbolcuların açlıktan patır patır bayılmaları nedeniyle birçok maçı eksik kadroyla tamamlamak durumunda kaldıklarını hatırlattı. Geçtiğimiz sezon kulübün adeta bir toplama kampına benzediğini söyleyen Biltek, şöyle devam etti: "Hakem geliyor 'Noldu evladım, neyin var?' diye soruyor. Kulübün şanına zarar vermemek için susuyor, 'Sabahtan beri bir şey yemedim hocam' demiyor o arkadaşımız. Onun yerine hakemi aldatmaya yönelik hareketten kart görmeyi tercih ediyor. Ligde kalmayı başarmamız kadar, sezon sonunda kimsenin ölmemiş olması da büyük bir mucize bana kalırsa..."
Oldukça duygusal bir havada geçen konuşmasında, tesisleşme hamlesi için yeni yönetime ve başkan Gergef'e teşekkür etmeyi de ihmal etmeyen Biltek "Başkanımızdan Allah razı olsun, geçtiğimiz 2 aylık sürede canlı alabalık tesisimiz sayesinde çok şükür midemize bir şeyler girdi. Tam alabalıktan tiksinmek üzereyken açılan bu yeni tesis sayesinde önümüzdeki haftalarda daha da güçlenip ligdeki ilk puanımızı alacağımıza yürekten inanıyorum. Taraftarlarımızın da buna inanmasını ve bize destek olmalarını istiyorum." diyerek 15 kişilik topluluğa anlamlı mesajlar yolladı.  

4 Ekim 2010 Pazartesi

Krampon Haberleri - 1



Dr. House: Fenerbahçe kulübü ilgimi çekiyor



Son günlerde adı sıkça Siyami Ersek Hastanesi ile anılan Princeton Plainsboro'nun etkili silahı Dr. Gregory House, Türk basınında ilk kez krampon.net'e konuştu. Yanında Cameron ya da 13'ü getirmediği için 5 dakika ağır trip attığımız tecrübeli doktor, sorularımıza samimi yanıtlar verdi, Fenerbahçe ile ilgili sürpriz açıklamalarda bulundu. İşte o röportaj:

Krampon: Hem kılsınız, hem de dahi. Mourinho sizin tahtınızı sallar mı? Fenerbahçe ile görüştüğünüz doğru mu?
House: Yapmayın, Foreman bile Mourinho'dan daha gıcıktır. (Gülüşmeler) Fenerbahçe meselesini ise daha Wilson'a bile söylemedim. Evet, Cameron bana Fenerbahçe'nin dosyasını getirdi. Rapora bakınca önce büyük bir sorun yok diye düşündüm. Kadro iskeleti iyiydi, yeni transferler hiç olmadığı kadar faydalı olmaya adaydı, paralı bir yönetim, sevilen bir hocası vardı. Ama yine de teşhis edilemeyen bir hastalık mevcuttu. Bu benim ilgimi çekti. Bu virüs neyse bulmak isterim.

K: Fenerbahçe'de görev alırsanız ilk hamleniz ne olur?
H: Tüm kadronun MR'a girmesini isteyeceğim. Zaten ikinci adresleri gibi. (Gülüşmeler) Sonra genç Semih ile ciddi bir konuşma yapacağım. Bu kadar hakkı yenen bir insanın hiç isyan etmemesi, başka takıma gitmemesi bir semptom olabilir. Semih'in bağışıklık sistemi fazla çalışıyor sanırım. Yani 'it could be autoimmune'. (İngilizce gülüşmeler)

K: Tek sorun Semih mi?
H: Hayır tabi ki. Koşmayan Alex diye bir adam varmış. Çok sık Brezilya'ya seyahat ediyor. Oralarda bulunan bir virüsü kapmış olabilir. Bir futbolcunun bu kadar az koşması normal değil. Bir de çok kitap okuyor. Kitap okuyan bir futbolcu... Ya bunlar da birer semptomsa?.. Aynı virüs herkeste farklı etki yaratmış olabilir. Aykut Kocaman'ın rap yapar gibi konuşması, Bilica'nın ruhsal iniş çıkışları, Volkan'ın evlenmesi.. Bunları hep incelemek gerekiyor. Tek emin olduğumuz sorunun lupus olmadığı. (Gülüşmeler)

K: Peki Aziz Yıldırım'ı nasıl buldunuz?
H: Tıp gelişmeye devam ediyor. (Gülüşmeler)

K: Peki 3 yıl üst üste şampiyon olacağız sözü vermesine ne diyorsunuz?
H: Everybody Lies (Herkes yalan söyler)

K: Son olarak Fenerbahçe'den özel bir isteğiniz olacak mı?
H: Öğle yemeklerine para vermem.